
Sammi Davis
Ursula Brangwen

Born to a rich landowner in the waning days of the Victorian era, Ursula Brangwen grows into a beautiful young woman full of imagination and ambition. The free-spirited Ursula begins to feel trapped by her prim surroundings, but her life changes when she has an erotic experience with Winifred, a bisexual teacher. From then on, Ursula puts all of her passion and creativity into the pursuit of sexual fulfillment. But her insatiable quest becomes a source of anguish.

Sammi Davis
Ursula Brangwen

Paul McGann
Anton Skrebensky

Amanda Donohoe
Winifred Inger
Christopher Gable
Will Brangwen

David Hemmings
Uncle Henry

Glenda Jackson
Anna Brangwen

Dudley Sutton
MacAllister

Jim Carter
Mr. Harby
Judith Paris
Miss Harby

Kenneth Colley
Mr. Brunt
Glenda McKay
Gudrun Brangwen
Mark Owen
Jim Richards

Ralph Nossek
Vicar

Nicola Stephenson
Ethel
Molly Russell
Molly Brangwen

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

1935 yazının en sıcak günleri... On üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia ve hizmetçilerinin oğlu Robbie'nin gizli bir şekilde flörtleşmelerine tanık olur. Çocuk aklı ile gördüklerini yanlış yorumlaması üzerine yıllarca sürecek büyük bir trajedenin yaşanmasına neden olacaktır. O andan itibaren bir daha hiç düzelmeyecek kadar trajik bir şekilde kaderleri birbirlerine bağlanan bu üç insan, hak etmedikleri bir kefaretin farklı şekillerde kurbanı olacaklardır.

Evening anne ile kızını bağlayan zamansız bir sevgiyi gözler önüne seren çok duygusal bir film. Bir annenin yaşam prizmasından onun iyimserlikle yükselip daha sonra bir dönüm noktasından tekrar alçarak sonuna gelmesini gösteriyor. Gerçek hayattan iki anne kız filmde buluşuyor. Vanessa Redgrave-Natasha Richardson ve Meryl Streep-Mamie Gummer. Bir anne ile kızının ve annenin en yakın arkadaşının hayatın farklı kısımlarındaki portresini çiziyorlar.

Öğrencilerin sesini yükseltmeye başladığı, o ünlü 68 Baharı'ndayız. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, bohem aileleri tatilde olduğu için Paris'te yalnız kalmışlardır. Matthew isimli Amerikalı bir öğrenciyi evlerine davet ederler. Üçünün de ortak özelliği ise filmlere olan düşkünlükleridir. Zaman içinde konukla aralarındaki ilişki tutkularının peşinden cinselliği tüm yönleriyle keşfedecekleri arzu dolu bir oyuna dönüşür. Dışarıda ise devrim sesini çoktan yükseltmeye başlamıştır.

While waiting for her divorce papers, a repressed literature professor finds herself unexpectedly attracted by a carefree, spirited young woman named Cay.

Dudağının Altında filmi tutkunun, aşkın, şehvetin, yalanın dolanın bir arada olduğu lezbiyen aşk filmidir. Moda editörlüğü yapan işinde ki başarıyı özel hayatına da taşıyarak nişanlılık mertebesinde yaşamını devam ettirirken bir şıp diye karşısına çıkan Dallas isimli gizemli bir kadınla tanıştıktan sonra birbirlerine deliler gibi bağlanan aşıkların filmidir.

Anastasia ve Christian, yaşadıkları zorlu ayrılıkların ve iniş çıkışların ardından nihayet mutlu sona ulaşmışlardır. Tutkulu aşkları, nikah yüzükleri ve görkemli bir evlilik töreni ile mutlu sona ulaşmıştır. Ancak Anastasia'nın peşine düşen Jack, çifte huzur vermez. Anastasia'nın lüks ve aşkla bezeli mükemmel hayatı bir kez daha sarsıntılara sahne olacaktır.

Viven ve Roy, lise son sınıfta okuyan iki gençtir. Viven, fizik tutkunu olan başarılı bir öğrenciyken Roy'un oldukça sorunlu bir hayatı vardır. Beklenmedik bir olay ikisinin yollarının kesişmesine ve hayatlarının bambaşka bir hal almasına neden olur.

Evelyn, kelebekler üzerine araştırma yapan 30 yaşlarında bir kadındır. Her gün günlük ev işlerini yapmak için bir başka böcek türleriyle ilgili olan Cynthia’nın evine gider. Evelyn’den yaşça büyük olan Cynthia’nın soğuk ve acımasız tavırları onu daha zarif bir kadın olarak gösterirken, Evelyn’e karşı kötü davranmasının önüne geçmez. Cynthia’nın Evelyn’e kötü muamelesi her geçen gün artar, Evelyn’e verdiği görevler sınırları aşan ve aşağılayan noktalara gelir ancak Evelyn bu duruma hiç itiraz etmez. İkilinin her gün uyguladıkları bir ritüel haline getirdikleri bu durum her defasında Evelyn’nin cezalandırılmasıyla son bulur. Ancak Cynthia, Evelyn ile yaşadıkları ilişkiden bir süre sonra yorulur ve daha geleneksel bir ilişkinin özlemini duyar. Evelyn’nin bağımlılığı ikilinin ilişkisini kopma noktasına getirmek üzeredir.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Yeni milenyumun ilk onunda aşırı ilerlemiş teknolojinin merhamet duygusunu solladığı bir dönemde Martin ailesi NDR-114 modeli yeni bir robot satın alır. Ailenin en küçük çocuğu robota Andrew adını verir. Robot günlük işleri yapmak üzere programlanmıştır. Martin ailesi bir süre sonra sahip olduklarının sıradan bir makine olmadığını anlar. Çünkü Andrew insanlara özgü duygulara ve yaratıcı düşüncelere sahiptir.

Holden ve Banky çizgi roman yaratıcıları olan çok iyi iki arkadaştır. Holden, daha sonra lezbiyen olduğunu öğreneceği bir başka çizgi romancı Alyssa'ya aşık olur. Bu ilişki Holden'in Banky ile yıllardır süren arkadaşlığını tehlikeye düşürecektir. Holden Alyssa'nın geçmişiyle bir türlü barışamadığından ilişkileri de aniden duvara çarpar * Kevin Smith'in View Askew evreninde yer alan filmleri arasında şüphesiz en derin ve çarpıcı olanı "Amy'nin İzinde", kahramanı Holden'la birlikte seyircisini de içsel bir serüvene çıkarıyor. Holden, aralarından Jay ve Silent Bob'un da yer aldığı sayısız Askew karakterinden ne kadar çok nasihat alırsa alsın, gözlerindeki perdeyi sadece kendi istediği zaman aralayacaktır ve artık sorun bunun ne kadar geç ya da ne kadar erken olacağıdır.

Uzun bir aradan sonra doğduğu köye dönen Ugolin’in en büyük hayali, karanfil yetiştirmektir. Bu işten para kazanılabileceğini düşünen amcası Le Papet, yeğeni için bir tarla aramaya başlar ve komşusu Jean Cadoret’nin çiftliğinde karar kılar. 'Manon des sources' adında devam filmi mevcuttur.

Viridiana, (Silvia Pinal) bir rahibe okulundan mezun olmak üzere olan genç bir kızdır. Bir gün, yıllar önce ölen teyzesinin yaşlı kocası Don Jaime (Fernando Rey) tarafından onun çiftliğine davet edilir. Viridiana, yıllar boyunca okulunun parasını ödemek dışında onunla hiç ilgilenmeyen ve yaşayan tek akrabası olan Don Jaime'nin yanına gitmek istemese de baş rahibenin ısrarı ile onu ziyarete gider. Don Jaime, henüz evlendiği gece onunla birlikte olmadan ölen karısına çok benzeyen Viridiana'yı arzular ve onunla evlenmek ister. Bu isteğini ona açtığında genç kızın sert tepkisi ile karşılaşır.

Manon des Sources, Jean de Florette filminin devamıdır... Papet, Soubeyran ailesinin soyunun devamı için Ugolin'e baskı yapmaktadır. Ugolin'in gönlünde güzel Manon vardır. İşin dramatik tarafı Manon yıllar önce arazisini almak istedikleri Jean de Florette'in küçük kızıdır. Manon dağlarda keçilere çobanlık yaparak yaşamaktadır. Vahşi bir yaşam süren Manon'un sosyal ilişkileri sıfırdır. Film teması bu kez aşk ve intikam üzerine kurulmuştur. Manon, ailesinin elinden dalavereyle alınan toprakları geri kazanmak istemektedir, yalnız gerçeği bilen kendisinden başka kimse yoktur. Ugolin için hayattaki en önemli şeyler yetiştirdiği göz alıcı karanfiller ve Manon'dur. Ugolin'in filmdeki rolü ilk filmde olduğu gibi basit düşünen, saf ama amcası Papet'e uyan bir köylüdür. Saf olan aşkı derin bir umutsuzluğa düşer.

Max is a handsome young man who, after a fateful tryst with a German soldier, is forced to run for his life. Eventually Max is placed in a concentration camp where he pretends to be Jewish because in the eyes of the Nazis, gays are the lowest form of human being. But it takes a relationship with an openly gay prisoner to teach Max that without the love of another, life is not worth living.

1900'lerin Amerikasında orduda görevli albay William Ludlow görevinden ayrılarak, Montana'da kaya dağlarında bir evde 3 oğlu ile yaşamaya başlar. Bu arada 1. Dünya Savaşı başlar. Albayın tüm karşı çıkmalarına rağmen 3 kardeş savaşa katılır. En küçük oğlan Samuel'in öldüğü savaşın ardından diğer oğlu Tristan Samuel'in nişanlısı Susannah'la yakınlaşmaya başlar ve aralarında bir aşk başlar. En büyük kardeş Alfred'inde Susannah'tan hoşlanmaya başlamasıyla olaylar değişir ve gelişir. Bu arada kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutan Tristan bir çıkmazın içine girmiş bulunmaktadır.

Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.

Amerikada bir çiftlik... Köleler... Patronun bir köleden çocuğu olması onur duyulacak bir şey... ama kölenin patronun beyaz karısından kara bir çocuğu olursa ne olacak?

On sekizinci yüzyıl Viktorya dönemi... Sarah, 'alt' sınıflardan gelme, sevdiği adamın peşinden gitmiş olduğu için toplum tarafından dışlanmış genç bir kadındır. Toplumun tamamen şekilden ibaret ahlak değerleri tarafından yargılanıp damgalanmış olan bu kadın, en ufak özgürlüklerden bile mahrum bırakıldığı, kıstırılmış bir hayat yaşamaktadır. Yine aynı şekilde, toplumun tamamen gösteriş budalası, samimiyetten uzak kurallarından sıkılmış ama bunu kendisine çok da itiraf etmek istemeyen Charles'la tanışan Sarah, çok da fazla konuşmaya gerek kalmadan aynı duyguları ve düşünceleri paylaştıklarını farkeder. Sarah'ın içinde bulunduğu 'düşük' sosyal sınıfa rağmen Charles, tam anlamıyla bir aristokrattır. Çok fazla ortak noktaları olan bu iki insanın bir arada olmalarını engelleyen belki de en önemli neden de budur. Tabi bir de Charles'ın, zengin bir tüccarın şımarık kızı ile olan nişan düzeyindeki ilişkisi.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir