
Peter Weller
Self - Narrator


Breaking Bad'in inanılmaz mirasının sona ermeden önce nasıl oluştuğunu kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde anlatan, son sezonunun çekimlerini samimi bir detayla belgeleyen bir belgesel.

Los Angeleslı sanatçılar Polonyalı unutulmuş heykeltıraş Stanislav Szukalski'nin eserlerini keşfeder. Bu çılgın dâhinin şaşırtıcı gerçek öyküsü ise adım adım açığa çıkar.

Bu belgesel film, The Dark Knight filmindeki “Joker” rolüyle, tarihin en ünlü performanslarından birine imza atan, genç yaşında evinde aşırı dozda uyuşturucu kullanımıyla ölü bulunan ve bu açıdan trajik bir ölüme sebep olan, 22 Ocak 2008'de zamansızca kaybettiğimiz Heath Ledger'ı daha önce hiç görülmemiş görüntüler eşliğinde anlatıyor. Film Heath Ledger'ı az veya çok tanıyan kişilerle röportajlara da yer veriyor. Arada oyuncunun hem kendi video kayıtları, hem de oynadığı sahnelerden de kurgulanmış dolu dolu bir belgesel.

Film, 2010 yılında hayata veda eden ünlü İngiliz tasarımcı Lee Alexander McQueen’in efsanevi dünyasını anlatıyor. Tasarımcının çocukluk ve ilk gençlik yıllarını sarsıcı bir atmosferle aktaran belgesel, McQueen’in efsanevi şovlarının arkasındaki çarpıcı gerçeklere de odaklanıyor. 27 yaşında Givenchy‘nin başına geçen tasarımcının ikonik tarzı, onu endüstrinin gotik yüzü hâline getirirken; belgesel McQueen’i tanımak için de ideal bir ortam yaratıyor.

Star Trek'ün Bay Spock'ın yanı sıra oğlu Adam Nimoy tarafından yazılmış ve yönetilen Leonard Nimoy, neredeyse elli yıldır Bay Spock'ı canlandıran oyuncu hakkında bir belgesel film.

Oscar® ödüllü yönetmen James Cameron ve oyuncularla gelmiş geçmiş en çok beklenen devam filmlerinden birine yakından bir bakış.

A real-life undercover thriller about two ordinary men who embark on an outrageously dangerous ten-year mission to penetrate the world's most secretive and brutal dictatorship: North Korea.

Shakespeare’in III. Richard’ının yeni bir versiyonu söz konusu. Bir tiyatro grubu, oyunu sahneye koyarken metnin gücünü ve günümüzdeki uzantılarını tartışıyor. Klasik anlatım kalıplarının dışına çıkan bu ilginç filmde Winona Ryder, Alec Baldwin gibi angloamerikan gençliğin idolleri de mevcut.

A comedic, brutally honest documentary following self-destructive TV writer Dan Harmon as he takes his live podcast on a national tour.

Belgesel, pop süperstarı Chris Brown'a kendi hikayesini anlatması için bir şans vermek için spot ışığının ötesine geçiyor ve dikkat çekici manşetleri atıyor. Uluslararası fenomenle yapılan yeni röportajlar, müzik yapma tutkusu, çalkantılı ve çokça duyurulan ilişkileri ve halkın gözünde yaşlanmanın dezavantajları hakkında uzun zamandır beklenen cevapları ortaya koyuyor. Ayrıca yeni konser görüntüleri, kamera arkası erişimi ve Usher, Jennifer Lopez, DJ Khaled, Mike Tyson, Jamie Foxx ve diğerlerinden özel röportajlar da yer alıyor.

1960'lı yılların Mississippi eyaletinde geçen filmde Eugenie “Skeeter” Phelan, iyi bir eğitim alarak mezun olmuş bir genç kızdır ve diğer yaşıtı kız arkadaşları gibi evlenip, çocuk yapmak yerine kendine meslek edinmek ister. Bir yazar olmak isteyen Skeeter, annesinin “evlenip yuva kurması” gibi beklentilerini de boşa çıkartarak yerel bir gazetede küçük bir köşe sahibi olur. Ev işlerinde püf noktalarını yazdığı bu minik köşe için en yakın arkadaşının siyahi hizmetçisi Aibileen Clark'tan yardım ister ve böylece kendisini sıradışı bir projeye başlarken bulur. Bu gizli projede dokunaklı hikayeler yazmaya başlayınca ona bu ilhamı veren hizmetçi Aibileen ve arkadaşı Minny'nin anlattığı gerçek hikayelerinden çok etkilenir ve bu siyahi hizmetçilerin yaşadığı insanlık dışı muameleyi ortadan kaldırmayı kafasına koyar.

Kışın kapalı olan ıssız Overlook Oteli’nin bakımını üstlenen Jack Torrance, ailesiyle birlikte buraya taşınır. Doğaüstü sezgileri güçlü olan küçük oğlu Danny, otelde yalnız olmadıklarını fark etse de sesini duyuramaz. Şiddetli bir kar fırtınasıyla dış dünyadan tamamen kopan aile mahsur kalırken, oteldeki karanlık güçlerin etkisine giren Jack yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar.

Bir nevi kıyamet sonrası gelecekte, isimsiz bir ülkedeyiz. Düşen dev bir meteor açıklanması güç olaylara sebep olmuştur. Yarattığı etki 'Bölge' adı verilen bir alanda etkili olmaktadır. Bu alanın ortasında yer alan bir odada insanlığın en derin tutkularını gerçek yapacağı söylenen bir güç vardır. Dikenli teller ve askerlerle korunan Bölge'ye sadece zihinsel güçleri ve yeterli cesaretleri olan İz Sürücüler girebilmekte ve eşlik ettikleri insanları odadaki güçle yüzleşmeye götürmektedirler. Kahramanımız da böyle bir İz Sürücü'dür. Karısının itirazlarına rağmen bir bilim adamını ve bir de yazarı yanına alarak hayatının yolculuğuna çıkar.

Audrey Hepburn ve Holly Golightly isimleri, Truman Capote’nin çok satan romanı eğlenceli bir romantik komedi olarak beyaz perdeye aktarıldığından beri eş anlamlı hale geldi. Holly Brazilyalı bir milyonerle evlenmeye kararlı olan fazlasıyla eksantrik bir New York Şehir kızıdır. George Peppard, varlıklı Patricia Neal tarafından finanse edilen yan komşu yazarı canlandırıyor. Holly için doğru erkeğin kim olduğunu tahmin etmek kolay iş.

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Jesse ile Celine çiftinin artık iki kızları vardır ve Paris'te birlikte yaşamaktadırlar. İkili bu süreçte bir yığın değişim yaşamış, çeşitli sürprizlerin yaşanacağı bir hayata doğru yelken açmıştır. Tüm sorunlara ve değişikliklere rağmen değişmeyen tek şey ise birbirlerine duydukları naif aşktır. Yunanistan'da geçirdikleri bir tatil günü, geçmişlerini muhakeme edip ilişkilerini masaya yatırdıkları, beklenmedik gelişmelerle dolu bir güne dönüşecektir.

Emma Morley (Anne Hathaway) ve Dexter Mayhew (Jim Sturgess) birbirlerine tamamen zıt sosyal yapılardan gelen iki genç insandır. Emma işçi sınıfı bir aileden yetişmiş, hayata dair devrimci ruhu olan bir genç kızdır. Dexter ise baba parası ile okuyan, çapkın ve eğlenceden başka bir şeyi umursamayan biridir. İkilinin yolları üniversiteden mezun oldukları gün kesişecek ve 15 Temmuz günü onlar için uzun yıllar sürecek bir arkadaşlığın başladığı gün olacaktır. Onların hayatları bazen beraber bazen uzak diyarlarda akıp giderken, her yıl 15 Temmuz'da aralarındaki ilişkinin seyrine de tanık oluruz. Mutlulukları, hüzünleri, umutlarıyla geçen 20 yılın ardından tanıştıkları mezuniyet gününün gerçek anlamını da anlayacaklardır.

Bir sanat galerisi sahibi olan Susan Morrow (Amy Adams), 19 yıl önce yazar eşi Edward Sheffield’ı (Jake Gyllenhaal) terk eder. Yakışıklı bir işadamı olan ikinci eşi Hutton Morrow (Armie Hammer) ile birlikte düzenli bir hayat sürmektedir. Bir gün posta kutusunda eski eşinin hiç yayımlanmamış olan ilk romanının taslağını bulur. Eski eşi romanı hakkında kendisinin fikrini sormaktadır. Susan, bir matematik profesörü olan Tony Hastings’in ailesi ile çıktığı bir gece yolculuğunu anlatan "Gece Hayvanları" adındaki bu kitabı elinden bırakamaz. Kitabın kahramanı Tony’nin hayatı berbat bir hale geldikçe Susan da geçmişini hatırlayacaktır. Bu tehlikeli duygular onun geleceğini kemirecek ve hayatını değiştirecektir.

Film, Güney Kore'nin Kuzey Kore sınırında babasıyla birlikte yaşayan Jong-su’nun hikayesini anlatıyor. Kasaba atmosferinde yetişen ve küçük işlerle günü kurtaran Jong-su, yine bu günlerden birinde çocukluk arkadaşı Hae-mi ile karşılaşır. Kısa zamanda ikisi arasında bir çekim oluşsa da Hae-mi’nin hayallerindeki Afrika seyahatine çıkması gerekmektedir. Hae-mi, Jong-su’dan kedisine bakmasını rica eder; böylece aralarındaki iletişim de kopmayacaktır. Ne var ki Hae-mi’nin geziden Ben adında gizemli bir adamla dönmesi, Jong-su başta olmak üzere herkesin hayatını kökünden değiştirir.

Öykünün merkezinde yer alan karakter bizzat senaryoyu yazan Charlie Kaufman. Susan Orlean’ın The Orchid Thief kitabını senaryolaştırmaya çalışmaktadır. Başındaki orkide belası yetmiyormuş gibi, bir de konvensiyonel bir gerilim senaryosu yazmaya çalışan ikiz kardeşiyle uğraşmaktadır... Filmin bu noktadan itibaren nerelere ilerlediğini öğrenmek için izlemeniz lazım, zaten söylesek de inanmazsınız ! Bir yaprağın damarları gibi çatallanıp budaklanan yapım, günümüz sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden biriyle, en çılgın senaristini biraraya getiriyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.












0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir