
Stewart Granger
Lot

"Tanrı'nın adıyla alay eden şehirler... Dünyayı paramparça eden intikam!"
Lot, halkını acımasız Kraliçe Bera tarafından yönetilen ahlaksızlık ve yolsuzluğun yuvaları olan Sodom ve Gomorra şehirlerinin bitişiğindeki verimli bir vadiye götürür. Lut, Helamlıların saldıran şehirleri yok etmesini önlemek için bir barajın yıkılmasını emrettiğinde, kraliçe minnettarlıkla Lut halkının Sodom'a yerleşmesine izin verir. Ancak kısa süre sonra, Lût ve İbraniler Sodomlular tarafından yozlaştıkça medeniyetin cilası ufalanmaya başlar.

Stewart Granger
Lot

Pier Angeli
Ildith

Stanley Baker
Astaroth

Rossana Podestà
Shuah

Rik Battaglia
Melchor

Giacomo Rossi Stuart
Ishmael

Scilla Gabel
Tamar

Anthony Steffen
The Captain

Enzo Fiermonte
Eber

Gabriele Tinti
Lieutenant

Daniele Vargas
Segur

Claudia Mori
Maleb

Feodor Chaliapin Jr.
Alabias
宝みつ子
Orphea
Massimo Pietrobon
Isaac

Peygamberler Tarihi, İncil'in Yaratılış bölümünü (Adem ile Havva'dan Nuh Tufanı'na kadar) epik bir sinema diliyle aktarıyor. Huston aynı zamanda Nuh rolüyle kamera karşısına geçiyor. Film, görsel efektleri ve Toshiro Mayuzumi'nin bestelediği senfonik müziklerle döneminin ötesinde bir teknik sunuyor.

The story of Captain Richard Francis Burton's and Lt. John Hanning Speke's expedition to find the source of the Nile river in the name of Queen Victoria's British Empire.

Set in the eighteenth century, Moonfleet is about John Mohune, a young orphan who is sent to the Dorset village of Moonfleet to stay with an old friend of his mother's, Jeremy Fox. Fox is a morally ambiguous character, an elegant gentleman involved with smugglers and pirates.

1925 senesinde, Percy Fawcett Amazon ormanlarına giderek köklü bir uygarlık bulup tarihin en önemli keşfini yapmak ister. Avrupalılar dünyanın en büyük ormanı olan Amazon’da El Dorado adında bir krallık olduğuna ve sayısız gezginin bu krallığı bulmak amacıyla yola çıkıp öldüklerine inanırlar. Fawcett oğluyla bu krallığın varlığını kanıtlamak ister.

Trakyalı bir köle olan Spartaküs'ün asi yaradılışı gladyatör okulu işleten Lentulus Brutus'ün dikkatini çeker. Böylelikle Spartaküs'ün gladyatörlük yaşamı başlar. Eğitim süresi sonunda gladyatörler birer kadınla birlikte olma şansı bulur. Spartaküs kendisine sunulan Varinia'ya dokunmaz. Okulu ziyaret eden senatör Marcus Crassus'un şerefine tertiplenen oyunlarda Spartaküs Romalı politikacının zalim yanını görme fırsatı bulur ve Varinia'nın ona hediye edilmesi üzerine bir isyan başlatır.İsyan kısa sürede tüm bölgeye yayılır. Varinia ve Crassus'un evinden bir başka köle, romantik şair Antonius da sayıları giderek artan isyancılara katılırlar. Karşılarına çıkan bir kaç lejyonu yenilgiye uğratan isyancıların amacı İtalya'nın güney ucuna ulaşıp oradan gemilerle anavatanlarına dönmektir. Oysa Roma'da isyancıların üzerinden büyük politik oyunlar oynanmaktadır ve Crassus da bu oyunun bir parçasıdır.


Theodore Roosevelt'in 1933'deki ABD başkanlık seçimini henüz kazandığı dönemde Fas'ta Eden Perdicaris (Candice Bergen) adlı Amerikalı bir kadın ile 2 çocuğu kaçırılır. Kadını kaçıran, Mulai Ahmed er-Resuli (Sean Connery) adlı bir Berberi kabile şefidir. O sıralar Fas krallığını aralarında paylaşmış olan Fransız, İngiliz ve Almanlar bu kaçırma hadisesinden rahatsız olurlar. Çünkü bu olayı milli bir onur meselesi haline dönüştüren Roosevelt'in Fas'a asker göndererek, oradaki pastaya ortak olmasından çekinmektedirler. Gerek dağlarda gerekse çölde göçebe gibi dolaşan Berberi şefin izi bir türlü bulunamayınca, Resuli'nin yeğeni olan Fas sultanından yardım alma ihtiyacı hissedilir. Diğer taraftan, aradan geçen uzun süre içinde Bayan Perdicaris ile çocukları ise Resuli'nin yaşam biçimine alışacak, kaçırma olayı giderek gönüllü bir rehinelik olgusuna dönüşecektir.

The narrative unfolds in the 14th Century, when the European nations vie for supremacy within the Holy Roman Empire. The ambitious Austrian Empire, desiring more land, invades neighbouring Switzerland, a serene and pastoral nation. Protagonist William Tell, a formerly peaceful hunter, finds himself forced to take action as his family and homeland come under threat from the oppressive Austrian King and his ruthless warlords.


İkinci Dünya Savaşı sırasında Guadalcanal'da savaşan bir grup Amerikalı erkeğin değişmelerinin, acı çekmelerinin ve kendileriyle ilgili önemli keşifler yapmalarının öyküsü. Film, Pasifik adalarında Japonların ilerlemelerini durduracak olan, savaşta anahtar görevi görmüş çatışmalardan birini arkaplanına almış. Ancak öykü, bunun ötesinde, hayatta kalmak için savaşan, korkunç stres altındaki insanların aralarında gelişen güçlü bağların arasında dolaşıyor.

Napolyon kumandanlığındaki savaşlar zirve noktasındadır. Napolyon'un dünyanın hakimiyetini ele geçireceği korkusu en çok İngiltere'de hissedilmektedir.İngiliz hükümeti, Brezilya sahillerinde bulunan Yüzbaşı Aubrey(Russell Crowe) komutanlığındaki savaş gemisini, Fransızların Acheron adlı dev savaş gemisini yoketmekle görevlendirir. İki geminin ilkkarşılaşmasında İngiliz gemisi çok büyük hasar alır ve sis sayesinde batmaktan kurtulur. Fakat Yüzbaşı Aubrey, kendisinden çok daha hızlı olan ve güçlü silahlarla donatılmış Fransız gemisini takipte kararlıdır. Pasifik Okyanusunda devam eden takip uzadıkça, yaşam ve ölüm arasında gidip gelirler.

Babasının ölümüyle sarsılan, evin bakıcısı tarafından sevilen ama aynı zamanda bu süre zarfında cinsel istismara uğrayan, bir leydi ile dost olan ve sonuç olarak onunla Chelsea´de yaşamaya başlayan Turner, tüm bu hayatında olup biten karmaşanın yanında aslında çok büyük bir yeteneğe sahiptir. Resim yapmak, gezi keşiflerine çıkmak, hatta genelevleri ziyaret etmek, gemilerle denizlere açılmak, üst sınıfın arasına girmek gibi birçok değişik aktivitede bulunması onu diğer ressamlardan farklı kılmış, ve hem kraliyetin hem de halkın eserlerini takdir etmesini sağlamıştır.

Acımasız çöl güneşinin altında, iki savaşçı kabile karşı karşıyadır... Çöl kumlarını yıkayan savaşçılarının kanları zafer kazanan Hobeika Emiri Nesib ve rakibi Salmaah Sultanı Amar’ı barış için şartları konuşmak zorunda bırakmıştır. Her iki tarafta Sarı Kuşak adını verdikleri hiç kimsenin yaşamadığı topraklar üzerinde hak iddia etmemeye karar vermişlerdir.

Film 1935 yılında Çin'de misyoner merkezinde bulunan yedi kadının hikayesini anlatmaktadır .

1943 Berlin'i, akıllı ve cesur bir Yahudi kadın olan Felice sahte bir isimle hayatını sürdürmekte olup aynı zamanda gizli bir örgüte üyedir. Lilly ise kendini bir yandan 4 çocuğuna adamış bir anne öte yandan bir Nazi subayının sadakatsiz eşidir. Bir süre sonra aradığı sevgiyi Felice ile aralarında alevlenen tutkulu bir aşkta bulacaktır. Öte yandan Gestapo da Felice'in peşindedir ve 1944'ün ağustosunda bir gün Lilly'nin dairesinde ortaya çıkacaktır.

Jem Belcher, eski bir boksör olan büyükbabası tarafından yoksulluk içinde büyütülür. Maddi olarak tükenmiş ve büyükbabasını gururlandırma arzusuyla hareket eden genç adam, onun izinden gitmeye karar verir. Bunu için de ünlü koç Bill Warr’dan yardım alır. Bill, Jem'in doğal yeteneğini geliştirmeyi ve onu dünyanın gördüğü en büyük dövüşçü yapmayı hedefliyor. Büyük bağlılık ve birçok zorluk sayesinde Jem'in planı işe yarar. Jim, şampiyon olur ve sosyal olarak yükselir. Ama sonra bir kaza onu kısmen kör bırakır ve acımasızca düşer. Ancak, birdenbire, acımasız bir dövüşte yeni şampiyonla yüzleşmek için son bir şans yakalar.

Tarihin en büyük komutanlarından birisi olan Büyük İskender çok kısa bir sürede Pers İmparatorluğunu yıkarak Makedon krallığını uçsuz bucaksız sınırlara kavuşturacaktır. Bunu yaparken sevgilisi ve veziri Hephaestin'un yardımını görecektir. Filmde İskender'in aşk, hırs ve savaşları anlatılıyor.

Görkem ve şaşaa bakımdan çok az film, Cecil B. De Mille'nin 1956 yapımı destansı "On Emir"iyle karşılaştırılabilir. En büyük film setlerinden biri kurularak Mısır ve Sina Yarımadası'nda çekilen filmde, Firavun'un (Yul Brynner) evinde ayrıcalığı olmasına rağmen insanları özgürlüğe kavuşturmak için bundan vazgeçen Musa'nın (Charlton Heston) hayatı anlatılıyor. Hem de Cecil De Mille'in bizzat kendisinin az rastlanır takdimiyle... Mısır Prensi, Musa, bir Musevi olarak gerçek mirasını ve halkının kurtarıcısı olarak büyük misyonunu öğrenir. Tüm yeni doğan erkek Musevileri ele geçiren Mısır Firavunu 1. Ramses'ten kaçmak için bebek Musa Nil üzerinde kamış sepetle yolculuğuna başlar. Firavunu kızı Bithiah tarafından kurtarılır, evlat edinilir ve erkek kardeşi Firavun Seti'nin sarayında büyütülür. Musa Seti'nin beğenisini ve veliaht prenses Nefertiri'nin sevgisini kazanırken Seti'nin oğlu Rameses'in de nefretini üstüne çeker...

Ailesi ve özgürlüğü için her şeyi yapabilecek bir adamın sürükleyici gerçek hikâyesinden ilham alınan bu filmde köleleştirilmiş bir adam olan Peter, kaçmak ve ailesine geri dönmek için hayatını riske attığında tehlikeli bir sevgi ve dayanıklılık yolculuğuna çıkar.

18. yüzyılda, İngiliz ve Fransız askerleri, Kuzey Amerika'nın kontrolünü ele geçirebilmek için savaşmaktadırlar. Kızılderililer ve yerleşimciler, bu savaşın ortasında kalmışlardır. Yerleşimcilerden Cora ve kızkardeşi Alice'i, başlarına gelen bir beladan Şahingöz adında bir kızılderili kurtarır. Şahingöz, aslında bir yerleşimcidir fakat ailesi ölünce son Mohikanlar tarafından büyütülmüştür.James Fenimore Cooper'ın romanından uyarlanan Mohikanların Sonuncusu, Michael Mann'in yönetmenlik kariyerinin önemli filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Daniel Day-Lewis'in oldukça başarılı bir performans sergilediğini de ekleyelim.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir