
Robert Mitchum
Eddie 'Fingers' Coyle

Eddie Coyle (Robert Mitchum) hapse geri dönmek üzere. Hapse girmemek için federallerle çalışmaya karar veren Eddie, onlara silah kaçakçılarının isimlerini vermek zorunda kalıyor. Ama aynı zamanda banka soygunurehincilik yapan dostlarına kaçak silah sağlıyor. Bu ikilemden kurtulmak Eddie için ölüm kalım mücadelesi anlamına geliyor. George V.Higgins`in romanından uyarlanmış bir kara-film.

Robert Mitchum
Eddie 'Fingers' Coyle

Peter Boyle
Dillon

Richard Jordan
Dave Foley

Steven Keats
Jackie Brown

Alex Rocco
Jimmy Scalise

Joe Santos
Artie 'Van' Valentropo

Mitchell Ryan
Waters

Peter MacLean
Mr. Partridge

Kevin O'Morrison
Bank manager
Marvin Lichterman
Vernon

Carolyn Pickman
Nancy

James Tolkan
The Man's Contact Man

Margaret Ladd
Andrea

Matthew Cowles
Pete

Helena Carroll
Sheila Coyle

1970'li yıllarda Amerika’da geçen ve gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde, Joe Pistone isimli bir FBI ajanının Donnie Brasco ismiyle New York mafyasına sızması ve zaman içinde kendisini sıradan hayatından çok mafya hayatıyla özleştirmesi anlatılmaktadır.

Chicago'da bir apartman dairesindeki masanın üzerinde, içi 2 milyon dolarla dolu bir çanta vardır... Ceasar (Joe Pantoliano) çete için yasa dışı elde edilmiş bu parayı aklamayı başarır. Violet (Jennifer Tilly) onun çekici metresidir. Corky (Gina Gershon) ise eski bir dolandırıcıdır. Ceaser gibi kalitesiz bir adamla bu kadar parayı bir araya getiren nedir: Tabii ki vücutları için ölünebilecek kadınlar. Corky ve Violet çok yakında, birine hayatı pahasına güvenmenin anlamını, Ceaser da kadınlar hakkında bir kaç şey öğrenecektir. Sonunda hepsi bir tek soruda birleşecektir... KİME GÜVENEBİLİRSİN?

Güney Boston'daki İrlanda Mafyasını çökertmek için polis, yeraltı dünyasına sızması amacıyla kendi adamlarından birini gönderir; ancak suç örgütünün de benzer bir hamle yaptığından habersizdir. Gizli görevdeki polis mafya babasının gözüne girerken, kariyer sahibi bir suçlu da polis teşkilatı içinde yükselir. Fakat her iki taraf da çok geçmeden aralarında bir köstebek olduğunu fark eder.

Doug ve ekibinin banka soygununda üzerlerine kimse yoktur; hem acımasız hem de dikkatlidirler. Soydukları son bankanın müdiresiyle aynı mahallede oturduklarını öğrendikten sonra kaçınılmaz olan gerçekleşir ve Doug, kadına aşık olur. Claire, onun soyguncu olduğundan şüphelenmezken Doug'ın kardeşi kadar yakın suç ortağı Jem, kuşku içindedir. Doug, iki taraftan birine ihanet etmeden bir seçim yapamayacaktır.

Eski bir silahlı soyguncu ve şov kızı, birdenbire anne babası mafya tarafından öldürülen bir çocuğu korumak zorunda kalır. Mafya çocuğu da öldürmek ister ama önce Gloria’yı (1980’de bu rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar® Ödülü’ne aday gösterilen Gena Rowlands) aşmaları gerekecektir. Film yapımcılığındaki benzersiz yaklaşımıyla tanınan yönetmen John Cassavetes, etkileyici ve gerilim yüklü bir hikâye sunuyor. Bir muhasebecinin (Buck Henry) elinde, birçok mafya babasını uzun süre hapse attırabilecek bir hesap defteri vardır. Ancak öldürülmeden önce, defteri ve oğlunu komşusu Gloria’ya emanet etmeyi başarır. Gloria isteksizce çocuğu alıp kaçar, bir yandan da bazen silah zoruyla mafyayı uzak tutmaya çalışır. Sonunda kaçmaktan bıkar ve onlarla yüzleşmeye karar verir!

Gerçek olaylardan ilham alan bu dramada, FBI'ı peşine takan Ted Kaczynski'nin Harvardlı bir dâhi ve denekten Unabomber'lığa uzanan serüveni gözler önüne seriliyor.

Eski bir özel kuvvetler ajanı olan Pete Koslow, onurlu ve takdirler almış bir şekilde emekliye ayrılmıştır. Ancak Pete Koslow'un dünyası, karısını korumak için giriştiği bir mücadeleden sonra hapse girdiğinde tepetaklak olur. Koslow'a iki FBI ajanı için muhbirlik yapmak ve gizli yeteneklerini kullanarak New York'taki en güçlü suç patronu olan General'i devirmeyi kabul etmesi durumunda erken tahliye şansı verilir. Fakat Koslow'a özgürlüğünü kazandırması gereken gizli operasyon gizli bir NYPD polisinin ölümüne yol açtığında işler değişir ve Koslow kendisini FBI ve mafya arasındaki çapraz ateşin ortasında bulur. General, Koslow'un suçu üzerine alıp hapisanenin içinden bir uyuşturucu operasyonuna öncülük etmesi için onu hapishaneye geri göndermekte ısrarcıdır.


Bir yolcu otobüsü Brooklyn köprüsünde havaya uçunca New York'un caddelerinde yorucu bir mücadele başlar. FBI ajanı Anthony "Hub" Hubbard (Washington) ve Amerikan ordu Generali William Devereaux (Willis) kimin bundan sorumlu olduğunu bulmak için kolları sıvar... Ve yıkımı engellemeye çalışır. İkisi beraber acımasız teröristlere karşı her köşe başında patlayıcı bir tehlikenin olduğu bir savaş başlatırlar...

Alaycı üç arkadaş, görüşme yaptıkları bir sürü aday arasından sonunda yeni bir kiracı seçer. Ancak kiracıyı odasında ölü bulduklarında keşfettikleri tomarlarca para, ‘sorun’u polis karıştırmadan kendi aralarında ‘halletmek’ için bir mazeret olur. Peki bu yanlarına kalacak mıdır? Seyredin ve görün!

Savmart isimli marketin sessiz çalışanı Sy Parrish, müşterilerin gözünde sıradan bir fotoğraf baskı elemanıdır. Ancak Nina Yorkin'in her günkü samimi selamı, onun için beklenmedik bir kapı aralar. Zamanla, Nina'nın ailesinin en özel anlarına tanık olur. Sy için bu iş, mekanik bir süreç değil; hatıraların bekçiliğidir. Mükemmel baskıyı yaparken, aslında Yorkinler'in hayatını kendi varoluşunun parçası haline getirir. Peki ya bu saplantılı ilgi, iyi niyetin sınırlarını aştığında?

1993 yılında yayınlandığında satış rekorları kıran aynı adlı kitaptan sinemaya uyarlanan filmde, bir çocuğun ölümünü araştıran genç kadının hükümet sırlarını ortaya çıkarması konu ediliyor. Küçük, masum bir çocuk esrarengiz bir biçimde ölmüştür. Ondan geriye sadece kardaki küçük ayak izleri kalmıştır. Ama Smilla'nın bu olayı böylece bırakmaya hiç niyeti yoktur.

Bir hayalet, 1970'lerin Amerika'sının otoyollarında dolaşıyor, adı Ted Bundy. Peşindekiler ise, Amerika'nın en rezil seri katilini yakalamak için tarihteki en büyük insan avının organizatörleri olan korkusuz FBI ajanları Kathleen McChesney ve Robert Ressler.

Robert Dean, tesadüfen önemli bir siyasi cinayetin delilerini ele geçirir. Bir anda hükümete bağlı bir istihbarat servisinin hedefi haline gelen Dean için hayat kabus haline gelir.Yüksek teknoloji ürünü haberalma cihazları ve tehlikeli ajanlar Dean'in peşine düşmüştür. Devletin sahip olduğu, insanları kolayca gözetleyebilmeyi sağlayan yüksek teknolojik imkanlar, ona neredeyse kaçacak nokta bırakmamıştır. Ama tüm bu imkansızlıklara rağmen Dean, hayatını, ailesini ve kariyerini kurtarmak zorundadır.Macera-aksiyon filmlerinde kendi tarzını yaratmayı başarmış yönetmen Tonny Scott, Devlet Düşmanı'nda, politik taşlamaların da olduğu seyir zevki yüksek bir aksiyon sunuyor.

Distopik bir evrende geçen film 3. Dünya Savaşı'nın henüz sonlandığı dünyamızda geçer. Dünyanın en büyük devleti olan Okyanusya, günümüz Londra'sının yerine kurulmuştur. Okyanusya deyim yerindeyse tam bir korku imparatorluğudur. Bu ülkede yaşayayan herkes, yönetim diktesinin buyurduğu her şeye harfi harfine uymak zorundadır. Bu evrende ne kitap okumak serbesttir ne de aşık olmak... Hükümetin haberleşme ve sansür işlerinin yürütüldüğü bakanlıkta çılan Winston Smith, diğer çalışanlar gibi görevi gereğince halkı farklı yalanlarla uyutmak ve sahte gerçeklikler yaratmak zorundadır. Ancak Okyanusya'ya ait her şeyin kocaman bir yalandan ibaret olduğunu öğrendiği an vatanseverliğini ve hayatını üzerine kurduğu bu sahte dünyayı sorgulamaya başlar.

Jack Ryan, CIA içindeki uyuşturucu kartellerine karşı yasadışı bir operasyonu ortaya çıkarır. Kendisini bir komplo ağının içinde bulan Jack, failleri adalete teslim etmek için hayatını ve kariyerini riske atmalıdır.

Teröristlerin bomba saldırısını araştıran polisler, Gordy Brewer'i bu işe karışmaması için uyarırlar. Fakat gelişen korkunç olaylar onu bu işe karışmasını sağlamıştır. Karısı ve çocukları patlamadaki kurbanlardandır. Yükselen heyecanı ve herkesle savaşan tek kahraman, hareket yüklü bir gerilim olan Ölümüne Takip'i daha da heyecan verici kılıyor. Superstar Arnold Schwarzenegger, Brewer adlı El Lobo diye anılan bir teröristi bulmak isteyen Los Angeleslı bir itfaiyeciyi oynuyor.

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.

Saatli bomba gibi patlamaya hazır, uykusuzluk çeken bir adam ile tekinsiz bir sabun satıcısı; ilkel erkek saldırganlığını şok edici yeni bir terapi yöntemine dönüştürür. Kurdukları bu fikir hızla yayılır ve her şehirde yeraltı "dövüş kulüpleri" kurulmaya başlar ta ki egzantrik biri yollarına çıkıp yok oluşa doğru giden, kontrolden çıkmış bir sarmalı tetikleyene kadar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir