
Norman Wisdom
Private Norman Pitkin / General Otto Schreiber

Norman Pitkin and Mr Grimsdale are council workmen mending the road outside an Army base when they come into conflict with the military. Shortly afterwards, they get drafted and fall into the clutches of the Sergeant they have just bested. They are sent to France to repair roads in front of the Allied advance but get captured. Pitkin takes advantage of a useful similarity to impersonate General Schreiber and manages to return a hero

Norman Wisdom
Private Norman Pitkin / General Otto Schreiber

Honor Blackman
Junior Commander Lesley Cartland

Edward Chapman
Private Wilfred Grimsdale

Campbell Singer
Sergeant Loder

Hattie Jacques
Gretchen

Brian Worth
Henri Le Blanc

Terence Alexander
Captain Wharton
John Warwick
Colonel Layton
Arnold Bell
General Hunt
Victor Beaumont
Jogenkraut

André Maranne
Jean-Claude

Frank Williams
Captain Ford
Eddie Leslie
Medical Officer

Richard Marner
German Officer

John G. Heller
German Officer at Gatepost

Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur. Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

It's 1938, but Stan doesn't know the war is over; he's still patrolling the trenches in France, and shoots down a French aviator. Oliver sees his old chum's picture in the paper and goes to visit Stan who has now been returned to the States and invites him back to his home.

An American doughboy, stationed in France during the Great War, goes on a daring mission behind enemy lines and becomes a hero.

The story begins in 1917 with Stan and Ollie being drafted into the U.S. Army to fight in World War I. While in the Army, the pair befriend a man named Eddie Smith, who is killed by the enemy during a battle. After the war is over, Stan and Ollie venture to New York City, where they begin a quest to reunite Eddie's little daughter with her rightful family. The task proves both monumental and problematic as the boys discover just how many people in New York have the last name Smith.

Sergeant Grimshawe wants to retire in the flush of success by winning the Star Squad prize with his very last platoon of newly called-up National Servicemen. But a motley bunch they turn out to be, and it's up to Grimshawe to put the no-hopers through their paces.

Alman işgalinin sona erdiği süreci, bir dizi renkli anektodu peşpeşe getirip bir çok yönde gelişen olaylara dayanarak hikaye eden Menzel, alışılmış kahraman direnişçi imajını da kıran, trajikomik bir üslup tutturur. Ana karakteri, karşı-kahraman özellikleriyle donatılmış, yeniyetme coşkusunu yitirmemiş, naif ve sempatik bir genç asker olan Milos Hrma'dır. Karşı cinse karşı tutuk, çekingen ve aşırı utangaç Milos, hem erkekliğini kanıtlama çabasındadır hem de taşıdığı üniformanın hakkını vererek aile adına halel getirmemekle yükümlüdür. Aslında dedesinin savaştan kaçmak için komutanını hipnotize ettiğini, babasının da savaşı, cephe gerisinde, tehlikesizce bir masa başı görevinde geçirdiğini pekala bilir. Bohemya'da bir tren istasyonuna atanan Milos'un amiri, güvercin meraklısı, saf biridir.

Petty con artists Slicker Smith and Herbie Brown mistakenly join the Army evading the cops. The cop chasing them winds up as their drill instructor. A rich young man and his former working class chauffeur are not only in the same unit, they're vying for a pretty girl who seems attracted to both.

Yıl 1942. Naziler Rusya'da ölümcül bir harekata girişmiştir. Kruschev'in liderliğindeki Stalingrad vatandaşlarıysa cesur bir direnişe geçmiş, yerel halk kahramanı Vassili Zaitsev'in ışığıyla tek yumruk haline gelmiştir. Uzman bir keskin nişancı olan Vassili'nin gösterdiği kahramanlıklar en yakın arkadaşı politik subay Danilov tarafından yürütülen bir propaganda sayesinde efsaneleşmiştir. Vassili'yi durdurmak için Almanlar en iyi keskin nişancıları olan Albay Konig'i Stalingrad'a gönderirir...

Marx Kardeşler savaş sonrası Kazablanka'da bir otelde çalışıyorlar; burada Nazilerin bir yüzüğünün çalınmış bir hazinenin önbelleğini kurtarmaya çalıştığı biliniyor.

The Beatles'ın ilk filmi olan siyah beyaz, A Hard Day's Night, videocliplerin birleşimi gibi gözükse de grubun meşgul günlerinden birini izlermişcesine kişiyi içine alıyor ve ne kadar eğlenceli insanlar olduklarını anlamamızı sağlıyor.

Eskiden beri aralarında derin bir dostluk bulunan iki arkadaş, savaşa gitmenin arifesindedirler. İkinci Dünya Savaşı tüm vahşetiyle sürmektedir ve savaşa dahil olan Amerika Birleşik Devletleri, kendi kaderini belirlemek üzeredir. Savaş bu iki insanı da içine katarak dev bir liman baskınıyla derin bir vahşet sunacaktır. Savaş her zamanki gibi görkemli ve kanlıdır.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

1979 yılında çekilmiş 1981 yılında vizyona giren, İkinci Dünya Savaşı'nda U-96 adlı tip 7 sınıfı Alman U bot mürettebatını konu alan film. Savaşta Alman denizcilerin hayatlarını, içinde bulundukları psikolojik durumları görsel bir anlatış biçimiyle dile getirmektedir. İkinci Dünya Savaşı'nda görev yapan U-96 tipi bir Alman denizaltısı Atlas Okyanusu'ndaki normal devriye görevine çıkar. Gemide görevli personel haricinde bir subay da denizaltında yaşananları kaydetmek için sefere katılır. Gemi normal seyrinde iken okyanusta detroyer koruması olmadan seyreden 5 gemilik bir filoyla karşılaşır. Kaptan biraz tereddütden sonra saldırı emri verir.

Audrey Hepburn'den ilk başrolünde Oscar'lı bir performans Tam 10 dalda Oscar'a aday olan ve Audrey Hepburn'e En İyi Kadın Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran Roma Tatili, bir modern zaman prensesinin kraliyet dayatmalarına karşı gelerek tek başına Roma'yı keşfe çıkmasının hikayesini anlatıyor. Burada gazeteci kimliğini saklayarak ilginç hikayeler peşinde koşan Amerikalı bir gazeteciyle tanışıyor. Ancak planı ikilinin birbirine aşık olmasıyla suya düşüyor.

Prof. Barbenfouillis başkanlığında bir grup astronom Ay'a gitmek üzere planlar yaparlar. Sonuçta dev bir toptan gönderilen mermi şeklindeki uzay gemileri ile hedeflerine ulaşırlar. Ancak burada Aylılar tarafından kaçırılıp Ay kralının sarayına götürülürler... George Méliès'in çoğu Jules Verne'e dayanarak yaptığı yüzlerce kısa filmden bu en ünlüsü, -açıkça H.G.Wells'in First Men in the Moon'undan da esinlenerek- sinema tarihinin ilk bilim kurgu filmi olarak haklı bir üne sahiptir. Méliès'in filmleri janra ait klişelerin tümüne sahiptir neredeyse; çılgın bilim adamları, dehşet verici icatlar, roketler vs vs.. Roketin Ay'a varışını simgeleyen sempatik sekans, kuşkusuz sinemanın en bilinen sahnelerinden birine vesile olmuştur.

Stil ve varlığın, mizah ve insanlığın muhteşem bir bileşimi! 42 yaşındaki Manhattan yerlisi Isaac Davis işinden nefret etmektedir. 17 yaşında Tracy adında hiç sevmediği kız arkadaşı ve evlilikleri hakkında bir kitap yazan Jill adında lezbiyen bir eski karısı vardır. Ve Isaac onu boğazlamak istemektedir. Ancak en iyi arkadaşının seksi ve entellektüel metresi Mary ile tanışınca, Isaac tepeden tırnağa şehvetle dolar * Manhattan, New York aşığı Allen’ın kendi şehrine, semtine yazdığı bir aşk mektubu gibidir, kendi dünyasına bir güzellemedir. Manhattan, 70’ler sonu Amerikası’nın güvensizliğini başarıyla yakalamış bir film. Eskisinden daha çok kazanan, daha fazla özgürlüğe ve seçme hakkına sahip olan şehirliler, suçluluk ve güvensizlik duygularıyla boğuşuyorlar. Bu zeka eseri, dengeli, aynı zamanda hüzünlü siyah/beyaz komedi en sevilen filmler arasındaki yerini hep korudu.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kont bir haftasonu av partisi düzenler. Ne var ki av partisi efendilerle hizmetçiler arasında bir köşe kapmacaya dönüşür, ahlaksızlıkta ve zalimlikte birbirleriyle yarıştıkları, acımasız ve umutsuz bir ahlak tablosu çizer. İzleyicinin gözünün yaşına bakmadan drama dönen bu güldürüde, kırda tavşanların katledilmesi, 1940 ilkbaharındaki çatışmaların habercisi değilse de, duyguları konusunda fazlasıyla hilekar bir toplumun aptalca şiddete yönelmesini yansıtır. Dünyanın sonu, en azından bir dünyanın sonu yakındır, der bize bu acı ve karanlık trajikomedi. İlk gösterime girdiği sırada anlaşılmayan, uzun zaman boyunca yerden yere vurulan, yasaklanan, kesilen film savaş sonrasında sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilmiş ve övgülere boğulmuştur * "Oyunu kuralına göre oynayan oyunda kalır" ana fikriyle şekillenen hikaye

Film 1920'li yıllarda Almanların, Polonyalılar ve diğer azınlıklarla birlikte uyum içinde yaşadıkları yoksul kent Danzig'de başlar. Annesi ve hangisinin babası olduğunu bilmediği iki erkekle birlikte yaşayan Oskar'a (David Bennent) üç yaşına bastığı doğum gününde teneke bir trampet hediye edilir. Bu andan itibaren çevresinde gözlemlediği erişkinlerin mutsuz ve acınılacak dünyalarına katılmaktansa hep çocuk olarak kalmaya karar verir. Gerçekten de yıllarca fiziksel olarak bir gelişme göstermez. Çevreye karşı tek protestosu büyümeyi reddetmek değildir, aynı zamanda teneke davuluna şiddetle vururken çıkardığı cam eşyaları bile parçalayan tiz çığlığı da 2. Dünya Savaşı yaklaşırken ülkede olup bitenlere duyarsız kalan orta sınıf Alman toplumunu bir yadsıma biçimidir, gitgide çıldıran dünyaya karşı bir protestodur.

lbay Donald Harvey tarafından terk edildikten sonra Lily maceraperest bir kadın olarak ün salar. Eski aşıklar Şangay’a gitmekte olan trende karşılaşırlar. Her ikisi de birinci sınıfta farklı ülkelerden gelen yolcularla seyahat etmektedirler. Çinli isyancılar treni ele geçirirler ve Albay Harvey’yi rehin alırlar. Lily sevmekten hiçbir zaman vazgeçmediği adamı kurtarabilmek için her şeyi yapmaya hazırdır.. Çin sivil savaşı sırasında Pekin`den Shangai`ya gitmekte olan Shangai Express yolcularının bu yolculuk sırasında yaşdığı tehlikeli olayların anlatıldığı film. Trenin birinci sınıf yolcuları ise filmin ana kahramanlarını oluşturuyor. Ayrıca Film, 1933 yılında “En iyi Görüntü” Oscar`ını almıştır..
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir