
Mirosław Baka
Jacek Łazar

Jacek climbs into the taxi driven by Waldemar, tells him to drive to a remote location, then brutally strangles him, seemingly without motive.

Mirosław Baka
Jacek Łazar

Krzysztof Globisz
Piotr Balicki

Jan Tesarz
Waldemar Rekowski

Zbigniew Zapasiewicz
Committee Chairman

Barbara Dziekan
Cashier

Aleksander Bednarz
The Executioner

Jerzy Zass
Police Commander

Zdzisław Tobiasz
Judge

Artur Barciś
Young Man

Krystyna Janda
Dorota

Olgierd Łukaszewicz
Andrzej

Leonard Andrzejewski
Wieslaw Bednarz

Zbigniew Borek
Ryszard W. Borsucki

Amerikalı yönetmen Gus Van Sant'in 2003 Altın Palmiye ödüllü ünlü Colombine Lisesi katliamından esinlendiği film, sıradan gençlerin şiddet kullanmalarıyla sona eren sıradan yaşamlarına odaklanıyor. Amerika'da bir lisenin içindeki okul çağının klasik önemli olayları çerçevesinde geçen film, lisede deneyimlenen arkadaş edinme ve sosyalleşme çabaları karşısında yalnızlık temasını da anlatıyor. Sant, bizi, kesinlikle taraf tutmayan, basit bir nedensellik tuzağına düşmeyen bir anlatımla adım adım Columbine Lisesi Katliamı'na götürürüken, aynı zamanda gençlerin suça itilmelerine sebep olan toplumsal hayatı içeriden bir bakışla resmediyor...

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.

Frank Jessup, işi elverdiğince sakin bir hayat sürmekte olan bir ambulance şoförüdür. Birlikte olduğu şefkat dolu sevgilisiyle mükemmele yakın bir yaşamları vardır. Aldığı gizemli bir not her şeyi altüst edecektir. Notta yaşlı bir kadının evine gitmesi söylenmektedir. Frank notun dediğini yaparak sözü geçen kadının malikanesnin yolunu tutar. Bayan Tremayne ile karşılaştığında kafası karışır. KEndini öldürmek üzereyken adamın geldiğini söyler ama Frank bunun bir intihar mı yoksa cinayet teşebbüsü mü olduğuna anlam veremez. Evde dolanırken de evin üvey kızı olan Diane Tremayne ile karşılaşır. Genç ve güzel kadın kendine herkesi aşık edebilecek kadar cazibelidir de. Frank'i ne kadar baştan çıkarmaya çalışır. Hayatı tepetaklak olan adam sevdiği her şeyi yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Ancak bir süre sonra gerçeklerin farkına varır. İçinde bulunduğu durum bir aşk ilişkisinden ibaret değildir, bedelini düşündüğünden daha da ağır ödeyeceği büyük bir oyunun bir parçası haline gelmiştir.

Kevin Spacey ve Lena Olin'in baş rollerini paylaştığı yapımda, 15 yaşındaki bir gencin işlediği korkunç cinayetin hikayesi anlatıyor. Leland, cinayet suçu sebebiyle ıslah evine düşer. Burada öğretmenlik yapan aynı zamanda da yazar olan Pearl Madison ile tanışır..

Eddie Dodd is a burnt out former civil rights lawyer who now specializes in defending drug dealers. Roger Baron, newly graduated from law school, has followed Eddie's great cases and now wants to learn at his feet. With Roger's idealistic prodding, Eddie reluctantly takes on a case of a young Korean man who, according to his mother, has been in jail for eight years for a murder he didn't commit.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan filmde Henry Hill adında bir gangster, Jimmy Conway ve Tommy De Vito adlı iki arkadaşıyla birlikte bir soyguna kalkışır. Gözleri daha yukarda olan iki arkadaşı soyguna katılan diğerlerini öldürür ve mafya içinde yükselmeye başlarlar. Bu durum Henry'i olumsuz etkilemiştir ve bu konuda birşeyler yapması gerekmektedir. Büyük usta Martin Scorsese'nin başyapıtlarından biri olan Goodfellas, 1991 yılında 6 dalda Oscar'a aday gösterilmiş, en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Joe Pesci'ye ödül kazandırmıştı.

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...

Molly Bloom’un aynı adlı kitabından uyarlanan bu filmde, Molly olimpik klasmanda yarışacak düzeyde bir kayakçıdır, aynı zamanda tam 10 yıl süresince tüm zamanların en yüksek tutarlı poker turnuvalarının organizatörlüğünü yapmıştır. Tabii bu turnuvaların tamamı illegaldir! Uzun bir takip ve araştırma neticesinde FBI'dan baskın yer ve tüm müşteri portföyü ortaya dökülür. Listede FBI'ın dahi şoke olduğu isimler vardır. Hollywood yıldızları, sporcular, iş dünyasının simge isimleri, Rus oligarklar! Kimi ararsanız Molly'nin milyon dolarlık poker turnuvalarında isimi geçmektedir. Düştüğü zor durumdan Molly'i kurtaracak tek bir kişi vardır, o da savunma avukatı Charlie Jaffey’dir.

Zac Efron'un tarihin en ünlü seri katili Ted Bundy'ye hayat verdiği film, Bundy'nin uzun dönemli kız arkadaşı Elizabeth (Lily Collins)'in gözünden anlatılacak. 1974 ve 1978 yılları arasında birçok kadına tecavüz edip öldüren, kurbanlarının tam sayısı bilinmemekle birlikte, 10 yılı aşkın inkar süreci sonunda, 30'dan fazla cinayet işlediğini itiraf eden, 1989'da da Florida'da idam edilen ünlü seri katil Ted Bundy'nin hayatında uzun süre yer alan Elizabeth, katilin aktif olduğu yıllarda da onun hayatındaydı ve manipülasyonlarla kontrol ediliyordu. Yıllarca süren şüphe ve inkarın ardından Elizabeth, sonunda Bundy'yi polise ihbar etmişti. Ancak polis, bu ihbarı değerlendirmemişti.

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.

Robert Stroud ömürboyu hapse mahkum edilir. Bir gün kaldığı hücreye yaralı bir kuş gelir ve onu tedavi eder. Zamanla kuşlar konusunda uzmanlaşan Stroud, artık kuşlar konusunda bir eksper olmuştur.Hapishanede zor şartlarda yaşayan Stroud kuşlara daha fazla ilgi göstermeye başlar. Alcatraz'a nakledilen Stroud, burada da kuşlara olan ilgisinden vazgeçmeyecektir.

House of 1000 Corpses (Cesetler Evi) 'nin devamı niteliğinde olan bu filmde Şerif John Quincy Uaydal komutasındaki polis Ragsvil, Teksas'ta "Şeytanın Reddettikleri olarak bilinen sadist,seri katil Firefly ailesinin evine baskın düzenler:baskında anne tutuklanır Otis B. Driftuud ve Bebek Firefly kuşatmadan kaçmayı başarırlar.Bu ikiliye babaları deli palyaço Kaptan Spalding de katılır.Çölde gizlice bir otelde birleşmeyi planlayıp sadistçe yöntemler kullanarak iki aileyi kaçırırlar.

Sürücü, suçlular için kaçış şoförü olarak ek iş yapan yetenekli bir Hollywood dublörüdür. Dış görünüşü buz gibi görünse de, son zamanlarda Irene adında güzel bir komşuya ve onun küçük oğlu Benicio'ya ısınır. Irene'in kocası hapisten çıktığında, milyon dolarlık bir soygun için Sürücü'den yardım ister. İş korkunç bir şekilde ters gider ve Sürücü, Irene ve Benicio'yu soygunun arkasındaki öfkeli beyinlerden korumak için hayatını riske atmalıdır.

Los Angeles şehrinde zamana karşı gerçekleşen bir ölüm-kalım kovalamacasını konu alıyor. Tam bir keşmekeşin hüküm sürdüğü bu büyük şehirde yıllardır taksi şoförlüğü yapan Max'in sıradan yaşamı, bir gece arabasına aldığı Vincent adlı garip bir adamla tanışmasıyla tahmin edemeyeceği ölçüde değişir. Vincent, uyuşturucu mafyasına karşı açılacak bir davada tanıklık yapacak kişileri öldürmek için şehre gelmiş bir kiralık katildir ve Max'ı rehin alarrak özel şoförü gibi kullanmaya başlar. FBI'ın Vincent'ın peşine düşmesiyle, şehirde büyük bir kovalamaca başlar.

Joe and Paul Fabrini are Wildcat, or independent, truck drivers who have their own small one-truck business. The Fabrini boys constantly battle distributors, rivals and loan collectors, while trying to make a success of their transport company.

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Komşularınız. Onları her gün görüyorsunuz. Adlarını biliyorsunuz. Yakından tanıyorsunuz. Peki ya sırlarını biliyor musunuz? Bir kolejde profesör olan Michael Faraday, eşinin sağcı teröristler tarafından öldürülmesi üzerine bu gruptan olan insanlara karşı takıntılar edinmiştir. İlk günlerde dostça görünen ve oğlunun arkadaşlık kurduğu yeni komşularının garip tavırları, evlerine gittiğinde evin bazı bölümlerine girmesine izin verilmemesi Faraday'ı şüphelendirir. Acaba komşuları düşündüğü gibi teröristler midir yoksa karısını kaybetmenin yol açtığı stresle gittikçe paranoyak davranışlar mı sergilemeye başlamıştır?

Sam Bowden hayatını kanuna adamış Atlanta'da yaşayan bir avukattır. Ailesi ile birlikte sakin bir hayat süren Sam'in hayatı yakında kabusa dönüşecektir, çünkü 14 yıl önce avukatlığını üstlendiği Max Cady isimli adam, hapisten çıkmıştır ve intikam için hazırlanmaktadır. Çünkü, Max Cady acımasız bir tecavüzle suçlanıyordu, okuma yazması da yoktu. Bu yüzden Sam eline Max'in hapisten kurtaracak bir belge geçmesine rağmen yine de bunu kullanmaz ve Max Cady tutuklanır. Şimdi Max hapisten çıkmıştır. Önce küçük tehditlerle başlayan intikam hırsı, gittikçe Sam'in ailesini de etkileyecektir. Sam'in bir kadın avukat arkadaşına ilk başta tecavüz eden Max Cady, bu sayede karısı ile Sam'in arasına açar ve evlerinde tartışmalar başlar. Max'in çıktığı günlerde de Sam'in evindeki köpek zehirlenerek öldürülür. Ve bu olaylar Max Cady için sadece başlangıçtır, daha sırada 16 yaşındakı kızları Danielle vardır.

Christian Wolff dahi denebilecek bir matematik uzmanıdır. İnsanlardan çok rakamlarla içli dışlı olan karakter normal bir muhasebe uzmanı gibi görünse de aslında dünyanın en tehlikeli suç örgütleri için freelance olarak çalışmaktadır. Hazine Bakanlığı'nın Suç Yürütme Birimi kendisini araştırmaya başladığında dikkat çekmemek için sıradan gördüğü tehlikesiz bir müşteriyle anlaşan uzman, robotik şirketinde çalışan muhasebe uzmanı kısa bir sürede müşterisinin o kadar da sıradan bir problemi olmadığını fark eder. Christian hesaplarda keşfettiği milyonlarca dolar tutan tutarsızlık üzerine çalıştıkça başına açılan tehlike de büyümeye başlar...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir