
Florinda Bolkan
Flavia Gaetani

Puglia, southern Italy, around 1400. A convent is invaded by the Tarantula cult, whose fanatical and crazed members desecrate the sacred place by committing obscene and bloody acts.

Florinda Bolkan
Flavia Gaetani

María Casares
Sister Agatha

Claudio Cassinelli
Abraham

Anthony Higgins
Ahmed

Σπύρος Φωκάς
The French Duke
Diego Michelotti
Flavia's Father

Raika Juri
Sister Livia
Jill Pratt
Mother Superior
Franca Grey
Village Girl

Laura De Marchi
Tarantula Cult Woman
Eduardo Filipone

Ciro Ippolito

Carla Mancini

Luigi Antonio Guerra
Giuseppe Pertile

Mutlak güç, mutlak yozlaşmayı getirir. Topluma önderlik eden dört insan, özel olarak seçilen genç kız ve oğlanları sistematik bir biçimde aşağılayarak onlardan yararlanır ve işkence eder... Bir dizi müstehcen öyküyle başlayan bu sefahat dolu işkence, dinsel bir tören havasının ardına gizlenmiştir. Filmin gelişimi cinsel sapıklıktan sadizme, işkenceden ölüme kadar amansızca uzanır. İşkencelerin alacağı bir zevk yoktur, acımaları da... Pasolini'nin son filminde bir ölüm kokusu, çöküş ve umutsuzluk sancıları içinde kıvranan insanlığa soyutlanmış son bir ağıt yatar. Faşizme karşı zehir zemberek bu film, kasvetli bir tür vasiyettir sanki...

A fraught mother-daughter relationship is put to a terrifying test when the family patriarch dies, and the grieving mother hires a mysterious stranger to bring her husband back from the dead.

İspanya, 1949. Bir rahibe adayı olan Narcisa, öğretmen olarak çalışmak üzere kız okuluna dönüştürülmüş eski bir manastıra gelir.

Fransanın bağımsız Loudun eyaletindeki Ursuline rahibelerinin şeytan tarafından ele geçirilmelerine sebep olan büyüleri yapmakla suçlanan Peder Urbain Grandier’in, bildik şeytan filmleriyle alakası olmayan, akla hayale seslenen hikayesi. Sene 1634.

Viridiana, (Silvia Pinal) bir rahibe okulundan mezun olmak üzere olan genç bir kızdır. Bir gün, yıllar önce ölen teyzesinin yaşlı kocası Don Jaime (Fernando Rey) tarafından onun çiftliğine davet edilir. Viridiana, yıllar boyunca okulunun parasını ödemek dışında onunla hiç ilgilenmeyen ve yaşayan tek akrabası olan Don Jaime'nin yanına gitmek istemese de baş rahibenin ısrarı ile onu ziyarete gider. Don Jaime, henüz evlendiği gece onunla birlikte olmadan ölen karısına çok benzeyen Viridiana'yı arzular ve onunla evlenmek ister. Bu isteğini ona açtığında genç kızın sert tepkisi ile karşılaşır.

Universal Studios’un klasik canavarlar mirasından Werewolf: The Beast Among Us’ta bir canavar 19. Yüzyıl Avrupa’sında bir kasabada ay ışığı altında terör estiriyordur. Genç bir adam ise sevdiklerini bu dile getirilemeyen felaketten korumaya çalışmaktadır. Kasabanın doktoru (Stephen Rea) ile yaptığı çalışmalar esnasında, Daniel (Guy Wilson) kurt adam saldırılarının korkunç sonuçlarına tanık olur. Yaratığın dehşet saçan ünü ödül avcılarını, heyecan peşinde olanları ve şarlatanları kasabaya çekince, Daniel bu acımasız canavarı yok etmeye karar verir. Bunun üzerine gizemli bir yabancı (Ed Quinn) ve yetenekli kurt adam avcılarından (Stephen Bauer, Adam Croasdell) oluşan ekibi canavarı yakalamak için kasabaya geldiklerinde, Daniel annesinin (Nia Peeples) tüm itirazlarına rağmen onlara katılmayı teklif eder. Ancak gruptakiler kısa süre içinde bu yaratığın daha önce karşılaştıkları tüm yaratıklardan daha güçlü daha zeki ve daha tehlikeli olduğunu anlarlar..

The morning Stella decides to take her own life, a stranger knocks at her door claiming the guest room he booked for the night. Surprised but charmed by this man who seems to know her very well, Stella decides to let him in. But when Sandro, the man who broke Stella's heart, joins them at home, this odd situation turns immediately into chaos.

İki kız kardeş ve anneleri kendilerine büyük teyzelerinden miras kalan evde yaşamaya başlamak için yola çıkarlar. Evde geçirdikleri ilk gece korkunç bir saldırıyla karşı karşıya kalan anne ve kızları, yaşadıkları travma yüzünden kişiliklerini kaybeder. On altı yıl sonra tekrar aynı evde bir araya gelen, Colleen, Beth ve Vera yeniden garip olaylar yaşamaya başlar.

13. yüzyıla ait bir baladdan yola çıkılarak senaryosu yazılan film, ortaçağda geçen sarsıcı bir intikam hikayesi anlatıyor. Koyu hristiyan ailesi tarafından kiliseye gitmekle görevlendirilen bir genç kız, yolda tecavüze uğruyor ve öldürülüyor. Olayın ardından bir eve sığınan tecavüzcüler burada kızın ailesiyle karşılaşıyor ve kanlı bir şekilde yok ediliyorlar. Ingmar Bergman'ın az bilinen yapımları arasında olan Jungfrukällan, kanlı intikam hikayesi ile modern korku filmlerine ilham verdi. Usta yönetmen bu filminde masumiyet, hırs, paganizm ve dini inanç gibi kavramları tartışıyor.

1964'te İrlanda'da 3 genç kız, aileleri ve kilise tarafından acımasız ve insanlık dışı Magdalene Manastırı'na gönderilirler. Burada suçlarının cezasını çekeceklerdir. Suçları bekar bir kadın olmak, güzel olmak, saf olmak, çok zeki olmak ya da sessiz kalmak istemeyen bir tecavüz kurbanı olmaktır.Günahları için çalışmaları gereklidir... Yılda 364 gün ve karın tokluğuna! Üstelik başlarına hiç ummadıkları şeyler gelecektir.

1920'lerden bir aşk öyküsü… Dr. Walter Fane (Edward Norton), aristokrat bir ailenin şımarık kızı Kitty'e (Naomi Watts) bir partide tutulur ve hemen ona evlenme teklifi eder. Kitty’nin Walter’da pek gönlü olmasa da sırf ailesinin diline düşmemek için kabul eder. Ancak Walter her ne kadar tutkulu olsa da Kitty’e karşı tutkusunu belli edemez ve Kitty evliliğinde mutlu değildir. Mutsuzluğu, ilgisinin cesur ve espritüel diplomat Charlie Townsend’e (Liev Schreiber) kaymasına neden olur. Karısının sadakatsizliğini farkeden Walter, ondan intikam almaya kararlıdır. Ama bunu bilindik yollardan yapmayacaktır. Walter Çin'in ufak ve ölümcül kolera salgınından kırılan bir köyünde gönüllü hekimlik yapmaya karar verir. Kitty'nin ise onunla gitmekten başka şansı yoktur. Ölüm ve yaşam arasındaki sınırın incecik olduğu bu köye yaptıkları yolculuk, kendi ilişkileri için de bir dönüm noktası olacaktır.

After thugs brutalize a deaf-mute woman, the spirit of an Apache warrior takes over her lifeless body and sets out on a bloodthirsty quest for revenge.

Frensisken Tarikatı'nın kurucusu. İtalyalı Aziz St. Francesco. "Erkek kardeş güneş, kız kardeş ay, erkek kardeş rüzgar ve kız kardeş nefes" diye betimlediği doğadaki görkem, azizin sahip olduğu varsıllığının ötesine geçer. Düşünmeyi bırakıp bir tercih yaptığında ise yasamış olduğu Ortaçağ'da çevresi tarafından aşağılanmasına ve deli olarak anılmasına neden olur. Onlara göre sefil, kendisine göre sadelik diye değerlendirdiği yaşam biçimi ve başarmak istediği şeyler, ölümünden sonra onu azizlik mertebesine taşır. Anlatmak istedikleri yaşadığı dönemde sonradan idrak edilir ve Papa tarafından takdirle karşılanır. Biyografik filmde, St. Damian Kilisesinin onarılması, Papa Innocence ile görüşmesi gibi Assisi'linin hayatında önemli olan hadiselerin anlatımının yanında, filmin görselliği ve müzikleri de azize yaraşır biçimde huzuru yansıtıyor, belki yaşadığı acılara daha fazla odaklanılabilir ve drama daha fazla ağırlık verilebilirdi ancak, film böylesi huzurlu bir anlatımdan mahrum kalırdı.

A woman wakes up injured in a basement surrounded by corpses. To survive, she pretends to be dead while a grotesque ritual unfolds in the house above.

An orphaned girl is rescued from a satanic ritual and taken to Saint Catherine Institute for homeless youth. There she will learn new skills while facing demons that stalk her.

John Reilly discovers that his family's newly inherited castle in Italy is haunted by a relentless, bloodthirsty creature.

Evil Dead serisinden hatırlayacağımız, Bruce Campbell'in canlandırdığı Ash, zamanda yolculuk ederek ilkel ve karanlık çağlarda kara büyüye sahip kötülüğün ordularını yenerek, mistik bir kitabı ele geçirmek ve bir yolunu bulup kendi zamanına dönmek zorundadır. Mevzubahis kitap, hiç kuşkusuz Evil Dead'deki ile aynıdır. Ve bir kez daha kan, vahşet ve sinir bozucu bir mizah duygusu film boyunca izleyenlere eşlik edecek.

Film 13. Yüzyıl'da Alman Töton Şövalyeleri ile Novgorod'da yaşayan Ruslar arasındaki savaşı anlatır. Alman şövalyeler Pskov şehrini istila ader ve şehir halkını kılıçtan geçirir. Aleksandır Nevskiy Novgorod'un insanlarını toparlar ve onun liderliğinde Peypus Nehri'nin donmuş yüzünde savaşa tutuşulur. Sayıca üstün olan Novgorodlılar Alman işgalcileri bozguna uğratırlar.

Judith C. Brown’un “Immodest Acts: The Life of a Lesbian Nun in Renaissance Italy” adlı romanından uyarlanan film, 17. yüzyılın İtalya’sında geçiyor. Rahibe Benedetta Carlini, oldukça dindar ve önsezili biri olarak takdir görmüş bir kadındır. Ancak Benedetta, o dönemde ölüm cezasına çarptırılabileceği cinsel arzularına söz geçiremez ve kendisi gibi bir rahibeyle aşk yaşamaya başlar. Bu ortaya çıktığında eşcinsellik ve cadılık gibi suçlamalara maruz kalan Benedetta, 35 yıl hapis cezasına çarptırılır.

Amerikalı rahibe Cecilia, İtalya’daki göz alıcı bir manastırdan davet alır. Cecilia burada çok sıcak karşılanmıştır. Fakat bu kusursuz mekânın bazı karanlık ve korkutucu sırlar barındırdığını çok geçmeden anlar. Yeni evi, uğursuz ve anlatılamaz dehşetler yaşayacağı bir kâbusa dönüşür.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir