
Henry Fonda
Abraham Lincoln

In this dramatized account of his early law career in Illinois, Abraham Lincoln is born into a modest log cabin, where he is encouraged by his first love, Ann Rutledge, to pursue law. Following her tragic death, Lincoln establishes a law practice in Springfield, where he meets a young Mary Todd. Lincoln's law skills are put to the test when he takes on the difficult task of defending two brothers who have been accused of murder.

Henry Fonda
Abraham Lincoln

Alice Brady
Abigail Clay

Marjorie Weaver
Mary Todd

Arleen Whelan
Sarah Clay

Eddie Collins
Efe Turner

Pauline Moore
Ann Rutledge

Richard Cromwell
Matt Clay

Donald Meek
Prosecutor John Felder

Eddie Quillan
Adam Clay

Spencer Charters
Judge Herbert A. Bell

Ward Bond
John Palmer Cass

Jack Kelly
Matt Clay as a Boy (uncredited)

Edwin Maxwell
John T. Stuart (uncredited)

Milburn Stone
Stephen A. Douglas (uncredited)

Ernie Adams
Man with Lynch Mob (uncredited)


Soğuk savaş sürmektedir ve birçok insan II. Dünya Savaşı'nda yaşanan acı olayları unutmak istemektedir. Suçları hakkında hiçbir şüphe olmamasına rağmen politik baskılar nedeniyle tereddüt geçiren yargıç Haywood, II. Dünya Savaşı'nda Nazi eylemlerini yasal hale getiren dört yargıç hakkında en doğru kararı vermek zorundadır.

Dünya kadın hakları için yaptığı önemli girişimler ve çalışmalarla tanınan ABD’nin ilk kadın hakimi Ruth Bader Ginsburg erkeklerin ağırlıkta olduğu bir okuldan mezun olur. Hayatı boyunca kadın hakları ve cinsiyet eşitliği üzerine çalışmalar yapar. Bu zorlu mücadele en büyük destekçisi hayat arkadaşı Marty Ginsburg’dur.

"Till", 1955 yılında Mississippi'de kuzenlerini ziyaret ederken katledilen 14 yaşındaki oğlu Emmett Till için yılmadan adalet peşinde koşan Mamie Till-Mobley'in gerçek hikâyesini anlatıyor.

Kölelik karşıtı eylemci olarak tanınan Harriet Tubman, Amerikan İç Savaşı sırasında verdiği büyük mücadelelerle tanınmıştı. Köle olarak doğan ve yetişkinliği sırasında kaçarak başka bir yere taşınan Tubman, ailesini hiçbir zaman unutmamış ve onları da kurtarmak için evine geri dönerek özgürlük mücadelesi için çabalamıştı. Çevresindeki insanların yardımıyla toplamda on üç kez silahlı mücadele vererek onlarca köleyi ve aileyi özgürleştirmiş olan Tubman ayrıca Amerikan İç Savaşı sonrasında kadın hakları üzerine yaptığı çalışmalarla da tanınıyor.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Shrabani Basu’nun aynı adlı romanından uyarlanan ve gerçek bir hikayeye dayanan bu filmde, genç bir Hintli katip olan Abdul Karim, Kraliçe Victoria'nın tahtaki 50. yılı şerefine (altın jübile) Hindistan’da Victoria onuruna basılan “mohur”u sunmak için tesadüfi bir şekilde Kraliçe’nin huzuruna çıkartılır. Kraliçe ise o sırada tahttaki uzun dönemini sorgulamaktadır. İkili yakınlaşır ve kısa sürede sıradışı bir arkadaşlık kurarlar. Ancak bu arkadaşlık Kraliçe'nin ev halkı ve yakın çevresinin dikkatini çekmiştir ve Kraliçe’nin alt seviyeden bir hizmetkarla kurduğu bu “arkadaşlık” hoş karşılanmamaktadır. Dostlukları derinleştikçe, Kraliçe değişen bir dünyayı yeni gözlerle görmeye başlayacaktır.

1963'te Mississippi'de sivil haklar mücadelesi veren Medgar Evers, beyaz üstünlükçü Byron De La Beckwith tarafından öldürülür. İki ayrı duruşmada, tamamı beyaz jüriler Beckwith'i beraat ettirir. 1990'larda savcı Bobby DeLaughter, Evers'in eşi Myrlie'nin ısrarlı çabaları sonucu davayı yeniden açar. Kayıp kanıtların peşine düşen DeLaughter, Mississippi'nin ırkçı geçmişi ve kurumsal engellerle mücadele eder. 1994'te toplanan yeni jüri, 30 yıl sonra Beckwith'i suçlu bulur ve ömür boyu hapis cezasına çarptırır. Whoopi Goldberg'in Myrlie Evers portresi ve James Woods'un Beckwith yorumu, filmin en çarpıcı unsurları arasında yer alır. Amerikan adalet sisteminin karanlık bir dönemine odaklanan yapım, geç de olsa adaletin sağlanabileceğini gösterirken, ırkçılıkla mücadelenin zorlu sürecini gözler önüne seriyor.

Genç bir kadın olan Joy, 1960'lı yılların geleneklerine uygun bir yaşam sürmektedir. Ancak beklenmedik hamileliği onun hayatının değişmesine neden olur. İkinci hamileliği Joy’un hayatını tehdit ettiği için hamiliğini sonlandırmak ister. Ancak erkeklerden oluşan sağlık kurulu, Joy’un hamileliğini sonlandırmasına izin vermez. Kendisini sıkışmış hisseden Joy, bu sırada kendi gibi çaresiz kadınlara gizlice yardımcı olan, kendilerine Jane’ler adını veren bir grup kadınla tanışır. Grup, Joy’un hayatını kurtarır. Hayata yeniden başlayan Joy, örgüte katılıp başka kadınların da kendi kararlarını almalarına yardımcı olmaya karar verir.

2. Dünya Savaşı sırasında Amerikalılar ve Fransızların beraber düzenledikleri Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün olan D-Day'de geçiyor film. Bir düzine karakter eşliğinde müttefik kuvvetlerin yaşadığı en uzun günün hikayesi. Filmin en büyük özelliği birbirinden ünlü pek çok oyuncunun yer alması...

Genç avukat Bryan Stevenson, adaletin yerini bulması için büyük bir mücadeleye girişir. Harvard'dan mezun olduktan sonra Bryan'ın para kazandıran işlerde yer alması beklenir. Ancak o, Alabama'da haksız yere mahkum edilen bir adamın peşinden gider. Yerel avukat Eva Ansley'in de yardımıyla, 1987 yılında ölüme mahkum edilen bir adamın suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışacaklardır. Walter McMillan, 18 yaşındaki genç bir kızın ölümünden sorumlu tutuluyordur. Ancak onun sorumlu tutulması için hiçbir kanıt bulunmamasına arağmen McMillan ölüme mahkum edilmiştir. Bryan, Walter'ın suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışırken, ilerleyen zamanlarda aslında ırkçılığa karşı savaş vermeye başladığını anlayacaktır.

Amerikan başkanı Kennedy'nin tartışmalı suikastı ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. New Orleans bölge savcısı Jim Garrison ise, Başkan John F. Kennedy suikastıyla ilgili yürüttüğü soruşturma ile olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.

Richard Jewell, 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda Centennial Olympic Parkı’nda yaşananlara odaklanıyor. 1996 yılında düzenlenen Yaz Olimpiyatları sırasında Centennial Olympic Parkı’nda bombalı saldırı düzenlenmiştir. Yaşanan olayların suçlusu ise Richard Jewell görülür. Güvenlik görevlisi olarak çalışan Richard Jewell, saldırı sırasında onlarca insanın hayatını kurtarsa da basında çıkan haberler onun terörist olduğunu söylemektedir. Olayın ardından hayatı tepetaklak olan Jewell’in suçsuz olduğu ise birkaç ay sonra ortaya çıkar. Gerçek suçlunun ortaya çıkması ile aklanan Richard Jewell’in hayatı ise asla eskisi gibi olmaz.

Eşcinsel ve işinde başarılı bir avukatın (Tom Hanks) birgün AIDS virüsü taşıdığını fark edilip, çok geçmeden çalıştığı hukuk bürosundaki işine de sudan bir sebepten dolayı son verilir. Şirketin patronu ile arasının çok iyi olmasından dolayı buna çok şaşıran avukat, şirketi ve patronu aleyhine mahkemeye dava açmaya karar verir. Böylece AIDS kurbanın bir insanın toplum içindeki yerini sorgulayan bir dava da başlamış olur. Ve ona bu hukuk mücadelesinde arkadaşı (Denzel Washington) yardımcı olur.

Kanada'daki küçük bir dağ kasabası, bir okul otobüsü kazasında bir düzineden fazla çocuğun ölmesiyle sarsılır. Büyük şehirden gelen bir avukat, kazazedelerin ve kurbanların ailelerine toplu dava açmaları için yardıma gelir; ancak çabaları kasaba halkını birbirine daha da uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Aynı zamanda, kazadan sağ kurtulan bir genç kız, maruz kaldığı farklı türde bir hasarın getirdiği masumiyet kaybıyla hesaplaşmak zorundadır.

Spurred by a white woman's lie, vigilantes destroy a black Florida town and slay inhabitants in 1923.


Robert Dean, tesadüfen önemli bir siyasi cinayetin delilerini ele geçirir. Bir anda hükümete bağlı bir istihbarat servisinin hedefi haline gelen Dean için hayat kabus haline gelir.Yüksek teknoloji ürünü haberalma cihazları ve tehlikeli ajanlar Dean'in peşine düşmüştür. Devletin sahip olduğu, insanları kolayca gözetleyebilmeyi sağlayan yüksek teknolojik imkanlar, ona neredeyse kaçacak nokta bırakmamıştır. Ama tüm bu imkansızlıklara rağmen Dean, hayatını, ailesini ve kariyerini kurtarmak zorundadır.Macera-aksiyon filmlerinde kendi tarzını yaratmayı başarmış yönetmen Tonny Scott, Devlet Düşmanı'nda, politik taşlamaların da olduğu seyir zevki yüksek bir aksiyon sunuyor.

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.

Teröristlerin bomba saldırısını araştıran polisler, Gordy Brewer'i bu işe karışmaması için uyarırlar. Fakat gelişen korkunç olaylar onu bu işe karışmasını sağlamıştır. Karısı ve çocukları patlamadaki kurbanlardandır. Yükselen heyecanı ve herkesle savaşan tek kahraman, hareket yüklü bir gerilim olan Ölümüne Takip'i daha da heyecan verici kılıyor. Superstar Arnold Schwarzenegger, Brewer adlı El Lobo diye anılan bir teröristi bulmak isteyen Los Angeleslı bir itfaiyeciyi oynuyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir