
Damiano Gavino
Enea


Damiano Gavino
Enea

Andrea Di Luigi
Pietro

Luisa Ranieri
Titti

Greta Scarano
Giulia

Aurora Giovinazzo
Alice

Alvise Rigo
Antonio

Giancarlo Commare
Ernesto

Luca Finotti
Massimo

Loredana Cannata
Organizzatrice

Federico Mancini
La Postina

Priscilla Drag
Il mastino

Eugenio Di Fraia
Uomo alla guida

Gianluca D'Ercole
Padre Enea

Aglaia Mora
Madre Pietro

Annandrea Vitrano
Laura

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

Yasak bir aşk ve değişen sosyal normlar hakkında incelikle işlenmiş bir hikaye olan Benim Polisim, polis memuru Tom (Harry Styles/Linus Roache), öğretmen Marion (Emma Corrin/Gina McKee) ve müze kuratörü Patrick (David Dawson/Rupert Everett) arasında yaşanan ve kırk yıla yayılan bir aşk üçgenini anlatıyor.

Nick ve Noah, aşklarının en büyük sınavıyla karşı karşıya: Noah, Oxford Üniversitesi'ndeki yeni hayatına adım atarken Nick, Londra'da kalıp babasının şirketinde çalışmak zorundadır. Mesafe ve artan baskılarla kuşatılan ikili; kıskançlık, hırs ve onları ayırmaya kararlı güçler karşısında ilişkilerinin her şeye rağmen ayakta kalabileceğini kanıtlamak için her riski göze almak zorundadır.

Baş cerrah olarak çalıştığı hastanenin bekleme odasında, talihsiz bir kaza geçiren ve hayatta kalma mücadelesi veren kızı için dua eden Doktor Timoteo, istemsiz bir şekilde on beş yıl öncesinin hatıralarına gider ve Italia ile olan tutkulu ilişkisini hatırlar. Italia ile sert ve şiddet dolu bir şekilde başlayan ilişkisi, sürpriz bir şekilde tutkulu bir aşka dönüşerek mutlu bir evliliği olan Timoteo'nun duygusal dengesini alt üst eder. Gençliğin verdiği korkusuzlukla kendini tutkunun pençesine bırakan Timoteo, şimdi yapayalnız olduğu bekleme odasında, geçmişle farklı bir hesaplaşma içine girmekten kaçamayacaktır.

James Baldwin’in aynı adlı romanından uyarlanan film, 22 yaşındaki Alonzo “Fonny” Hunt ile 19 yaşındaki Tish Rivers’ın hikâyesini anlatmaktadır. Bu iki gencin aralarındaki tutkulu aşk, onları acımasız dünya ve zorlu ailelerine karşı korumaktadır. Tish ve Fonny bir süre sonra nişanlanır ve Tish hamile kalır. Genç yaşta anne ve baba olacak olan çift huzurlu bir hayat sürebilmek adına gelecek planları yapar fakat aradan çok zaman geçmeden dünyaları başlarına yıkılır. Fonny’e tecavüz suçu işlediğine dair bir iftira atılır. Tish ise Fonny’i bu iftiradan kurtaracak kanıtı bulmak için delicesine çabalar.

Dudağının Altında filmi tutkunun, aşkın, şehvetin, yalanın dolanın bir arada olduğu lezbiyen aşk filmidir. Moda editörlüğü yapan işinde ki başarıyı özel hayatına da taşıyarak nişanlılık mertebesinde yaşamını devam ettirirken bir şıp diye karşısına çıkan Dallas isimli gizemli bir kadınla tanıştıktan sonra birbirlerine deliler gibi bağlanan aşıkların filmidir.

Genç bir tıp öğrencisi olan Shaw, asi bir dövme sanatçısı olan Rule’a, onu gördüğü ilk andan beri aşıktır. Ancak Rule, Shaw’ı hiç o gözle görmemiştir. İtiraflarla dolup taşan unutulmaz bir gece, aralarındaki ilişkiyi sorgulamalarına yol açar: Bu iki zıt karakter büyük bir aşk mı yaratacaklar, yoksa birbirlerinin hayatını zindana mı çevirecekler?

Film, mükemmel şekilde planlanmış hayatına başlamadan önce arkadaşlarıyla Avrupa'yı gezen genç bir kadın olan Heather'ın hikâyesini anlatıyor. Jack ile tesadüfi bir karşılaşma, derin duygusal keşiflere yol açan beklenmedik bir aşka kıvılcım olur. Sırlar ve hayat seçimleri bağlarını sınarken onun yolu sonsuza dek değişir. J.P. Monninger'ın romanından uyarlanmıştır.

Elvis’ten, Elton John’dan, Madonna’dan ve Lady Gaga’dan önce Liberace vardı: usta bir piyanist, inanılmaz bir şovmen ve sahne ve televizyonun göz alıcı yıldızı. Şovmenlikle, ışığıyla ve abartıyla özdeşleşmiş bir isim olan Liberace izleyicilerin onu sevmesine ve 40 yıllık kariyeri boyunca ona sadık bir hayran kitlesi oluşturmasına neden olan dünyaca ünlü bir artistti. Liberace hem sahnede hem sahne dışında aşırı uçlarda bir yaşam sürdü. 1977 yazında, yakışıklı ve genç yabancı Scott Thorson soyunma odasına girdi ve aralarındaki yaş farkına ve farklı dünyalara ait olmalarına rağmen, aralarında beş yıl sürecek bir ilişki başladı. BEHIND THE CANDELABRA bu ilişkinin kamera arkasını Las Vegas’taki Hilton Hotel’de tanışmalarından acı ayrılıklarına kadar her şeyiyle gözler önüne seriyor..

1961, elli yıllık hayat arkadaşı Abby'nin (Marian Seldes) ölümüyle yalnızlığı ilk defa tadan ve kendisini korumasız hisseden Edith (Vanessa Redgrave), Abby'nin ailesinin kalan mirasa akbabalar gibi üşüşmesiyle iyice yıpranır. 1972, feminist bir lezbiyen olan Linda (Michelle Williams), erkeksi bir kadın olan Amy'e (Chloe Sevigny) aşık olunca arkadaşlarından tepki alır ancak İlişkisinden vazgeçmeye niyeti yoktur. 2000, Fran (Sharon Stone) ve Kal (Ellen DeGeneres) ilişkilerinde normal yollardan sahip olamayacakları bir şey istiyorlardı, bir bebek. Üç farklı zamanda geçen farklı hikayelerdeki kadınların birbirlerine duydukları tutku ve aşk farklı yönleriyle ele alınıyor.

İtalya'nın en iyi yönetmenlerinden Nanni Moretti'nin rol aldığı bu güzel film ölüm acısına farklı bir açıdan yaklaşıyor. Pietro, karısının ani ölümünden beri "sessiz bir kaosiçine düşmüştür. Kızının ilkokula başladığı gün, Pietro onu arabasıyla okula kadar bırakır ve derslerin bitiş saatine kadar dışarıda bekler. Aynı şeyi ertesi gün ve daha sonraki gün de yapar. Patronları, çalışma arkadaşları, akrabaları önce onun derdini paylaşmak için ziyaretine gelirler ama sonunda kendi dertlerini paylaşmaya başlarlar.

1950'li yılların Harlem'inde genç bir kadın, babasının dükkanında, gelecek vadeden bir saksafoncuyla tanışır. Aşkları, değişen zamanların, coğrafyaların ve profesyonel başarıların ötesine geçen nefes kesici, romantik bir hikayeye dönüşür.

Kardeşinin ölümünden sonra yeni bir başlangıç için Milano'ya taşınan June, yeni uluslararası okulundaki kusursuz onur öğrencisi Will'de huzur bulur. Ama Will'in gizli MMA dövüşlerine katılan sorunlu arkadaşı James'le başlayan rekabet, hızla karşı konulmaz bir çekime dönüşür. June güvenli olanla istediğini sandığı her şeyi altüst eden aşk arasında seçim yapmak zorundadır.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Patrick returns to San Francisco for the first time in almost a year to celebrate a momentous event with his old friends. In the process, he must face the unresolved relationships he left behind and make difficult choices about what’s important to him.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

1930'larda geçen hikayede kendisini Kont olarak tanıtan bir dolandırıcı, gizemli ve saf görünen Japon varis Leydi Hideko'nun zenginliğini ele geçirmek için onu kendisine aşık etmeyi planlar. Sook-hee'yi ise ona yardım etmesi için Leydi'ye hizmetçi olarak kiralar. Ancak bu hizmetçinin her şeyden habersiz hanımefendisine delicesine aşık olması işleri karıştıracaktır.

Yas tutan iki genç, ikizlere özel bir destek grubunda tanışıp beklenmedik bir dostluk kurar. Roman (Dylan O'Brien) ve Dennis (James Sweeney), hem teselli bulmaya çalışıp hem de kendi benliklerini ararken kısa sürede grup dışında da ayrılmaz hale gelir. Fakat geçmişin karanlığı gün yüzüne çıktığında hiçbir şey göründüğü gibi olmaz çünkü her ikisi de her şeyi altüst edebilecek sırlar saklamaktadır.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir