
John Wayne
Breck Coleman

Young scout Breck Coleman leads a wagon train along the dangerous trail to Oregon as he tries to get the affection of the beautiful pioneer Ruth Cameron and plans his revenge on the harsh scoundrels who murdered a friend of his in the past.

John Wayne
Breck Coleman

Marguerite Churchill
Ruth Cameron

El Brendel
Gus

Tully Marshall
Zeke

Tyrone Power Sr.
Red Flack

David Rollins
Dave Cameron
Frederick Burton
Pa Bascom

Ian Keith
Bill Thorpe

Charles Stevens
López

Louise Carver
Gus' Mother-in-law

Victor Adamson
Wagon Train Man (uncredited)
Phyllis Bainbridge
Pioneer (uncredited)

Chief John Big Tree
Indian (uncredited)

Ward Bond
Sid Bascom (uncredited)

Nora Bush
Pioneer (uncredited)

Paul Newman'ı küçük bir çocukken, Apaçiler kaçırmış ve kendilerinden biri gibi büyütmüşlerdir. Ailesinden bir arazinin miras kalması üzerine beyaz adamlığa geri dönmesinin ardından, Newman kendisini New Mexico'da bir at arabasında bulur; yanında alıngan bir dul rolünde Diane Cilento, fırsatçı bir Kızılderili simsar rolünde Fredric March ve Meksikalı araba sürücüsü rolünde Martin Balsam'dan oluşan karışık bir yolcu grubu vardır. Grup, yolculuğun ortalarına doğru Richard Boone'un canlandırdığı bir başka yolcuyla işbirliği içindeki bir çete tarafından durdurulur. Newman, Apaçi eğitimini gözler önüne sererek birkaç çete üyesini öldürür ama bazıları Kızılderililer'e nefretini açıkça belirttiği için yolculara daha fazla yardım etmeye gerek görmez.

Jonathan Raymond'ın romanından uyarlanan film, izleyicileri 1820'li yıllara götürüyor. Film, Amerikan kırsalında geçinmeye çalışan Cookie Figowitz ile King Lu’nun hikâyesini anlatıyor. Amerika’nın batısına seyahat edip Oregon’daki kürkçülere katılan Cookie, sadece Çinli bir göçmen olan King Lu ile bağ kurabiliyor. Birlikte bir işe girişen ikilinin başarısı bölgedeki bir zenginin pek kıymetli ineğine bağlı hâle geliyor. Filmin senaryosunu Jonathan Raymond, Kelly Reichardt ile birlikte kaleme aldı.

Nişanlısının öldürülmesinden sonra Wyoming'li bir çiftlik işçisi, onun katilini bulmak için yola çıkar.

Lt. John Dunbar, İç Savaş boyunca Birlik ordularını tesadüfen zafere götüren bir kahramandır. Doğu sınırında bir görev ister ancak oranın terk edilmiş olduğunu görür. Orada yalnız olmadığını hemen fark eder, "Two Socks" adını verdiği bir kurt ve meraklı bir yerli kabilesi ile karşılaşır. Dunbar, kabiledekilerle hemen arkadaş olur ve yerliler tarafından yetiştirilen beyaz bir kadını keşfeder. Yavaş yavaş bu yerli insanların saygısını kazanır ve beyazlara özgü eski alışkanlıklarını bırakır.

Kanun kaçağı Wade yakaladığında Evans, bu azılı katili mahkemeye götüremeye gönüllü olur. 3:10 Yuma trenine canlı olarak teslim etmek üzere hareket ettiklerinde, Evans ve Wade birbirlerine saygı duymaya başlarlar. Ancak, Wade'in çetesi ve her köşede bekleyen tehlikeler yüzünden, yolculuk kaderlerine doğru bir göreve dönüşür.

Paulette Jiles’in aynı isimli romanından uyarlanan filmde, Amerikan İç Savaşı’ndan 5 yıl sonra, kimi kimsesi olmayan savaş gazisi Yüzbaşı Jefferson Kyle Kidd, kasaba kasaba gezerek okuma yazması olmayan insanlara haberleri okumaktadır. Bir gün Kidd’in yolu, 6 yıl önce Kiowa kabilesi tarafından ebeveynlerinin öldürüldüğü ve onlar tarafından büyütülen 10 yaşındaki Johanna Leonberger ile kesişir. Daha önce hiç deneyimlemediği bu dünyaya düşman olarak büyüyen Johanna’nın hayatta kalan son akrabalarına verilmesi gerekmektedir. Kidd, çocuğu kanunun belirlediği vasilerine teslim etmeyi kabul eder. Acımasız vahşi doğada ikisi de ev diyebilecekleri bir yer bulmak için yüzlerce kilometre yol kat ederken, hem zorlu doğa şartları hem de peşlerine düşen haydutlara karşı mücadele edeceklerdir.


Yıl 1845, Batıya yerleşmeyi planlayan küçük bir göçmen grubu kılavuz olarak Stephen Meek'i tutar. Ancak yol hakkında pek de deneyim sahibi olmayan Meek'in 2 hafta mühlet verdiği ve Meek'in söz ettiği kestirme yoldan gitmeleriyle 5 haftaya çıkan yolculuk dayanılmaz bir hâl almaya başlar. Üstüne yiyecekleri ve suları da tükenmek üzeredir. Yolculuk esnasında yaşlı bir Kızılderili ile karşılaşırlar ve esir alırlar. Acaba bu yaşlı Kızılderili yiyecek ve su bulmalarına yardımcı olabilecek midir? Meek'e gerçekten de güvenmeli midirler? Çölde geçen bu yolculuktan kurtulabilecekler midir?

Sinema tarihinin en önemli oyuncularından John Wayne ve Katharine Hepburn "True Grit" in devamı niteliğinde olan bu filmde ilk kez bir araya geliyor. John Wayne yine adalet savaşçısı Şerif Rooster Cogburn rolünde karşımızda. Bay Goodnight ve kızı Eula tarafından yönetilen bir kasaba haydutların istilasına uğramıştır. İnsanları öldürüp kasabayı altüst eden çete Bay Goodnightı da öldürmüştür. Eula, Rooster Cogburnle birlikte babasının katillerini bulmak üzere yola çıkar. Kanun kaçaklarının peşinde, ikili arasında sıcak bir dostluk gelişir.

Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

19. yüzyılda Batı'ya doğru genişlemenin birkaç on yılını kapsayan bir aile destanı; Altına Hücum, İç Savaş ve demiryollarının inşasını da kapsıyor.

Bir Apaçi saldırısından kurtulan vagon treni üyeleri, cinayetten aranan şerifin tutsağı, izci Komançi Todd'a hayatlarını emanet ederler.

New York'ta bir gazetede muhabir olarak çalışan Arthur'dan 70'lerin Glam Rock akımının en popüler isimlerinden biri olan Brian Slade'in kariyeri ve sahte ölümü hakkında haber yapması istenir. O dönemler bu akımdan fazlasıyla etkilenmiş olan Arthur araştırmasıyla beraber kendisi de eski günlere geri döner. Bir gün sahnede izlediği rock star Curt Wild'ın çılgınlığından etkilenen Brian Slade kendine has bir tarz yaratır ve bütün gençlerin idolü haline gelir. Artık hepsi onunki gibi bir yaşam tarzını benimsemiştir. Ama sansasyon yaratmak için düzenlendiği sahte ölümü kariyerinin sonunu getirecektir.

Düşman Kızılderili topraklarında bir vagon trenine liderlik eden bir izci, farkında olmadan bir Siu şefinin kızıyla ilişkiye girer.

Kasabadan uzaktaki çiflikte oğlu Mark (Tommy Rettig) ile birlikte yaşayan Matt Calder (Robert Mitchum), nehirden salla geçmeye çalışan iki kişiye yardımcı olur. Harry Weston (Rory Calhoun), kumarbazın tekidir. Yanındaki ise salon şarkıcısı eşi Kay Weston’dur (Marilyn Monroe). Harry Weston, eşi Kay Weston’u kullanır. Weston’lar çiftlikte Matt ve oğlu ile kalır. Ancak bir süre sonra aralarında anlaşmazlık çıkar. Matt Calder ile Kay Weston arasında yakınlaşma olur. Bu sorunları daha da artırır.

1843 yılında Missouri'den yola çıkan bir göçmen kafilesi, William Tadlock liderliğinde 2.500 kilometre uzaklıktaki Oregon’a ulaşmayı hedefler. Zorlu çöller, kanyonlar ve Kızılderili topraklarından geçilecek bu tehlikeli yolculukta rehber olarak tecrübeli Dick Summers tutulur. Ancak Tadlock’un acımasız ve takıntılı liderliği, özellikle Lije Evans ile çatışmalara yol açar. Gerilim giderek artar ve kaçınılmaz bir yüzleşmeye dönüşür.

’Sonun Başlangıcı’ ve ’Çizgi Ötesi’ filmleriyle yeteneğini kanıtlayan Joel Schumacher’ın yönetmenliğini üstlendiği ’Öldürme Zamanı’, Güney Amerika’da hala süren ırk ayrımı üzerine bir film gibi gözükse de, işin haraketli yönüne ağırlık veren ve dolayısıyla bir macera filmi olarak tanımlanması daha uygun bir yapım. Mississippi’li bir fabrika işçisi olan Carl Lee Hailey, on yaşındaki kızı Tonya’nın gözü dönmüş iki beyaz ırkçı tarafından saldırıya uğraması sonucunda haklı olarak çok sinirleniyor ve bu iki adamı gördüğü ilk yerde öldürmeye teşebbbüs ediyor. Böylece bir anda ’suçlu’ durumuna düşen Carl Lee, Jake Brigance isimli bir avukatı savunma için tutuyor. Jake’e dava sırasında Ellen Roark isimli genç bir hukuk öğrencisi destek oluyor. Birlikte Klan’ın kirli yüzünü, ve 1860’larda çözülmüş olduğu iddia edilen siyah-beyaz ayrımının hala varolduğunu gören Jake ve Ellen, dava sırasında önemli kanıtlara rastlıyorlar..

1960'lı yılların Mississippi eyaletinde geçen filmde Eugenie “Skeeter” Phelan, iyi bir eğitim alarak mezun olmuş bir genç kızdır ve diğer yaşıtı kız arkadaşları gibi evlenip, çocuk yapmak yerine kendine meslek edinmek ister. Bir yazar olmak isteyen Skeeter, annesinin “evlenip yuva kurması” gibi beklentilerini de boşa çıkartarak yerel bir gazetede küçük bir köşe sahibi olur. Ev işlerinde püf noktalarını yazdığı bu minik köşe için en yakın arkadaşının siyahi hizmetçisi Aibileen Clark'tan yardım ister ve böylece kendisini sıradışı bir projeye başlarken bulur. Bu gizli projede dokunaklı hikayeler yazmaya başlayınca ona bu ilhamı veren hizmetçi Aibileen ve arkadaşı Minny'nin anlattığı gerçek hikayelerinden çok etkilenir ve bu siyahi hizmetçilerin yaşadığı insanlık dışı muameleyi ortadan kaldırmayı kafasına koyar.

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.

1831 yılında İrlandalı Charles Adare, orada vali olan kuzeninin yardımıyla Avusturalya'ya yeni bir hayata başlamak için gider. Oraya vardığında kendisiyle iş anlaşması yapmak isteyen güçlü bir zengin ve eski bir mahkum olan Sam Flusky ile tanışır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir