
Andrew Garfield
Link
"İster beğen, ister beğenme."
Mainstream, fenomen olmaya çalışırken kendi kişiliklerinden uzaklaşan genç bir kadın ve arkadaşlarının hikayesini konu ediyor. Genç bir kadın olan Frankie, arkadaşı ve kimi zaman da sevgilisi olan Jake ile birlikte çalışır. Toplumun neye değer verdiğini sorgulamaya başlayan Frankie, bu sırada gizemli Link ile karşılaşır. Bu karşılaşma, Frankie'nin ticaret karşıtı düşüncelerini videoya çekmeye karar vermesine yol açar. Jake'in liderliğinde Frankie ve Link, çok geçmeden internette yıldız haline gelir. Ancak menajerleri Mark'ın daha fazla para kazanmaları için baskı yapması ve Link'in eleştirdiği her şeyi yapar hala gelmesi Frankie'nin hayatını sorgulmasına neden olur.

Andrew Garfield
Link

Maya Hawke
Frankie

Nat Wolff
Jake

Jason Schwartzman
Mark Schwartz

Johnny Knoxville
Ted Wick

Alexa Demie
Isabelle Roberts

Casey Frey
Martin from Temecula
Kalena Yiaueki
Patsy

Jacqui Getty
Lisa
Nick Darmstaedter
Kyler

Colleen Camp
Judy

Marshall Bell
Marty
Pascale Coppola
Little Girl

Jordan L. Jones
Bar Patron
Jefery Levy
Home Owner

30 yaşındaki Joy Jordan; anne ve babasının, Florida güneşi altında yeni bir yaşama doğru uzaklaşırlarken arkalarında bıraktıkları New Jersey'deki evde, yalnız yaşayan, bekar bir genç kadındır. Yaşlı çiftin sevgiden yoksun ve acıklı evlilikleri ise, cazibesi yıllar önce sönmüş olan Diane'ın tehdi altındadır. Öte yandan hayattan umudunu kesmemiş olan Joy, doğru erkeğin ve kariyer başarısının hemen köşeyi dönünce karşısına çıkabileceğini düşünecek kadar saf gözlerle bakmaktadır yaşama. Halihazırdaki erkek arkadaşı Andy'yi kaybettikten bir süre iş değiştirip yetişkinler için eğitim veren bir "hayır kurumunda" işe başlar. Buradaki öğrencilerinden Rus göçmeni, taksi şoförü ve bir hırsız olan Vlad ile romantik bir ilişkiye de girecektir.

Christine, taksi şöförlüğü yapan bir video sanatçısı. Richard ise karısından ayrıldıktan sonra iki çocuğu ile ayakta durmaya çalışan bir ayakkabı satıcısı. Christine hüzünlü ve şaşkın Richard ile tanışır. Richard ona ayağındaki yarayla ilgili şaşırtıcı bir derinlik taşıyan ilginç bir yorum yapar. Christine bütün gün kadınların ayaklarını elleyen bu adamdan etkilendiğini anlayınca onun gözüne girmek için elinden geleni yapmaya çalışır. Fakat bu o kadar da kolay olmayacaktır. Bu oyun esnasında bir yandan da adamın çocuklarının dünyasına girmeye çalışırız. Büyük oğlan mahallenin kızlarıyla ilk cinsel deneyimini yaşarken, henüz okuma yazma bilmeyen ufaklık da internet aracılığı ile olgun kadınları baştan çıkarmaya çalışır. Bu küçük ama şaşırtıcı film kimi zaman sevimli kimi zaman da şaşırtıcı öykülerden oluşuyor. İşin içinden çıkmak için gerçeküstü bir aşk hikayesi diyebiliriz. Ya da doğrudan Todd Solondz ve Terry Zwigoff gibi yönetmenleri referans verelim. Mümkünse kaçırmayın!

Okulunu yeni bitirmiş, çekingen bir genç başka iş bulamadığı için Londra'da bir kapalı havuzda çalışmaya başlar. Kısa sürede müşterilerin sıkıcı sohbetleri ve işin rutinleri genci bunaltacaktır. Fakat zaman içinde birlikte çalıştığı, kendisinden daha büyük olan bir kadına ilgi duymasıyla hayatı aniden renklenmeye başlar. Fakat yaş farkı ve daha pek çok sebep kadının oğlana yakın davranmasına engel olmaktadır. Bu platonik ve trajik aşk ikisinin de hayatını değiştiecektir.

Film, görünüşte sıradan olan Barney Panofsky sıra dışı hayatının samimi ve espirili hikâyesini anlatıyor. Film, dört tane 10 yıllık perioda ve iki kıtaya yayılıyor. Bu sıra dışı yaşam hikâyesinde Barney’e üç farklı kadın ve yakın arkadaşı olan babası Izzy’ı eşlik ediyor.

An aspiring young filmmaker gets involved with an eccentric gangster for the financing of his first film.

Ülkesindeki bir ihtilal sonucu devrilen Kral Shahdov New York'a gelir. Amacı biraz para kazanmaktır ve bir TV'ye gider. Burada ticari ilişkiler kuran Shahdov medya dünyasında ön plana çıkar. Ancak ailesinin komünist oluşundan dolayı kendisi de fişlenir.

Bir futbol fanatiği olan Eric postacıdır. Orta yaş krizi geçiriyor ve hayatı da her geçen gün daha kötü gidiyordur. Fakat bir gün oğlunun bir hapını içmesiyle efsane Eric Cantona sanrısına kavuşur. Cantona artıkonun hayat koçudur.

Film, 1970'li ve 80li yıllarda National Lampoon dergisinin başarısı ve etkisi ile kısmen Doug Kenney tarafından denetlenmeye başlayan yeni bir medya imparatorluğunun ortaya çıkışını konu ediniyor. Bir komedyenin ortaya çıkış ve medyayı sarsmasına ışık tutacak olan biyografik yapım.

Annesi yeni vefat etmiş ve psikolojik sorunları olan Ingrid Thorburn (Audrey Plaza), görünüşte mükemmel bir hayata sahip olan sosyal medya fenomeni Taylor Sloane’e (Elizabeth Olsen) kafayı takar. Bir gün Ingrid her şeyi geride bırakıp Taylor’la arkadaş olabilmek için elinden geleni ardına koymadığında durum huzur bozucu ve tehlikeli bir hal alacak, #BFF’den (Best Friend Forever - Sonsuza Dek Kanka) #WTF (What The Fuck - N'oluyor Lan) haline dönüşecektir.

Charlie, 20'lerinde, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan ve hayattan pek bir beklentisi olmayan bir gençtir. Üvey babası, ciddi ilişkisi olan bir kıza aşık olunca, durumlar biraz karışacaktır. Ciddi bir ilişkisi olan Amber'la tanışınca, hayatını tekrar sorgulamaya ve ona ilgi duymaya başlar.

Arkadaşları ve şöhreti için umutsuz olan genç bir kadın, sosyal medyadaki varlığını artırmak istemektedir. Bunun için de Paris'e sahte bir gezi düzenler. Ancak gerçek dünyada korkunç bir olay meydana geldiğinde yalanı ona istediği tüm ilgiyi sunan ahlaki bir ikileme dönüşür.

A teenager living with her sister and parents in Manhattan during the 1990s discovers that her father is having an affair.

Tek yumurta ikizi olan iki kız kardeşten daha güzel ve çekici olan hayatını kaybeder. Bunun üzerine geriye kalan kız kardeş ölen kardeşinin kimliğini ele geçirerek onun apartmanına taşınır ve kardeşinin hayatını yaşamaya başlar. İlk uzun metraj denemesiyle Jenée LaMarque'nin yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Jake Johnson ve 'Ruby Sparks' filmininin başrol oyuncusu ve senaryo yazarı Zoe Kazan bulunuyor.

İzleyiciyi bu kadar iyi hissettiren nadir filmlerden biri olan KADIN DEDİĞİN, küstah enerjisi ve olanca sevimliliğiyle, coşkulu ve komik bir yapıt. Los Angeles'ın doğusunda yaşayan, Meksika göçmeni bir ailenin kızı olan 18 yaşındaki tombul Ana'nın önünde parlak bir gelecek vardır. Ailesinde üniversiteye gitmeyi hayal edebilen ilk kişidir, ama ablası Estela'nın giysi atölyesi eldeki işleri yetiştiremeyince, Ana bir dizi şık elbise siparişinin zamanında teslim edilmesi için gönülsüzce yardıma koşar. Kendisininkinden çok farklı hayatlar süren kadınlara havalı kıyafetler dikmek için harcanan onca emek onu sinirlendirir. Hem hayallerine, hem de vücuduna dar gelecek giysilerdir bunlar. Atölyede ter dökerek geçirdiği uzun saatlerin ardından, Ana ablasının çalışkanlığını ve yeteneğini takdir etmeye başlar. O da atölyedeki kadınlara vücutlarındaki kıvrımları sevmeyi ve kendilerini diğerlerinden farklı kılan her şeyin kıymetini bilmeyi öğretir.

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Nina Geld (Mary Elizabeth Winstead) kariyeri yükselişte, ateşli, ortalığı kırıp geçiren ama yakında özel hayatı yerle bir olacak olan bir stand-up sanatçısıdır. Baş belası olan eski sevgilisinden kaçmak ve hayatını değiştirecek olan seçmelere hazırlanmak için Los Angeles'a giden Nina, orada sahip olduğu önyargılarını hiçe sayan Rafe (Common) ile tanışır.

Dünyanın en güçlü adamı, kendi yol açtığı felaket her şeyi yok etmeden önce, insanlığın kurtarıcısı olduğunu kanıtlamak için hummalı bir mücadeleye girişir.

Son 24 saatinde yeni bir acil sağlık teknisyenine eğitim vermeye çalışan, tükenmiş bir paramediğin mücadelesini anlatıyor. Bu süreçte zorluklarla yüzleşerek hayatta kalmaya çalışıyor.

Oliver Quick, Oxford Üniversitesi'ndeki yerini bulmakta zorlanan bir öğrencidir. Bu süreçte Oliver, kendisini büyüleyici ve aristokrat Felix Catton'ın dünyasının içine çekilmiş bulur. Felix onu, eksantrik ailesinin genişleyen malikanesi Saltburn'e asla unutulmayacak bir yaz için davet eder.

Başrollerinde Ethan Hawke, Emile Hirsch, Hailee Steinfeld, Asa Butterfield'ın yer aldığı Ten Thousand Saints prömiyerini bu yıl Sundance Film Festivali'nde gerçekleştirdi. Film, New York'ta 1988'de yaşanan Tomkins Square Park isyanını konu alıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir