
梶芽衣子
Yuki Kashima

Japonya karışık bir dönemdedir. Yuki'nin babası öğretmen olarak bi köy veya kasabaya gelir o kasaba veya köyün yerel çetesi tarafında babası katledilir, annesi ise tecavüze uğrar annesi bu yerel çetenin bir elemanını öldürür ve böylece hapishaneye düşer orada intikamını almak için önüne gelen erkekle yatar intikamını bu doğan çocuğun almasını sağlamaktır amacı intikam gözünü kör etmiştir yani bi bakıma aynı zamanda böylece bir kız çocuğu doğurur bu kız çocuğunu doğurduktan bi süre sonra ölür kız hapisten çıkar ve budist bi rahip tarafından yetiştirilir her türlü dövüş tekniğini öğrenerek tabii sonra ailesini katillerinin peşine düşer filmin konusu budur. Salt intikam duygularını dayanan bir film çünkü intikam için doğmuştur Yuki ve bunu başarmalıdır.

Miami’nin önde gelen mafya tetikçisi Cuda (Banderas), patronu Estelle’in (Kate Bosworth) siber seks kaçakçılığı işine bulaştığını ve arkadaş olduğu genç bir kız olan Billie’yi (Zolee Griggs) tehlikeye attığını öğrenir. Cuda, hayatını ve ailesiyle ilişkisini kurtarmak için kendi suç örgütünü yıkmaya karar verir. Genç dövüşçü Stray (Mojean Aria) ile iş birliği yaparak Billie’yi kurtarmaya çalışır, ancak bu süreçte mafyanın hedefi haline gelir. Film, Cuda’nın kefaret arayışını ve fedakârlıklarını konu alıyor. Banderas’ın güçlü performansı öne çıksa da, klişe bir hikâye ve yavan senaryo eleştirilmiştir.

Feeling unhappy with his gun, Jigen is looking for the world’s best gunsmith. He finally finds out that Chiharu, who runs a watch shop, is the person he’s been seeking. Then, Jigen meets Oto, who comes to Chiharu’s shop looking for a gun. Jigen finds out about Oto's secrets and the mysterious organization that’s after her. After Oto is kidnapped, Jigen gets into a desperate battle to save her.

Sorunlu genç Jeff, babası tarafından disiplin kazanması için bir kenpo okuluna yazdırılır. Yıllar sonra, hocası Kim Kore mafyasının tehdidi altına girer. Jeff yardıma koşsa da Kim'i gizli bir tetikçi öldürür. İntikam yemini eden Jeff, dövüş becerileriyle tüm mafya ailelerine savaş açar ve katili bulmaya çalışır.

Mathilda, New York’ta yaşayan ailesi dağılmış 12 yaşında küçük bir kızdır. Ailesini sevmeyen Mathilda için en değerli varlığı küçük kardeşidir. Babası uyuşturucu işlerine bulaşınca mafya ailenin tüm bireylerini öldürür. O sırada alışverişte olan Mathilda ise olaydan kılpayı kurtulur ve Leon’un kaldığı daireye saklanır. Leon ise çok soğukkanlı bir katildir. Ancak Mathilda’ya karşı içten bir sevgi besler ve ona kol kanat gerer. Aslında babalık, arkadaşlık gibi kavramlar ona çok yabancıdır.

Quentin Tarantino imzalı Kill Bill: The Whole Bloody Affair; Vol. 1 ve Vol. 2'yi tek parça, sansürsüz bir destan olarak bir araya getiriyor. Yönetmenin tam da hayal ettiği vizyonla sunulan bu kurgu, daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış yepyeni bir anime sekansını da içeriyor. Uma Thurman; eski patronu ve aşığı Bill'in düğün provasını kana bulayıp onu başından vurarak karnındaki bebeği çaldığı "Gelin" rolüyle geri dönüyor. Ölüme terk edilen Gelin, nihai intikamını almak için Bill ile yüzleşmeden evvel, Ölümcül Engerek Suikast Çetesi'nin hayatta kalan dört üyesini tek tek avlamak zorundadır. Görkemli anlatımı, amansız aksiyonu ve ikonik stiliyle The Whole Bloody Affair, sinema tarihinin en belirleyici intikam efsanelerinden biri olarak duruyor. Bugüne dek nadiren bütün halinde gösterilen bu başyapıt, şimdi orijinal sinema deneyimine sadık kalınarak klasik bir ara ile sunuluyor.

Yıl 1992. Yer Kolombiya. 9 yaşındaki Cataleya, anne babasının katledilişine seyirci olur ve kendisi de katledilmekten kılpayı kurtulur. Bir gangster olan amcası Emilio ile Amerika Birleşik Devletleri'ne sığınır. Bundan onbeş yıl sonra amcası için bir kiralık katil olarak çalışacak ve geride hep anne babasının katilleri için bir kartvizit bırakacaktır: her kurbanın göğsüne çizdiği bir orkide. Çünkü Cataleya, intikamını sonuna dek almaya yeminlidir. Sevdiği her şeyi de bu uğurda kaybetmeye hazırdır.

Bugüne kadar mafya, yakuza, korku, fantezi, aksiyon ve komedi gibi farklı türlerde 70'i aşkın film çeken Japon sinemasının en verimli ve en çok tartışılan yönetmenlerinden Takashi Miike'nin Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışan son filmi, Japonya'yı baştan başa kat eden polisiye bir yol filmi. Heyecan dozu bir an bile düşmeyen filmde yaşlı bir milyarder, küçük torununun acımasızca canına kıyan katili öldürene 1 milyar yen vereceğini duyurur. Öldürülmekten korkan katil zanlısı, polise teslim olur. Japonya'nın en iyi dört polisi 48 saatlik gözaltı süresi içinde bir anda ülkenin en çok aranan kişisi haline gelen katili 1200 kilometre ötedeki Tokyo'ya nakletmelidirler. Ne var ki şimdi katili sıradan insanlardan korumak zorundadırlar...

Sıra dışı yazar ve yönetmen Quentin Tarantino'nun büyük beğeni kazanan dördüncü filmi olan, acımasız bir ihaneti ve destansı bir kan davasını konu alan heyecan ve gerilimi yüksek Kill Bill: Volume 1'de başrollerde Uma Thurman (Pulp Fiction), Lucy Liu (Charlie's Angels, Chicago) ve Vivica A Fox' u (Two Can Play That Game) izleyeceksiniz. Kendi nikah töreninde başına bir kurşun isabet ettikten dört yıl sonra, Gelin (Thurman) komadan çıkar ve intikam alma vakti geldiğine karar verir! Eski patronu Bill (David Carradine) ve onun ölümcül uluslararası suikast ekibi tarafından vurulduğu göz önüne alınırsa artık kendisinin başlatmadığı ancak bitirmeye kararlı olduğu bir ölüm kalım savaşı onu beklemektedir. Tüm dünyada ses getiren aksiyon dolu nükteli bu film, mutlaka görülmesi gereken bir yapım.

Ormanda devriye gezen polisler tarafından, öldürülmüş bir adamın cesedi bulunur. Adamın karısı da tecavüze uğramıştır. Olaya tanıklık eden üç kişi vardır: Bir gezgin, oduncu ve bir haydut. İzleyici olarak mahkeme bizizdir ve tanıkların hikayelerini dinleriz. Tecavüze uğramış kadın da dahil, hepsinin anlattığı hikayeler birbirinden farklıdır. Öldürülen adamın da olaya tanıklığını izlediğimiz filmde çözülmesi zor bir bulmacayla karşı karşıyayızdır: İçlerinden birileri yalan söylemektedir ancak kim ve neden? Film, 20. yy.'ın başlarında yaşamış yazar Ryunosuke Akutagawa'nın Ormanın Sıklığı isimli kitabının uyarlaması. Ancak, toplam süresi 60 dakikayı pek geçmeyine yazarın diğer kitabı Rashômon'dan alınan kestilerin eklenmesiyle film son halini almış. Japon sinemasının ustalarından Kurosawa'nın bu filmi pek ödüllendirilmemişse de oldukça başarılı. Rashômon insan psikolojisi üzerinde duran ve yalanın sınırlarını zorlayan bir Japon draması.

1870'lerin Japonya'sında Amerikan ordusundan Yüzbaşı Nathan Algren, Japon İmparatoru'nun davetlisi olarak ülkenin ilk ordusunu eğitmek üzere doğuya gelir. Modernleşme eğilimleri gösteren feodal kültür, samuray tarzını da devam ettirmektedir. Algren, bir kaza geçirip samurayların lideri tarafından kurtarılınca köklü samuray kültürüyle tanışır ve etkilenir. Bir samuray savaşçısı gibi hareket etmeyi öğrenince büyük bir kararın eşiğine gelecektir. İki taraf arasında kalmıştır ve onurunun doğru yolu göstermesini beklemektedir.

Sex & Fury chronicles Ocho's exploits as she searches for her father's killers, each identified by unique tattoos on their backs (a deer, a boar, and a butterfly). Along the way, she also crosses paths with Shunosuke, a radical set on murdering prominent politician Kurokawa, and Christina, an American spy posing as a gambler.

Efsane siyahi dedektifin maceralarını konu alan filmde Samuel L. Jackson başrolde. Bir dönemin umut veren yönetmenlerinden John Singleton, Shaft’ın devam filmiyle karşımızda. Kahramanımız ise 1971 yapımı aynı adlı filmin dedektifinin adaşı ve yeğeni John Shaft (Samuel L. Jackson). New York şehri dedektifi John Shaft’a, Trey Howard’ın (Mekhi Phifer), zengin bir emlakçının oğlu olan Walter Wade, Jr. (Christian Bale) tarafından ırkçı nedenlerle öldürülmesi olayını soruşturma görevi verilir. Shaft, cinayetin görgü tanığı Diane Palmieri’yi (Toni Collette) bulur ama kadın çabucak ortadan kaybolur ve mahkemeye çıkmaz. Wade Jr. kefaletle serbest bırakılır, İsviçre’ye kaçar. İki yıl sonra geri döndüğünde Shaft onu ülkeden ayrıldığı için yeniden tutuklar. Pasaportu elinden alınan Wade Jr., emniyet amirliğinde Dominikli uyuşturucu kaçakçısı Peoples Hernandez’e (Jeffrey Wright) rastlar. Katil zanlısı yeniden kefaletle serbest bırakılınca, Shaft görevinden istifa eder.

Paris’in gettolarında hararetli saatler yaşanmaktadır. Grup halinde dolaşan yerel gençlerle, çevreyi kuşatan polisler arasında nefret dolu bakışlardan oluşan bir gerilim vardır. Mahallenin gençlerinden Abdel, polis soruşturması sırasında dövüldüğü için hastanede ölüm döşeğinde yatmaktadır. Arkadaşı Vinz ise, Abdel’in ölmesi durumunda bir polis vurmaya ant içer.

En Uzun Yolculuğun Sonunda Yine Yalnızlık Vardır... Berlin Film Festivali'nde En İyi Film ödülünü alan "Yaban Çilekleri", yaşlı bir profesörün geçmişini ve varoluşunun anlamını sorguladığı bir yol filmidir. Yetmiş sekiz yaşındaki Profesör Borg, bir onur doktorası almak üzere Stockholm'dan Lund'a doğru arabayla yola çıkar. Yanında gelini Marianne da bulunur. Bu yolculuk sırasında, Borg'a kaybettiği ilk gençlik aşkını anımsatan genç bir otostopçu kızla ve kavgacı bir çiftle karşılaşırlar. Tanıştığı bu farklı karakterler ve gençliğinin geçtiği mekanlar Borg'a kabuslar ve düşler yaşatır.

Guido Anselmi son filminin hazırlıkları ile uğraşan bir yönetmendir. Herkes onun eski işlerine bakmakta ve ondan büyük bir iş beklemektedir. Çevresindekilerden bir huzur bulamayan Guido yeni filmi için parlak bir fikir de bulamamaktadır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi hayatındaki kadınlar da ona rahat vermez. Guido giderek boğulduğunu hissetmektedir.

Karnavallarda gösteri yapan ikinci sınıf vücutçu Zampano, tuhaf bir köylü kızı olan Gelsomina’yı, fakirlikten çaresiz annesinden “satın alır” ve ikisi birlikte yola koyulurlar. Merhametsiz ve suskun Zampano, (Fellini’nin karısı Giulietta Masina’nın; Buster Keaton, Charlie Chaplin ve Marcel Marceau’nunkilerle karşılaştırılmış garip bir pandomimci uslûbuyla canlandırdığı) masum ve çocuksu Gelsomina’ya, zincir kırma numarası sırasında şapkayı dolaştırmasını, davul çalmasını ve biraz soytarılık etmesini öğretir. Kızı baştan çıkarır, ona köle muamelesi eder ve kaçmaya çalıştığında da döver. Bir taşra sirkine katıldıklarında, Gelsomina nükteci ip cambazı, soytarı Matto’yla tanışır. Zampano ona amansızca sataşan Matto’dan nefret eder. Bir seferinde tahrik üzerine bıçağını çekince tutuklanıp bir geceliğine hapse atılır. Gelsomina, Zampano’yu terk etmek ister ama Matto kızı onunla kalması için ikna eder...

Japonya’nın kültürel gangster filmi türü ‘yakuza filmi’ni bozmak için yola çıkan devrimci bir alt tür örneği. Dünya sinemasında alana dair var olan öğeleri aynı potada eriten “Branded to Kill”, dünyanın en önemli iki kiralık katilinin rekabetine odaklanır. Bunlardan ikinci sırada kalanın psikolojisini Godardiyen bir fetiş unsuruna çevirirken, siyah-beyaz pelikülde biçimci evreler ve katıksız bir anti-kahraman üretmiştir. Hatta David Lynch’den Takashi Miike’ye uzanan geniş bir skalada da iz bırakmıştır.

1962 yılında hem Cannes hem de Venedik Film Festivallerinden ödülle dönen, aynı yıl George Meliee ödülünün de sahibi olan Beşten Yediye Cleo, Vardanın yönetmenlik adına ilk başarısı. Kanser olduğu gerçeğiyle yüzleşen genç ve güzel bir Fransız pop şarkıcısı Cleonun öyküsü. Kendince geri dönüşleriyle hayatını irdelediği doksan dakikayı Cleoyla birlikte yaşıyoruz. Aynı zamanda Cleonun hayata dair sorularıyla da karşı karşıya kalıyoruz: Böyle bir zamanda ne yapılabilir?, Nasıl yapılır? Cleo, bu soruların cevaplarını ve kişisel ilişkilerini sorguluyor. Bu soruların cevaplarını hem bugünde, yaşadığı hayatta hem de yeni tanıdığı insanlarda arıyor. Kanser psikozunun, korkusunun çevrelediği filmde zaman ilerledikçe değişik insan yüzlerinin geçtiği Paris sokaklarına, içeriğini kaybetmiş hareketsiz ve durgun bir zamana dönüyoruz...

After being used and betrayed by the detective she had fallen in love with, young Matsu is sent to a female prison full of sadistic guards and disobedient prisoners.

FBI ajanı Jack Crawford, ortağının Asya yeraltı dünyasının en vahşi suikastçilerinden biri tarafından öldürülmesinin intikamını almaya yemin eder. Fakat karşısındaki adam hiç de yabana atılacak biri değildir. Jack'in tüm çabalarına rağmen kötü şöhretli Rogue, izini kaybettirir ve üç yıl boyunca ortadan kaybolur.Üç yıl sonra ise çok daha büyük bir kapışmanın arifesinde yeniden ortaya çıkacaktır. Çin mafya lideri Chang ve Japon Yakuza patronu Shiro arasında kanlı bir savaş başlamak üzere iken tam bu çatışmanın ortasında Rogue'un kaybolan izi yeniden ortaya çıkar. İntikam yeminini üç yıl boyunca canlı tutmuş olan Jack ise bu fırsatı kaçırmayacaktır.Bir adamın en iyi arkadaşının intikamını almak için en fazla nereye kadar gidebileceğini irdeleyen gerilimli bir dövüş filmi Suikastçi. Kamera önündeyse dövüş filmlerinin usta isimlerinden Jet Li ve aksiyon filmlerinin aranan isimlerinden Jason Statham var.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.












0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir