
Ken Foree
Hamilton

Hoping to fix their dysfunctional marriage, a couple travels to an isolated mountain cabin to work out their problems - but the one problem they didn't anticipate is the maniac trying to kill them.

Çocuklarını yıllarca evlerinin bodrumunda kapalı tutan bir ailenin gerçek öyküsünden hareketle çekilen yapım korku filmlerinin usta yönetmeni Wes Craven imzası taşıyor. Kendilerini evden attıran zengin ev sahibinin malikanesine izinsiz giren Fool burada korkunç olaylar yaşandığını keşfeder. Evde oturan tuhaf çift çocukları kaçırmakta; her birinin dilini ve kulaklarını kesip, gözlerini oyduktan sonra bodruma kapatmaktadır.

Tucker ve Dale, iyi vakit geçirmek ve gerekli tamiratları yapmak için Tucker’ın yeni satın aldığı göl kenarındaki kulübesine giderler. Ancak kulübelerinin yakınında kamp yapan bir grup paranoyak üniversiteli çocukla karşılaştıklarında, bir dizi yanlış anlaşılma sonucunda Tucker ve Dale'in tatili kanlı ve komik bir hal alır.

Bir seri katilin kurbanı olmaktan zor kurtulan başarılı TV spikeri Karen Write, doktorun önerisi ile ormanlık bir alanda yerleşik bir kamp niteliğindeki rehabilitasyon merkezine gider. Aslında kampın sakinleri tuhaf bir koloninin üyeleri gibi davranmaktadır. Çok geçmeden Karen, yağmurdan kaçarken doluya tutulduğunun farkına varır.

Son derece mutsuz bir evlilikleri olan David ve Amy, boşanmaya karar vermişlerdir. Araları son derece açık olan karı koca, birlikte yaşayacakları hayatlarının en kabus dolu yolculuğuna çıkmak üzeredirler. Arabaları ıssız bir taşra otoyolunda bozulunca, yaşlı ve kendi halinde bir adamın işlettiği ıssız bir otelde konaklamak zorunda kalırlar. Fakat odalarına yerleştiklerinde bulacakları kasetler, kabusun ilk adımı olacaktır. Kasette korkunç işkence görüntüleri vardır ve kolayca girdikleri bu otelden çıkmanın o kadar da kolay olmadığını artık anlamışlardır.

Jill Johnson'ın şimdiye kadar yaptıgı en iyi iş bakıcılıktır. Çocukların anne ve babası uzaktadır ve çocuklar çoktan yataklarındadır. Ama ansızın telefon çalar ve ürkütücü bir ses 'Çocukları kontrol ettin mi?' diye sorar. Işıklar sönük ve perdeler kapalı bir şekile evde korku içinde bulunan Jill polisi arar. Gelen telefonları takip eden polisler Jill'e çagrıların evin içinden yapıldıgını soyler. Korkudan titreyen genç kız, çocukları kontrol etmek için yukarı çıktıgında, Jill'in sakin gecesi sinir bozucu ve korku dolu bir dehşete dönüşür.

Kendi halindeki TV tamircisi Horace Pinker, öz çocuğunu öldüresiye dövdükten sonra karısını da öldürerek, tüm şehir için korkunç bir tehdit oluşturan bir seri katile dönüşür. Jonathan Parker, garip bir şekilde gerçeğe dönüşen korkunç kabuslar görmeye başlayınca, Pinker'in saçtığı dehşeti durdurabilecek anahtarın elinde olabileceğini fark eder. Ancak Jonathan ve polis teşkilatında teğmen olarak çalışan manevi babası Don Parker, onu elektrikli sandalyeye göndermeden önce Pinker'in tüm ailesini ve Jonathan in kız arkadaşını vahşice öldürmesini engelleyemezler. Bilmedikleri ise Pinker in, cinayet işleme konusunda yetenekli bir TV tamircisinden çok daha öte bir varlık olduğudur.

Michael Myers'ın Haddonfield Kasabasına döneli bir yıl olmuştur fakat kasaba halkı tarafından kurşun yağmuruna tutulmuştur. Fakat yaşadığı travma yüzünden kabuslar gören küçük Jamie'nin kabusları aslında Michael Myers'la kurduğu telepatik bağdır ve bunu öğrenen Dr Loomis Jaime'yi kullanarak Michael Myers'i tamamiyle durdurmak için kolları sıvar.



Amerikalı bir yazar olan Sam, Roma'da yaşayan ve yazar tıkanıklığıyla boğuşan bir adamdır. Amerika'ya dönmenin eşiğindedir ve bir gün bir sanat galerisinde bulunduğu esnada, galeri sahibinin karısına yapılan cinayet teşebbüsüne tanık olur. Sam neye uğradığını şaşırır, kadını kurtarmak için hiçbir şey yapamaz. Neticede kadın kurtulduğunda polisler bu ünlü seri katilin elinden kurtulan tek kişinin kendisi olduğunu söylerler, ancak davayı yine de çözemezler. Tüm sürece tanık olan Sam, bu davayı kendi başına çözmeye, tehlikeli katili tek başına aramaya karar verir.

Okuldan arkadaş olan Alex Ve Marie sınavlarına rahat bir yerde çalışmak amacıyla Marie'nin ıssız bir yerde olan evine giderler. Eve geç saatte varırlar ve gider gitmez de yatmak için odalarına çekilirler. Kısa bir süre sonra kapı çalınır ve psikopat bir katil içeri dalıp evdekileri teker teker öldürmeye başlar.

Sahnelerde fırtına gibi esen genç, alımlı bir opera sanatçısı... Ve ona delicesine bir tutkuyla hayran, saplantılı, sadist, manyak bir takıntılı hayran... Dario Argento, 1987 tarihli bu filminde, korku ve gerilim sineması tutkunlarını "Terör Operası"nın gösterimine davet ediyor. Sahnelenecek olan bu operada başrolde "Kötülük" var. "Gore" unsurların ve çığlıkların başa baş gittiği bu klasik film "irkilmek isteyenler için" biçilmiş kaftan.

Rex, gizemli ve karanlık geçmişinden kaçmak için yaşadığı ülkeyi terk eder. Fakat geldiği yer terk ettiği yeri aratacaktır…

Noel akşamıdır. Frank Harrington her yıl yaptığı gibi karısını ve çocuklarını arabayla Noel kutlaması için kayınvalidesinin evine götürmektedir. Ancak bu sene, ilk defa, hayatının en büyük hatasını yapmak üzere olduğunu bilmeden, kestirmeden gitmeye karar verir. Ormanda etrafına ölüm saçan beyaz elbiseli gizemli bir kadın belirir. Yoldaki tabelalar erişilmesi mümkün olmayan bir kasabayı işaret etmektedir. Kilometreler bitmek tükenmek bilmeksizin birbirini izlerken artık Harrington'lar kontrol edemedikleri tek bir arzunun pençesinde kıvranmaktadırlar; izledikleri yoldan kurtulabilmek. Ancak kabus daha yeni başlamıştır... Sinirlerinizi gerecek, vahşi, bir anlamda komik, gece kadar karanlık olan bu filmde sıradan bir ailenin dağılıp yok olmasını soluğunuz kesilerek izleyeceksiniz...

Reynolds, yıllardır bir kadının ilgisi için çırpınan sevimli ancak garip, küvet fabrikasında çalışan Jerry Hickfang rolünü canlandırıyor. İlişkileri aniden tehlikeli bir hal alınca Jerry’nin kötü ve konuşan kedisi ile iyiliksever ve konuşan köpeği kendisini nihai bir kurtuluşa götüren fantastik bir yola iter.

Köklü tarihi geçmişiyle tanınan New England’daki Pendleton Koleji’nde yavaş yavaş işlenmeye başlanan cinayetler tıpkı, “hep şöyle yaparsan başına böyle kötü şeyler gelir” türü hikayelerle bağlantılıdır. Bu cinayetleri işleyen kişi kampüsteki öğrencileri teker teker öldürmekte ve kimse katili bulamamaktadır. Her zaman anlatılan korku dolu hikayelerin birer birer gerçeğe dönüştüğü bir gerilim filmi.

Carly ve Paige ile onların arkadaşları senede bir kez düzenlenen ve en prestijli futbol turnuvalarından birine gitmek ve yolculuk sırasında macera dolu anlar geçirmek için şehrin kalabalığının dışında, sakin bir ortama ulaşma amacı ile yola koyulurlar. Turnuva başlamadan önce gece yarısı ormanlık ve kırsal bir alanda kamp yapmaya karar vermeleriyle başlarına gelecek olanların fitilini ateşlerler.

Beş arkadaş haftasonunu geçirmek için ormandaki bir kulübeye gelirler. Burada, daha önce bir profesör tarafından bırakılmış teyp kaydına ve sonradan Nekronomikon'un kendisi olduğu anlaşılan Ölüler Kitabı'na rastlarla. Teybi çalıştırdıklarında profesörün kendi çevirisini yaptığı ölüleri canlandırma pasajlarını dinlerler ve ağıza alınmayacak derecede dehşetli bir kötülük ormanda açığa çıkar.Önce ormanın kendisi sonra da insanlar kötücül yaratıklara dönüşmeye başlar. Kızlardan biri ormana kaçtığında ağaçların tecavüzüne uğrar. Diğerleri de daha az korkunç olmamak üzere paylarına düşen dehşetle yüzleşeceklerdir. Filmin asıl kahramanı, eğer varsa, hiç kuşkusuz Bruce Campbell'ı türün hayranları arasında ölümsüzleştirecek olan Ash karakteridir.Soluksoluğa izlenen ve sinirbozucu derecede korkunç bu film çoktandır kült klasikleri arasında üst sıralardaki yerini korurken, Sam Raimi'nin dehasına şahit olup, şimdiki tahtına nasıl kurulduğunu merak edenler tarafından kaçırılmamalı.

Camp Crystal Lake on yıllar önce esrarengiz cinayetlerin yaşandığı, terkedilmiş bir gençlik kampıdır. Bir girişimci kampı tekrar hizmete açmaya karar vererek yakışıklı delikanlılar ve güzel genç kızlardan oluşan bir kadroyu işe alır. Bir yağmur fırtınası kampı dünyanın geri kalanından soyutladığında korkunç ölümler başlar. Gençler sırayla, korkunç derecede yaratıcı şekilde cinayete kurban gitmektedir.

Cadılar Bayramı gecesi, iki genç kadın Tara ve Dawn, şehirde eğlenirken terk edilmiş bir binada ürkütücü bir palyaço olan Art the Clown ile karşılaşır. İlk başta zararsız görünen Art, kısa sürede acımasız bir katil olduğunu gösterir. Tara ve Dawn, Art'ın korkunç oyunlarına kurban olmamak için kaçmaya çalışırken, kendilerini kanlı bir ölüm kalım mücadelesinin içinde bulurlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir