
Michelle Williams
Emily Tetherow

Yıl 1845, Batıya yerleşmeyi planlayan küçük bir göçmen grubu kılavuz olarak Stephen Meek'i tutar. Ancak yol hakkında pek de deneyim sahibi olmayan Meek'in 2 hafta mühlet verdiği ve Meek'in söz ettiği kestirme yoldan gitmeleriyle 5 haftaya çıkan yolculuk dayanılmaz bir hâl almaya başlar. Üstüne yiyecekleri ve suları da tükenmek üzeredir. Yolculuk esnasında yaşlı bir Kızılderili ile karşılaşırlar ve esir alırlar. Acaba bu yaşlı Kızılderili yiyecek ve su bulmalarına yardımcı olabilecek midir? Meek'e gerçekten de güvenmeli midirler? Çölde geçen bu yolculuktan kurtulabilecekler midir?

Jack Calgrove, iç savaştan sonra çocukları ile yeniden bir araya gelmek için harekete geçer. Ancak eve döndüğünde Jack, karısının trajik bir şekilde öldüğünü ve yetim olduğu varsayılan çocuklarının yeni evlere yerleştirilme niyetiyle düşman hatlarını geçen bir trenle batının derinliklerine doğru yol aldıklarını öğrenir. Jack, bir askerle birlikte treni durdurmaya çalışırken, bir Kızılderili keskin nişancı birliği ve azat edilmiş bir köle de onlara katılır.

Paul Newman'ı küçük bir çocukken, Apaçiler kaçırmış ve kendilerinden biri gibi büyütmüşlerdir. Ailesinden bir arazinin miras kalması üzerine beyaz adamlığa geri dönmesinin ardından, Newman kendisini New Mexico'da bir at arabasında bulur; yanında alıngan bir dul rolünde Diane Cilento, fırsatçı bir Kızılderili simsar rolünde Fredric March ve Meksikalı araba sürücüsü rolünde Martin Balsam'dan oluşan karışık bir yolcu grubu vardır. Grup, yolculuğun ortalarına doğru Richard Boone'un canlandırdığı bir başka yolcuyla işbirliği içindeki bir çete tarafından durdurulur. Newman, Apaçi eğitimini gözler önüne sererek birkaç çete üyesini öldürür ama bazıları Kızılderililer'e nefretini açıkça belirttiği için yolculara daha fazla yardım etmeye gerek görmez.

Jonathan Raymond'ın romanından uyarlanan film, izleyicileri 1820'li yıllara götürüyor. Film, Amerikan kırsalında geçinmeye çalışan Cookie Figowitz ile King Lu’nun hikâyesini anlatıyor. Amerika’nın batısına seyahat edip Oregon’daki kürkçülere katılan Cookie, sadece Çinli bir göçmen olan King Lu ile bağ kurabiliyor. Birlikte bir işe girişen ikilinin başarısı bölgedeki bir zenginin pek kıymetli ineğine bağlı hâle geliyor. Filmin senaryosunu Jonathan Raymond, Kelly Reichardt ile birlikte kaleme aldı.

Young scout Breck Coleman leads a wagon train along the dangerous trail to Oregon as he tries to get the affection of the beautiful pioneer Ruth Cameron and plans his revenge on the harsh scoundrels who murdered a friend of his in the past.

Dad Rio'ya kazık atar ve onu yaşam boyu sürecek bir garezin tohumlarının atıldığı bir Meksika hapishanesinde bırakır. Rio hapisten kaçana dek aradan beş yıl geçer, intikamını almaktan hiçbir şeyin döndüremeyeceği Rio, Bon Amory (Ben Johnson) liderliğindeki bir suçlu çetesine girer ve hareket peşindeki grup Kaliforniya sahillerine gider. Monterrey'de nihayet, artık Meksika kökenli karısı Maria (Katy Jurado) ve ergen yaştaki üvey kızı Louisa'yla (Pina Pellicer) yaşayan ve bölgenin şerifi olan Dad'i bulurlar. Rio arkadaşmış gibi davranır. Dad geçmişi hakkında yalan söyler. Bob bir banka soymayı planlar ve Louisa afili kanun kaçaklarının etkisine kapılır. Doğal olarak, diğer adamların tümü çeşitli kötülüklerin peşinde ölürken, Rio hak ettiği iyi sona kavuşur.

An authoritarian rancher rules an Arizona county with her private posse of hired guns. When a new Marshal arrives to set things straight, the cattle queen finds herself falling for the avowedly non-violent lawman. Both have itchy-fingered brothers, a female gunman enters the picture, and things go desperately wrong.

1860'lı yıllarda, son derece bağımsız olan Fransız-Kanadalı Vivienne Le Coudy, Danimarkalı göçmen Holger Olsen ile birlikte, Nevada'nın tozlu Elk Flats kasabasında bir hayat kurma yolculuğuna çıkar. Holger, büyüyen İç Savaşta Birlik için savaşmaya gitmeye karar verdiğinde, Vivienne kendine yetmek zorundadır; bu, yolsuz bir belediye başkanının kontrolündeki bir kasabada kolay değildir.

While confronting the disapproving father of his girlfriend Lola, Native American man Willie Boy kills the man in self-defense, triggering a massive manhunt, led by Deputy Sheriff Christopher Cooper.

Ortak bir hedefe doğru değişik nedenlerle yol almakta olan üç silah arkadaşı aslında kader açısından yolları kesişmiş insanlardır. İsimleri İyi, Kötü ve Çirkin olan bu kişiler için o dönemdeki Amerikan İç Savaşı bir araçtır. İyi ile Çirkin’in risk barındıran ancak iyi para getiren işleri mevcuttur. Çirkin, aranan azılı bir suçlu olduğu için İyi onu adalete teslim edip önce ödülünü alıyor sonra da darağacından riskli bir metot ile kurtarıp bir sonraki işe kadar sağ kalmasını sağlamaktadır. Bir gün gizli bir hazinenin ortaya çıkmasıyla ikilinin araları bozulur. Onlar birbirleriyle didişirken ortaya üçüncü bir hazine avcısı çıkar; o da Kötü adındaki kişidir. Artık her şeyin başka türlü yaşanma zamanıdır...

Eyalet Akıl Hastanesi'nde kısa bir tatil kulağa pek de kötü gelmiyor, öyle değil mi? Randle P. McMurphy, damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan özgür ruhlu bir mahkumdur. McMurphy, deli numarası yaparak kendisini "kaçıklar" olarak nitelediği adamların yanına aldırır. Hemen ardından, onun bulaşıcı düzensizlik sevdası, yeni geldiği yerdeki uyuşturucu rutinle karşı karşıya gelir. McMurphy, Dünya Kupası maçları oynanırken yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasına dayanamaz.

Lt. John Dunbar, İç Savaş boyunca Birlik ordularını tesadüfen zafere götüren bir kahramandır. Doğu sınırında bir görev ister ancak oranın terk edilmiş olduğunu görür. Orada yalnız olmadığını hemen fark eder, "Two Socks" adını verdiği bir kurt ve meraklı bir yerli kabilesi ile karşılaşır. Dunbar, kabiledekilerle hemen arkadaş olur ve yerliler tarafından yetiştirilen beyaz bir kadını keşfeder. Yavaş yavaş bu yerli insanların saygısını kazanır ve beyazlara özgü eski alışkanlıklarını bırakır.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

1800'lü yıllarda hayatta önemli bir şeye sahip olmayan ve son derece sıradan bir yaşam süren William Blake isimli bir genç, farklı bir deneyim yaşamak adına yaşadığı toprakları terk edip, bilmediği bir yerde yeni bir hayata atılmaya karar verir. Çıktığı yolculuk ise onu hem fiziksel hem de ruhsal anlamda değiştirecek bir deneyimin başlangıcı olacaktır. Son derece kötü bir anında karşılaştığı 'Hiç Kimse' adındaki Amerikan yerlisi, Blake'in aynı isimdeki, ölmüş bir şair olan William Blake olduğuna inanır. 'Hiç Kimse' ile birlikte atılacağı bu yolculuk, William Blake'in sıradışı bir şekilde bambaşka bir insana dönüşmesine neden olur.

Kanun kaçağı Wade yakaladığında Evans, bu azılı katili mahkemeye götüremeye gönüllü olur. 3:10 Yuma trenine canlı olarak teslim etmek üzere hareket ettiklerinde, Evans ve Wade birbirlerine saygı duymaya başlarlar. Ancak, Wade'in çetesi ve her köşede bekleyen tehlikeler yüzünden, yolculuk kaderlerine doğru bir göreve dönüşür.

Alvin Straight ve kızı küçük bir kasabada yaşamaktadır. Az paraları vardır ve Alvin şeker hastasıdır. Araba kullanamaz, kendi başına yürüyemeyecek haldedir ama söz dinlemez ve inatçı biridir. Eve gelen bir telefonla 10 yıldır görmediği abisinin kalp krizi geçirdiğini öğrenir. Bunun üzerine Alvin macerasına başlar, hem de bir çim biçme makinasının üstünde, ağabeyini ziyaret etmek üzere yola çıkar... Yüzlerce kilometre, bir sürü yeni insan, 6 haftalık bir macera. Sonuçta Alvin hedefine ulaşabilecek mi?

Paulette Jiles’in aynı isimli romanından uyarlanan filmde, Amerikan İç Savaşı’ndan 5 yıl sonra, kimi kimsesi olmayan savaş gazisi Yüzbaşı Jefferson Kyle Kidd, kasaba kasaba gezerek okuma yazması olmayan insanlara haberleri okumaktadır. Bir gün Kidd’in yolu, 6 yıl önce Kiowa kabilesi tarafından ebeveynlerinin öldürüldüğü ve onlar tarafından büyütülen 10 yaşındaki Johanna Leonberger ile kesişir. Daha önce hiç deneyimlemediği bu dünyaya düşman olarak büyüyen Johanna’nın hayatta kalan son akrabalarına verilmesi gerekmektedir. Kidd, çocuğu kanunun belirlediği vasilerine teslim etmeyi kabul eder. Acımasız vahşi doğada ikisi de ev diyebilecekleri bir yer bulmak için yüzlerce kilometre yol kat ederken, hem zorlu doğa şartları hem de peşlerine düşen haydutlara karşı mücadele edeceklerdir.

45 Yıl ve Weekend / Hafta Sonu ile küçük ve basit öykülere yaklaşımındaki hassasiyet ve zarafetle sinemaseverler tarafından baş tacı edilen İngiliz yönetmen Andrew Haigh, son filminde de bu hünerini sürdürüyor. Babası tarafından maddi ve manevi yoksunlukla büyütülen 15 yaşındaki Charley Thompson, yarış atlarının tutulduğu bir ahırda iş bulur. Burada Lean on Pete adında, iddialı olmaktan uzak bir yarış atıyla çok özel bir bağ kurar. Yönetmen Haigh, Willy Vlautin’in çok sevilen romanından uyarladığı filmde, ABD kırsalının melankolik bir portresini çizerken Charley’nin genç ve umut dolu dünyasına duygusal açıdan kayıtsız kalması imkânsız bir atmosfer yaratıyor.

Sinema tarihinin en önemli oyuncularından John Wayne ve Katharine Hepburn "True Grit" in devamı niteliğinde olan bu filmde ilk kez bir araya geliyor. John Wayne yine adalet savaşçısı Şerif Rooster Cogburn rolünde karşımızda. Bay Goodnight ve kızı Eula tarafından yönetilen bir kasaba haydutların istilasına uğramıştır. İnsanları öldürüp kasabayı altüst eden çete Bay Goodnightı da öldürmüştür. Eula, Rooster Cogburnle birlikte babasının katillerini bulmak üzere yola çıkar. Kanun kaçaklarının peşinde, ikili arasında sıcak bir dostluk gelişir.

Two miners agree to guide a mysterious woman, who has appeared in their camp from nowhere, to a nearby town; but soon, because of her erratic behavior, they begin to suspect that her true purpose is quite different.

In the early 1800s, a group of fur trappers and Indian traders are returning with their goods to civilization and are making a desperate attempt to beat the oncoming winter. When guide Zachary Bass is injured in a bear attack, they decide he's a goner and leave him behind to die. When he recovers instead, he swears revenge on them and tracks them and their paranoiac expedition leader down.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.








0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir