
Claes Bang
Christian
İsveç'te monarşi kaldırılmış ve şehrin göbeğindeki kraliyet sarayı bir modern sanat müzesine dönüştürülmüştür. Müzenin baş küratörü Christian, modern dünyanın tüm gerekliliklerini ve aynı zamanda kendine özgü duyarlılıklarını yerine getiren bir adamdır. Ancak hayatı rayından çıkmak üzeredir: telefonunun çalınmasından sonra yaptığı hareketler, onu utanç verici durumlara düşürür. O sırada müzede sergilenecek Arjantinli bir sanatçının yeni enstalasyonu 'Kare'nin tanıtımını yapacak halkla ilişkiler şirketi çok provokatif bir kampanya hazırlayınca tam bir kargaşa ortamı oluşur. Christian ve müze için varoluş amaçlarını sorgulamaları gereken bir ortam oluşmuştur.

Claes Bang
Christian

Elisabeth Moss
Anne

Dominic West
Julian

Terry Notary
Oleg

Christopher Læssø
Michael
Lise Stephenson Engström
Daughter
Lilianne Mardon
Daughter
Marina Schiptjenko
Elna

Annica Liljeblad
Sonja
Elijandro Edouard
Boy with Letter

Daniel Hallberg
Dark-Haired Advertising Agent
Martin Sööder
Blond Advertising Agent

John Nordling
Account Manager
Maja Gödicke
Marketing First Assistant
Nicki Dar
Nicki

Şebeke, uzun yıllardır UBS Akşam Haberleri isimli programda haber spikerliği yapan Howard Beale’nin hikayesini konu alır. Beale’in ratingleri günden güne düşmektedir ve nihayetinde bir çalışma arkadaşından, iki hafta içerisinde işinden kovulacağını öğrenir. Bunu öğrendiğinde büyük bir depresyona giren adam, ertesi akşam canlı yayında, gelecek Salı günü canlı yayında intihar edeceğini anons eder. Haliyle bu şok duyurudan sonra işler fazlasıyla karışır.

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.

Donna Tartt’ın Pulitzer ödüllü, uluslararası çok satan romanı Saka Kuşu’ndan uyarlanmış yapım, yaşanan bir patlama sonrası New York gibi büyük bir şehirde yapayalnız kalan on üç yaşındaki Theodore Decker’ın çocukluğundan yetişkinliğine, kayıplarla dolu ömrünü anlatıyor.

12 yaşındaki öğrencisiyle birlikte olmasından ötürü reşit olmayan birine cinsel istismar suçundan hapse giren öğretmen Mary Kay Letourneau'nün hikayesinden uyarlandı. Öğrencisiyle birlikteliğinin üzerinden yaklaşık 20 yıl sonra hayatı filme çevrilecek olan Gracie Atherton-Yoo'nun, filmde kendisini canlandıracak olan oyuncu Elizabeth Berry ile birlikte geçirdiği zaman konu ediliyor.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Yakın zamanda karısını kaybeden içine kapanık mimar, espritüel bir genç kızla arkadaş olur ve Atlas Okyanus ’unu geçmesi için gereken bir sal yapmasına yardım etmeyi kabul eder.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Alex büyük bir firmada avukatlık yaparken birden işten çıkartılır. Ne olduğunu anlayamaz ve boşluğa düşer. Birden sıkıcı bir hayat yaşamaya başlar ailesini bir arada tutmak için çalışması gerekecekti

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Amerikan tarihinin en önemli insan hakları savunucularından ve siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in hayatı, Spike Lee’nin yaratıcı bakış açısı ile beyazperdeye aktarılıyor. Daha önce Broadway’de tarihi lideri canlandırmış olan Denzel Washington’un dikkate değer oyunculuğu ile Malcolm X’in hikayesi sıradan bir biyografi olmaktan çok, bir insanın hayatında devrim yapıp kendini gerçekleştirmesi şeklinde, dönemlere bölünerek anlatılmış:Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır.

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.


Dönemin liste başı olmuş hit şarkıları eşliğinde izleyeceğiniz filmi sakın kaçırmayın! Büyüleyici dans figürleri ve çoşku dolu müziklerle dolu Footloose, büyük şehir çocuğu Ren McCormick'in kendi halinde sessiz sakin bir kasabaya gelmesiyle kasabada yaşanan ahlak çatışmasını anlatıyor. Kasabanın ileri gelenleri için gençlik çoşkusu ve dans yasaklanması gereken şeylerdir. Ren yakın arkadaşı Willard ve başkanın kızı ile bu topluluğa kaşı bir ayaklanma başlatır.

Nickel Çocukları, bir çocuk ıslahevinde kalan iki siyahi genci konu alıyor. İkisinin derin dostluğu bir dönüşüm sunarak umut uyandırıyor.

Lincoln Hawk tek dostu olan kamyonuyla, tek bildiği yaşam şeklin, sürdürmektedir; yani Amerika'nın uçsuz bucaksız yollarının tozunu atıp, arada bir de diğer kamyoncularla bilek güreşi yarışmalarına katılmaktadır. Aslında eski hayatı böyle değildir: Ayrılmış olduğu karısı Christina, milyarder Jason Cutler'ın kızından başkası değildir. Kaldı ki boşanmalarında kötü yürekli ihtiyarın azımsanmayacak bir payı vardır. Ne eski karısını ne de oğulları Michael'ı yıllardır görmemiş olan Lincoln, bir gün ölümcül bir hastalığa yakalanan Christina'nın isteğini kıramaz ve onca zamandır bir askeri okulda okumakta olan Michael'ı yanına alarak yollara düşer. Böylece gerçek bir baba oğul yakınlaşması yaşamak ve boşa geçen yılların acısını da çıkarmak ister. Elbette Lincoln'ün aklındaki tek şey bu değildir. Onun gözü 100 bin dolarlık para ve yepyeni bir de kamyon ödüllü Dünya Bilek Güreşi Şampiyonasının zirvesindedir!

Bir sanat galerisi sahibi olan Susan Morrow (Amy Adams), 19 yıl önce yazar eşi Edward Sheffield’ı (Jake Gyllenhaal) terk eder. Yakışıklı bir işadamı olan ikinci eşi Hutton Morrow (Armie Hammer) ile birlikte düzenli bir hayat sürmektedir. Bir gün posta kutusunda eski eşinin hiç yayımlanmamış olan ilk romanının taslağını bulur. Eski eşi romanı hakkında kendisinin fikrini sormaktadır. Susan, bir matematik profesörü olan Tony Hastings’in ailesi ile çıktığı bir gece yolculuğunu anlatan "Gece Hayvanları" adındaki bu kitabı elinden bırakamaz. Kitabın kahramanı Tony’nin hayatı berbat bir hale geldikçe Susan da geçmişini hatırlayacaktır. Bu tehlikeli duygular onun geleceğini kemirecek ve hayatını değiştirecektir.

Eski bir Vietnam gazisi olan John Rambo, terhis olduktan 7 yıl sonra yürüyerek geldiği bir kasabada biraz dinlenip karnını doyurmak ister. Ancak kasabanın şerifi, Rambo'yu hoş karşılamaz ve kasabadan ayrılmak istemeyen Rambo'yu tutuklayıp karakola götürür. Karakolda gördüğü işkenceler sırasında aklına savaşta yaşadıkları gelen Rambo kendini kaybeder ve kasabanın yakınındaki ormanlık alana kaçar. Peşindeki güvenlik güçlerinden kurtulmak için gördüğü eğitimi uygulamaktan başka şansı olmayan Rambo'nun eski Yeşil Bereli olduğunu öğrenen polis kuvvetleri ise eski komutanı Albay Samuel Trautman'dan yardım isteyecektir.

Hapisten yeni çıkan neo-nazi Adam, topluma hizmet etmek üzere papaz Ivan'ın yanına gönderilir. Ivan ona kilisenin önündeki elma ağacının meyveleriyle bir elmalı kek pişirme görevi verir. Bu arada elmalar kuşların, solucanların ve şimşeklerin saldırısına uğrar. Ivan, Şeytan tarafından sınandıklarına inanır. Adam ise Tanrı tarafından sınandıklarını düşünmektedir, çünkü belki de kötülük diye bir şey yoktur * güldürken yaralayan bir film

Patrick Bateman, aileden zengin bir adamdır. Gençliği ve yakışıklı olması, kendisine hem işinde hem de sosyal hayatında avantajlar sağlamaktadır. Oldukça sıradan bir hayata kapılıp gidiyormuş gibi görünen Bateman'ın hayatının karanlık tarafın ise oldukça derinliklidir. Bateman, insanları sebepsiz yere öldürmekten hoşlanan ve öldürdüğü insanların vücutlarından hatıra olarak aldığı parçaları evinde saklayan bir akıl hastasıdır. Bunu kendisi dışında kimse bilmemektedir.

Raoul Duke ve avukatı Dr. Gonzo, bir motosiklet yarışını izlemek için Mojave Çölü'nde bir bavul dolusu uyuşturucu ve kırmızı bir üstü açık arabayla Las Vegas'a giderler. Uyuşturucu tüketimleri endişe verici bir hızla artarken, uyuşturucu bağımlısı ikili otel odalarını mahveder ve yasal yaptırımlardan korkarlar. Duke, Los Angeles'a geri dönmek için yola çıkar, ancak bir polisle yaşadığı tuhaf olayın ardından Günah Şehri'ne geri döner ve çılgın uyuşturucu serüvenine devam eder.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir