
Nadia Tereszkiewicz
Stella

Paris, 1980’lerin sonu… Bir grup genç oyuncu, Patrice Chéreau yönetimindeki meşhur Les Amandiers tiyatro okuluna kabul edilir. Bu onlar için hayatlarının ve kariyerlerinin ilk adımıdır. Burada ve bundan sonra öğrenecek, oyunculuk yapacak, sevecek, korkacak, hayatı dibine kadar yaşayacaklardır.

Nadia Tereszkiewicz
Stella
Sofiane Bennacer
Étienne

Louis Garrel
Patrice Chéreau

Micha Lescot
Pierre Romans

Clara Bretheau
Adèle

Noham Edje
Franck

Vassili Schneider
Victor

Eva Danino
Claire
Liv Henneguier
Juliette

Baptiste Carrion-Weiss
Baptiste

Léna Garrel
Anais

Sarah Henochsberg
Laurence

Oscar Lesage
Stéphane

Alexia Chardard
Camille

Suzanne Lindon
Serveuse

Riggan adlı bir tiyatro oyunun baş oyuncusu provalar esnasında beklenmedik bir biçimde yaralanır ve yerinin acil olarak doldurulması gerekir. Lesley ve onun en yakın arkadaşı olan Jake'in önerisiyle bir zamanların gözde yıldızı olan Mike Shiner baş aktörlüğe getirilir. Mike sahneye çıkma hazırlıkları yaparken, oyuncu olan sevgilisi Laura, kişisel asistanlığını yürüten kızı Sam ve mükemmeliyetçi eski karısı Sylvia baş etmek durumunda kalır. Başrolde Micheal Keaton'ı seyredeceğimiz filmde ünlü aktöre Amy Ryan, Naomi Watts, Zach Galifianakis, Andrea Riseborough ve Emma Stone eşlik ediyor. Kara komedi türündeki bu film, Paramparça Aşklar Köpekler (2000) , 21 Gram (2003), Babil (2006), Biutiful (2010) gibi farklı yapımlarla karşımız açıkmış olan Meksikalı sinemacı Alejandro G. Iñárritu'nun imzasını taşıyor.

Okuldan atılma noktasına gelen Max Fischer'ın Rushmore'dan ihraç edilmeye tahammül etmesi mümkün değildir. Çünkü Rushmore onun sevdiği tek şeydir. Rushmore'a öğretmen olarak atanan Rosemary’i etkilemek için her şeyi yapmaya hazır olan Max'i, Herman Blume’un da bu garip ilişkiye dahil olmasıyla daha da zor günler beklemektedir. Yalnız ama ilginç fikirlere açık bir adam olan Herman, Max'e dilediği konuda maddi desteği vermeyi hazırdır. Ancak iki arkadaşın arası ikisi birden Rosemary'e aşık olunca biraz açılmaya başlar.

Uyuşturucu bağımlılığı yüzünden zor bir dönem geçiren ünlü oyuncu Suzanne Vale, sık sık hafıza kayıpları yaşamakta ve kendini tanımadığı adamların yatağında bulmaktadır. Nihayet film çekimi sırasında yaşadığı şiddetli bir kriz sonrası hastaneye kaldırılan Vale hayatını bir düzene sokmaya karar verir. Ne var ki bu sefer de uzun süredir görmediği annesiyle problemler yaşamaya başlayacaktır.

Gece kulübü şarkıcısı Jane, kız arkadaşından ayrıldıktan sonra, AIDS hastası bir emlakçı olan Robin'in ülke çapında seyahat arkadaşı arayan kişisel ilanına yanıt verir. İkili, New York City'den Los Angeles'a yaptıkları yolculukta, Jane'in istismarcı bir ilişkiden kaçmaya çalışan arkadaşı Holly'yi almak için Pittsburgh'a uğrar. Üç farklı kişiliğe sahip kadınlar, birbirlerine yardım etmek için farklılıklarının üstesinden gelmelidir.

Tom Warshaw (Duchovny), Paris'te yaşayan bir sanatçıdır. Özel yaşamı pek de istediği gibi gitmemektedir. Eşi ve on üç yaşındaki oğlu ile ilişkisini düzeltebilmek için önce geçmişi ile hesaplaşması gerekmektedir. Bunun için hayatını değiştiren olayları yaşadığı 1973 yılı New York'una doğru zihinsel bir yolculuğa çıkar. Sorunlu bir çocuk olarak yetiştiği bu dönemde en iyi dostları zihinsel engelli Pappass (Robin Williams) ve kadın hapishanesinde tutuklu olan Lady'dir (Erykah Badu). İlk hayal kırıklıklarını, ilk aşkını ve en derin dostlukları yaşadığı bu günler, Tom'un ileriki hayatında derin izler bırakacaktır. İlk gençlik yıllarına ve büyümeye dair bu zekice filmde kahkahalarınızı ve göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.

İzleyiciyi bu kadar iyi hissettiren nadir filmlerden biri olan KADIN DEDİĞİN, küstah enerjisi ve olanca sevimliliğiyle, coşkulu ve komik bir yapıt. Los Angeles'ın doğusunda yaşayan, Meksika göçmeni bir ailenin kızı olan 18 yaşındaki tombul Ana'nın önünde parlak bir gelecek vardır. Ailesinde üniversiteye gitmeyi hayal edebilen ilk kişidir, ama ablası Estela'nın giysi atölyesi eldeki işleri yetiştiremeyince, Ana bir dizi şık elbise siparişinin zamanında teslim edilmesi için gönülsüzce yardıma koşar. Kendisininkinden çok farklı hayatlar süren kadınlara havalı kıyafetler dikmek için harcanan onca emek onu sinirlendirir. Hem hayallerine, hem de vücuduna dar gelecek giysilerdir bunlar. Atölyede ter dökerek geçirdiği uzun saatlerin ardından, Ana ablasının çalışkanlığını ve yeteneğini takdir etmeye başlar. O da atölyedeki kadınlara vücutlarındaki kıvrımları sevmeyi ve kendilerini diğerlerinden farklı kılan her şeyin kıymetini bilmeyi öğretir.

New York'ta oyun yazarı olan Sidda Lee Walker ne de Louisiana'lı aykırı bir kadın olan annesi Vivi, ilişkilerinde oluşan çatlağı onarmak için bir adım atıyordu. Hayır! Bu tam Ya-Ya Sisterhood'a göre bir işti. Rebecca Wells'in en çok satan kitabından peyazperdeye uyarlanan, yönetmenliğini Callie Khouri'nin (Thelma & Louise) yaptığı film, Vivi'nin ömür boyu kan kardeşi olmak için yemin eden arkadaşlarının yani Ya-Ya'ların alışılmışın dışında bir "müdahale" de bulunarak kızı ile annesini biraraya getirme çabalarını anlatıyor.

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Nina Geld (Mary Elizabeth Winstead) kariyeri yükselişte, ateşli, ortalığı kırıp geçiren ama yakında özel hayatı yerle bir olacak olan bir stand-up sanatçısıdır. Baş belası olan eski sevgilisinden kaçmak ve hayatını değiştirecek olan seçmelere hazırlanmak için Los Angeles'a giden Nina, orada sahip olduğu önyargılarını hiçe sayan Rafe (Common) ile tanışır.

Broke, with nothing but her cat to her name and doors closing in her face, Paula is back in Paris after a long absence. As she meets different people along the way, there is one thing she knows for sure: she's determined to make a new start and she'll do it with style and panache.

Alex, üniversite birinci sınıfta okuyan bir öğrencidir. Kendisini yalnız ve mutsuz hisseden Alex, 1500 mil uzakta bulunan evine geri dönmemek için bir neden bulmaya çalışır. Shithouse'da bir partiye giden Alex burada Maggie adında bir kızla tanışır. Çok farklı ailelerden gelen iki genç arasında farklı bir bağ oluşur.

Sakin yaradılışlı Spoon (Tupac Shakur) ve öfkeli Strech (Tim Roth) oldukça zıt karakterlerine rağmen çok iyi arkadaştırlar. Cookie adında son derece güzel genç bir kadınında dahil olduğu, birlikte en büyük mutlulukları. kederleri, heyecanları, nefretleri paylaştıkları 3 kişilik bir müzik grupları vardır. Her şey çok güzeldir ta ki işin içine uyuşturucu girene kadar. Bu kötü alışkanlıklarından vazgeçmeye karar verirler ancak küçük dünyalarında yaşadıkları büyük problemlerle yüzleşmek pek de kolay olmayacaktır. Keyif alarak izleyeceğiniz bir komedi!


Bir aile: Meryem ve Yusuf. Bir Çocuk: Tanrı tarafından müjdelenen, Tanrıdan gelen Hz. İsa. İnsanlık tarihini değiştirecek bir yolculuk. Karanlık bir dönemin parlayan umut ışığı. İnsanlığa ışık tutan umut veren ve yeni bir dönemin açılmasının habercisi bir doğum. Karanlıkların aydınlığa kavuşması verilen büyük mücadele. Aşkın, ihanetin, hırs ve öfkenin çatıştığı, karanlıkların aydınlığa kavuşması için verilen büyük mücadele. Aşkın, sevginin, hırs ve öfke ile çatıştığı ibret verici bir öykü.

Başrollerinde Ethan Hawke, Emile Hirsch, Hailee Steinfeld, Asa Butterfield'ın yer aldığı Ten Thousand Saints prömiyerini bu yıl Sundance Film Festivali'nde gerçekleştirdi. Film, New York'ta 1988'de yaşanan Tomkins Square Park isyanını konu alıyor.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Jordan Belfort 24 yaşında genç ve hırslı bir adamdır. Para kazanma arzusuyla Wall Street borsasında önce komisyoncu ve ardından Stratton Oakmont adında bir yatırımcı firmasında zengin olmak için her şeyi yapmaya hazır bir CEO olur. 90’ların en hızlı günleridir ve New York işlem salonunda her şey olabilmektedir. Önemsiz tahvillerle birçok yatırımcıyı aldatarak Belfort kısa zamanda bir para makinasına ve aynı zamanda bir harcama makinasına dönüşür. Bir günde hesapları milyon dolarlarla doldururken o gece hepsini aynı hızda harcayabilir. Profesyonel hayatının yanı sıra uyuşturucu, fahişeler, son derece pahalı lüks fantezilerle dolu kirli bir oyunun içindedir. Bu karakterin hayatındaki her şey abartılı bir şekilde devam ederken çöküş ise çok uzakta değildir.

Genç Donald Trump'a odaklanan filmde Donald Trump’ın 70’li ve 80’li yıllarda, Amerika’da kötü şöhretli avukat Roy Cohn’un yardımıyla gayrimenkul piyasasında nasıl yükseldiği anlatılıyor.

Madeline has become an integral part of a prestigious physical theater troupe. When the workshop's ambitious director pushes the teenager to weave her rich interior world and troubled history with her mother into their collective art, the lines between performance and reality begin to blur. The resulting battle between imagination and appropriation rips out of the rehearsal space and through all three women's lives.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir