
Carole Lombard
Mae

A relationship gradually develops between a savvy New York City street girl and a good-hearted cab driver, but other matters keep getting in their way, including financial problems and a murder.

Carole Lombard
Mae

Pat O'Brien
Jimmy Doyle

Mayo Methot
Lil Blaine

Jack La Rue
Toots O'Neil

Shirley Grey
Gert Hanlon

Ward Bond
Frank

Willard Robertson
Detective MacKenzie

Lew Kelly
Magistrate

Fred Santley
Hank
Arthur Wanzer
Flanagan

Jessie Arnold
Landlady

Edwin Stanley
District Attorney
Vance Carroll
Policeman (uncredited)

Jack Cheatham
Police Desk Sergeant (uncredited)
Sherry Hall
Charlie (uncredited)

Fakir bir adam olan George Eastman toplumda saygın bir yer edinmek ve sosyetik güzel bir kadının kalbini kazanmak için çabalamaktadır. Shelley Winters'ın oynadığı fabrika kızının karanlık sırları ise Eastman'ın iş ve aşk hayallerini tehlikeye düşürmektedir. Korku ve arzu ile karışık Eastman kendini ümitsiz bir tutkunun peşinde sürüklenirken bulur.

Jets'in üyesi Tony'nin (Richard Beymer) Sharks'ın liderinin kız kardeşi Maria'ya (Natalie) aşık olmasıyla iki grup arasında bir şiddet patlaması olur ve filmin kalpleri kıran finalinde pek çok masum kan dökülür.

Üç mahkum hapisten kaçarlar, içlerinde en masumu henüz 23 yaşındaki Bowie’dir, masumiyetini kanıtlamak için çabalamaktadır. Ancak diğer firari arkadaşları tek gözlü Chickamaw ve T-Dub onun hayatını olumsuz yönde etkileyeceklerdir. Kaçtıktan sonra sığındıkları evde, Bowie tanıştığı Keechie’ye aşık olur. Banka soygununuda gerçekleştirirler, Bowie, Keechie ile evlenirde fakat sorunlar bitmez onlar için.

Erkek arkadaşından bıkan Arkansaslı garson kız Louise (Susan Sarandon), ihmalkar ve cinsiyet ayrımcısı kocasıyla birlikte sıkıcı bir hayatı olan arkadaşı Thelma'yı (Geena Davis) ayartır. Birlikte özgürlükle dolu bir haftasonu araba seyahatine çıkarlar.İlk uğrak yerleri olan barda gevşeyip dansederler ve yöre erkekleriyle eğlenip hoş bir akşam geçirirler. Ancak bir adam Thelma'yı park yerine kadar izleyip tecavüze yeltenince Louise yetişip onu öldürmek zorunda kalır. Polisin kendilerine hiç bir zaman inanmayacağı paranoyasına kapılan kadınlar kaçmaya karar verirler ve bir anda kanun kaçağı durumuna düşerler. Son olaylardan kötü etkilenen Thelma kafayı toparlamak için genç bir kovboy olan J.D (Brad Pitt) ile bir gecelik ilişki yaşar ve işler daha da sarpa sarar.

DOLLS, aşkın mantığa üstün geldiği; acının, hüznün ve kalp kırıklığının hüküm sürdüğü büyülü bir evrende İçiçe geçen paralel üç öyküden oluşuyor. Nişanlısı tarafından terkedilen genç bir kız başarısız bir intihar girişiminde bulunur. Genç kız kurtulsa da tüm bilincini yitirmiştir. Çevresiyle ilişkisi üç yaşındaki bir çocuktan farksızdır. Genç kızın nişanlısı hatasını anlayıp pişmanlık duysa da, hissettiği suçluluktan kurtulumaz. İki sevgili sonu belirsiz bir yürüyüşe çıkarlar. Öte yandan yaşlı bir yakuza, bir ömür geç kaldığı aşkını bulmuştur. Ancak zaman, yakuzanın hayatında gördüğü tüm savaşçılardan daha acımasızdır. Tüm bunların uzağında, şehrin başka bir yerinde ise bir başka genç, televizyonda gördüğü bir pop sanatçısına aşık olur. Genç adam, aşkına ulaşmak İçin herşeyini feda etmeye razıdır, gözlerini bile.

Monty Brogan, uyuşturucu aleminin kralı olmuş, fakat çekirge misali uzun süre yakalanmadan yaşamayı başarsa da sonunda yakayı ele vermiştir. 7 yıllık hapishane serüveninin başlamasına tam olarak 24 saat kalmıştır.Özgürlüğünün son gününü yakın arkadaşları ve kız arkadaşıyla geçirmeye karar verir. Saatler ilerledikçe, beklemediği olaylar kozasını Brogan için örmeye başlar.Spike Lee yönetmen koltuğunda oturduğu filmini oldukça ufak bir bütçeyle çekmiş. Buna rağmen Edward Nortan, Philip Seymour Hoffman, Barry Pepper gibi isimlerden oluşan oldukça sıkı bir oyuncu kadrosunu barındırıyor. Yönetmenin 11 Eylül olaylarının hemen arkasından motor dediği film, tüm Amerika’da, özellikle de New York’da yaşanan toplumsal değişimler ve hortlayan ayrılıkçı politikaları hedefine alıyor.

Üç nesildir gardiyanlık yapan ve idam mahkumlarının infazında efsaneleşmiş bir aile... 11 yıldır ölümü bekleye bir suçlu... Ve 11 yıldır her gün onunla birlikte ölen karısı ve oğlu... İdama mahkum olan Lawrence Musgrove, karısı Leticia (Hale Berry) ve oğlu tarafından son kez ziyaret edilir. Mahkum'un infaz hazırlıkları ile ilgilenen ölüm mangasının başı, Hank (Bill Bob Thornton) ile ekibe yeni katılan oğlu Sonny (Heath Ledger) arasında mahkumun "son yürüyüşü" sırasında, Sonny'nin yaptığı işi sorgulayıp bir bunalım geçirmesi yüzünden, büyük bir tartışma çıkar. Tartışmanın sonu bir felaketle sonuçlanır ve Sonny intihar eder. Tüm dünyası bir anda altüst olan Hank, her şeyi geride bırakıp görevinden istifa eder. Kocasının ölümünün ardından Leticia, Hank'ın devamlı gittiği kafeteryada garsonluk yapmaya başlar ve hayatın sillesini yemiş bu iki insanın yolları tuhaf bir şekilde kesişir...

Lucía, Madrid'de bir restaurant da garsonluk yapan genç bir kadındır. Uzun süredir birlikte olduğu yazar sevgilisinden ayrılınca, yalnız kalmaya ihtiyacı olduğunu düşünerek, bir Akdeniz adasına tatile gitmeye karar verir. Lucía, bu adada eski ilişkilerini sorgulamaya başlar...

An unemployed drifter, Eric Stanton wanders into a small California town and begins hanging around the local diner. While Eric falls for the lovely waitress Stella, he also begins romancing a quiet and well-to-do woman named June Mills. Since Stella isn't interested in Eric unless he has money, the lovelorn guy comes up with a scheme to win her over, and it involves June. Before long, murder works its way into this passionate love triangle.

Lem ailesinin Minnesota’daki çiftliklerinde yetiştirdiği buğdayı satmak için Chicago’ya gider. Orada garson Kate ile tanışır. Lem çiftliğe geri dönmeden once birbirlerine aşık olur ve evlenirler. Lem’in annesi ve kız kardeşi Kate’i kabul eder ama oğluyla para için evlendiğini düşünen babası etmez. Çiftliğe biçiciler gelince Kate’e alırlar. Lem olayı yanlış anlar ve Kate’in de onlarla ilgilendiğini düşünür. Kate üzüntü içinde çiftlikten ayrılır. Lem ise peşinden onu bulmaya gider...

22 Ağustos 1972 tarihinde John Wojtowicz ve Salvatore Naturile bir Brooklyn bankasında yaptığı soygundan esinlenen filmde, Sonny ve Salvatore, Brooklyn'deki bir Tasarruf Bankası'nı soymaya kalkışırlar. Hızla kötüye giden ve bir rehine krizine dönüşen durumuna polis müdahale eder. Sonny'in kısa sürede bitirmeyi planladığı soygun bir medya sirkine dönüşecektir.

Edith Wharton’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmde, 19. yüzyıl New York sosyetesinin gözbebeği genç Newland Archer, sosyeteye uygun hanım hanımcık bir kız olan May Welland ile nişanlanır, ancak düzenli hayatı, May'in sosyete geleneklerine bir o kadar aykırı kuzeni Kontes Ellen Olenska ile tanıştığı zaman altüst olur. İlk başta, Newland, istismarcı kocasını terk etmiş ve bu yüzden yüksek sosyetede dışlanmış bu güzel kontesi savunur ancak zamanla onda kendisine benzer bir ruh bulur ve birbirlerine aşık olurlar.

An insurance man wishing for a more exciting life becomes wrapped up in the affairs of an imprisoned embezzler, his model girlfriend, and a violent private investigator.

Petty crook and cop-killer Martin Rome, in bad shape from wounds in the hospital prison ward, still refuses to help slimy lawyer Niles clear his client by confessing to another crime. Police Lt. Candella must check Niles' allegation; a friend of the Rome family, he walks a tightrope between sentiment and cynicism. When Martin fears Candella will implicate his girlfriend Teena, he'll do anything to protect her. How many others will he drag down to disaster with him?

New York Times’ın en çok satan yazarlarından Katherine Center’in romanından uyarlama. Libby (Leslie Bibb), kocasının ani ölümünden sonra, her şeyi aşırı eleştiren annesinin yanına taşınır. Hiç beklenmedik bir anda, uzun süre ayrı kaldığı için yabancılaştığı teyzesi Jean, Libby için bir çıkış planı önerir: Jean’ın Texas Hill Country’deki çiftliğinde bir iş ve yaşaması için bir yer. Düşünüp vazgeçmeye zaman bırakmamak için, Libby hemen minivanı toplar, çocukları alır ve yola koyulur. Jean Teyze’nin çiftliğindeki hayat beklediğinden daha gizemli ve heyecanlı hale gelir. Özellikle de aksi çiftlik müdürü James’le (Josh Duhamel) tanıştıktan sonra. Libby, aslında sadece bir çılgın anneyi diğer bir çılgın anneyle takas etmiş olmayabileceğinin farkına varır. Belki de aslında kendisi ve küçük ailesini tekrar hayata döndüreceği yeri bulmuştur.

Çatırdayan bir evliliği çiftlerin iki farklı bakış açısından anlatan filmin bu bölümünde James McAvoy'un canlandırdığı Conor Ludlow'un hayatını izleyeceğiz.

Los Angeles şehrinde zamana karşı gerçekleşen bir ölüm-kalım kovalamacasını konu alıyor. Tam bir keşmekeşin hüküm sürdüğü bu büyük şehirde yıllardır taksi şoförlüğü yapan Max'in sıradan yaşamı, bir gece arabasına aldığı Vincent adlı garip bir adamla tanışmasıyla tahmin edemeyeceği ölçüde değişir. Vincent, uyuşturucu mafyasına karşı açılacak bir davada tanıklık yapacak kişileri öldürmek için şehre gelmiş bir kiralık katildir ve Max'ı rehin alarrak özel şoförü gibi kullanmaya başlar. FBI'ın Vincent'ın peşine düşmesiyle, şehirde büyük bir kovalamaca başlar.

1950'li yılların sonuna doğru genç ve kaygısız olmak, mavi suların ortasında güneşin ısıttığı İtalya'da Tom Ripley'in (Matt Damon) şiddetle arzuladığı, ancak Dickie Greenleaf'in (Jude Law) yaşadığı bir hayat tarzı...Dickie'nin varlıklı armatör babası Tom'dan playboy oğlunu evine Amerika'ya geri getirmesini istediğinde, Dickie ve kendisi gibi yabancı kız arkadaşı Margi Sherwood (Gwyneth Paltrow), Ripley'in onların hayat tarzını ele geçirmek için yapabileceklerinden ve karşı karşıya kalacakları tehlikenin boyutlarından asla şüphelenmezler.

Tabu, tüm sessiz film yönetmenleri arasında belki de en büyüğü olan F.W. Murnau’nun son filmidir. Murnau’nun büyüklüğü stüdyo hilelerindeki başarısının yanı sıra Tabudaki gibi belgesel doğalcılığından kaynaklanıyordu. Bu çok yönlülük Almanya’da ve ABD’de çektiği filmler arasında köprü kurar. Doğal mekanlarda çekilen ve kesinlikle ne Almanca ne de İngilizce konuşulan Tabu, bu iki yeteneğin farklı yüzlerini sergiler. "Cennet" ve "Kayıp Cennet" şeklinde adlandırılan iki "bölüm"den oluşan basit senaryo, erotik bir aşk hikayesini konu alır. Genç bir kadın, köyün yaşlısı (Murnau’nun en ürkütücü kıyamet habercilerinden biridir) tarafından yeni ölen kutsal bakirenin yerine geçmek üzere seçilince cinsel tabu haline gelir. "Uygarlığın" (özellikle de paranın) ada sakinlerinin masum hazcılığı üzerindeki yozlaştırıcı gücü de yan tema olarak işlenir.

lbay Donald Harvey tarafından terk edildikten sonra Lily maceraperest bir kadın olarak ün salar. Eski aşıklar Şangay’a gitmekte olan trende karşılaşırlar. Her ikisi de birinci sınıfta farklı ülkelerden gelen yolcularla seyahat etmektedirler. Çinli isyancılar treni ele geçirirler ve Albay Harvey’yi rehin alırlar. Lily sevmekten hiçbir zaman vazgeçmediği adamı kurtarabilmek için her şeyi yapmaya hazırdır.. Çin sivil savaşı sırasında Pekin`den Shangai`ya gitmekte olan Shangai Express yolcularının bu yolculuk sırasında yaşdığı tehlikeli olayların anlatıldığı film. Trenin birinci sınıf yolcuları ise filmin ana kahramanlarını oluşturuyor. Ayrıca Film, 1933 yılında “En iyi Görüntü” Oscar`ını almıştır..
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir