
Richard Derr
David Randall

When a group of astronomers calculate a star is on a course to slam into Earth, a few days before, it's accompanying planet will first pass close enough to the Earth to cause havoc on land and sea. They set about building a rocket so a few selected individuals can escape to the planet.

Richard Derr
David Randall

Barbara Rush
Joyce Hendron

Peter Hansen
Dr. Tony Drake

John Hoyt
Sydney Stanton

Larry Keating
Dr. Cole Hendron

Rachel Ames
Julie Cummings

Stephen Chase
Dr. George Frye

Frank Cady
Harold Ferris

Hayden Rorke
Dr. Emery Bronson

Sandro Giglio
Dr. Ottinger

Kirk Alyn
Rioter Bringing Guns (uncredited)

James Congdon
Eddie Garson (uncredited)

Gertrude Astor
Traveler (uncredited)
Robert Chapman
Student (uncredited)
Gene Collins
Newsdealer (uncredited)

Mars'a gönderilen astronotlardan Mark Watney, şiddetli bir fırtına sonrası öldü sanılarak ekibi tarafından terk edilir. Ancak Watney hayattadır ve kendisini Mars'ta yapayalnız bulur. Elindeki sınırlı olanaklarla zekasını ve dayanıklılığını kullanarak dünyaya yaşadığına dair bir sinyal gönderir. Bilim adamları "Marslı"nın eve dönmesi için uğraşırken ekip arkadaşları da kurtarma operasyonunda yer alırlar.

Mars görevine çıkacak uzay gemisine sızan kaçak bir yolcu, yanlışlıkla geminin yaşam destek sistemlerinde ciddi hasara neden olur. Kaynakların azalmasıyla birlikte uzayda ölümle burun buruna gelen mürettebatın alması gereken çok zor bir karar vardır.

Bir göz doktorunun normal bir tempoda akan yaşamı, gözlerinin birdenbire kör olduğu şikayeti ile başvuran bir hastası tarafından alt üst olur. Körlük bu göz doktoruna da bulaşır. Nedeni bilinmeyen bir şekilde tüm kent halkında görülmeye başlanan bu olağandışı körlük yalnızca doktorun eşinde rastlanmaz. Olan biteni canlı olarak gören doktorun eşi, yaşanılan kaos ortamında kendisini ve ailesini kurtarmaya çalışır.

Dünya'nın kuraklık ve kıtlıkla yok oluşun eşiğine geldiği bir gelecekte, insanlığın hayatta kalabilmesi için yeni bir yuva bulması şarttır. Keşfedilen gizemli bir solucan deliği, bir grup astronot ve bilim insanına insanlık tarihinin en önemli görevini üstlenme fırsatı verir. Eski bir NASA pilotu olan Cooper, ailesini geride bırakarak yıldızlararası bir yolculuğa çıkar ve bilinmeyen galaksilerde insanlığın kurtuluşunu arar.

Yakışıklı çapkın Nicky Ferrante ile caz şarkıcısı Terry, Avrupa'dan New York'a giderken yolda tanışırlar ve 6 ay sonra Empire State Binası'nın çatısında buluşmak üzere sözleşirler.


Event Horizon 2040 yılında uzaya araştırmalar yapmak üzere gönderilen bir uzay gemisidir. Görevi esnasında kaybolmuştur. Olayın üzerinden geçen yedi senenin ardından bilim insanları bu uzay gemisini aramak ve akıbetini kavramak üzere bir kurtarma gemisi göndermeye karar verirler. Titiz bir şekilde bir araya getirilen ekip, çıkacakları bu karanlık yolculuğun dehşetinden habersizdir. Geriye dönmek, düşündükleri kadar kolay olmayacaktır.

Babasıyla birlikte yaşayan Davey evde mutsuz ve huzursuzdur. Artık daha fazla sabredemeyecini düşünen Davey evden kaçmaya karar verir. Fakat nereye gideceğini, nerede yaşayacağını bilemez. Bu soruna bulacağı çözüm ise istediği heryer olacaktır. Zamanla özel bir yeteneği olduğunu ve çok yüksek mesafelere zıplayabildiğini öğrenen Davey bu nedenle başının belada olduğunu ise sonradan farkedecektir.


Uzaylı varlığına dair gizli verileri ifşa eden bir siber güvenlik uzmanı, dev bir şirketin hedefi haline gelerek kaçmak zorunda kalır. Garip fenomenlerle karşılaşan bir meteorologla güçlerini birleştiren ikili, insanlığın kavrayışının ötesindeki bu gerçeği kanıtlamak için tehlikeli bir mücadeleye girişir.

Hayatını başarılı bir eşin (William Hurt) gölgesinde yaşayan Alice (Mia Farrow) yaşadığı eklem ağrılarına çözüm bulmak için doktor Yang (Keye Luke)'ın muayenehanesine gider. İlginç doktor Yang'a göre sorun yürekte ve beyindedir. Alice, çocuklarının okulunda gördüğü karizmatik dul Joe (Joe Mantagno)'dan hoşlanmıştır. Alice, doktor Yang'ın görünmezlik iksiri sayesinde Joe'yu yakından tanıma fırsatı bulduğu gibi kocasının da ne haltlar karıştırdığını anlayarak yaşadığı suçluluk duygusunu bastıracaktır


New York'a zarar veren ufak meteor parçalarından sonra NASA dünyaya hızla yaklaşmakta olan büyük bir meteor tespit eder. Teksas büyüklüğündeki bu meteoru zararsız hale getirmek için bir plan yapılır. Meteora ulaşılacak ve 250 metre derinlikte bir kazı yapılarak merkezine nükleer patlayıcı yerleştirilecektir. İşin başına konunun uzmanı Harry Stamper getirilir. Harry 10 gün gibi kısa bir zamanda astronotları eğitemeyeceğini söyler ve göreve kendi ekibini dahil eder. Plan başarılı olursa meteor ikiye ayrılacak ve dünyanın iki yanından, zarar vermeden geçip uzaklaşacaktır.

İki çocuğuyla beraber hafta sonunu geçirirken gökyüzü aniden kararır ve şimşekler eşliğinde çok şiddetli bir fırtına patlak verir. Gökyüzünde tuhaf şeyler olmaktadır. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra evinin yakınındaki kavşakta sıradışı bir olaya tanık olur. Toprağın aniden yarılmasıyla yeryüzünün derinliklerinden üç bacaklı çok büyük bir savaş makinesi ortaya çıkar ve görünürdeki herşeyi yakıp yıkmaya başlar. Bu olay, uzaylıların dünyamıza saldırısının ilk hamlesidir. O andan itibaren herhangi bir gün gibi görünen günün akışı değişmiş ve bu sıradan insanlar hayatlarının en olağanüstü anlarını yaşamaya başlamıştır.

Dünya, doğanın gazabına uğramaktadır. Şiddetli kasırgalar Los Angeles'ı haritadan silmiş, Yeni Delhi karlar altına gömülmüş, Tokyo devasa dolu yağışıyla yıkılırken New York, ani iklim değişikliği ile dev dalgaların tehditi altında kalmıştır. Bir iklim bilim uzmanı olan Jack Hall, dünyayı, küresel ısınmanın tetiklediği bu felaketten kurtarmak için çözüm arayışındadır. Kurtuluş Günü'nün yaratıcısı Roland Emmerich, dünyayı bu kez uzaylılar tarafından değil, bizzat doğanın kendisi tarafından yok ediyor. Devasa doğal felaketler, büyük paralar harcanarak ve bilgisayar teknolojisinin de katkısıyla nefes kesen gerçekçilikte sahnelere dönüştürülmüş. Denis Quaid, Jake Gyllenhaal ve Ian Holm'un da katılımıyla filmin kadrosu da en az efektleri kadar dikkat çekiyor.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

Fen bilgisi öğretmeni Ryland Grace, evinden ışık yılları uzakta bir uzay gemisinde uyanır, kim olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir şey hatırlamaz. Hafızası yavaş yavaş yerine gelirken görevini de çözmeye başlar: Güneşin sönmesine neden olan gizemli maddenin sırrını çözmek. Dünyadaki her şeyi yok olmaktan kurtarmak için tüm bilimsel bilgisine ve sıra dışı fikirlerine başvurmak zorundadır. Ancak beklenmedik bir dostluk, bu görevi tek başına yapmak zorunda kalmayacağı anlamına gelecektir.

Edgar Rice Burroughs'un A Princess of Mars (Mars Prensesi) adlı romanından uyarlanmıştır ve izleyicileri uzayda geçen epik bir maceraya götürmektedir. 1868 yılında, eski bir Amerikan askeri olan John Carter, altın aramak amacıyla Arizona çölünde dolaşırken, gizemli bir obje tarafından Mars'a (Barsoom) ışınlanır. Mars'ta, farklı ırkların ve medeniyetlerin bulunduğu bir dünyada uyanır. Bu gezegende, yerçekimi daha hafif olduğu için daha güçlü ve çevik hale gelir. Carter, burada savaşan Barsoom halkları arasındaki çatışmalara karışır ve güzeller güzeli Prenses Dejah Thoris'i kurtarma görevine atılır. Aynı zamanda, Mars'ın kötü lideri Sab Than ile karşı karşıya gelir. Carter, kendi dünyasına dönme umuduyla birlikte, Mars halkının özgürlüğü için savaşmaya karar verir.

Mucit bilim adamı Alexander Hartdegen (Guy Pearce), zaman yolculuğunun mümkün olduğunu ispatlamaya çalışmaktadır. Fakat bu tutkusu saplantı haline gelir ve içine düştüğü durum, onu geçmişi değiştirmeye zorlar. Zaman makinesini ilk kullanışında 800.000 yıl geleceğe gider. Fakat gelecek, beklediği gibi değildir. İnsanoğlu avcı ve av olarak ikiye bölünmüştür...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir