
Jack Lowden
Tommy Morris

In 1866 St Andrews, Scotland, 15-year-old Tommy Morris is an avid golfer like his legendary and pioneering father, Tom Morris, now greenskeeper for The Royal and Ancient Golf Club of St Andrews, as well as the town's club- and ball-maker. The two-time winner of the first major golf tournament, The Open Championship, which he founded in 1860, Old Tom also established golf's standard of 18 holes per round. But young Tommy is beginning to chafe at his father's dictates, especially in the rapidly changing world they live in. Tommy soon outshines his father, winning The Open three consecutive times.

Jack Lowden
Tommy Morris

Peter Mullan
'Old' Tom Morris

Sam Neill
Alexander Boothby

Benjamin Wainwright
George Atwood Jr.

Paul Reid
George Atwood Snr.

Peter Ferdinando
Major Molesworth

Ophelia Lovibond
Meg Drinnen

Elle O'Hara
Agnes Drinnen

Max Deacon
David Strath
Paul Tinto
James Hunter

Nicky Henson
Charles Kinloch

James Smillie
A.K.H Boyd

Thérèse Bradley
Nancy Morris

Kylie Hart
Lizzie Morris

Ian Pirie
Willie Park

Üç dalda aday gösterildiği Oscar’ı en iyi kostüm dalında kazanan Genç Victoria, Britanya tarihinin en uzun tahtta kalan kraliçesi Kraliçe Victoria’nın (Emily Blunt) genç yaşında iktidara yürüyüşünün öyküsü anlatılıyor. Filmde, Kraliçe Victoria’nın kraliyet ailesi içindeki iktidar kavgalarının nesnesi olmaktan, Prens Albert (Rupert Friend) ile yaşadığı romantik yakınlaşmaya ve dillere destan evliliğine kadar beyazperdeye aktarılıyor.

Bathsheba Everdine, a willful, flirtatious, young woman, unexpectedly inherits a large farm and becomes romantically involved with three widely divergent men.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

1874 yılında genç ve güzel Anna Karenina (Keira Knightley), Rus politikacı Alexei Karenin (Jude Law) ile yaptığı evlilikle St. Petersburg'un yüksek sosyetesi içerisinde çok iyi bir konuma sahiptir ve bu evlilikten bir oğlu vardır. Bir gün erkek kardeşi Oblonsky’den eşi Dolly (Kelly Macdonald) ile arasını düzeltmesini isteyen ve onu Moskova’ya çağıran bir mektup alır. Bu yolculuk esnasında tanıştığı Kontes Vronsky'nin garda kendilerini karşılayan oğlu, genç subay Kont Vronsky (Aaron Taylor-Johnson) ile aralarında bir kıvılcım başlar. Anna, karşı koyamadığı bir aşka doğru sürüklenirken, Vronsky'den kaçıp St. Petersburg’a ve aile yaşantısına dönmesi ne hakkında çıkan dedikoduları engelleyebilir ne de yüreğinde duyduğu aşkı. Bu arada eşi Karenin, Anna'yı uyarır; halkın gözünde bir skandala yol açmıştır. Ama aşkı seçen kadına karşı Rus halkının ikiyüzlülüğü de bu şekilde ortaya çıkacaktır.

Avrupalılar ve "Yeni Dünya"daki yerliler arasında bir çok trajik karşılaşma yaşanmışsa da, bunlardan en unutulmaz 17. yüzyılın başında, Virginia'daki Jamestown kolonisinde yaşananlar gelir. Denizci John Smith ile kızılderili kız Pochahontas arasındaki efsanevi aşk bir çok hikakeye konu olmuştur.Koloniciler, onları dostça karşılayan kızılderililer ile dengeli bir ilişki kurmayı başarırlar. Kızılderili reisinin kızı Pochahontas ve John Smith birbirlerine aşık olduklarıda ise, farklı kültürler kaynaştığında çoğunlukla yaşanan trajedilerden biri yaşanacaktır. İnce Kırmızı Hat yönetmeni Terrence Malick bu kez yeni keşfedilen bir Amerika arkaplanında iki genç ve tutkulu insanın birbirlerini ve kendilerini keşif serüvenini anlatıyor. Çok bildik bir hikayenin yepyeni bir versiyonu.

Paris’in altın çağı Belle Époque döneminde bir kadın ile Normandiya'da eski bir evdeki dört genç yabancıyı birbirine bağlayan ne olabilir? Bambaşka hayatlar süren dört uzak kuzen, hiç dokunulmadan toz tutmuş eski fotoğraflar, mektuplar ve tablolar arasından zamanında o evde oturan büyük büyükanneleri Adèle Vermillard'ın hayatını gün yüzüne çıkarıyor. Ve 2025'ten başka bir büyülü döneme, fotoğrafın, sinemanın ve Empresyonizmin doğuşunun dünyayı sonsuza dek dönüştürdüğü 1895'e, 20 yaşındaki Adèle’in hayatına taşınıyoruz. Yönetmen Cédric Klapisch prömiyerini Cannes'da yapan Gelecek de Gelecek için “Barry Lyndon ya da Amadeus gibi filmlerden çok etkilendim; bence tarih bir bakıma sinema yaratıyor” diyor.

John Davidson’ın yaşam öyküsünden uyarlanan film, 1980’lerin Britanya’sından günümüze uzanan ilham verici bir dönüşüm hikâyesi. On beşinde Tourette teşhisi alan John; önyargılarla dolu gençlik yıllarını ve yetişkinliğe geçiş sürecini, nezaketin gücüyle aşıyor. Bu, yanlış anlaşılan bir çocuğun, dünyayı değiştiren bir adama dönüşme yolculuğu.

Louisa May Alcott’ın aynı adlı klasik romanından beyazperdeye uyarlanan film, İç Savaş sonrası Amerika'da yaşamlarını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy March (Florence Pugh) birbirinden tamamen farklı karaktere sahip dört kız kardeştir. Çocukluk dönemlerini geride bırakıp kadınlığa geçiş süreçlerinde kardeşler türlü dertlerle boğuşur. Babaları Amerikan İç Savaşı'na katılan dört genç kız, anneleri ile birlikte yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu zorlu süreçte en büyük kazançları birbirlerinin yanında olmalarıdır.

Ricky Hill'in İnanılmaz Hikâyesi, profesyonel beyzbol oynamak için fiziksel engelinin üstesinden gelen ve aşırı koruyucu babası Pastor Hill'in tavsiyelerine karşı çıkan Rickey Hill'in hayat hikayesini konu ediyor.

Mr.Dashwood yasalar gereği mirasını ilk karısından olan oğluna bırakmak zorundadır. Oğlundan ikinci karısı ve ondan olan kızlarına destek olmasını rica eder. Fakat oğlunun karısı bunun gerçekleşmesini engellemek için elini yapar. Biri tamamen duygularıyla, diğeri de sadece mantığıyla hareket eden iki kızkardeş, 19.yüzyılın erkek egemen ve ahlakçı dünyasında bir de ekonomik sorunlarla başetmek zorunda kalırlar. Tüm toplumsal ve ekonomik baskılara rağmen mantık ve duygu aşkla birleştiğinde, bu iki kızkardeşe güç verecek, onlara mutluluğun kapılarını açacaktır.

Rudy, çocukluğundan beri hayranlıkla takip ettiği Notre Dame Üniversitesi'nin futbol takımına girme hayalinin peşinden koşan Rudy Ruettiger'ın hikayesini anlatıyor... Herkes onun başaramayacağını düşünürken Rudy onlara yanıldıklarını göstermek için hiç durmadan çalışır ve sonunda amacına ulaşır...Rudy filmi gerçek bir hikayeye dayanıyor. Notre Dame futbol takımının oyuncusu Daniel Eugene "Rudy" Ruettiger hayatını anlatıyor.

Earnshaw Ailesi, Yorkshire'da 19. yüzyılda çiftçilik yapan bir ailedir. Bir gün Bay Earnshaw, küçük çocuğu Heathcliff ile birlikte kendi şehrine döner. Earnshaw'un oğlu Hindley, çocuğu geri gönderir ancak Heathcliff, Hindley'in kız kardeşi Catherine ile dost kalır. Aile öldükten sonra Hindley'in kız kardeşi ve Heathcliff, bir araya gelirler.

Mary'nin kendini bir skandalın ortasında bulması ve ailenin maddi sıkıntı yaşaması sebebiyle tüm ev halkı rezil olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yeni neslin Downton Abbey'yi çağa uygun yönetme planlarıyla birlikte ev personeli yeni bir döneme hazırlanırken Crawley ailesi de değişimi kucaklamak zorundadır.

Yüzyıl başı İngilteresindeki sınıfların birbirleriyle olan ilişkilerini ve iç hesaplaşmalarını anlatan bir James Ivory filmi. Viktoryalı aristokrat kapitalistlerin (Wilcoxlar) hayatta tek ilgilendikleri şey paradır. Daha hümanist burjuvaların (Schlegeller) insani durumlarla ilişkileri daha yoğundur. İşçi sınıfı ise yaşam mücadelesi vermektedir. Aristokrat erkeklere aşık olan iki kız kardeş, Helen ve Margaret Schlegel aile tarafından reddedilir. Margaret aristokrat ailenin annesiyle arkadaş olur ve böylece ’Howards End’ malikanesinde yıllarca sürecek bir trajedi başlamış olur

Danimarka sinemasının yıldız yönetmenlerinden Thomas Vinterbergin kamerasını Victoria İngiltere'sine çevirdiği Çılgın Kalabalıktan Uzak, birbirinden çok farklı üç adamı etkisi altına alan Bathsheba Everdene'in hikayesini anlatıyor. Bağımsız ve güçlü bir kadın olan Bathshebaya, Weatherbury'deki bir çiftlik miras kalır. Çiftliğini ayakta tutmaya çalışırken, Bathsheba kararlılığına vurulan kendi halindeki bir çiftçiyi, pervasız ve yakışıklı bir çavuşu ve zengin, olgun bir bekarı kendine aşık eder. Tercihler ve tutkular aracılığıyla aşkın doğasını inceleyen bu zamansız öykü, direnç ve kararlılıkla zorlukları aşmanın mümkün olacağını da anlatıyor

After a bleak childhood, Jane Eyre goes out into the world to become a governess. As she lives happily in her new position at Thornfield Hall, she meets the dark, cold, and abrupt master of the house, Edward Rochester. Jane and her employer grow close in friendship and she soon finds herself falling in love with him. Happiness seems to have found Jane at last, but could Rochester's terrible secret be about to destroy it forever?

Fakir Mortmain ailesinin yaşadıkları şatoya gelen Amerikalı Cotton’larla değişen hayatını, ailenin yetenekli ve yakaladığı her detayı günlüğüne yansıtan 17 yaşındaki kızı Cassandra’dan dinleyeceğimiz filmde, genç kızların ilk aşklarına da tanıklık edeceğiz.

Zalim ablası tarafından büyütülen zavallı yetim Pip, Magwitch isimli bir mahkumla mezarlıkta yaşadığı korkunç deneyimden sonra ve tuhaf Bayan Havisham’la güzel ama çıkarcı yeğeni Estella’ya yaptıkları utanç verici ziyaretler yüzünden büyük umutları olması mümkün olan bir çocuk değildir. Estella isimsiz bir hayırsever tarafından servete kavuşturulana dek Pip’e işkence etmiştir. Unutulamaz karakterle dolu Büyük Umutlar entrika, aşk ve paranın satın alamayacağı mutluluğa dair bir hikaye. John Irving’e göre, Büyük Umutlar İngiliz dilinde yazılmış bir roman için, konusu fazla mükemmel kurgulanmış bir eserdir. J. Hillis Miller ise Büyük Umutlar’ın Dickens’ın dünyayı algılama şeklinin en kapsamlı ve en yoğun örneği olduğunu ve Pip’in örnek bir Dickens kahramanı olabileceğini belirtmiştir...

İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesine liderlik eden Amerikalı fizikçi J. Robert Oppenheimer'ın hikayesi. Manhattan Projesi'nin başına geçen Oppenheimer, insanlık tarihini değiştirecek bu ölümcül icadı hayata geçirirken, yarattığı gücün doğuracağı vicdani ve siyasi sonuçlarla da yüzleşmek zorunda kalır.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir