
Susan Sarandon
Col. Margaret Ann Jessup

A group of American Army nurses are captured by the Japanese in April 1942 and spend three years in a prisoner-of-war camp in Bataan. Lt Margaret Ann Jessup, the head army nurse, survives the camp and testifies against the Japanese in front of the United States Congressional subcommittee years later as a colonel.

Susan Sarandon
Col. Margaret Ann Jessup

Kristy McNichol
T.J. Nolan

Valerie Mahaffey
Lt. Katherine R. Grace

Alberta Watson
Lt. Helen Prescott

Terry O'Quinn
Maj. Tom Patterson

Neva Patterson
Lady Judith Eason

Jay Acovone
Capt. Rader

John Philbin
Paraplegic soldier

Jeff Allin
Capt. Chris Wyatt

粟津號
Sgt. Takijiro Kodama
Suzanne Lederer
Lt. Gail Poison
Patrick Bishop
Capt. Matome Nakayama
Marilyn Redfield
Mrs. Carstairs
Rey Malonzo
Sgt. Ramos
Ken Metcalfe
Col. Sidell

Film ,Yeni askerler ve kıdemliler arasındaki düşünsel farkı ve aynı zamanda benzerliği yansıtıyor. bir yanda savas alanına yeni gelen acemiler bir yanda yeni gelenler sayesinde kurtulmak icin can atan,eskiler.acemiler, hatalar, hataların mal olduğu çok kötüsonuçlar, ölümler ve filmin başıyla sonunu aynı sahnede bütünleştiren kısır döngü..

Yıl 1945. Kanlı bir savaşın kanlı canlı devam etmekte olduğu anlar. Iwo Jima Adası, Japonlar’ın elinde ve Amerika, burayı kazanmanın peşinde. Ele geçirdikleri anda birkaç Amerikan askeri, oradaki dağın tepesine çıkarak zafer bayraklarını dikerler. Ancak bu askerler, kahraman olarak evlerine döndüklerinde kendilerini zorlayan bir takım çelişkili hislerin ve durumların ortasına düşerler.


Üç yahudi kardeş, Nazilerin kontrolü altındaki Polonya'dan kaçıp Beyaz Rusya civarında bir yerde Nazilere karşı savaşan Rus direnişçilerine katılıp, ormanın içinde bir köy inşa ederler. Bu sayede hem kendilerini hem de 1200 yahudinin hayatını kurtarırlar.

1939 Eylül'ünde Polonya'yı işgal eden Almanya, Molotof-Ribbentrop Paktı gereği, Polonya'nın doğusunu da Kızılordu'nun işgal etmesine ses çıkarmamıştı. En az Naziler kadar gaddar olan Sovyet Yönetimi, Polonyalı 18 bin subay,230 bin asker ve 12 bin polisi tutsak olarak almış ve Ekim ayının sonunda bu tutsakları Kozielsk, Starobielsk ve Ostashkovo kamplarına nakletmişti.5 Mart 1940'ta Beria'nın önerisi ve Stalin'in de onayıyla bu tutsakların 15 bininin öldürülmesine karar verildi.

Film, 2. Dünya savaşının sonlarına doğru, Teğmen Henry Mucci kumandasındaki 6. bölüğün bütün olanaksızlıklara meydan okuyarak başarılması neredeyse imkânsız olan kurtarma görevinin başarılış öyküsünü seyirciye sunuyor. 6. bölüğün askerleri, düşmana esir düşmüş 500 Amerikan askerini, düşman sınırlarından 30 mil içeri girip, kötülüğü ile ün salmış kamptan hayatlarını hiçe sayarak kurtarıyorlar.


Bu etkileyici anime; atom bombasının öncesini, bombanın atıldığı günü ve sonrasında olanları bir çocuğun gözünden anlatan trajik ve güçlü bir otobiyografi.

Max, Finlandiya’da komünistlerle çarpıştıktan sonra Nazi yönetimindeki Norveç’e döner. Nazilerle mücadele eden Norveç direnişine katılır. Max yakalanınca İskoçya’ya kaçar. Norveç’e döndükten sonra ise büyük bir göreve kalkışır. Alman gemilerini bombalayacaktır. Bu film bir direniş savaşçısının gerçek öyküsüdür...

Bir kış gecesi, 7 erkek ve bir kadın komando, Almanya’da yüksek bir tepeye inerler. Amaçları; erişilemez denilen Gestapo’nun merkezine ulaşmaktır. Görevleri ise, Amerikan generali Nazilerin elinden kurtarmaktır.

Eskiden beri aralarında derin bir dostluk bulunan iki arkadaş, savaşa gitmenin arifesindedirler. İkinci Dünya Savaşı tüm vahşetiyle sürmektedir ve savaşa dahil olan Amerika Birleşik Devletleri, kendi kaderini belirlemek üzeredir. Savaş bu iki insanı da içine katarak dev bir liman baskınıyla derin bir vahşet sunacaktır. Savaş her zamanki gibi görkemli ve kanlıdır.

After a demonstration of new PT boats, Navy brass are still unconvinced of their viability in combat, leaving Lt. "Rusty" Ryan frustrated. After the attack on Pearl Harbor, however, Ryan and his buddy Lt. Brickley are told they can finally take their squadron into battle. The PT boats quickly prove their worth, successfully shooting down Japanese planes, relaying messages between islands, and picking off a multitude of enemy ships.

J.G Ballard'ın oto-biyografik romanından uyarlanan "Güneş İmparatorluğu", Shangai'in Japon istilasına uğradığı 1941 yılında başlıyor. Zengin bir ailenin mutluluk içinde yaşayan genç üyesi Jim Graham şehirde yaşanan büyük kaos sırasında ailesini kaybediyor ve her gün onlarca insanın öldüğü bu karmaşada yapayalnız kalıyor. Uçaklara büyük bir ilgi duyan ve hep uçmayı hayal eden Jim, sonunda Soo Chow toplama kampına gönderiliyor ve burada geçirdiği aylar boyunca yepyeni insanlarla tanışarak, yaşamın ailesinin kendisine sunduğu kadar toz pembe olmadığının farkına varıyor.

Kaptan Ernest Krause, 37 gemilik uluslararası bir konvoya liderlik ederek, Atlantik’in tehlikeli sularını aşıp binlerce askeri ve acilen ihtiyaç duyulan malzemeleri Müttefik kuvvetlerine ulaştırıyor.

2. Dünya savaşında bir komando takımı, Ege adalarından birine bombaları imha etmek üzere gönderiliyor. Alman birlikleri burada bir kanalın kontrolünü elinde tutmaktadır. Komandoların amacı, topları imha edip İngilizlerin bölgeye girmesini sağlamaktır. Alistair MacLean'in romanından uyarlanan film, tüm zamanların en başarılı savaş filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunda senaryo kadar, parlak oyuncu kadrosunun da etkisi var. Ayrıca göz alıcı efektleriyle Oscar ödülü kazandığını da belirtmek gerek.

Sekiz yaşında bir çocuk olan Pepper, neye mal olursa olsun II. Dünya Savaşını sona erdirip babasını eve geri getirmeyi istemektedir. "Little Boy" baba ve oğulun birbirlerine karşı duydukları inanılmaz sevgiyi gözler önüne seren kalbinizi ısıtacak sıcacık, duygusal bir hikâyedir * gayet güzel bir aile filmi olmuş * çok güzel bir film!... insanı derinden etkiliyor resmen. hem tatlı hem sıcak hem de dramı bol filmlerden... bir de hoş bir ironi kondurmuşlar: little boy dediğin hiroşimaya atılan atom bombasının adı. üstelik birkaç gün önce de sanırım yıldönümüydü

1940 yılında Fransa’da II. Dünya Savaşı’nın ilk işgalleri yaşanmaktadır. Genç ve güzel bir kız olan Lucile Angellier, üvey annesinin evde gözetiminde, savaşta esir düşen babasından haber almak için beklemektedir. Bir yandan Paris’ten gelen savaş mültecileri küçük kasabaya yerleşmeye çalışırken, diğer yandan Alman askerleri kasabalıların evlerini bir bir işgal etmeye başlar. Lucile evlerine yerleşen Bruno von Falk adlı yakışıklı askerden, başlarda hiç hoşlanmaz ve kendisini geri çeker. Fakat günler ilerledikçe iki genç arasında aşka sürüklenen bir çekim oluşur. Ama karşılarında savaşın en trajik yüzü durmaktadır.

Mr. Roberts is a Navy officer who's yearning for battle but is stuck in the backwaters of World War II on a non-commissioned ship run by the bullying Captain Morton.

Follow the perilous journey to freedom when a young boy and his dog attempt to escape a concentration camp during World War II. Based on true events.

Çocukluğu evdeki dengeyi kurmakla geçen John Tyree, orduya yazılır ve asker olmak için evden ayrılır. Gitmeden önce Savannah isminde, hayır kurumlarında çalışan muhafazakar üniversite öğrencisi ile tanışır. Tesadüfler onları hep karşı karşıya getirir. Aralarındaki ilişki kıskançlık nedneiyle bozulur gibi olsa da, John genç kızın kalbini kazanmayı başarır. Ancak 11 Eylül'den sonra John orduya çağrılmıştır. Savannah ile John'un arasındaki ilişki artık mektuplarla ilerleyecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir