
ஜோதிகா
Prabha


ஜோதிகா
Prabha

Urvashi
Gomatha

Saranya Ponvannan
Subbu

Bhanupriya
Rani Amirthakumari

Nassar
Kodandaraman

Livingston
Mangalamoorthi

G. Marimuthu
Rani's Father

Gokulnath
Balaji Gothandaraman

Nivedhithaa Sathish
Younger Subbu

Maya S. Krishnan
Ameena
Luthfudeen Baashaa
Younger Kodandaraman (Cameo)

Pavel Navageethan
Karthi

Semmalar Annam
Housewife in Prabhavathy's documentary

Vidharth
Police Officer (Cameo)

R. Madhavan
Surendar (Cameo)

Swiss girl Adelheid 'Heidi' is orphaned young. Aunt Detie brings her to grandpa Alp and his wife, who live isolated in the Alps since his murder charge. Heidi soon takes to the wild country, especially accompanying young goatherd Peter. Grandpa refuses to send her to school in the city, but aunt Detie returns and forces him to give in. She's sent to a posh lady in Frankfurt, where she'll be a companion for crippled daughter Clara after school hours.

Kaykaycı Kız öz güven, cesaret ve kendi yolunu çizmenin yarattığı büyük etkiyi konu alan bir yetişkinliğe geçiş hikâyesi. Hindistan'ın Racastan bölgesindeki ücra bir köyde geçen film, burada geleneklere ve ailesine karşı sorumluluklarına bağlı bir hayat yaşayan genç Prerna'nın (ilk oyunculuk deneyimiyle Rachel Saanchita Gupta) öyküsünü aktarıyor. Bir gün, Londra'da büyüyen ve bir reklam şirketinde yöneticilik yapan Jessica (Amy Maghera), vefat eden babasının çocukluğunu araştırmak için köyü ziyaret eder. Jessica ve köye kaykayıyla gelen eski arkadaşı (Jonathan Readwin) sayesinde Prerna ve köydeki diğer çocuklar, heyecan verici yeni bir macerayla tanışır.

Katy McLaughlin desires to work on her family's mountainside horse ranch, although her father insists she finish boarding school. Katy finds a mustang in the hills near her ranch. The headstrong 16 year old then sets her mind to tame a mustang and prove to her father she can run the ranch. But when tragedy happens, it will take all the love and strength the family can muster to restore hope.

1860'ların New England'ı. Bu eşsiz ve insana mutluluk veren büyüme ve kendini keşfetme hikayesinde, Amerikan İç Savaşı sırasında çocukluktan gençliğe adım atan dört kız kardeşin yaşadıkları zorluklar, trajediler ve mutluluklar, aile bireyleri arasındaki derin bağları sarsar ama parçalayamaz.

Jodie Foster'ın yönettiği 'Little Man Tate'in başrolünde, yetenekli çocuk oyuncu Adam Hann-Byrd var. Dede (Jodie Foster) tek başına oğlu Fred'i (Adam Hann-Byrd) büyütmeye çalışıyor. Bir anda, oğlunun aslında bir dahi olduğunu keşfeden Dede, Fred'in hakettiği herşeye sahip olmasını, tüm eğitim imkanlarının kendisine sunulmasını istiyor. Dede, aynı zamanda oğlunu kötü niyetli insanlardan da korumak zorunda. Foster ilk yönetmenlik deneyiminde etkileyici bir dram sunuyor izleyiciye.

Young Cedric Errol and his widowed mother live in genteel poverty in 1880s Brooklyn after the death of his father. Cedric's grandfather, the Earl of Dorincourt, has long ago disowned his son for marrying an American. But after the death of the Earl's remaining son, he decides to accept Cedric as his heir.

Madridde yaşayan iki fahişenin öyküsü. Dominik Cumhuriyeti'nden gelen göçmen Zulema ile İspanyol Caye'nin önce soğuk başlayan ancak daha sonra sıkı bir dostluğa dönüşen ilişkileri anlatılıyor. Sadece iki kadının öyküsünden öte göçmenlerin yaşadığı sıkıntıları da anlatan bir film

A do-gooder don wants his footballer son to uplift the life of his people by becoming a champion, but fate draws the youngster into a life of violence. Will he be able to fulfill his father’s dream when an opportunity comes his way seven years later?


1943 yazı... Tuur (Maas Bronkhuyzen) ve Lambert (Joes Brauers), küçük bir köyde mutlu ve huzurlu bir hayat yaşayan iki yakın arkadaştır. Ancak savaş kapıdadır ve herkesin hayatını sonsuza dek değiştirmek üzeredir. Tuur’un babası ve abisi direnişe katılmıştır. Lambert’in ailesi ise aksine Alman’lara boyun eğmeyi seçer. Derken şehirden bir kız gelir ve her ikisiyle de arkadaş olur. Ancak sırrını sadece birine anlatır. Bu sır ise iki dostun yollarının sonsuza dek ayrılmasına neden olacaktır

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Davina, hayal gücü kuvvetli ve inatçı bir genç kızdır ve sık sık kendini güzel ama karanlık bir hayal dünyasına kaptırır. Engelli annesinin tek bakıcısıdır. Daha büyük bir çocukla fırtınalı bir aşka kapılır ve onunla kaçar, ancak kısa süre sonra çocuğun değişken ve sert yanını görmeye başlar.

James "Clubber" Lang’den unvanını geri kazanan Rocky rahat hayatına geri dönmüştür. Ailesi ile daha fazla vakit geçirmeyi planlarken SSCB'li yeni bir boksör olan Ivan Drago Amerika’ya gelerek Rocky'yi gösteri maçına davet eder. Artık Rocky’nin çok yakın arkadaşı olan Apolla Creed, Rocky yerine bu meydan okumayı kabul eder. Ancak maç sırasında Ivan Drago tarafından öldürülür. Creed’in ölümünden kendini sorumlu tutan Rocky, Ivan Drago’ya gösteri maçı için meydan okur. Moskova'da Noel Günü'nde yapılacak maç Rocky’nin kariyerinde ki en zorlu maç olacaktır.

Kocasından ayrılan Terry kızları ile beraber yaşamaya devam eder. Hayatı artık eskisi gibi değildir. Tek dostları sakinleşmek için içtiği içki ve bunu yaparken de yanında olan komşusu Denny’dir. Aralarındaki ilişki romantizme doğru ilerlerken bir yandan da kızlarının sorunları ile boğuşan Terry kendini karmakarışık bir hayatın içinde bulur.


Ivan Drago ile yaptığı maçtan galibiyetle çıkan Rocky, Amerika’ya döndüğünde bir kahraman gibi karşılanır. Ancak Ivan Drago ile geçirdiği ağır maçın beyninde kalıcı bir hasar bıraktığı ve bundan sonra dövüşemeyeceğini öğrenir. Ayrıca dolandırıcı muhasebecisi yüzünden bütün servetini de kaybeden Rocky eski mahallesine geri döner ve Mickey'nin eski spor salonunu çalıştırmaya başlar. Çalıştırdığı genç boksörlerden Tommy Gunn’da ki cevheri gören Rocky onu kanatları altına alır. Ancak zamanla şöhret kazanan Tommy, Rocky’i yarı yolda bırakır ve yeni bir menajerle yoluna devam eder. Tommy, Dünya Ağır Sıklet unvanını kazanmış olsa da Rocky ile kıyaslanmaktan kurtulamaz. Eleştirilerden kurtulmak için Tommy, Rocky’e meydan okur.

Dolandırıcı Moses Pray buhranlı yılların hüküm sürdüğü yıllarda altın dişinin ardına sakladığı parlak gülümsemesi, bir araba dolusu gösterişli İncil'i ve dul kadınlardan oluşan bir liste dolusu isimle Kansas’ın yolunu tutar. Yanına 9 yaşında sigara içen kimsesiz Addie'yi de alır. Addie babasının kim olduğunu bilmemektedir. Bu durum, ikili arasında farklı bir bağ kurulmasına neden olmuştur. Çok geçmeden aralarına eğlenceli ama nevrotik Trixie Delight katılır, ama bu Addie'nin keyfini kaçırır. Bu ikilinin arasına kimse girmemelidir!

1950'li yılların sonuna doğru genç ve kaygısız olmak, mavi suların ortasında güneşin ısıttığı İtalya'da Tom Ripley'in (Matt Damon) şiddetle arzuladığı, ancak Dickie Greenleaf'in (Jude Law) yaşadığı bir hayat tarzı...Dickie'nin varlıklı armatör babası Tom'dan playboy oğlunu evine Amerika'ya geri getirmesini istediğinde, Dickie ve kendisi gibi yabancı kız arkadaşı Margi Sherwood (Gwyneth Paltrow), Ripley'in onların hayat tarzını ele geçirmek için yapabileceklerinden ve karşı karşıya kalacakları tehlikenin boyutlarından asla şüphelenmezler.

Wenders, Patricia Highsmith'in Ripley'in Oyunu (Ripley's Game) adlı romanından uyarladığı bu filmde Dennis Hopper, Nicholas Ray ve Samuel Fuller gibi Amerikan sinemasının üç idolunun bir araya getirmektedir. Amerikalı Arkadaş 'Kara Film (Film Noir)' türünün en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilir. Filmde Ripley (D.Hopper), sahte tabloları, sanat koleksiyoncularına bile yutturarak muazzam servet edinmiş, kovboy şapkasını kafasından çıkarmayan bir Amerikalı olarak karşımıza çıkar. Önceden tanıdığı bir mafya patronu Ripley'den geçmişi temiz bir kiralık katil bulmasını ister. Ripley'in aklına gelen çerveci Zimmermann (Bruno Ganz)'dır. Kan kanseri olan Zimmermann bu işi özgür iradesiyle kabul eder. Ancak sonrasındaki geri dönülemez gelişmeler Ripley'i ilginç kararlar vermek durumunda bırakır.

Toskana’da tatile çıkan biri Hollandalı, diğeri Danimarkalı olan iki aile, tanışır ve hızla arkadaş olur. Aradan geçen ayların ardından, özgür ruhlu Hollandalı aile, daha muhafazakar olan Danimarkalıları kırsal kesimdeki evlerine hafta sonu tatili için davet eder. Başlarda her şey yolunda olsa da, yeniden bir araya gelmenin sevinci yerini yanlış anlamalara bıraktığında, işler kontrolden çıkmaya başlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir