
John Payne
Eddie Rice / Eddie Riccardi


John Payne
Eddie Rice / Eddie Riccardi

Sonny Tufts
Vince Alexander

Ellen Drew
Nina Martin

Rhys Williams
Lieutenant Joe Williams

Percy Helton
Petey

John Doucette
Sgt. Barrett

Charles Evans
Captain Anderson (as Charlie Evans)

Greta Granstedt
Hazel Downs

Raymond Largay
Arthur Stacey, M.D.
Harry Bronson
Danny

Hal Baylor
Coke (as Hal Fieberling)

Don Haggerty
Hood

Jack Overman
Hood

Crane Whitley
Doctor Kemble / Off-Screen Narrator

John Harmon
Kelly

Usta yönetmen Fritz Lang’ın kült suç filminde Berlin sokaklarında amansız bir mücadeleye sebep olan bir seri katil hikayesi konu edilir. Sadece çocukları öldüren bu psikopat seri katili durdurmak için çalışmaya başlayan şehrin polis teşkilatı, sokakları sıkı bir denetim altına alır. Katilin yakalanmamasından fazlasıyla tedirgin olan halkın yanısıra, bu baskıdan şikayetçi olan başka bir grup daha vardır. Polisin sıkı denetimi yüzünden yakalanmaktan korkan diğer sokak suçluları ve dilenceler de kendi aralarında organize olarak bu operasyonun bir an önce sona ermesi için katilin peşine düşer. Artık polislerin yanısıra suçlunun peşinde olan yasadışı bir oluşum...

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...

A woman fights to convince the police that she witnessed a murder while looking out her bedroom window.

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Güney Boston'daki İrlanda Mafyasını çökertmek için polis, yeraltı dünyasına sızması amacıyla kendi adamlarından birini gönderir; ancak suç örgütünün de benzer bir hamle yaptığından habersizdir. Gizli görevdeki polis mafya babasının gözüne girerken, kariyer sahibi bir suçlu da polis teşkilatı içinde yükselir. Fakat her iki taraf da çok geçmeden aralarında bir köstebek olduğunu fark eder.

Ailenin lideri olan Michael Corleone artık 60 yaşına geldiği için kendisine yeni bir varis aramaktadır. Kendisi yeraltı dünyasından çekilecek ve ailesinin suç dünyasıyla ile olan bağlarını da koparacaktır. Varis olarak gözünü kestirdiği kişi ise Vincent'dır. Fakat olaylar Michael'ın umduğu gibi gitmez ve yeni hesaplaşmalar ve oyunlar baş gösterir.

Jeff Bailey (Robert Mitchum) küçük bir kasabada benzincilik yapmaktadır. Ancak bir gün, pis işler yapan Whit Sterling (Kirk Douglas) ile karşılaşır ve esrarengiz geçmişinin peşini bırakmadığını anlar. Geçmişte Jeff, Whit tarafından tutulan bir özel dedektiftir. Whit’i yaraladıktan sonra 40 bin dolarını alarak Acapulco’ya kaçan sevgilisi Kathie (Jane Greer) ’yi bulmak için görevlendirilir. Ancak Kathie, öyle etkileyici bir kadındır ki Jeff’e Whit hakkındaki her şeyi unutturur. Whit’in yeni işi tabi ki Jeff için bir tuzak kurmaktır ama Jeff’in aldığı önlemler Whit’i daha beter bir tuzağa düşürür.

Los Angeles gettolarında birlikte büyüyen üç arkadaşın öyküsünü anlatan film, kenar mahallede yaşanan olaylara içten bir bakış atmasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Kardeş gibi Doughboy ve Ricky Baker birbirlerine benzememekle birlikte her an birlikte takılmaktadırlar. Üçüncü kişi ise Tre'dir. Üçlü şiddet ve uyuşturucunun konuştuğu mahallerinde kendilerini ispat etmeye çalışır. 90'lı yılların başında gettoda yaşayan siyah gençler arasında yükselen nefreti, şiddete olan eğilimi, doğasına yakın bir şekilde sunuyor film. Yönetmen bu filmi 23 yaşında çektiği için sinema dünyasının yeni dahilerinden biri olarak selamlandı ve henüz 24 yaşındayken Oscar ödülüne aday oldu.

Jules Winnfield ve Vincent Vega, mafya babası patronları Marsellus Wallace’tan çalınan bir çantayı geri almaya giden iki profesyonel tetikçidir. Wallace aynı zamanda Vincent’a, kendisi birkaç gün sonra şehir dışındayken karısını dışarı çıkarmasını söyler. Butch Coolidge, bir sonraki maçını kaybetmesi için Wallace’tan para alan yaşlı bir boksördür. Honey Bunny ve Pumpkin, yer değişikliğine ihtiyaçları olduğuna karar veren soyguncu bir çifttir. Görünüşte birbirleriyle alakası olmayan bu insanların hayatları, hem heyecanlı hem de eğlendirici bir sinema filmi macerasında nefes kesici bir şekilde birleşecektir.

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.

Mulwray'in karısı Evelyn, özel dedektif Jake Gittes'den kocasının diğer kadınlarla olan ilişkisini araştırmasını ister. Mulwray'i takip edip fotoğraflarını çeken Gittes, bir süre sonra kendini korkunç bir komplonun ve sıradışı bir ilişkiler ağının içerisinde bulur.

Özel dedektif Sam Spade, ortağı Miles Archer ve sekreterinden oluşan dedektiflik bürosunda her gün sıradan ve bilindik işlerin peşinde koşarken müşteri olarak gelen Brigid O'Shaughnessy'nin hayatlarına girmesi ile herşeyin değişeceğinden habersizdir. Brigid, kardeşinin birlikte kaçtığı belalı sevgilisini bulmaları için iki dedektifi tutunca Archer, adamı bulmak için hemen peşine düşer. Fakat ortağının bu yolculuk sırasında gizemli bir şekilde öldürülmesi sonucu, Brigid'in aslında yalan söylemiş olduğu ortaya çıkar. Bütün bu yalanların uzandığı nokta, Malta Şahini adlı paha biçilmez bir heykele ulaşabilmektir. Sandığından çok daha büyük bir belanın içine batmış olduğunu anlayan Sam için artık sadece kendisini kurtarmak vardır.

Lekeli Adam, Hitchcock'un çektiği en iç karartıcı filmlerden biri. Yanlışlıkla bir sigorta şirketini soyan kişi olarak teşhis edilen Manny kefaletle tahliye edilmesine rağmen, bu olayın yarattığı endişe ve utanç, karısı Rosa'yı etkilemeye başlar. Birlikte Manny'nin suçun işlendiği sırada başka bir yerde olduğunu kanıtlayacak insanları bulmaya çalışırlar ama başarısız olurlar. Sonunda, şans eseri, gerçek soyguncu ortaya çıkar; ama bu, kadının ruhsal durumunda pek bir değişiklik yaratmaz. Neredeyse belgesel tarzı bir gerçekçilikle siyah-beyaz çekilen Lekeli Adam gerçek bir öyküye dayanır. Yönetmen suçlama ve mahkum etme süreçlerinin masum bir insanı bile nasıl da kolaylıkla suçlu pozisyonuna düşürdüğünü mükemmel biçimde aktarır. Öznel kamera tekniğinin ustalıkla kullanıldığı bir sekansta, Manny'yi, fişlenmenin, aranmanın, parmak izinin alınmasının getirdiği aşağılanma duygusunu yaşarken görürüz; parmaklarındaki mürekkep sanki suçlu olduğunun doğrulanmasıymış gibi görünür.

Reformed parolee Steve Lacey is caught in the middle when a wounded former cellmate seeks him out for shelter. The other two former cellmates then attempt to force him into doing a bank job.

Gangster olan Bebek Yüzlü Martin, Doğu Yakasında gençliğinin geçtiği yerlere geri döner. Ne yazık ki bu dönüş onun için sadece bir hayal kırıklığı olacaktır çünkü annesi onu bir katil olarak görmektedir ve çocukluk aşkı fuhuşa düşmüştür...

General Sternwood kızının üzerinden ona şantaj yapan Arthur Geiger'dan korunmak için ünlü dedektif Philip Marlowe'u tutar. Marlowe, incelemeleri sırasında aileyi tehdit eden yeraltı çetesi ve General'in kızları arasındaki ilişkiyi fark eder, küçük kızı Carmen'i cinayet suçlamasından kurtarır. Bu arada General'in büyük kızı Vivien ile de önce nefret dolu bir ilişki başlar, zamanla bu ilişki aşka dönüşür. Görevini başarıyla tamamlayan Marlowe, tüm aileyi tehlikelerden kurtarır ve hayatının kadınına kavuşur. Raymond Chandler'ın romanından uyarlanan The Big Sleep, önemli bir "film-noir" örneği. Filmin aynı zamanda Michael Winner tarafından 1978'de çekilen aynı isimli bir uyarlaması da mevcut.

A former prisoner of war, Frank Enley is hailed as a hero in his California town. However, Frank has a shameful secret that comes back to haunt him when fellow survivor Joe Parkson emerges, intent on making Frank pay for his past deeds.

1929 ekonomik bunalımı; yirminci yüzyılın başından itibaren inanılmaz bir süratle kapitalistleşmeye başlayan ve adeta tepe noktasına ulaşan bir ekonominin büyük çöküşünü ifade etmektedir. Bu çöküş Amerika’nın gelişmiş serbest piyasa ekonomisine entegre olmuş tüm ülkeleri derinden etkilemiş dolaylı olarak da olsa ikinci dünya savaşına ön ayak olmuştur. Krizin yarattığı işsizlik, yoksulluk kısacası açlık muazzam boyutlara ulaşınca kanunsuz işlerde büyük bir patlama olmuştur. Özellikle kaçakçılık had sayfaya çıkmış, çıkar çatışmaları bugün gangster(yaşça büyük olanların deyimiyle gangaster) diye adlandırılan yapıyı oluşturmuştur. Haraç, kadın ticareti, alacak tahsili, kumarhane işletmeciliği gibi klasik yöntemlere ilaveten sendikacılık, içki ve silah kaçakçılığı gibi yeni yaklaşımlar ortaya çıkmış, belli bir forma bürünmüş yarı-düzenli suç şebekeleri peyda olmuştur...

Los Angeles polis teşkilatı dedektiflerinden Çavuş Roger Murtaugh, 50 yaşına girdiği günlerde artık emekliliği düşünürken, Vietnam savaşından tanıdığı bankacı arkadaşı Michael Hunsaker'ın kızının öldürülmesini soruşturmaya başlar. Soruşturmayla birlikte yeni de bir ortağı olur. Çavuş Martin Riggs, karısını trafik kazasında kaybettiğinden beri intihar eğilimleri içinde olan çılgın karakterli bir polistir.

Roy Martin aka Roy Morgan is a burglar and former war-time Radio & Electronics Engineer who listens in to radio police calls, allowing him to stay one step ahead of the cops.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir