
Anton Yelchin
Charlie Bartlett

Zengin bir ailenin oğlu olan Charlie (Anton Yelchin), özel okulundan atılıp devlet okuluna verilince, bu yeni başladığı lisede uyum zorluğu çeker. Sosyal hiyerarşiyi öğrenmeye başladıkça, hoş davranışları sayesinde okulun öğrencileri için psikiyatrlık yapmaya başlar ve diğer arkadaşlarına yardım ederken onlara verdiği tavsiyelerle kendisine de yardımcı olacak, kendini yeniden tanıyacaktır.

Anton Yelchin
Charlie Bartlett

Robert Downey Jr.
Nathan Gardner

Hope Davis
Marilyn Bartlett

Kat Dennings
Susan Gardner

Tyler Hilton
Murphy Bivens

Mark Rendall
Kip Crombwell

Dylan Taylor
Len Arbuckle

Megan Park
Whitney Drummond

Jonathan Malen
Jordan Sunder

Stephen Young
Dr. Stan Weathers

Ishan Davé
Henry Freemont
Dave Brown
Officer Hansen

Eric Fink
Thomas

Noam Jenkins
Dean West

Lauren Collins
Kelly

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.

30’larında iki kardeş olan Wilbur ve Harbour, babalarından kalma kitapçıyı işletmektedirler. Kardeşi Wilbur’ın hayata bağlarını yitirmiş olması ve sürekli intihar girişimlerinde bulunması, Harbour’u çok tedirgin etmektedir.

La Boum dizisinin ilk filminde 13 yaşındaki maceralarına tanık olduğumuz Vic (Sophie Marceau) artık 15 yaşındadır. Geçen iki yılda çok şey değişmiştir. Ayrılmayı düşünen annesiyle babası yeniden bir araya gelmiştir, büyükannesi ise gençlik aşkı ile romantik bir ilişki yaşamaktadır. Ancak Vic aradığı gerçek aşkı bir türlü bulamamıştır. Tam da bu dönemde, bir tren yolculuğunda Philippe ile tanışır. Vic kendini tamamen açabileceği "büyük aşkı sonunda bulmuş olabilir mi? İlk La Boum filmi kadar büyük bir heyecanla karşılanan La Boum 2, Sophie Marceau'nun güzelliği ve yeteneğini sergilediği unutulmaz bir yapım oldu. Ve en az ilki kadar da eğlenceli ve romantik...

Film Juliet'in kuzeni Rosaline’in bakış açısından anlatılan çağdaş bir versiyondur. Rosaline, Rob ile birbirleri için yaratılmış olduklarından emindir. Yıllardır ondan alacağı tek bir öpücüğün özlemi ile beklemektedir. Bu hayali nihayet gerçek olduğunda mükemmel bir his yaşar. Ancak sonrasında eski en iyi arkadaşı Juliet'i de şehre çağırır ve o da Rob'a tutulur.

Psikiyatrik bir hasta olan Daisy, varlıklı bir ailenin oğlu olan Jay ile tanışır. Hastalığından dolayı hayattan izole olan Daisy'i abisinin düğününe götürür. İşte herşey orada başlayacaktır...

When a would-be psychologist, curiously named Dr. Mumford, comes to the idyllic town of the same name and offers his talent for listening and a disarming frankness, the town's quirkiest citizens scramble for a seat on his couch. As he lightens hearts darkened by old secrets no one realizes he's hiding a whopper of his own, or that he's fallen head over heels for one of his patients!

Ted Morgan, intihar etmeyi aklına koymuş bir gençtir. Ted, intihar etmeden önce son bir şey yapmak ister. Bu da geçmişindeki insanlarla yüzleşmektir, bunun için komedi dolu bir maceraya atılır. Geçmişinde tanıdığı tüm insanlarla yüzleşerek onlarla olan sorunlarını gidermeye çalışır.

Les, ünlülerin fotoğraflarını çekme işi ile uğraşmaktadır. En büyük arzusu büyük işler başarmaktır. Bir gün sokaklarda yaşayan Toby ile tanışır ve yakın arkadaş olurlar. Toby’nin de en büyük arzusu oyuncu olmaktır. Şans eseri Toby o zamanın en ünlü pop yıldızı K’Harma ile romantik ilişki yaşamaya başlar. Les’te buna bozulur ve intikam almaya karar verir.

A young man turns from drug addiction and petty crime to a life redeemed by a discovery of compassion.

Bill'le (Aaron Eckhart) tanışın. Görünürde hayatında her şey mükemmel. Mükemmel bir eş, mükemmel bir iş. Oysa karısı Jess (Elizabeth Banks) onu yerel TV kanalının sunucusuyla aldatıyor; kayınpederinin bankasında kendisi için uydurulan bir işte nefret ederek çalışıyor. Karısının gölgesindeki Bill'i kimse ciddiye almıyor. Ta ki seksi bir iç çamaşırı satıcısı (Jessica Alba) ve zıpır bir lise öğrencisi (Logan Lerman) hayatının kontrolünü Bill'in elinden alana kadar! 2008'de Dark Knight ve No Reservations'da karşımıza çıkan Aaron Eckhart, klişeleri yıkıp geçen bu romantik komedide unutulmaz bir "ezik ama gururlu" adam portresi çiziyor.

Harry, a charming house thief, gets more than he bargains for during an attempted burglary when he stumbles upon Daisy and decides to save her from herself, sending both of them into a darkly comedic journey of self discovery and love.

Hudson Milbank başarılı bir senaryo yazarıdır. İlginç bir şekilde aniden hiç bir duygu hissetmediğini fark eder. Doktorlara ve psikiyatristlere gider fakat kimse ona yardımcı olamaz. Golf kanalı, lezbiyenler için egzersiz sınıfları ve her çeşit ilaçla günü kurtarmayı başarır fakat tam anlamıyla sorununu çözülmez. Beraber senaryo yazdığı ortağı da ona yardımcı olmaya çalışır fakat halen bir sonuç alamamıştır. Bir gün Sara ile tanışır ve sonunda tekrar hissedebilmek için ihtiyacı olan motivasyona kavuşur.

In this coming-of-age comedy, Tim Dunphy is leading a go-nowhere existence, spending his days smoking pot and hanging out with his best friend, Drugs Delaney. But Tim's lazy days of getting high are jettisoned after a brush with the law convinces his blue-collar dad to send him to a Connecticut prep school. The one saving grace of the new school is Jane, a fellow student Tim falls for immediately.

Bianca ve Kat iki kızkardeştir. Küçük olan Bianca okulun güzel ve populer kızlarından biridir fakat hiç kimseyle çıkmamıştır. Ablası Kat ise asabi, alaycı ve sert bir mizacdadır. Buna bir de kesin karalılığı eklenince hiçbir erkek ona yanaşmamaktadır. Bianca bir erkek arkadaşla çıkmayı çok istediği halde Stanford ailesindeki kurallar yüzünden bu isteğini gerçekleştirememektedir. Bu kurallara göre Biancanın birisiyle çıkması için önce ablası Katin birisiyle çıkması gerekmektedir ki bu imkansızla eşdeğerdir. Bianca bu sorunu çözmek için okuldaki hiçbir kızı beğenmeyen bir genci devreye sokacaktır.

Julia Walton’ın yazdığı romandan uyarlanan Words on Bathroom Walls, paranoid şizofreni hastalığından muzdarip, halüsinasyonlar gören Adam (Charlie Plummer) adında bir lise öğrencisine odaklanıyor. Sosyal hayatta zorluklar çeken Adam, hastalığını yaşıtlarından saklamayı vaat eden deneysel bir ilaç kullanmaya başlıyor.

Jennifer Niven'in aynı isimli romanından uyarlanan film, lisenin çan kulesine tırmanarak intihar etmeyi planlayan Violet Markey ile sürekli intiharı düşünen ama her seferinde ne kadar küçük olursa olsun, küçük bir şeyin onu durdurduğu Theodore Finch'in karşılaşmaları ile birbirinin yaşantılarını iyileştirmelerini konu alıyor.

İnanılmaz derece romantik bir lise son sınıf öğrencisinin esrarengiz yeni sınıf arkadaşına aşkı, ikisini de aşk, ayrılık ve en önemlisi kendileri hakkında öğretici bir yolculuğa çıkarır.

Yıl 1959. Hiroşima’ya atılan bombanın ardından barışla ilgili çekilen bir filmde oynayan Emmanuelle Riva , Hiroşima’da kalan son iki gecesini Eiji Okada ile geçirir. İkisinin mutlu birer evlilikleri olmasına rağmen birbirlerine aşık olurlar. Eiji, Emmanuelle’nin kısa zaman içinde ülkesi olan Fransa'ya döneceğini öğrenince, Hiroşima’da onunla kalması için uğraşır. Bu esnada Emanuelle, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman bir asker olan ilk aşkını hatırlar.

İsveç sinemasının usta yönetmenlerinden Roy Andersson'un "İkinci Kattan Şarkılar" filminin ardından çektiği "Yaşayanlar" üçlemesinin ikinci filmi. Çeşitli sıradan gündelik olayları bir araya getiren Siz, Yaşayanlar, yaşarken yaşadığımızın farkında olup olmadığımızı, hayatımızla mı yoksa karşılaştığımız gündelik sıkıntılar mı daha alakadar olduğumuzu sorgulatan gerçekçi ve eleştirel bir gözlem.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir