
Dileep
Radhakrishnan (Radha)


Dileep
Radhakrishnan (Radha)

Gopika
Malathi

Indrajith Sukumaran
Komban Kumaran

Lal
Divakaran

Biju Menon
Freddy

Bhavana
Rosie

Rajan P Dev
Thorayil Aashan

സലീം കുമാർ
Vareed

Balu Varghese
Young Kumaran

Mala Aravindan
Kanaran

Shobha Mohan
Shantha

Koottickal Jayachandran
Lawrence

Kalabhavan Shajon

Sukumari
Bhavaniyamma

Cherthala Lalitha
Karthu

Oliver ve Barbara Rose 18 yıldır evlidir. Artık Barbara boşanmak istemektedir, ama iş hangisinin pahalı evlerine sahip olacağına gelince ikisi de geri adım atmamaktadır. Oliver’ın avukatının usta taktikler vermesine rağmen herşey için artık çok geçtir...

Molly Gunn hayatta olmayan bir rock yıldızının kardeşidir ve hayatta bir gün olsun çalışmamıştır. Para kaynakları kesilince çalışmanın ne demek olduğunu öğrenmeye başlar. İlk işi 8 yaşındaki bir kıza dadılık yapmak olur. Birbirlerine benzemeseler de zamanla ilginç bir dostluk geliştirirler... Brittany Murphy ve Heather Locklear gibi oyuncularıyla dikkat çeken bir komedi filmi.

Warren Schmidt hayatının en zor dönemlerinden birine gelmiştir. Uzun süre çalıştığı işinden emekli olmuştur ve kendisini tamamen işe yaramaz hissetmektedir. Ayrıca kızı Jeannie istemediği biriyle evlenmek üzeredir ve karısı Helen 42 yıllık evlilikten sonra aniden vefat etmiştir. Birdenbire işsiz, eşsiz ve ailesiz kalan Warren için hayatı çok anlamsızlaşmıştır. Bütün bu kötü gelişmeler üzerine Warren kendini tanımak ve atalarını keşfetmek için bir seyahate çıkmaya karar verir.

Jon Katz’ın anılarından beyazperdeye uyarlanan film, orta yaş bunalımındaki bir yazarın collie cinsi bir köpekle birlikte değişen hayatını anlatıyor. Eskisi kadar üretken olmayan bir yazar olan Jon Katz, kendisine bir köpek alarak hayvanın daha rahat etmesi için bir çiftlik evine taşınır. Ancak orta yaş krizinde çıldırmanın eşiğindeki bu adam, ondan daha deli çıkan köpeğini dize getirirken, kendini bulacaktır.

Roman yazarı Mavis Gary, boşandıktan kısa bir süre sonra, doğup büyüdüğü Minnesota'daki küçük kasabasına geri taşınır. Geçmişte kalan eski sevgilisini tekrar görmeyi uman Mavis onun artık evli ve çocuklu bir erkek olduğunu görecektir...

Kuzey İngiltere'de 1984 yılında yaşanan madenci grevinin sosyal bir zemin olarak karşımıza çıktığı film, ağabeyi ve babası greve katılan 11 yaşındaki bir çocuğun tek başına ayakta durma savaşını ve içsel mücadelesini anlatıyor. Box ringini terkedip bale dersleri almaya başlayan Billy Elliot'un seçimi ailesi tarafından yadırgansa da, bale hocası Bayan Wilkinson ona arka çıkacaktır * Yeşilçam filmlerini özleyenler için muhteşem. Özlemeyenler için de muhteşem * filmi seyrederken kendi kendime "şu çocuk kadar istikrarlı olamadım:)" diye hayıflandım * Zarif film. Sade içten rahat. Olduğu gibi olabilen insanlar gibi...

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.

Müthiş bir dönüşüm ve modernleşmenin pençesinde bölünmekte olan Japonya'dayız. Taşralı, emekli bir karı-koca, Tokyo'da yaşayan evlenmiş çocuklarını ziyarete giderler. Gençler giderek hızlanmakta olan şehir yaşamının meşguliyeti içerisinde, onlarla ilgilenmektense birbirlerine pas edip kurtulma hafifliğindedirler. Sadece savaşta ölmüş oğullarının dul gelini yaşlı çifte şefkat ve ilgi gösterir. Evlerine döndüklerinde kırgın ve kafaları karışıktır. Çocukların titreyip kendilerine gelmesi için dramatik bir olayın gerçekleşmesi gerekecektir. Ülkesinin 50'li yıllarda geçirdiği kültürel dönüşümün izini sürmekten yorulmayan Japon yönetmen Yasujiro Ozu'nun hem kendi başyapıtı hem de eşsiz ritmiyle, sinema sanatının en güzel filmlerinden biri.

16 yaşındaki Asyalı Amerikan Chang, okulun yıldız basketbol oyuncusuyla mezunlar buluşmasına kadar smaç atabileceği konusunda iddiaya girer. Bunun sonucunda 1,70 boyundaki Chang, sadece hoşlandığı Kristy'yi etkilemek için değil, aynı zamanda okuldaki akranlarının gözünde saygınlık kazanmak için de smaç atmayı öğrenme arayışına girer. Ancak bunu yapmadan önce kendisiyle, arkadaşlıklarıyla ve ailesiyle ilgili bildiği her şeyi tekrar gözden geçirmesi gerekir.

Sessiz sinema doneminin unutulmaz yapitlari arasinda yer alan ve kurgu ile belgesel anlayisin icice gectigi film, 1920’lerin Berlin’inde yasayan kendisini canlandiran, oyunculuk deneyimi olmayan bes genc Berlinli’nin bir Pazar gununu anlatiyor. Bir hikâye anlatmaktan ziyade o tatil gununun rahatligini pelikul uzerinde belgelemektir amaci. Kamera filmin buyuk bolumunde sokaklarda, gercek mekânlardadir. Bu baglamda hem Siirsel Gercekcilik’in hem de Italyan Yeni Gercekciligi’nin oncusu sayilir. Nazi Partisi’nin iktidara gelmesinden sadece birkac yil oncesinin Almanyasi’ni ve bambaska bir ruh halini gostermesi bir yana, yaraticilarinin tumunun III. Reich doneminde Hollywood’a kacip, orada une kavusmasiyla da ayrica sinema tarihinde onemli bir yere sahiptir…

Eskiden Limp Bizkit'in vokalisti olan Fred Durst yeni yeni soyunduğu yönetmenlik görevinde Ice Cubeve Keke Palmer ile The Longshots'ı beyazperdeye sunuyor. Eskiden lisede Amerikan futbol starı olan Curtis, yeğenini Amerikan futbol Pop Warner lig tarihindeki ilk kız oyun kurucu olması için eğitmektedir. Harvey Colts, Pop Warner liginde en güçlü takım olmayı amaçlamaktadırlar. Ancak işler kötüye gitmedktedir. Bu yüzden takımda taze bir kana ihtiyaç vardır. Eski oyuncu olan Curtis'in yeğeni Jasmine'e topu gerçek bir Amerikan futbol devi gibi atmayı öğretmiştir. Gerçek bir hikaye olan bu filmde 11 yaşındaki Jasmine'in takımı ayakta tutmasına, muhteşem azmine ve başarısına tanık oluyoruz.

Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian Wilder geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia Dolan ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.

Paris'te garsonluk yaparak, kendine özgü bir dünyada yaşayan saf, çekingen ve masum bir kızdır Amelie. Annesinin beklenmedik ölümü, babasının soğuk tavırları ve yaşadığı travmalar sonucu, sevimli ve boş şeylerle uğraşarak kendisine eğlence yaratmaya çalışsa da aslında hayatı sıkıcı bulduğu için kendisini son derece yalnız hissetmektedir. Bu kısır döngü Amelie’nin evde bulduğu bir kutuyu ve onun aracılığıyla sahibini keşfetmesiyle birlikte bir anda bıçak gibi kesiliverir... Amelie aşık olmuştur.

10 yaşındaki oğlu Gene ile bir karavanda yaşayan Çek göçmeni Selma Jezkova kalıtsal bir hastalık yüzünden kör olmak üzeredir. Bu hastalığını oğlunu da etkileyeceğini bilen Selma, çelik fabrikasında canla başla çalışarak biriktirdiği parayla oğlunu ameliyat ettirme arzusu içerisindedir. Ancak gelişen olaylar Selma'yı işin içinden çıkamaz hale getirir.

Freaks, Tod Browning’in kendi geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak çektiği kült bir filmdir. Dönemin sirklerindeki gösterilerin parçası olan kolsuz ve bacaksız insanlar, siyam ikizleri, cüceler, iskelet insanlar, sakallı kadınlar, çift cinsiyetli insanlar gibi gerçek fiziksel deformasyonlarıyla hilkat garibelerini seyircinin önüne çıkarması Browning’in ağır eleştirilere maruz kalmasına hatta sinema kariyerinin sonlanmasına sebep olmuştur * Filmin hikayesi, hilkat garibeleriyle dolu bir sirkte geçer. Sirk artistleri arasında bulunan güzel trapez sanatçısı, cüce Hans’ın evlilik teklifini kabul eder. Fakat hilkat garibeleri, bu evliliğin Hans’ın parası için olduğunu öğrenirler. Onlarla dalga geçen trapezcinin, sevgilisi ile birlikte Hans’ı öldürme planları yaptığı ortaya çıktığındaysa, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan hilkat garibeleri bu kadın ve sevgilisi için korkunç bir intikam planı hazırlarlar

Caleb, dünyanın önde gelen internet şirketlerinden birinde çalışan bir yazılımcıdır. Günün birinde şirket içi bir yarışmayı kazanır. Ödül olarak ise şirketin herkesten uzak, dağlarda yalnız yaşayan CEO'su Nathan'ın orman içindeki evine bir hafta misafir olacaktır. Ancak Caleb'in bilmediği bir şey daha vardır: Bu misafirlik sırasında dünyanın ilk tamamlanmış yapay zekalı robotu olan Ava ile ilişki kurma deneyine katılması gerekecektir. Film, Turing Testinde bir makinenin düşündüğünü söylemenin mantıksal olarak mümkün olup olmadığının karşılıklı sohbetle tespit edilmesine dayanıyor.

Nebraska’nın Falls şehri, Brandon Teena (Hilary Swank) adındaki delikanlıyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu, tüm kadınların olduğu gibi tüm kasabalının da dikkatini ve ilgisini çekmişti. Karizmatik kişiliği ve masum yüzünün arkasında kocaman bir sır gizliyordu. O herkesin olduğunu zannettiği kişi değildi. Her genç insan gibi hatalar yapıyordu ve bu hatalarını da çok pahalıya ödemek zorundaydı. Yeni sevgilisi Lana ve gözü pek arkadaşı John arasındaki sınırları yanlışlıkla aşınca sır, bir vahşetle ortaya çıktı. Brandon Teena; hararetli bir aşık, toplumdan dışlanmış kimsesiz bir hayalperest, cesur bir hırsız ve haksızlığa uğramış trajik bir suçluydu. Bu filmdeki rolü Hilary Swank’a bir Oscar ödülü kazandırdı, ancak Chloe Sevigny aday olduğu 'En İyi Yardımcı Aktrist' dalında ödül alamadı.

Duncan'lar, Noel'de Amy'nin anne ve babasını ziyaret etmek için yolda ayrılırlar. Otostop ve uzaylı kaçırmalarından, paintball ve video oyunlarına kadar, ailenin tatilde Palm Springs'te zamanında buluşabilmesi için bir Noel mucizesine ihtiyacı olacaktır. Yol boyunca, hızlı düşünmenin ve nazik jestlerin Noel kutlamasına giden yolu açacağını öğrenirler.

A young girl tries to help her grandfather, who is suffering from Alzheimer’s, navigate his increasing forgetfulness, and ends up going on a remarkable adventure with him.

Yıllardan 1885’tir. Nebraska’dan Iowa kentine sürülen 3 kadına, eşlik edecek isimlerden biri yine Nebraskalı olan Mary Bee Cuddy’dir. Sert bir mizacı olan Mary Bee’ye, hayatını kurtardığı George Biggs de yol boyu eşlik edecektir. İkili bu zorlu yolda güçlerini birleştirerek hareket eder... Oscarlı aktör Tommy Lee Jones’un, 2005 tarihli Üç Defin filminden sonra yeniden yönetmen koltuğuna geçtiği film Glendon Swarthout’un romanından uyarlandı. Jones filmde başrolü ise Hilary Swank ile paylaşıyor…
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir