
Fernanda Torres
Her


Heart of Champions, 1999 yılı dolaylarında geçiyor ve seçkin üniversite kürek takımlarının rekabet ettiği bir ortamı konu alıyor. Film, son sınıf öğrencisi bir grup arkadaşa odaklanıyor. Aynı zamanda takım arkadaşı olan gençlerin hayatı, işlevsiz takımlarının başına koç olarak bir Vietnam gazisi (Michael Shannon) geldiğinde tamamen değişir.

Genç bir kadın olan Sarah'ın sade ve sıradan bir yaşamı vardır. El sanatlarına, atlara ve doğaüstü suç dizilerine meraklı olan Sarah, gördüğü tuhaf rüyalardan dolayı oldukça muzdariptir. O bunlardan kurtulmaya çalıssa da Sarah'ın gördüğü rüyalar gittikçe canlı bir hal almaya başlar. Rüyaların etkisinden çıkıp gerçek hayata tutunmaya çalışan Sarah, bir süre sonra yaşadıklarının geçmişle bağlantılı olduğunu keşfeder.

Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum... Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar...

Undiagnosed, untreated and generally untethered schizophrenic Julien lives with his pregnant younger sister, anorexic aspiring wrestler brother, sympathetic grandmother, and severely depressed and abusive German father.

Tony'nin hayatındaki en büyük zevki dans etmektir. Hatta bundan başka bir şeyi düşünmez bile. Her cumartesi gecesi takıldıkları diskoda dans eden Tony, bu hobisinin üzerine gider ve dans pistlerinin kralı olma hayalini gerçekleştirmek ister. Gittiği diskoda Stephanie adlı kızla tanıştıktan sonra ise hayatı değişmeye başlar. Kendisi gibi dansı bir tutku haline getirmiş olan Stephanie ile dans partneri olan Tony, şehirde düzenlenen büyük bir dans yarışmasına katılırlar ve hayalleri gerçek olmak üzeredir.

The lives of a macho butcher, his wife, a lonely waitress, a sadist and a flophouse manager intersect in Recife, Brazil.

Film, modern bilim ve teknoloji tarihini değiştiren İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking'in hayatından bir kesiti ele alıyor. Odak noktası olarak Hawking'in 1965 ve 1991 yılları arasında evli kaldığı ilk eşi Jane Wilde ile olan ilişkini konu alan filmde, öğrencilik yıllarında başlayan ilişkilerine, birlikte bilim adına yaptıklarına ve ALS hastalığının teşhisiyle yaşadıkları sarsıntılara tanık olacağız.


Nickel Çocukları, bir çocuk ıslahevinde kalan iki siyahi genci konu alıyor. İkisinin derin dostluğu bir dönüşüm sunarak umut uyandırıyor.

Küçük bir kasabanın tozlu köklerinden Hollywood'un ışıltısına, oradan da dünya sahnesine uzanan REAGAN, zorlukların üstesinden gelmenin sinematik bir yolculuğu. Hayatı Ronald Reagan'ınkiyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı hale gelen eski bir KGB ajanı olan Viktor Petrovich'in sesinden anlatılan bu film, büyüleyici olduğu kadar benzersiz bir bakış açısı sunuyor. Dennis Quaid, geleneksel bir biyografik filmin ötesine geçen bir hikayeye hayat vererek, yolculuğunda kendisini destekleyen bir kadının aşkıyla ayakta duran ve zorlukların üstesinden gelen bir adamın gücünün etkisinin derin bir keşfini sunuyor.

Bir gün, Tsuneo adlı bir öğrencinin basit hayatında, günlerinin çoğunu okuyarak ve çizerek geçiren bir kız belirir. Sınıflar övgüye değer, ancak kendi açıklamaları da var. Aslında, rüya gibi Jose - bu, Francoise Sagan "Sihirli Bulutlar" ın çalışmasından kahramanın görüntüsündeki kızın adı - tekerlekli sandalyeye zincirlenmiş ve sıradan insanların hayatının çoğu ona müsait değil. Hayatı umurunda olmayan José Zuneo ile olan dostluğu sayesinde elindekinin değerini anlamaya başlar. Kız, oğlanın katılımı olmadan değil, sonunda gerçek dünyayla yüzleşme zamanının geldiğine karar verirken. Böylece, kendileri farkında olmadan, ellerinden geldiğince birbirlerine yardım ederler ve sonunda arkadaşlıkları, başkalarının yan görüşlerinin bile gölgeleyemeyeceği başka nüanslar kazanmaya başlar.

İğrenç bir insan olan korkunç haydut Albert, adamları ve karısı Georgina ile birlikte her akşam aynı lokantada kurdurduğu açgözlü sofrada yemek yemektedir. Albert'in saçtığı dehşet, Fransız aşçı Richard'ın, yemek aralarında Georgina'nın aşığı Michael ile mutfak köşelerinde yatıp kalkmasına göz yummasına sebep olmaktadır. Kan, seks, yamyamlık ve dünyevi iştahın görsel bir şölene dönüştüğü hem eğlenceli hem de korkunç film, her türlü uyarıcı etkiye rağmen, sıradışı İngiliz auteur Peter Greenaway'in geniş kitlelerce yenilip yutulabilmiş belki de tek eseri.

Öfkenin iliklere işlediği, dengenin her daim hassas olduğu bir toplumda, aşkların, nefretin ve intikam duygusunun hüküm sürdüğü birbirinden bağımsız bireylerin öykülerini taşıyor perdeye Asabiyim Ben. Satın alınan şereflerin gölgesinde, insanların kanunlar karşısında çaresiz ve öfkeli olduğu bir dünyaya ait altı farklı hayat hikayesi dikiyor karşımıza. Yolsuzluğun ve yozlaşmışlığın hüküm sürdüğü bir ülkede, kana bulanan muhteşem düğünler, ölüme yürüyen danslar, telleri iyiden iyiye gevşeyen sinirler ve bu yoldan çıkmışlığı tasvir eden "eğlenceli" öyküler.

Çağını Sallayan Bir Rock Grubu...Asi Bir Şair ve Solist...Ölümsüz Bir Efsane...1971 yılında Paris'te yüksek dozdan uyuşturucu alarak ölen efsanevi The Doors grubunun solisti ve beyni Jim Morrison'un şarkılarını ilk kez Vietnam'da dinleyen ve grubun ateşli hayranı olan Oliver Stone 'un yönettiği The Doors, 1960'ların asi rock şarkıcısı, bestecisi ve şairi Jim Morrison 'un inişli çıkışlı yaşamını konu alıyor. Bu uslanmaz düzen karşıtı adam, 60'lı yıllarda gerçekleşen ve Amerikan toplumunu sonsuza dek değiştirecek devrimin en önemlilerinden biriydi.

Rick Dalton, bir televizyon filmi aktörüdür. Dalton'ın başarılı bir western dizisi bulunmaktadır. Ancak Rick, kendini televizyondan uzaklaştırıp film sektörüne adım atmak istemektedir. Onun dublörü olan Cliff Booth ise bu konuda ona katılmaktadır. Ancak ikilinin yaşlarının ilerlemesiyle birlikte Hollywood'taki şansları da azalmaktadır. Hollywood'un yeni gözdelerinden olan Sharon Tate ise Rick'in komşusudur. Ancak Hollywood'un ışıltılarla dolu ve pervasız akışı, Tate'in ve dört arkadaşının Charles Manson tarikatı tarafından katledilmesiyle kesilecektir…

Bir terörist tarafından gizlinen üç atom bombası, ABD’nin en büyük kabusu haline gelir. Yerleri bilinmeyen bu bombaların yerleştirilmesine iki gün kala, bir sorgu yargıcı ile FBI ajanı bu silahları bulmak için mücadeleye girişirler.Film, Yusuf isimli Amerikalı Müslümanın bir video kaydı yapmasıyla başlar. FBI özel ajanı Helen Brody ve ekibi, haberlerden Yusuf'un arandığını öğrenince bir soruşturma başlatırlar.Özel bir sorgu yargıcı olan H, Yusuf'un videoda bahsettiği nükleer bombaların yerini bulmak için işe koyulur ve Yusuf'u bulduğu anda parmaklarından birini keserek, caniliğini ve kararlılığını ispatlar. Böylelikle Brody iyi polis, H kötü polis olmuştur. Yusuf ise işkenceye katlanmaya eğitimli biridir ve sessizliğini bozmaz. Bu işin içinde ise başka iş vardır, film absürdlüğünü gizleyip sonradan ortaya çıkaran, seyirciyi ters köşeye yatıran bir özelliğe sahip.

Bir trafik kazasıyla yaşamlarında başka bir boyut açılan evli bir çift, tanıştıkları yeni insanlarla değişik ilişkilere giriyor, bu arada değişik bir tutkuya kaptırıyorlar kendilerini. Kahramanlarımız, araba kazalarıyla varoluşlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan bu yeni insanlarla ölümcül bir tutkunun peşine düşüyor.

1462 yılı ünlü Alman ressam Rembrandt’ın hayatında bir dönüm noktasıdır: zengin ve saygıdeğer bir ünlüyken, güvenilmez bir yoksula dönüşür. Hamile karısı Saskia’nın ısrarları üzerine Rembrandt Amsterdam Silahşör Milislerinin resmini yapmayı isteksiz bir şekilde kabul eder. (Bu eser daha sonra Gece Bekçileri olarak tanınacaktır.) Kısa bir süre sonra, Batı Dünyası’nın o sıralar en zengin şehrinde maddi avantaj ve kişisel güç için hile yapan askerleri oynayan Amsterdamlı tüccarlarla ilgili bir komplo hazırlandığını öğrenir. Rembrandt tesadüfen bir cinayetle karşılaşır. Oğlunun doğmasıyla kendine güveni gelen Rembrandt planlanan cinayetleri ortaya çıkarmaya karar verir ve suçlamalarını resimlerine aktarır. Böylece Altın Çağ’da Alman halkının ikiyüzlü tarafını ortaya çıkarır. Rembrandt’ın şansı sonunda döner.

A former youth boxing champion, Jimmy McCabe is a man in search of hope but looking in all the wrong places. When he hits rock bottom he turns to his childhood boxing club and the only family he has left: gym owner Bill corner man Eddie and promoter Joe. Back in training, years after anyone thought he was a contender, he risks his life, as he tries to stand tall and regain his place in the world.

Filmde geçmişte tacizci erkek arkadaşlarının kurbanları olan ama şimdi arkadaş olmaktan mutluluk duyan iki oda arkadaşının hikayesi anlatılıyor. Bir gün eski erkek arkadaşlarından biri bir kızı yakalar ve bunun üzerine gerilim iyice artar...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir