
Colleen Moore
Hester Prynne


Colleen Moore
Hester Prynne

Hardie Albright
Arthur Dimmesdale

Henry B. Walthall
Roger Chillingworth

Cora Sue Collins
Pearl

Alan Hale
Bartholomew Hockings

Virginia Howell
Abigail Crakstone
William Kent
Sampson Goodfellow

William Farnum
Gov. Bellingham

Betty Blythe
Innkeeper
Al O. Henderson
Master Wilson

Jules Cowles
Beadle

Mickey Rentschler
Digerie Crakstone
Shirley Jean Rickert
Humility Crakstone

Flora Finch
Faith Bartle, the Gossip

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.

Şebeke, uzun yıllardır UBS Akşam Haberleri isimli programda haber spikerliği yapan Howard Beale’nin hikayesini konu alır. Beale’in ratingleri günden güne düşmektedir ve nihayetinde bir çalışma arkadaşından, iki hafta içerisinde işinden kovulacağını öğrenir. Bunu öğrendiğinde büyük bir depresyona giren adam, ertesi akşam canlı yayında, gelecek Salı günü canlı yayında intihar edeceğini anons eder. Haliyle bu şok duyurudan sonra işler fazlasıyla karışır.

Aynı adlı ödüllü romandan uyarlama olan "Vahşi Zarafet"te, Bakelite plastik firmasının veliahtı Brooks Baekeland ile evli olan Barbara Daly (Julianne Moore)nin hikayesi anlatılmakta. Kızıl saçlı, alımlı ve karizmatikbu kadın, kocasının şaşaalı ve asil hayatına hiçbir zaman tam olarak uyum sağlayamamıştır. Aralarındaki bu dengesizliğe bir de çocuk sahibi olmaları eklenince ilişkileri iyiden iyiye sarsılır. Oğulları Tony (Eddie Redmaine), babasının gözüne girmeyi hiçbir zaman başaramamıştır. Babasıyla arasındaki aşılmaz mesafe, Tony'yi gittikçe annesine yaklaştırır. Bu yakınlaşma aynı zamanda bir trajedinin de doğuşu olacaktır. Bu aile trajedisinin yanı sıra Baekeland'ların "parıldayan" yaşamları ardındaki toplumsal farklara da şahit oluyoruz. "Vahşi Zarafet", bir ailenin yükselişi ve dibe vuruşunu arka planına New York, Paris, Cadaques, Mallorca ve Londra gibi efsane güzellikteki mekanları alarak anlatmaktadır.


A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

P.T. Barnum'ın hayatından esinlenen film, bir vizyonerin 1800’lü yıllarda yoktan başlayarak hırsı ve hayal gücüyle nasıl dünya çapında harika bir şov ve sirk konsepti yaratmasını anlatıyor.

Ülkesi ve kendisi sürekli tehdit altında olan genç kral, uzun yıllar sürecek savaş eğitiminden geçirilen, küçük çocuklardan oluşan bir özel birlik kurar. Yıllar sonra bu birliğin komutanı kralın gözdesi olur. Ülkenin ileri gelenleri veliaht edinmesi için krala baskı uygular. Kraliçeye karşı cinsel çekim duymayan kral, gözdesini kraliçe ile birlikte olması için zorlar. İlk başta her ikisi için zor olan bu durum yerini yasak bir aşka bırakır. Artık kraldan gizli gizli buluşmalar gerçekleştiren aşıklar geri dönülmez bir yola girdiklerinin farkına vardıklarında kıskançlığıyla köpüren kralı karşılarında bulacaklardır * 133 dakikalık bir şölen sizleri bekliyor... Ayazda Bir Çiçek, sarayda dönen entrikaları, dövüş sahneleri ve imkansız aşkıyla beni büyüledi diyebilirim.

1983 yapımı Larry McMurtry'nin kitabından James L. Brooks tarafından sinemaya uyarlanan bu film ile En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü, En İyi Yönetmen Akademi Ödülü'nü ve filmin yapımcısı olarakta En İyi Film Akademi Ödülü kazanmıştır. James L. Brooks'un 30 yıllık sevgi dolu ilişkisinin senaryolaştırılmış versiyonunda, Shirley McLaine ve Debra Winger son derece dokunaklı unutulmaz bir anne kız ilişkisinde izliyoruz.

Yedi yıldır bitmemiş bir roman, çalıntı bir araba, ölü bir köpek, dengesiz bir öğrenci, kızgın bir eş ve hamile - üstelik de evli - bir metres!... Bunlar, Profesör Grady TRIPP'in (M.DOUGLAS) o hafta sonu başa çıkması gereken felaketlerin sadece bir kısmıdır. Ayrıca okulun aynı hafta sonu yapılacak yıllık Edebiyat Festivali'nde görevli öğrencilerin de sorumluluğu ondadır. Bu öğrencilerin hemen hepsi, yıllar önce tıpkı kendisinin de olduğu gibi birer "harika çocuk"tur. Bu çocukların en yeteneklisi ve profesyonel bir yalancı James LEER (T.MAGUIRE) ile tanışan Grady, tahmin ettiğinden de korkunç bir hafta sonu geçireceğinin henüz farkında değildir. 2001 yılında En İyi Müzik dalında Oscar® ödülü kazanan bu filmde Michael DOUGLAS, kariyerindeki en iyi performanslarından birini sergiliyor.

E. Annie Proulx'un Pulitzer ödülü almış romanından uyarlanan film, sıradan bir gazetecenin doğduğu topraklara döndükten sonra kendi benliğini keşfetmesinin hikayesini anlatıyor.Quoyle'un yaşamı kendisine tamamen yabancılaşmış eşini trafik kazasında kaybetmesinden sonra tamamen değişir. Eşini kaybetmesinin acısıyla, Quoyle, halası ve biricik kızıyla birlikte haklarında fazla bilgisi olmadığı atalarının yaşadığı yer olan Newfoundland kasabasına çekilir.Bu küçük balıkçı kasabasının gazetesinde kendisine bir iş bulan Quoyle, yazdığı her makale ile birlikte kendi benliğini keşfetmeye başlar...

Johnny Clay, son bir vurgun yaparak emekli olmaya karar veren, eski bir mahkumdur. Bir hipodromu soymaya niyetlenen Johnny ve ortağı Nikki sağlam bir plan yaparlar. Buna göre Nikki, dikkatleri başka yöne çekmek için yarışan atlardan birini vuracak; çıkan kargaşada yararlanan Johnny de bahislerin oynandığı vezneyi soyacaktır. Soygun için gerekli ekibi toparlayan Johnny, işi en küçük ayrıntısına kadar planlar ama yine de bazı şeylerin yanlış gitmesine engel olamaz...

Bir tenis maçında topun çizgiye yaklaştığı anlar vardır. Biraz da şansın yardımıyla top içeri düşebilir ve kazanırsın… Ya da ileri gider ve kaybedersin… Gerçek bu kadar basit midir? Tenis öğretmeni Chris hayatı boyunca şansı yaver gittiği için kıskanılmıştır. Özellikle en yakın arkadaşı Tom’un kız kardeşi Chloe ile evlenmeye kalkıp büyük bir servetin ortaklarından biri olma şansını yakalayınca...Chris’in hayatının en mutlu günleri olması gereken evlilik aşamasında hayaller, Tom’un rüyaları bile süsleyecek derecede güzel nişanlısı ile tanışınca sona erer. Hayranlık kısa süre sonra takıntı boyutunda tutkuya dönüşecek ve Chris’i zor bir seçime zorlayacaktır.

Pizza dağıtıcısı Victor, birkaç gün önce tanıştığı Elena'yla ateşli bir tartışma yapıyor. Çünkü Elena, Victor'la tanıştığında sarhoştur ve ayıldıktan sonra Victor'u istemediğini söylemiştir. Bu tartışma sırasında çıkan seslerden dolayı iki polis memuru sahneye giriyor ve kazara bir silah patlıyor… 4 yıl sonra genç olan polis David (Javier Bardem) tekerlekli sandalyede basketbol yıldızı oluyor ve Elena'yla evleniyor. "Nasıl oluyor da oluyor?" diye merak ediyorsanız "Çıplak Ten" tam size göre… Çılgın İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın 1997 tarihli filmi…

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

“Hayatının Seçimi”nde, atılacak bir adım bir hayatı sonsuza dek değiştirebilir. Karanlık bir geçmişe sahip olan Shana, aynı iş yerinde çalışmaya başladığı komşusu Gavin ile tutkulu bir aşk yaşamaya başlar. Ancak Shana’nın uçlarda yaşayan kocası Joe’nun bu sadakatsizliği öğrenmesi üçünü birden fırtınalı bir sona doğru sürükleyecektir. Zamana karşı yarışılan bu gerilimde, karmaşık bir aşk üçgeni ve birbiriyle karşıt düşüncelere sahip iki adamın ölümcül çatışması merak uyandıracak bir şekilde perdeye yansıyor.

On a steamy New Orleans afternoon, Sam Deuprey decides to surprise his beautiful wife, Ashley, for their anniversary and comes home early. But Ashley is not alone in the bedroom. She and her lover, Damien are about to learn how far a jealous husband will go.

Kariyerine odaklanan genç bir kadın her şeye sahip gibi görünür – iyi bir gayrimenkul şirketinde yeni bir iş, heyecan verici bir proje ve tutkulu bir âşık. Ancak patronunun karısına âşık olup bir kötülük ağına takılınca işler değişir. Genç kadın bu sürükleyici gerilim filminde kendini savunmaya çalışırken sırlar ve geçmişiyle bağlantılı karanlık dürtüler bir bir ortaya çıkar.

13 yaşındaki Vic (Sophie Marceau), çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o garip geçiş dönemindedir. Yeni bir okul ve yeni bir arkadaş çevresi demek yeni partiler anlamına gelir. Tabii erkek arkadaşlar da bu denklemin bir parçasıdır. Ancak Vic'in tek sorunu ergenlik değildir; annesi ve babasının evliliği sallantıdadır. Vic aradığı desteği büyükannesinde bulur. Bu delidolu kadın ilk aşkını yaşayan Vic'e inanılmaz eğlenceli tavsiyelerde bulunur. 1980'lerin bu ilk gençlik filmi, masumiyetin ve içtenliğinde bir filmi. Vic'in başından geçen eğlenceli olaylar hepimizin başından geçmedi mi? Sophie Morceau'nun 13 yaşında rol aldığı bu film, uluslararası kariyerinin başlangıç noktası olma özelliğini de taşıyor.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir