
Antti Holma
Jare / Jere


Antti Holma
Jare / Jere

Armi Toivanen
Carla

Saga Sarkola
Noora

Alina Tomnikov
Anna
Niklas Liukkonen
Jare as a child
Julius Liukkonen
Jere as a child
Eemeli Masanen
Jare as a teenager
Vilhelmi Masanen
Jere as a teenager

Kai Lehtinen
Heimo

Anna-Leena Härkönen
Aini
Sari Kuivalainen
Doctor
Tuomo Valola
Tough guy at school
Erem Uzun
Second toughest guy at school

Jari Manninen
Tattoo artist
Lassi Jämsä
Jan Tamming, BWS teenager

Ergenlik çağında bir genç olan William'ın hayattaki tek tutkusu müziktir. Bu nedenle okulunu da pek umursamayan William, bu durumdan ötürü ailesiyle sürekli çatışmaktadır. Sevdiği müzik grupları üzerine amatör yazılar yazan William, zamanla tanınmaya ve küçük yaşına rağmen önemli mevkilere adım atmaya başlar. Hayallerinde bile göremeyeceği şey artık kapıdadır. Büyük hayranı olduğu Stillwater isimli müzik grubunun yeni turnesine katılması ve turne üzerine Rolling Stones dergisine yazı yazması için seçilmiştir! William, grupla birlikte çıktığı yolculukta bu çok sevdiği insanlara ve müzik piyasasına dair önemli gerçeklere tanık olacaktır.

MercyMenin bir çok insana umut veren şarkısının ardındaki ilham verici ve bilinmeyen gerçek hikayesi.

I Wanna Dance With Somebody, 2012 yılında yaşamını yitiren ve müzik kariyerine 6 Grammy ödülü, 16 Billboard Müzik ödülü, 22 Amerikan Müzik ödülü ve 2 Emmy ödülü sığdırmayı başaran müzisyen Whitney Houston'ın hayatına odaklanıyor.

Josh müzik yeteneği olan ve aynı zamanda müzik ruhu içinde kendini kaybetmiş bir bireydir.Çıktığı gezide hiç beklemediği bir şey başına gelir ama ironik olarak Josh´un başına bu olay aslında gelmesi gerekmektedir .İlk başlarda Josh sanki tüm dünya ona karşıymış gibi hisseder, fakat bu çıktığı gezide yolu birçok insanla kesişir. nihayetinde, Josh´un var olması artık diğer insanların yaşamları adına çok büyük önem taşır.

Bruce Springsteen, a young musician on the cusp of global superstardom, struggles to reconcile the pressures of success with the ghosts of his past.

Yedi yaşında küçük Bobby'nin kalbi geçirdiği ateşli romatizma sonucu hasar gördü. Öyle ki onbeş yaşını bile görmesi beklenmiyordu. Ailesi bütün enerjisini onun bakımına harcadı. Zayıf kalbi hayatında gözardı edilemeyecek bir gerçekti ama eski bir şarkıcı olan annesi Polly oğlunu hayatın bambaşka bir gerçeği ile daha tanıştırdı: müzik. Müzik zamanla Bobby'nin hayatla yaptığı bir anlaşma oldu, onu yıldızlığa taşıdı. Amerika'nın favori gösterilen genç oyuncusu Sandra Dee (Kate Bosworth) ile hayatını birleştirdi. Zamanla Bobby'nin engellenemez hırsı özel yaşamını zehirlemeye başladı. Bunalımlı geçen uzun bir dönemin ardından Bobby ailesi, arkadaşları, olağanüstü yeteneğinin farkına vararak sonunda kim olduğunu keşfetti ve yaşamın onun için ne kadar değerli olduğunu.

Jakie Rabinowitz, babasının aile geleneği olarak kendisi için planladığı kantörlük yerine caz şarkıcısı olmak için evden kaçar. Kendine Jack Robin adını veren Rabinowitz, yıllar sonra ünlü bir adam olarak geri döner ve sonunda sinagogda Kol Nidre'yi okuyarak ölmekte olan babasıyla barışır.

Teen Spirit, hayallerine kavuşabilmek için şarkı yarışmasına katılan genç bir kızın hikayesini konu ediyor. Violet, küçük bir kasabada yaşayan utangaç bir genç kızdır. En büyük tutkusu şarkı söylemek olan genç kız hayallerinin peşinden gidebilmek için kasabadan ayrılmayı planlar. Bir şarkı yarışmasının ilanlarını gören Violet için hayalleri doğrultusunda harekete geçme zamanı gelmiştir. Ona bu zorlu macerasında karşısına çıkan bir akıl hocası yardım eder. Bu uluslararası yarışma Violet’ın sadece yeteneğinin değil dürüstlüğünün ve hırsının da teste tabi tutulmasına neden olur. Akıl hocasının desteği ile hayallerine kavuşabilmek için ter döken genç kız, yüzlerce rakibini geride bırakıp yarışmayı kazanabilecek midir?

A famous pianist at the twilight of his career meets a free-spirited music critic who soon becomes his rock as his mental state deteriorates.

Amerika'nın en ünlü şovmeni, organizatörü ve eğlence dünyasının ikonu, Broadway tiyatrosunu yıllarca yöneten Büyük Ziegfeld. William Powell ile Myrna Loy'un Flo Ziegfeld ile ikinci karısı Billie Burke'ü canlandırdıkları Akademi Ödülü kazanan bu film organizatörün hayatını, Ziegfeld'in yeniden canlandırılan görkemli müzikal sahne temsilleriyle birleştirmektedir. Filmde, ilk karısı güzel Anna Held'i (Luise Rainer) şöhret yapmasından başlayarak, efsanevi Broadway Follies revülerini ve Fanny Brice ve Will Rogers gibi yıldızları keşfettiği yıllara değinilmektedir.

Film, Rock 'N' Roll müziğin kralı” Elvis Presley’nin hayatını konu ediyor. Elvis Presley’in hayatının bilinmeyenlerinin gözler önüne serildiği filmde, müzik kariyeri mercek altına alınıyor. Filmde ayrıca, Elvis Presley’i henüz kimse tanımazken keşfeden ve müzik yolculuğunda yer alan menajeri Colonel Tom Parker ile olan karmaşık ilişkisi de konu ediliyor.

Respect, müzik ikonu Aretha Franklin’in hayatına odaklanıyor. Filmde, Franklin’in babasının klisesinin korusunda şarkı söylediği çocukluklar zamanlarından, ikonik bir süperstar ve bir sivil haklar aktivistine dönüştüğü zamanlara bir yolculuk yapılıyor.

Camden'deki ilk günlerinden dünya çapında şöhrete ulaştığı Back to Black albümüne kadar Amy Winehouse'un yükselişi anlatılıyor. Amy'nin gözünden, kişisel şarkı sözlerinden esinlenerek yapılan film, sanatçının katmanlı hayatını ve efsanevi albümün merkezindeki fırtınalı aşk hikayesini keşfediyor.


The story of Jerry Lee Lewis, arguably the greatest and certainly one of the wildest musicians of the 1950s. His arrogance, remarkable talent, and unconventional lifestyle often brought him into conflict with others in the industry, and even earned him the scorn and condemnation of the public.



Güney Kore'nin ünlü sanatçılarından BoA'nın başrolünde yer aldığı Make Your Move'da, Donny ve Aya bir gün yer altı dans klübünde yolları kesişir ve birbirlerine aşık olurlar. Ancak Aya ve Donny'nin önündeki en büyük engel Aya'nın abisidir.


Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir