
Ann Todd
Frances "Frankie" Tribe


Ann Todd
Frances "Frankie" Tribe

Eric Portman
Eddie Tribe

Bill Owen
Ron

Maxwell Reed
Olaf Tyson

Edward Rigby
Bill Shackle

Eliot Makeham
Mr. Walter Bigley

Jane Hylton
Doris

Margaret Withers
Mrs.Bigley

John Turnbull
Superintendent

Maurice Denham
Inspector

Milton Rosmer
Governor
Lyn Evans
Waterman

Andrew Crawford
Barber shop customer

Garry Marsh
Barber shop customer

Polis müfettişi Ramon Mike Vargas ile Susan Vargas, henüz evlenmiş ve balayı için Meksika sınırında bir kasabayı seçmiş, kendi halinde bir çifttir. Karısıyla huzurlu bir kaç gün geçirmek isteyen genç müfettiş, kasabaya adımını atar atmaz bir bomba patlar ve Vargas, kendini olayın içinde bulur. Arabaya yerleştirilmiş bir bombanın patlamasıyla şok geçiren kasaba sakinleri ve tabii ki Vargas, olayın içinde bölge polislerinden Hank Quinlan'ın parmağı olduğundan bihaber suçluyu aramaya koyulurlar.

"İdam Sehpası"nda patronunun karısıyla aşk yaşayan bir iş adamının patronunu öldürüp olaya intihar süsü vermesi sırasında yaptığı küçük bir hatanın büyüyerek olayları içinden çıkılmaz bir hale dönüştürmesi anlatılmaktadır...

Korkusuzlar, 1962 yapımı ABD filmi. Hapse girmesine yardımcı olduğu bir suçlu tarafından ailesi tehdit altında olan bir avukatın anlatıldığı filmdir.

Johnny McQueen (James Mason) ve çetesi uzunca bir zamandan beri Kathleen ve annesinin yanında saklanmaktadır.Yaklaşık 6 aydır bir fabrika soygunu üzerinde planlar yapmaktadır.Her bir ayrıntı gözden geçirilir ve soygun işine başlanacaktır ancak arkadaşları Johnny'nin bu işe hazır olmadığını düşünmektedirler.Çünkü Johnny ara sıra halisünasyon görmektedir ve bazen bu durumdan dolayı bilinç kaybı yaşamaktadır.Arkadaşlarının tüm ısrarlarına rağmen Johnny çetesinin başında fabrika soygunu işine girer.Paraları alıp kaçarken Johnny yaşadığı bilinç kaybı yüzünden arkadaşlarından geride kalır bu esnada istemeyerek de olsa bir güvenlik görevlisini öldürür ancak kendisi de ağır yaralanır.Arkadaşları arabaya binmesine yardım ederken onu düşürürler ama kaçmaktan ve Johnny'i de geride bırakmaktan başka çareleri kalmamıştır.Johnny bir şekilde yaralı halde iken bir barakada izini kaybettirir.Adamları onu bulmak için her yolu denemektedirler ama tüm polis departmanı peşlerindedir...

İhanete uğrayıp ölüme terk edildikten sonra, Walker adında gizemli adamın tek düşüncesi, kendisinden çalınan parayı geri almaya çalışmaktır.

After two British Secret Intelligence Service agents are murdered at the hands of a cryptic neo-Nazi group known as Phoenix, the suave agent Quiller is sent to Berlin to investigate.

Usta yönetmen Fritz Lang’ın kült suç filminde Berlin sokaklarında amansız bir mücadeleye sebep olan bir seri katil hikayesi konu edilir. Sadece çocukları öldüren bu psikopat seri katili durdurmak için çalışmaya başlayan şehrin polis teşkilatı, sokakları sıkı bir denetim altına alır. Katilin yakalanmamasından fazlasıyla tedirgin olan halkın yanısıra, bu baskıdan şikayetçi olan başka bir grup daha vardır. Polisin sıkı denetimi yüzünden yakalanmaktan korkan diğer sokak suçluları ve dilenceler de kendi aralarında organize olarak bu operasyonun bir an önce sona ermesi için katilin peşine düşer. Artık polislerin yanısıra suçlunun peşinde olan yasadışı bir oluşum...

Ünlü aktör Charles Laughton'ın yönetmen olarak imza attığı film, konusu ve oyuncularıyla kaçırılmayacak bir klasik. Hapiste tanıdığı Ben adlı adamın evinin yakınlarına yüklü bir miktar para sakladığını öğrenen psikopat Harry, hapishaneden çıktıktan sonra Ben'in evine gider...

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...

Korku ve şiddetin kol gezdiği aşırı kalabalık Westgate hapishanesinde,hapishane müdürü A.J.Barnes (Roman Bohnen) otoritesi zayıf ve etkisiz bir idarecidir.Cezaevi gerçekte gardiyanlar ve bazı güçlü mahkumlar tarafından yönetilmektedir.Sadist ve hırslı gardiyan Yüzbaşı Munsey (Hume Cronyn) mahkumları kontrol altında tutabilmek için korku,şiddet ve işkencenin yanı sıra ispiyonu da bir araç olarak kullanmaktadır.Mahkumlardan Joe Collins (Burt Lancaster) ise bu duruma isyan ederek diğer mahkumlarla birlikte bir kaçış planlarlar.Film Kara film (Film-noir) türünün belirgin örneklerindendir.

Alfred Hitchcock'un "İtiraf Ediyorum" adlı filminde, Peder Michael Logan (Montgomery Clift) kendini tamamiyle Tanrıya adamış bir din adamıdır ve bir gün günah çıkaran bir katilin itiraflarını dinler. Peder şimdi katilin görgü tanığı durumuna gelmiştir ve ikinci dereceden deliller de onu baş şüpheli durumuna getirmiştir. Günah çıkartma ayininin kuralları gereği Logan - kendini savunmak için bile - duyduklarını kimseye söyleyememektedir! Akademi Ödüllü oyuncular Anne Baxter ve Karl Malden bu filmde eski bir flört ve Logan'ı temize çıkarmak için çalışırken onu daha fazla tuzağa düşüren bir polis müfettişini canlandırıyorlar. Quebec'te filme alınan "İtiraf Ediyorum" unutulmayacak bir finale doğru ilerlerken, her Hitchcock filminde olduğu gibi sizi başından sonuna kadar esir edecek.

Büyük bir sigorta şirketinde çalışan Walter, sondaj işinde çalışan zengin kocası sürekli seyahat ettiği için yalnız yaşayan genç ve güzel Phyllis'in evine gider ve genç kadına kapsamlı bir sigorta paketi satmaya çalışır. Sondaj işinin tehlikelerini bilen Phyllis'in sahte korkularının altında yatan hain düşünceleri fark eden Walter, genç kadının evini terk eder. Sigorta şirketlerinden para alabilmek için çevrilen dolapların ince noktalarını dahi bilen Walter, genç kadına olan hislerine yenik düşer ve Phyllis ile kapsamlı bir cinayet planı hazırlar. Plana göre, Phyllis'in kocası sigortalanacaktır ve şirketin onay vermesi sonrasında bir tren kazasında hayatını kaybedecektir. Walter'in ustaca kurduğu bu plan yolunda giderse, Phyllis'in kocası öldükten sonra sigorta şirketi bir değil, iki tazminat ödeyecektir...

Üç masum insan, bir fırtına ve bir katil tarafından tutsak edilmiştir. Dışarıda bir fırtına vardır, ama hiçbir şey Key Largo'daki otelin içinde yaşanan fırtınayla karşılaştırılamaz. Orada, sadist mafya patronu Johnny Rocco (Edward G. Robinson), otel sahibi Nora Temple'ı (Lauren Bacall), onun felçli kayınpederini (Lionel Barrymore) ve eski bir asker olan Frank McCloud'u (Humphrey Bogart) silah zoruyla rehin tutar. McCloud, Rocco'ya karşı durabilecek tek adamdır. Ancak savaş sonrası dünyasının gerçeklikleri onu savaşma gücünden yoksun bırakmıştır.


Hapisten kaçan üç azılı katil, polisten saklanmak için orta sınıf bir Amerikan ailesinin evini seçer. Tüm kurtulma çabaları sonuçsuz kalan Hiliard Ailesi için kabus dolu saatler bir türlü bitmez. Bu arada polis her yerde Griffin kardeşleri aramaktadır.

Dünya Savaşı sırasında hüküm giymiş bir Nazi savaş suçlusunun kızı olan Alicia'yla Amerikan Hükümeti adına casusluk yapması için temasa geçilir. Aşk, gerilim ve tutku gibi Hitchcock temaları etrafında dönen film, ustanın en iyi filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Film diğer Hitchcock filmleri gibi gerilim türünde olsa da; alt metin olarak asıl aşkı ele alıyor. Filmde Grant, ajan rolünde; Bergman da Almanya vatandaşı olan, babası kirli işlere karışmış, babasının yaptığı pis işleri öğrendiğinde Amerika hükümetine çeteye sızan birini canlandırıyor.

An innocent man turns fugitive as he reconstructs events that implicate him for a murder and robbery he did not commit.

Bay Gondo ulusal ayakkabıcılık şirketinde payı olan bir iş adamıdır. Bir gün şirketteki payını arttırıp şirketteki en büyük söz sahibi olmak için alnının teriyle biriktirdiği her şeyi şirket hisseleri için yatırır ve evini ipotek ettirir. Aynı dönemde çocuğu kaçırılır fakat çocuk bay Gondo nun değil onun hizmetinde çalışan başka bir şahsa aittir. Çocuğu kaçıran kişi ise bu yanlışı fark eder ve daha önce istediği fidyeyi yine bay Gondo dan ister. Bay Gondo parayı verip vermemesi konusunda teredütte kalır.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir