
கீர்த்தி சுரேஷ்
Ponni


Japonya karışık bir dönemdedir. Yuki'nin babası öğretmen olarak bi köy veya kasabaya gelir o kasaba veya köyün yerel çetesi tarafında babası katledilir, annesi ise tecavüze uğrar annesi bu yerel çetenin bir elemanını öldürür ve böylece hapishaneye düşer orada intikamını almak için önüne gelen erkekle yatar intikamını bu doğan çocuğun almasını sağlamaktır amacı intikam gözünü kör etmiştir yani bi bakıma aynı zamanda böylece bir kız çocuğu doğurur bu kız çocuğunu doğurduktan bi süre sonra ölür kız hapisten çıkar ve budist bi rahip tarafından yetiştirilir her türlü dövüş tekniğini öğrenerek tabii sonra ailesini katillerinin peşine düşer filmin konusu budur. Salt intikam duygularını dayanan bir film çünkü intikam için doğmuştur Yuki ve bunu başarmalıdır.

Kişisel adalet savaşı veren Paul Kersey'nin hikayesini anlatıyor. Başarılı bir travma cerrahı olan Paul, kendini diğer insanların hayatını kurtarmaya adamıştır. Stresli işi dışında ise sevgi dolu bir aile babasıdır. Fakat bu düzen bir trajedi ile değişir. Evine düzenlenen saldırı sonrası eşi ölür, kızı ise komada yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu olaydan sonra Paul, mesleki yeteneğini kullanarak bambaşka bir insana dönüşür. Ne pahasına olursa olsun intikamını almaya kararlıdır.

In the streets of East Los Angeles, Manny is a formidable drug dealer. Impressed by his extravagant lifestyle and prowess, his young son, Kilo, yearns to follow in his footsteps. Kilo resolves to learn how to prosper in the drug world, and his new life as a dealer begins. In a world where a man wants everything, he may end up with nothing.

Set in the dark and old Parramatta prison built by the original convicts our lead character Ray a war veteran finds himself serving 18 months for manslaughter after defending his fiance. He soon realizes that the prison boss has it in for him and does everything possible to break Ray even going after his fiance.

Farklı siyasi görüşlere sahip, birbirine düşman iki kardeş (biri polis, diğeri dövüş sanatları uzmanı), mafya tarafından öldürülen emekli ajan babalarının intikamını almak için güçlerini birleştirir.

Cehennem Melekleri çetesi, Kuzey Kaliforniya'da bikini giyen genç kızlara terör estirir. Ebeveynler çaresiz, kasaba halkı korku içinde, polis güçsüzdür. Tek umut, yarı Kızılderili Vietnam gazisi "Billy Jack" adlı gizemli bir yabancıdır.

Nick Chen (Yun-Fat Chow) New York'un savaşçı polislerinden birisidir. Çin'den gelen bir göçmen ailenin çocuğudur. Chen'in işi Çin semtini Triadlar ile acımasız tehlikeli Fukienese Dragonların aralarında yaptıkları çekişmeye karşı harabe olmaktan korumaktır. Ayrıca onların uyuşturucu trafiklerine bir nokta koyması gerekiyordu. Chen'in bu konudaki yardımcısı Danny Wallace (Mark Wahlberg)'di. Ama Danny durumun ne kadar kötü olduğundan habersizdi.

Yılların deneyimi ve 45'lik otomatik tabancasıyla, LAPO Dedektif Nick Pulowski, ihtiyacı olan herşeye sahiptir. Fakat aynı zamanda ihtiyacı olmayan bir şeye de sahiptir. Yeni ortağı "Acemi". Yönetmen-oyuncu Clint Eastwood, Pulowski rolünde, Charlie Sheen ise polis teşkilatının, talimatlara ve kurallara uymayı ilke edinmiş "çaylak" üyesi olarak sıkı bir filme imza atıyorlar.

Birlikte büyüyen üç arkadaştan biri olan Michael (Freddie Prinze Jr.) hukuk okumaya karar verir. Cimri Bobby (Jerry Ferrara) hayatını postacı olarak devam ettirmek ister ve postacılık sınavına girer. Carmine (Scott Caan) ise mafya hayatına özenmekte ve kendisine gangster Caesar Manganaro’yu (Alec Baldwin) örnek almaktadır. “BROOKLYN KANUNLARI” Brooklyn’in tehlikeli sokaklarındaki bu üç arkadaşın sevgi ve sadakat kavramlarını tartışmaya açan hayat mücadelelerinin öyküsünü anlatıyor.

Clyde Shelton evine yapılan bir soygun girişimi sırasında eşini ve kızını kaybeden dürüst bir aile babasıdır. Katiller yakalandığında davaya Philadelphia'da başarılı bir savcı olan Nick Rice atanır. Nick, zanlılardan birine, suç ortağının aleyhinde ifade vermesine karşılık hafif bir ceza önerir. Aradan on yıl geçer. Hafif cezayla kurtulmuş olan katil ölü bulunur ve Clyde Shelton soğukkanlılıkla suçu işlediğini itiraf eder. Sonra Nick'e bir ültimatom verir: Nick kusurlu adalet sistemini düzeltmediği takdirde Shelton'ın eşinin ve karısının cinayet davasında yer alan kilit isimler ölecektir. Çok geçmeden, Shelton tehditlerini yerine getirmeye başlar ve hapisteki hücresinden ne öngörülmesi ne de önlenmesi mümkün olan görkemli ve acımasız bir dizi suikast organize eder. Philadelphia'nın önde gelen isimleri Shelton tarafından birer birer öldürülürken yetkililer bu terör dalgasına son veremedikleri için şehirde korku hüküm sürmeye başlar. Cinayetleri durdurabilecek tek kişi Nick'tir.

1998 Cannes Film Festivali ödüllü Seul Contre Nous'un sansasyonel yönetmeni Gaspar Noé'den, gösterildiği hemen her yerde yoğun tartışmalara ve ağır tepkilere hedef olmuş, aşk, tecavüz ve intikam üzerine sarsıcı bir film. Gösterildiği bazı ülkelerde, seyircilerin bayılmaları ya da koltukları parçalamaları gibi vakalara neden olan film, sansürlenip sansürlenmeyeceği tartışmalarını geride bıraktı ve nihayet huzurlarımızda.

New York’un tehlikeli sokaklarında, sessiz ve utangaç bir terzi olan Thana (Zoë Tami-Lund), bir gecede iki vahşi saldırıya uğrar. İlk önce bir soyguncu, ardından bir sokak çetesi tarafından tecavüze uğrayan Thana, travmayla sessizliğini kırar ve eline bir 45’lik tabanca geçirir. Artık kurban değil, avcıdır! Şehrin karanlık köşelerinde erkekleri tek tek avlamaya başlayan Thana, masumiyetten intikam meleğine dönüşür. Ancak öfkesi ve cinayetleri kontrolden çıkar, masum ile suçlu arasındaki çizgi bulanıklaşır.

New York sokakları Erica Bain için hem evi hem de geçim kaynağıdır. Sevgili şehrinin seslerini ve hikayelerini sunucusu olduğu “Street Walk” adlı radyo programında dinleyicileriyle paylaşmaktadır. Fakat Erica’nın bildiği ve sevdiği her şey hayatının aşkı David ile saldırıya uğradıkları korkunç bir gecede elinden sökülüp alınır.

Quentin Tarantino imzalı Kill Bill: The Whole Bloody Affair; Vol. 1 ve Vol. 2'yi tek parça, sansürsüz bir destan olarak bir araya getiriyor. Yönetmenin tam da hayal ettiği vizyonla sunulan bu kurgu, daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış yepyeni bir anime sekansını da içeriyor. Uma Thurman; eski patronu ve aşığı Bill'in düğün provasını kana bulayıp onu başından vurarak karnındaki bebeği çaldığı "Gelin" rolüyle geri dönüyor. Ölüme terk edilen Gelin, nihai intikamını almak için Bill ile yüzleşmeden evvel, Ölümcül Engerek Suikast Çetesi'nin hayatta kalan dört üyesini tek tek avlamak zorundadır. Görkemli anlatımı, amansız aksiyonu ve ikonik stiliyle The Whole Bloody Affair, sinema tarihinin en belirleyici intikam efsanelerinden biri olarak duruyor. Bugüne dek nadiren bütün halinde gösterilen bu başyapıt, şimdi orijinal sinema deneyimine sadık kalınarak klasik bir ara ile sunuluyor.

Billy Wong, ortağını bir soygunda kaybeden bir New York polisidir. Zengin bir adamın kızı Laura Shapiro kaçırıldığında, Billy ve yeni meslektaşı Danny Garoni bir defilede güvenlik görevlisi olarak çalışmaktadır. Laura'nın babasının Hong Kong'lu bir uyuşturucu baronu olan Bay Ko ile bağlantılı olduğundan şüpheleniliyor, bu yüzden NYC polis komiseri soruşturma için Hong Kong'a iki memur gönderir. Hong Kong'a vardıklarında, ikisi Bay Ko ve yetkililer için bir takım sorunlar yaratır.

Paul Kersey (Charles Bronson), Los Angeles'a taşındıktan sonra sakin bir hayat sürmeye çalışmaktadır. Ancak, geçmişin gölgesi onu bir kez daha bulur. Evine giren bir grup suçlu, Paul'un kızını öldürür ve ev arkadaşına tecavüz eder. Bu trajedi, Paul'u bir kez daha adaleti kendi elleriyle sağlamaya iteler. Polisin suçluları yakalamakta yetersiz kalması üzerine, Paul Kersey silahlarını kuşanır ve Los Angeles'ın tehlikeli sokaklarında suçlulara karşı acımasız bir savaş başlatır. Her bir suçlu, Paul'un intikam listesinde yerini alır ve Paul, adaleti sağlamak için her türlü riski göze alır.

A single mother becomes Ariel Castro's first kidnapping victim, and finds herself trapped in his home with two other women for 11 years.

Şiddetli bir rehine çağrısına yanıt verirken, Afro-Amerikalı şüpheliyi ancak daha sonra masumiyetini öğrenmek için öldüren bir polis memuru. Bunun bir tuzak olduğunu anlayan ve tepkilerle karşı karşıya kalan kişi, kendi sorumluluğunu ve onu bu noktaya getiren kökleşmiş ırkçılığı incelerken sorumlu kişinin izini sürmelidir

Günah Şehri'nin zifiri karanlık gecelerinden birinde Dwight McCarty ile karşılaşırız. Dwight işleri nasıl berbat ettiğini düşürken 'hayat' adını verdiği gri ve hissiz cehennemden kaçıp sıfırdan başlayabilmek için her şeye hazır gibidir. Bilmediği şey ise pek yakında tek aşkı Ava'nın çıkıp gelecek olmasıdır... Zamanında kalbini fazlasıyla kıran güzeller güzeli Ava, sonrasında cani milyarder Damien Lord ile evlenmiş, şimdiyse kocasından ve koruması Manute'dan kurtulmak için Dwight'ın yardımına muhtaç kalmıştır. Dwight belalarla dolu bu şehirde kimseye güvenmemesi gerektiğini unutur ve Ava'ya yardım etmek için kendini tehlikeli bir oyunun ortasına atar. Bu esnada şehrin diğer köşelerinde de karanlık yeniden uyanışa geçmiştir...

Carlton Leach rises from one of the most feared generals of the football terraces to becoming a member of a notorious gang of criminals who rampaged their way through London and Essex in the late '80s and early '90s.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir