
Natascha McElhone
Mary Boleyn

Based on the controversial novel by Philippa Gregory, "The Other Boleyn Girl" is a fictionalised account of the life of Lady Mary Boleyn who becomes mistress to England's king, Henry VIII, before being ousted by her younger sister, Anne. Mary leaves the Court to marry a commoner, but returns when Anne embarks on a reckless policy to save herself from ruin.

Natascha McElhone
Mary Boleyn

Jodhi May
Anne Boleyn

Jared Harris
Henry VIII

Steven Mackintosh
George Boleyn

Philip Glenister
William Strafford

Jack Shepherd
Thomas Boleyn

John Woodvine
Uncle Howard

Ron Cook
Thomas Cromwell

Anthony Howell
William Carey

Jane Gurnett
Elizabeth Boleyn

Yolanda Vazquez
Katherine of Aragon

Geoffrey Streatfeild
Francis Weston
Naomi Benson
Jane Seymour
Zoe Waites
Jane Parker

Roger Hammond
Lord Farmleigh

A gripping 18th century drama details the scandalous life of Lady Seymour Worsley, who dared to leave her husband and elope with his best friend, Captain George Bisset. Lady Seymour Worsley escapes her troubled marriage only to find herself at the centre of a very public trial brought by her powerful husband Sir Richard Worsley.

Siyasi entrikaların imparatorluk mahkemesine sızıp da her yere bir hastalık gibi yayıldığı Orta Çağ döneminde Danimarka’da sistem çürümüş durumdadır. Adalet, krallığın içinde bile korunamamakla birlikte, en güvenilir eller bile birbirlerinin sırtına bıçak saplayabilecek kadar sinsidir. Her şeye rağmen, kraliçenin en sevdiği hizmetçisi Ophelia, kendince keyifli bir yaşam sürmektedir. Ophelia’nın bu sakin ve soyutlanmış dünyası, ülkenin karizmatik ve zorlu prensi Hamlet’e ilgi duymaya başlamasıyla birlikte değişir. Onların gizli aşk ilişkisi hızla ilerlerken, büyük bir ihanet sarayı sarsar, ilişkilerini rayından çıkarır ve kraliyet ailesini derinden yaralar. İstekleri ile sadakati arasında sıkışmış olan Ophelia, adanmışlığının nihayetinde nerede duracağına karar vermek zorundadır.

Annesi tarafından ülkesi Almanya'dan Rus imparatoriçesinin oğluyla evlenmesi için yollanan Sophia, ülkeye vardıktan sonra prensin deli olduğunu görür. Bir ‘çatlakla’ evlendiğini anlayan Sophia, bu evlilik oyununa kendi rızasıyla dahil olacak ve yıllar geçtikçe eşini geride bırakıp tacı başına geçirmek için imparatorun tepesine adım adım tırmanmaya çalışmaya başlayacaktır.

France, on the eve of the French Revolution. Henriette and Louise have been raised together as sisters. When the plague that takes their parents' lives causes Louise's blindness, they decide to travel to Paris in search of a cure, but they separate when a lustful aristocrat crosses their path.

Yorkshire bozkırlarında geçen, tutkulu ve fırtınalı bir aşk hikayesi; Heathcliff ve Catherine Earnshaw arasındaki yoğun ve yıkıcı ilişkiyi konu alıyor.

Oslo, 1993’te gerçekleşen Oslo Barış Antlaşması’nın arka planında yatan olayları ele alıyor. Yatıştırılamayan ebedi düşmanlıklar, perde arkası görüşmeler ve Oslo Antlaşması’nın gerçekleşmesini sağlayan gizli ama birbirlerine derinden bağlı bir grup Norveçli, İsrailli ve Filistinli kahramanın öyküsü, gerçek hikâyelere dayanıyor.

On sekizinci yüzyıl Viktorya dönemi... Sarah, 'alt' sınıflardan gelme, sevdiği adamın peşinden gitmiş olduğu için toplum tarafından dışlanmış genç bir kadındır. Toplumun tamamen şekilden ibaret ahlak değerleri tarafından yargılanıp damgalanmış olan bu kadın, en ufak özgürlüklerden bile mahrum bırakıldığı, kıstırılmış bir hayat yaşamaktadır. Yine aynı şekilde, toplumun tamamen gösteriş budalası, samimiyetten uzak kurallarından sıkılmış ama bunu kendisine çok da itiraf etmek istemeyen Charles'la tanışan Sarah, çok da fazla konuşmaya gerek kalmadan aynı duyguları ve düşünceleri paylaştıklarını farkeder. Sarah'ın içinde bulunduğu 'düşük' sosyal sınıfa rağmen Charles, tam anlamıyla bir aristokrattır. Çok fazla ortak noktaları olan bu iki insanın bir arada olmalarını engelleyen belki de en önemli neden de budur. Tabi bir de Charles'ın, zengin bir tüccarın şımarık kızı ile olan nişan düzeyindeki ilişkisi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında genç ve özgür ruhlu bir kadın olan Vera Philips, İskoç şair Dylan Thomas'a aşık olur. Thomas da Vera ile aynı duyguları paylaşmaktadır, ancak ortada bir sorun vardır. Thomas Caitlin MacNamara ile evlidir. İki kadın arasındaki rekabet birbirlerini tanımaya başladıkça dostluğa doğru evrilir. Vera artık onların evliliklerinin bir parçasıdır ve üçü de bu durumdan çok mutludur. Bu durum Vera'nın genç bir subay olan William ile evlenmesine dek sürer. William'ın aralarına katılmasını istemeyen Thomas'ın duyguları kıskançlığa doğru savrulur.

Kariyerinin en parlak günlerini yaşayan Charles Dickens, genç ve güzel bir kadınla tanışır. Ünlü yazara aşkla bağlı olan kadın, Dickens’ın ölümüne kadar onun gizli sevgilisi olarak kalacaktır. Yönetmenliğini Ralph Fiennes’ın üstlendiği film, Claire Tomalin’in kitabından Abi Morgan tarafından uyarlandı. Filmin kadrosunda Dickens’ı canlandıran baş rol Ralph Fiennes’in yanı sıra Felicity Jones, Michelle Fairley ve Kristin Scott Thomas gibi güzel oyuncular yer alıyor.

Jane Austen (Anne Hathaway) aşka inanmaktadır. Anne ve babası (Julie Walters ve James Cromwell) onun 1795 İngiltere’sinde adet olduğu üzere, para karşılığı bir evlenme yapmasını arzular. 20 yaşındaki Jane büyüleyici, genç bir İrlandalı olan Tom Lefroy ile tanıştığında, (James McAvoy), zekası ve cüretkarlığı genç kızın merakını uyandırır. Jane, Lady Gresham’ın (Maggie Smith) yeğeninin teklifini geri çevirip, ailesinin otoritesine ve sosyal adetlere karşı gelebilecek mi? Film, edebi dehanın basamaklarındaki genç bir kadının, hayatını ve eserlerini aşk için riske atması anlatılıyor.

Janet Frame, 1920 ve 1930'ların Yeni Zelanda'sında, çok sayıda kız ve erkek kardeşi olan, fakir bir ailede büyür. Henüz küçük yaştayken bile kardeşlerinden farklıdır. Öğretmen olarak eğitim alır ancak anormal olduğu düşünüldüğü için sekiz yıl boyunca bir akıl hastanesinde kalır. Roman yazmaya başladığında başarı gelir.

Paris'te aşk her yerdedir. Barlarda, kafelerde, Eyfel Kulesi'nin altında, metroda hep aşk vardır. Paris, seni seviyorum için çok sayıda uluslararası yönetmenden Paris'te geçen romantik bir hikaye anlatmaları istendi. Projeye katılan tüm yönetmenler, Paris'in zengin sinematografik tarihine rağmen, geriye bakmaktansa, Paris'i bugünkü haliyle, beyaz perdeye hiç taşınmamış yönleriyle aktarmayı yeğlediler. Bu nedenle "Paris, seni seviyorum" farklı sosyal sınıflar, kuşaklar, kültürler ve atmosferlerin karışımı. Her yönetmenin, kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitleri sunduğu sevinç, ayrılık, beklenmedik garip rastlantılar ve her şeyden çok aşka dair hikayelerden oluşan, çiçek dürbünü (kalediaskop) gibi bir film. Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla 'Paris, seni seviyorum'da Paris'i yeniden keşfedecek; dünyanın bu en romantik şehrine yeniden sevdalanacaksınız.

Jeanne Vaubernier (Maïwenn), bir işçi sınıfı ailesinden gelen, kültür ve zevk tutkunu genç bir kadındır. Zekâsı ve cazibesi sayesinde sosyal merdivenleri adım adım tırmanır. Sevgilisi Kont du Barry (Melvil Poupaud), Jeanne'in entrikaları sayesinde zenginleşmiş bir soyludur ve onu saraya sokmak için etkili bir aracı, Richelieu Dükü (Pierre Richard) aracılığıyla Kral XV. Louis ile tanıştırır.Jeanne, sarayda kralın gözüne girer ve onun son resmi metresi olur. Bu ilişki, kıskanç bir saray entrikası ve fısıltıları arasında gelişir.Film, Jeanne'in yoksulluktan lüks bir hayata geçişini, sarayın entrikalarını ve bu yasak aşkın trajik sonuçlarını anlatır.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

1942... Tüm dünya savaşmaktadır. İskoçyalı genç ve güzel bir kadın olan Charlotte Gray (Cate BLANCHETT), Güney Fransa'daki düşman hatlarının gerisine paraşütle indirilir. Detaylarını sadece kendisinin bildiği iki görevi vardır: Resmi görevi, İngiliz Hükümeti'nin Özel Operasyonlar Birimi'nin yeni bir üyesi olarak, işgalci Alman ordusuna karşı faaliyet gösteren Fransız direniş grubuyla işbirliği yapmaktır. Onun için daha da önemli olan ikinci görev ise, bir çatışma sırasında uçağı düşerek kaybolan İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde görevli pilot sevgilisini aramaktır. Charlotte, Julien LEVADE'ın önderliğinde savaşan Fransız direnişçilerine giderek bağlanır ve bu yakınlaşma, tüm hayatını değiştirir.

Romantizmin, dostluğun ve olgunlaşmanın zamanları aşan hikayesi. Zack Mayo, deniz kuvvetleri pilotu olmak için subay okuluna girer. Zorlu bir on üç haftanın sonunda aldığı eğitimin yanısıra arkadaşlığı, disiplini, birlikte hareket etmenin önemini ve kasabanın kızlarından Paula'nın hayatına girmesiyle de aşkı öğrenir. Duygusal hikayesiyle akılda kalan film, 6 dalda Oscar adayı olmuş ve Louis Gossett Jr.'a da "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü"nü kazandırmıştı..

Amerikan tarihindeki önemli olaylardan birine güncel bir bakış açısı getiren Demir Çeneli Melekler, Amerikan kadınlarına oy hakkı kazandırmak için hayatlarını riske atmaktan kaçınmayan ve Hilary Swank'ın canlandırdığı cesur, başarılı ve genç eylemci Alice Paul ve Frances O'Connor tarafından canlandırılan Lucy Burns'ün gerçek yaşam hikayelerini anlatıyor.

The Dresser 5 dalda Oscar'a aday olmuştu. Tura çıkan ekibin sergilediği bilmem kaçıncı King Lear oyununda bazı aksiliklerle karşılaşılır. Sir tüm huysuzluğuyla usta işi bir performans sergilerken yardımcısı Norman çıkan sorunları düzeltmeye çalışır. Tamamı kuliste ve sahnede geçen filmde Shakespeare'e doyacaksınız

Jem Belcher, eski bir boksör olan büyükbabası tarafından yoksulluk içinde büyütülür. Maddi olarak tükenmiş ve büyükbabasını gururlandırma arzusuyla hareket eden genç adam, onun izinden gitmeye karar verir. Bunu için de ünlü koç Bill Warr’dan yardım alır. Bill, Jem'in doğal yeteneğini geliştirmeyi ve onu dünyanın gördüğü en büyük dövüşçü yapmayı hedefliyor. Büyük bağlılık ve birçok zorluk sayesinde Jem'in planı işe yarar. Jim, şampiyon olur ve sosyal olarak yükselir. Ama sonra bir kaza onu kısmen kör bırakır ve acımasızca düşer. Ancak, birdenbire, acımasız bir dövüşte yeni şampiyonla yüzleşmek için son bir şans yakalar.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir