
Sean Connery
Duke Anderson

Thief Duke Anderson—just released from ten years in jail—takes up with his old girlfriend in her posh apartment block, and makes plans to rob the entire building. What he doesn't know is that his every move is being recorded on audio and video, although he is not the subject of any surveillance.

Sean Connery
Duke Anderson

Dyan Cannon
Ingrid

Martin Balsam
Haskins

Ralph Meeker
Police Captain 'Iron Balls' Delaney

Alan King
Pat Angelo

Christopher Walken
The Kid

Val Avery
Parelli aka Socks

Dick Anthony Williams
Spencer

Garrett Morris
Officer Everson

Stan Gottlieb
Pop

Paul Benjamin
Jimmy

Anthony Holland
Psychologist

Richard B. Shull
Werner

Conrad Bain
Dr. Rubicoff

Margaret Hamilton
Miss Kaler

Levon Cade, eski bir Kraliyet Deniz Komandosu'dur ve artık inşaat işçisi olarak sakin bir yaşam sürmektedir. Ancak patronunun genç kızı Jenny'nin insan kaçakçıları tarafından kaçırılmasıyla birlikte, Levon eski yeteneklerini kullanmak zorunda kalır. Jenny'yi bulmak için çıktığı bu yolculuk, onu büyük bir yolsuzluk ve hükümet ajanlarının insan kaçakçılığına karıştığı bir komploya götürür.

Usta hırsız Parker, büyük bir soygun için fırsat yakalar ancak bunu başarabilmek için ekibiyle birlikte, Güney Amerikalı bir diktatör, New York mafyası ve dünyanın en zengin adamından daha kurnaz olması gerekecektir.

Senaristliğini de Bill Granger'ın yaptığı November Man, yazarın "There Are No Spies" adlı serisinin 7. kitabının hikayesinden oluşuyor. Yönetmenliğini Roger Donaldson'ın yaptığı November Man'in beyaz perde uyarlamasında eski bir CIA ajanının bir görev için bir süreliğine emekliliğini kenara bırakması anlatılıyor. Bir katilin peşine düşen ajanın işi pek de kolay değildir. Zamanla topladığı ipuçlarıyla kendini Rusya'nın teşkilata köstebek soktuğu büyük bir komplonun içinde bulunur.

New York'ta bir polis teğmeni Hispanik bir uyuşturucu satıcısını vurunca, dava Bölge Savcı Yardımcısı'na verilir. Patronu bunun haklı bir cinayet olduğunu söyler, ancak etnik bağlılıklara dayalı bir cinayete ve yaşlı erkeklerden oluşan bir gruba işaret eden ve giderek artan delilleri görmezden gelemez.

Yeni ve teknolojik açıdan üstün bir Sovyet nükleer denizaltısı, Kızıl Ekim, Kaptan Marko Ramius’ın komutasında Amerikan sularına ilerlemektedir. Amerikan hükümeti Ramius’un saldırmayı planladığını düşünür. Bir CIA analistinin düşüncesi ise farklıdır: Ramius’un sığınma talep edeceğini düşünen analistin bunu kanıtlamak için sadece birkaç saati vardır çünkü bütün Rus deniz ve hava donanması da Ramius'u bulmaya çalışmaktadır. Av başladı!

Stu Shepard, New York'ta başarı basamaklarını tırmanmakta olan hırslı bir reklamcıdır. Hayatındaki her şey, karısını aldatırken kullandığı telefon kulübesine gelen bir çağrıya yanıt vermesiyle değişir. Artık ona telefon açan ve yukarıdaki binalardan birisinde olan, görünmeyen nişancının merhametine muhtaçtır.

Başarılı ve zeki bir öğrenci olan James Clayton okuduğu MIT'i birincilikle bitirerek olağanüstü bir başarıya imza atar. Bu başarı ilk olarak kıdemli bir CIA ajanı olan Walter Burke'un ilgisini çektiğinde genç Clayton'ı ekibine almak için elinden geleni yapmaya karar verir. Bir an önce hayata atılmak isteyen Clayton başlarda bu fikre sıcak bakmasa da sonradan fikrini değiştirecektir. İçine sürüklendiği bu dünya ise zorlu bir sınava dönüşecektir.

Tecrübeli hırsız Carter "Doc" McCoy (Steve McQueen) ve eşi Carol (Ali MacGraw) berbat olan bir soygundan ganimetlerle kaçarlar. Kendilerini kanundan ve hınçlı bir gruptan ve suç patronunun ölümcül vuruş takımından kaçarken bulurlar. Tek amaç vardır: En son soygundan başarıyla çıkmak.

Val Resnick ve Porter geleceğe dair büyük umutlar besleyen iki soyguncudur. Çalmayı hayal ettikleri büyük mebladaki bir parayla hayatların sonuna kadar lüks içinde yaşamayı istemektedirler. Soygun gerçekleştirdikten sonra Porter’a ihanet eden Val, korkunç bir kan davasının fitilini ateşler. Porter ise bu ihaneti sineye çekmeyi düşünmemektedir. İki eski dost arasında amansız bir mücadele başlayacaktır. Komplo Teorisi ve Los Angeles Sırları gibi filmlerin senaryosunu yazan Brain Helgeland’ın bir yönetmen olarak ilk filmi olan Payback, Richard Stark’ın ‘Avcı’ adlı kitabından sinemaya uyarlandı.

Kendine çok güvenen, başarılı avukat Martin Vail, bir psikoposun öldürüldüğü cinayet davasında yargılanan ve cinayet bölgesinden kaçarken yakalanan Aaron'u savunmaya karar verir. Medyanın da ilgi odağı bu davadadır. Dava aynı zamanda bir takım yolsuzlukları da ortaya çıkarabilecektir ve davanın savcılığını da Martin'in eski kız arkadaşı yapmaktadır. Martin'in bu davayı kazanması hukuk çevrelerince imkansız gibi görülmektedir. Dava görgü tanıklarının odada üçüncü bir kişi olduğu yönündeki çelişkili ifadelerinden dolayı daha da karmaşık bir hal alır. Hukuk sistemini sorgulayan "adalet," "suçlu" ve "masum" kavramlarının gerçekliğini araştıran Edward Norton'a bu filmdeki performansından dolayı birçok filmin kapısını açacak olan "İlk Korku" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir.

Zodiac, San Fransisco körfez bölgesini dehşete boğmuş ve onlarca yıl boyunca şifreleri ve mektuplarıyla dört ayrı yargı bölgesinin yetkilileriyle alay etmiş bir seri katilin gerçek hikâyesine dayanan bir gerilim filmi. Bir avcıyı avlamak dört adam için bir saplantı hâlini alır; bu öyle bir saplantıdır ki onları eski hâllerinin birer hayaletine dönüştürür, yaşamları katilin bıraktığı sonu gelmeyen ipuçlarıyla bir kurulup bir yıkılır.

Yakın gelecekte Japonya'da, hükümet gençlerin neden olduğu şiddet eğlemlerinin önüne geçememektedir. Öğretmenler, aileler kısacası tüm toplum gençliğin yarattığı korku bulutuna teslim olmuştur. Japon hükümeti olayların kızışmasının ardından "Battle Royale" denilen kanunları kabul etmiştir. "Battle Royale" kanunlarına göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfı seçilir ve bu sınıfın öğrencileri yerini yine hükümetten kimsenin bilmediği bir adaya götürülürler. Bu seneki "Battle Royale" için Nobu'nun sınıfı seçilir. Nobu ve arkadaşları hükümet tarafından "Battle Royale" adasına kaçırılırlar. Adada onları öğretmenleri Takeshi karşılar ve oynayacakları oyunun kurallarını açıklar. Kurallar basittir, Nobu ve 41 arkadaşından sadece bir kişi adadan canlı ayrılabilecektir. Hükümet gençlerin herbirine, içinde farklı silahlar ve yeterli yiyecek bulunan bir çanta verir. Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar...

Charlie, barlarda piyano çalarak hayatını kazanmaya çalışan bir piyanisttir. En büyük sorunlarından biri mafyayla başı derde giren kardeşi Chico'dur. Kardeşini bu belalı adamlardan kurtarmak için ona yardım eden Charlie, bu sefer de kendisini büyük bir belaya bulaştırır. Kardeşine yardım etmesinden dolayı, bu sefer de mafyanın kendi peşine düşmesi ile sıkı bir mücadelenin içine girer. Bu mücadelede ona en çok desek veren de piyano çaldığı barda çalışan Lena'dır. Lena'nın Charlie'ye duyduğu büyük aşk, tüm tehlikelerine rağmen sevdiği adamın yanında olmasını sağlar. İkilinin gittikçe artan yakınlaşması ile Charlie'nin geçmişi hakkındaki bazı gerçekler de ortaya çıkacaktır. Charlie, acaba gerçekten Charlie değil midir?

Bir hayalet, 1970'lerin Amerika'sının otoyollarında dolaşıyor, adı Ted Bundy. Peşindekiler ise, Amerika'nın en rezil seri katilini yakalamak için tarihteki en büyük insan avının organizatörleri olan korkusuz FBI ajanları Kathleen McChesney ve Robert Ressler.

Hell's Kitchen, New York. Terry Noonan on yıllık bir aradan sonra evine döner. Kısa süre içinde çocukluk arkadaşı ve İrlanda mafyasının bir üyesi olan Jackie ile yeniden bağlantı kurar ve Jackie'nin kız kardeşi Kathleen ile aşk ilişkisini yeniden canlandırır.

Parker kişisel ahlak kuralları olan profesyonel bir hırsızdır. Bu kurallardan bazıları şunlardır: Hırsızlığın altından kalkamayacak insanlardan hiçbir şey çalma, hak etmeyen insanlara acı çektirme. Ancak son soygununda, ekibi onu aldatır ve parasını çalarak onu ölüme terk eder. Eski çalışma arkadaşlarının böyle bir şey yaptıklarına pişman olmasını sağlamak isteyen Parker, onları zengin ve ünlülerin oyun alanı olan ve ekiptekilerin en büyük soygunu yapmayı planladıkları Palm Beach'e kadar takip eder. Zengin bir Teksaslı kılığına giren Parker, yanına bilgili birini alır: Leslie. Leslie, maddi sıkıntı yaşayan ama güzel, akıllı ve hırslı bir kadındır.

Polis San Pedro'da patlayan bir tekneyi araştırdığında 27 ceset ve 91 milyon dolarlık uyuşturucu parası bulur. Olaydan kurtulan iki kişi, yanıklarla dolu vücuduyla korkmuş bir Macar terörist ve Verbal Kint adında bir tetikçidir. Polisteki sorgusunda Kint, 6 hafta öncesinden başlayarak olayları anlatır.

1970'li yıllarda Amerika’da geçen ve gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde, Joe Pistone isimli bir FBI ajanının Donnie Brasco ismiyle New York mafyasına sızması ve zaman içinde kendisini sıradan hayatından çok mafya hayatıyla özleştirmesi anlatılmaktadır.

Eddie Coyle (Robert Mitchum) hapse geri dönmek üzere. Hapse girmemek için federallerle çalışmaya karar veren Eddie, onlara silah kaçakçılarının isimlerini vermek zorunda kalıyor. Ama aynı zamanda banka soygunurehincilik yapan dostlarına kaçak silah sağlıyor. Bu ikilemden kurtulmak Eddie için ölüm kalım mücadelesi anlamına geliyor. George V.Higgins`in romanından uyarlanmış bir kara-film.

Mezun olmak üzere olan, koşuya tutkun Babe (Oscar® ödüllü Dustin Hoffman) New York'ta yaşıyor. Ağabeyi, Avrupalı kız arkadaşı ve saklanan bir Nazi'nin dahil olduğu garip bir kumpasın ortasına sürüklenen Babe, bir ajan olan abisi sayesinde 'zor anlar' yaşıyor. Kaçak nazi Christian Szell rolünde Laurence Olivier, çizdiği akıl almaz sadist potresiyle Oscar® ödülüne aday gösterilmiştir. John Schlesinger yönetmenliğinde yıldız kadrosuyla Vahşi Koşu izleyenlere tırnak yedirtecek bir gerilim macera.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir