Simon Brent
Paul Greville


John Harker, gizemli ve kolay kolay ele geçmeyen Kont Drakula'yla bir emlâk anlaşması yapmak için Transilvanya'ya gönderilir. Ama ev sahibi bir vampir, insanların kanıyla beslenen bir hortlaktır ve taşınma fikri ona pek de cazip gelmemektedir. Yüzlerce yıllık cehennemi, hayaletlere özgü bir varoluşun ardından, tek istediği huzura ermektir. Yine de, John'ın genç eşi Mina'nın fotoğrafını görüp heyecanlanınca, gemiyle batıya doğru yolculuğa çıkar.


Dracula Şatosu'nun gölgesinde Karanlıklar Prensi, şeytan çıkarmak isterken yaralanan baygın bir rahibin başından sızan kanla canlanır. Kont Dracula mezarından çıkınca, bir sonraki kurban olarak kendisine güzel bir gelin adayı seçer. Kızın içinde bulunduğu durumun tehlikesini fark eden nişanlısı ile papaz amcası onu bu vahşi vampirden kurtarmak için güçlerini birleştirirler. Vampir Dracula Keineneburg köyünde kana susamış bir biçimde kurbanlarını tuzağa düşürürken Transylvania'da korku bir kez daha kol gezmeye başlar.

Bir grup Satanist ayin tertiplemek amacıyla Richeleau Dükünün yeğenini kaçırırlar lakin bilmedikleri hakikat Dük'ün çok güçlü bir büyücü olduğudur.

Belgesel türüne yaklaşan film, Güney Amerika'ya çekime gittikten sonra kaybolan bir film ekibinin araştırılmasını konu ediniyor. Olayı araştıran profesör, film ekibinin çevrede yaşayan yerlilerin keyfini kaçırdığını ve bunun karşılığında onların yamyam yüzleriyle karşılaştıklarını öğreniyor. Üstelik bu bilgiyi geride kalan video kasetlerden almak zorunda kalıyor! İlginç bir ayrıntı olarak, yönetmenin filmin İtalya prömiyerinden sonra tutuklandığını ve ancak oyunculara zarar vermediğini ispat ettikten sonra salındığını ekleyelim.

Örümcek fobisi olan Dr. Ross Jennings (Jeff Daniels), başka bir kasabaya taşındığında bu korkunun tüm kasabayı tehdit ettiğini görür. Venezuela'dan yolculuk yapan öldürücü bir erkek örümcek kasabanın ziyaretçisidir.


Evlerinde gizemli bir şekilde mahsur kalan bir ailenin fertleri, azalan kaynaklara ve onları tutsak eden uğursuz güce karşı hayatta kalmak için beraber çaba harcamak zorundadır.

Kasabaya sanki başka bir dünyadan gelmiş izlenimi veren tuhaf bir sis tabakasının çökmesi üzerine korku ve panik içinde süpermarkete sığınan kasaba halkı arasında David Drayton ve küçük oğlu Billy de vardır.Koyu ve kalın sis tabakasının içinde esrarengiz bazı yaratıkların pusuya yatmışçasına gizlendiğini ilk fark eden David olmuştur. Bu dünyaya ait olmayan öldürücü, korkutucu yaratıklardır bunlar… Kurtuluş ise marketteki herkesin hep birlikte hareket etmesine bağlıdır. Ancak insan doğası hesaba katılınca hep birlikte hareket edebilmeleri mümkün müdür?Markete sığınan kasaba halkının korkuya kapılarak paniklemesi üzerine mantık devre dışı kalırken David kendisini en çok neyin korkuttuğunu merak etmeye başlamıştır: Sisin içinde pusuya yatmış canavarlar mı, yoksa marketin içindeki, daha düne kadar arkadaşı, komşusu bildiği insanların sergilediği tutarsız davranışlar mı?

When an unknown disease wipes out most of the world’s population, a man with unique blood is isolated for study. Fearing for his wife’s safety, he breaks his quarantine – into a world overrun by monstrous Infected and a shadowy agency hunting them down.

In a zombie-ravaged world, a resourceful teen and her protector fight for survival, facing relentless dangers and testing the limits of hope and loyalty.

Two travel vloggers check into a vacation rental with a host that will do anything for a good review.

Cok guzel bir kara film.Ayrica filmdeki siddet dozaji oldukca degisken ilerliyor. zaten kanli acilan film, ilerleyen dakikalarda tempo durulsa da ortalara dogru adeta bir takashi miike filmine donusuyor sonunda da aslinda natural born killers, bonnie and clyde gibi manyak asiklarin dehset sactigi bir film oldugu ortaya cikiyor. bu anlamda filmin ozgun bir tarafi var yani bu katil asiklar turune hafiften bir farklilik getiriyor, ancak genelinde yine belli kliseler etrafinda donuyor.

Yönetmenliğini Roger Corman’ın yaptığı 1962 yılı yapımı film Edgar Allan Poe’nın üç hikayesinin bir adaptasyonu. Adaptasyonu yapılan üç hikaye ise: Morella, The Black Cat ve The Facts in the Case of M. Valdemar. Morella: Morella (Leona Gage) kızı Lenora’yı (Maggie Pierce) dünyaya getirdikten sonra ölür. Baba (Vincent Price) ise karısının ölümünden kızını sorumlu tutar ve onu suçlar. The Black Cat: Montresor Herringbone (Peter Lorre) karısı Annabelle’den (Joyce Jameson) ve onun siyah kedisinden nefret etmektedir. Bir gece bir şarap tadımı için bir yarışmaya katılır ve burada Fortunato Luchresi (Vincent Price) ile kapışır. The Facts in the Case of M. Valdemar: Yaşlı bir adam çaresi olmayan bir hastalıktan dolayı ölmek üzeredir. Acılarının geçeceğini düşünerek kendisinin bir hipnozcu (Basil Rathbone) tarafından hipnotize edilmesine izin verir.

Poe’nun ‘Diri Diri Gömülüş’ adlı öyküsü temelinde kurulmuş; ailesindeki katelepsi hastalığının kendine de geçtiğini düşünen ve ataklar yüzünden ölü zannedilip diri diri gömüleceği korkusunu artık dehşetli bir takıntı haline getiren bir adamın hikayesini anlatıyor. Öyle bir korkudur ki bu içinde kapıların, erzakların ve çanın olduğu tam donanımlı bir mezar odası bile yaptırır kendine.. Ne var ki tek korkması gereken bu değildir adamın, çünkü etrafı hainlerle sarılmıştır.

Los Angeles’tan Şanghay’a giden bir uçak, Pasifik Okyanusu’nda korkunç bir acil iniş yapmak zorunda kalır. Hayatta kalan yolcular, mercan resifine saplanan enkazın etrafını saran ölümcül köpekbalıklarıyla karşı karşıya kalır ve okyanusun ortasında hayatta kalmak için büyük bir mücadele başlar.


Kaleb, hayatını küçük işlerle idame ettiren, egzotik canlılara meraklı genç bir yetişkindir. Bir gün, şehrin kalabalık bir pazarında karşılaştığı zehirli ve gizemli bir örümceği evine götürür. Ancak bu örümcek, sıradan bir tür değildir. Kısa sürede kaçıp çoğalan bu ölümcül böcekler, Kaleb’in yaşadığı apartmanı ağlarla örülmüş bir ölüm tuzağına çevirir. Mahalle sakinleri, giderek büyüyen ve daha tehlikeli hale gelen örümceklerle kuşatılır. Karantina altına alınan bina, korku ve paniğin hüküm sürdüğü bir arenaya dönüşür. Kaleb ve arkadaşları, bu korkunç istiladan kurtulmak için bir yandan örümceklerle mücadele ederken, bir yandan da binadan kaçış yolları ararlar.

Johnny Smith bir araba kazası ile girdiği komadan tam beş yıl sonra çıkar. Uykuda olduğu dönemde dünya şüphesiz çok değişmiştir. Fakat kısa sürede kendisinde de bazı önemli değişiklikler olduğunu fark eder. Smith bazı olayların ardından medyumluk özellikleri gösterdiğini fark eder. Bu yeni özelliğini bir cinayet davası için kullanmaya başlayınca da ürkütücü deneyimler yaşamaya başlar.

Bilim adamı olan Dennis Allan, kullanan kişiyi bilincini yitirmeden felç eden bir ilacın söylentisinin peşinde, devrim rüzgarlarıyla kasıp kavrulan Haiti'ye gider. Latin Amerika halklarında etkin bir gücü olan batıl inanışlar, kara büyüler, bedenlerini değil ruhlarını kaybeden zombiler arasında Dannis, neyin bilim, neyin batıl inanış, neyin gerçek, neyin gerçeküstü olduğuna karar vermek zorunda kalacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir