
Laura Tonke
Hedi Schneider

A model family's happy life unexpectedly goes off the rails when the carefree Hedi, played by Laura Tonke, suddenly starts having panic attacks. First mental illness and then drug dependency – the happiness that these happy-go-lucky thirty-somethings once took for granted suddenly seems unattainable, and their world fragile and uncertain.

Laura Tonke
Hedi Schneider

Hans Löw
Uli
Leander Nitsche
Finn

Margarita Broich
Hedis Mutter

Matthias Bundschuh
Herr Schild

Melanie Straub
Viviane

Simon Schwarz
Arne Lange

Rosa Enskat
Psychiaterin

Urs Jucker
Therapeut

Jakob Bieber
Verkäufer in der Zoohandlung

Àlex Brendemühl
NGO-Mann
Thomas Zander
Bernd/gehörloser Arbeitssuchender

Kathleen Morgeneyer
Kollegin Lindström

Robert Hofmann
Umzugshelfer

Christine Rollar
Kollegin

Yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle ailesini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan depresif bir babanın, karısını ve çocuklarını tekrar kazanabilmek için verdiği mücadelenin trajikomik öyküsü, aile bağlarının önemini vurgulayarak ekrana geliyor.

Bir adamın kendi hayatını kontrol etme çabasıyla başlayan, seçim şansı olmayan bir hikaye; kaybolmuş olan ve geri dönen eşinin artık farklı birisi olduğunu fark eden bir polis; ve belirli bir kişiyi bulmaya kararlı, özgücü olan ve olağanüstü bir ruhsal lider olma kaderine sahip bir kadın.

1970'li ve 80li yıllarda kurduğu National Lampoon dergisinin başarısı ve etkisi ile dikkatleri üzerine çeken Doug Kenney, yeni bir medya imparatorluğu kurar.

Mainstream, fenomen olmaya çalışırken kendi kişiliklerinden uzaklaşan genç bir kadın ve arkadaşlarının hikayesini konu ediyor. Genç bir kadın olan Frankie, arkadaşı ve kimi zaman da sevgilisi olan Jake ile birlikte çalışır. Toplumun neye değer verdiğini sorgulamaya başlayan Frankie, bu sırada gizemli Link ile karşılaşır. Bu karşılaşma, Frankie'nin ticaret karşıtı düşüncelerini videoya çekmeye karar vermesine yol açar. Jake'in liderliğinde Frankie ve Link, çok geçmeden internette yıldız haline gelir. Ancak menajerleri Mark'ın daha fazla para kazanmaları için baskı yapması ve Link'in eleştirdiği her şeyi yapar hala gelmesi Frankie'nin hayatını sorgulmasına neden olur.

A 16-year-old girl takes her parents hostage after they miss her big jump-roping competition.

Gretchen Mol, (The Shape Of Things) tutucu ve dindar bir ailede büyüyen ve 1950’lerin New York’unda sansasyonel bir fotomodel olan Bettie Page rolüyle alev alev bir performans sergiliyor. Bettie’nin efsanevi seksi fotoğrafları onu bu güne kadar tüm hayranlarını büyüleyen erotik bir ikona dönüştürüyor. David Strathairn (Good Night, and Good Luck) ve Lili Taylor (High Fidelity) gibi yıldız oyuncuların eşlik ettiği bu muhteşem film, Bettie’nin parlak yaşamını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

A teenager living with her sister and parents in Manhattan during the 1990s discovers that her father is having an affair.

A group of suburban teenagers try to support each other through the difficult task of becoming adults.

Tek yumurta ikizi olan iki kız kardeşten daha güzel ve çekici olan hayatını kaybeder. Bunun üzerine geriye kalan kız kardeş ölen kardeşinin kimliğini ele geçirerek onun apartmanına taşınır ve kardeşinin hayatını yaşamaya başlar. İlk uzun metraj denemesiyle Jenée LaMarque'nin yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Jake Johnson ve 'Ruby Sparks' filmininin başrol oyuncusu ve senaryo yazarı Zoe Kazan bulunuyor.

İzleyiciyi bu kadar iyi hissettiren nadir filmlerden biri olan KADIN DEDİĞİN, küstah enerjisi ve olanca sevimliliğiyle, coşkulu ve komik bir yapıt. Los Angeles'ın doğusunda yaşayan, Meksika göçmeni bir ailenin kızı olan 18 yaşındaki tombul Ana'nın önünde parlak bir gelecek vardır. Ailesinde üniversiteye gitmeyi hayal edebilen ilk kişidir, ama ablası Estela'nın giysi atölyesi eldeki işleri yetiştiremeyince, Ana bir dizi şık elbise siparişinin zamanında teslim edilmesi için gönülsüzce yardıma koşar. Kendisininkinden çok farklı hayatlar süren kadınlara havalı kıyafetler dikmek için harcanan onca emek onu sinirlendirir. Hem hayallerine, hem de vücuduna dar gelecek giysilerdir bunlar. Atölyede ter dökerek geçirdiği uzun saatlerin ardından, Ana ablasının çalışkanlığını ve yeteneğini takdir etmeye başlar. O da atölyedeki kadınlara vücutlarındaki kıvrımları sevmeyi ve kendilerini diğerlerinden farklı kılan her şeyin kıymetini bilmeyi öğretir.

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Alice Klieg, Mega-Millions piyangosunu kazandığında, hemen psikiyatri ilaçlarını bırakıp kendi talk show'unu satın alır.

Nina Geld (Mary Elizabeth Winstead) kariyeri yükselişte, ateşli, ortalığı kırıp geçiren ama yakında özel hayatı yerle bir olacak olan bir stand-up sanatçısıdır. Baş belası olan eski sevgilisinden kaçmak ve hayatını değiştirecek olan seçmelere hazırlanmak için Los Angeles'a giden Nina, orada sahip olduğu önyargılarını hiçe sayan Rafe (Common) ile tanışır.

Son 24 saatinde yeni bir acil sağlık teknisyenine eğitim vermeye çalışan, tükenmiş bir paramediğin mücadelesini anlatıyor. Bu süreçte zorluklarla yüzleşerek hayatta kalmaya çalışıyor.

Mickey Prohaska küçük bir kasabada sigortacılık yapmakta, bir yandan kendi işini kurmaya çalışırken diğer yandan da kendisinden ayrılmaya çalışan eşiyle arasını düzeltmeye çalışmaktadır. Mickey'e göre her şey insanları hikayesine inandırmaktan ibarettir. Yalnız yaşayan yaşlı bir çiftçiye sigorta satmaya çalışan Mickey, adamın çok daha büyük bir hazinesi olduğunu keşfeder. Bir şekilde çiftçiyi aradan çıkartıp, nadide bulunan kemana ulaşamaya çalışırken, dengesiz, sinir bozucu bir tamirci olan Randy'nin işine burnunu sokması hiç planlamadığı olaylara yol açacaktır. Mickey şimdi Randy'nin işlediği cinayete mecburen suç ortağı olmuştur, dahası onun şantajlarına boyun eğmek zorunda kalmıştır. Daha çok yapımcı kimliği ile tanınan Jill Sprecher'ın yönetmen koltuğuna oturduğu filmin senaryosu ise gene Jill ve Karen Sprecher kardeşlere ait.

Başrollerinde Ethan Hawke, Emile Hirsch, Hailee Steinfeld, Asa Butterfield'ın yer aldığı Ten Thousand Saints prömiyerini bu yıl Sundance Film Festivali'nde gerçekleştirdi. Film, New York'ta 1988'de yaşanan Tomkins Square Park isyanını konu alıyor.

Kocasını yatakta başka bir kadınla yakalayan genç kadın hayatının şokunu yaşar. Üstelik tek sorun da bu değildir. Kocası yakalanınca kalp krizi geçirerek hayatını kaybeder. Cesetten kurtulması gerektiğini düşünen kadın cesedi gömer ve eşinin kayıp olduğunu söyler. Eşinin kayıp olarak bilinmesi ona beklenmedik bir şöhret sağlar. Ancak polisler ve suçlularla baş etmeye çalıştıkça boyundan büyük işlere kalkıştığını anlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de yerel bir kanalda haber sunucusu olan ve önemli bir hikaye bulmaya çalışan kız kardeşinden her şeyi saklamaya çalışır.


1970'lerin ortasında, güzellikleriyle komşu oğlanları kendilerine aşık eden beş yeniyetme kız kardeş olan Lisbon kızları, Michigan'ın durgun bir mahallesinde yaşarlar. Aşırı koruyucu anne ve babaları (James Woods ve Kathleen Turner) yüzünden tecrit içinde yaşayan kızlar, banliyö manzaralarının üzerinde süzülen ışıltılı ve ulaşılmaz düşler gibidirler. Ancak okulun en yakışıklısı Trip Fontaine (Josh Hartnett), Lux Lisbon'ı (Kirsten Dunst) ve kız kardeşlerini mezuniyet balosuna gitmeye ikna edince, oğlanların romantik fantezileri bir anda gerçekleşmenin eşiğine gelir – ta ki hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir olaylar zincirinin içine çekilinceye kadar.

Moğol göçebe bir ailenin yeni doğan deve yavrusu annesi tarafından reddedilince, annenin fikrini değiştirmek için bir müzisyenin yapacağı ritüele ihtiyaç duyulur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir