
James Garner
Lt. Commander Charles E. Madison

American sailor Charlie Madison falls for a pretty Englishwoman while trying to avoid a senseless and dangerous D-Day mission concocted by a deranged admiral.

James Garner
Lt. Commander Charles E. Madison

Julie Andrews
Emily Barham

Melvyn Douglas
Admiral William Jessup

James Coburn
Lt. Commander Paul "Bus" Cummings

Joyce Grenfell
Mrs. Barham

Edward Binns
Admiral Thomas Healy

Liz Fraser
Sheila

Keenan Wynn
Old Sailor

William Windom
Captain Harry Spaulding

John Crawford
Chief Petty Officer Paul Adams

Douglas Henderson
Captain Marvin Ellender

Edmon Ryan
Admiral Hoyle

Steve Franken
Young Sailor

Paul Newlan
General William Hallerton

Gary Cockrell
Lieutenant Victor Wade

Akademi Onur Ödülü ile ödüllendirilmiş Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda'nın yönettiği filmin senaryosunu 1948 tarihli aynı adlı kendi romanından Jerzy Andrzejewski uyarlayıp yazmıştır. Filmin adı, filmin kahramanının bombardımanda yıkılmış bir kilisenin duvarında gördüğü 19. yy'da yaşamış Polonyalı şair Cyprian Norwid'a ait bir şiirden gelmektedir. Şiirin dizelerinde, kömürün yüksek ısı ve basınç altında elmasa dönüşmesi olgusuna bir gönderme yapılmaktadır. Filmde, Polonya'da Nazi işgalcilere karşı bir zamanlar zorunlu olarak işbirliği yapmış olan Milliyetçi güçlerin ve Komünistlerin aralarındaki bu ittifakın artık çatırdamaya başladığı 2. Dünya Savaşı'nın son günlerinde, taşralı Milliyetçi bir militan olan Maciek (Zbigniew Cybulski) etkili bir Komünist lideri öldürmekle görevlendirilir. Görevi sırasında kaldığı otelde hayata dair farklı şeyler hissetmeye başlar, bir seçim yapıp sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaktır.

Birbirlerinden sınıfları, geçmişleri, yaş ve meslekleriyle ayrılan üç eski Amerikan askeri ve onların yeniden sivil hayata ayak uydururken karşılaştıkları sorunlar üzerine dokunaklı bir savaş sonrası destan... Bu üç adam, II. Dünya Savaşı sonunda yaşadıkları kente geri dönerler; başarılı bankacı Al, güvenli yaşamına; eskiden bir garson olup savaşta hava kuvvetlerinde yüzbaşılığa yükselmiş Fred, savaş sırasında evlendiği ve pek iyi tanımadığı eşiyle endişe veren kavuşmaya; eskiden öğrenci olup savaşta kollarını kaybeden Homer ise, sevgilisinin sakatlığına vereceği tepki konusundaki şüphelerine. Bunlardan ikisi geri dönüşte başarılı olacaktır: eskiden olduğu gibi yemekli toplantılarda konuşmalar yapan Al genç bir çiftçiye teminatsız kredi vermeye çekinmez; Homer’in sevgilisi onu hayal kırıklığına uğratmaz; kimsenin kabul etmediği Fred ise toplumun dışında kalacaktır, hayatının en güzel yıllarını geride bırakmıştır...

Donanmaya henüz katılmış olan bir ABD denizaltısı 2. Dünya Savaşı'nın hemen başlarında Filipinler'de daha limandayken batırılır. Geminin hevesli ve gayretli komutanı (Cary Grant) üstlerinin itirazına rağmen kendi imkanları ile denizaltıyı onarıp savaşa sokabileceğinde ısrar eder. Denizaltıyı onarılacağı emniyetli bölgeye götürürlerken mahsur kalmış bir grup ordu hemşiresi subayı da denizaltıya almak zorunda kalırlar.İlk bakışta sıradan yüzeysel bir durum komedisi gibi gözükse de filmin çevrildikten yarım asır sonra bile hala popüler olarak kalabilmesindeki sırrı, özellikle filmin ikinci yarısında kadınların denizaltıya gelmeleri ile devreye giren kadın erkek ilişileri üzerine kurnazca kurulmuş incelikli mizah ve hicivdir.(Filmin özgün isminde geçen petticoat kelimesi İngilizce'de 'kadınların iç etekliği, kombinezon' anlamına gelmektedir)

A German soldier home on leave falls in love with a girl, then returns to World War II.

Mr. Roberts is a Navy officer who's yearning for battle but is stuck in the backwaters of World War II on a non-commissioned ship run by the bullying Captain Morton.

A bookish college student dismissive of athletics is compelled to try out sports to win the affection of the girl he loves.

1930'larda Meksika'dan Avrupa'ya seyahat eden bir gemideki yolcular, o dönemde toplumun genelini temsil eder. Tüm mürettebat Alman'dır ve buna yolculardan biri olan La Condesa'ya aşık olan Dr. Schumann da dahildir. Genç bir Amerikalı kadın olan Jenny, sevdiği adam David ile seyahat etmektedir. Jenny, diğer yolculardan bazılarının kim olduğu konusunda büyülenmiş ve kafası karışmıştır.

Alfie, Helena'yı kaybolan gençliğini bulmak adına terk eder ve kendisinden oldukça genç bir kadın olan Charmaine (Lucy Punch) ile evlenmeye karar verir... Helena ise hayatını şarlatan bir falcının sözlerine göre yönlendirmeye başlamıştır. Mutluluğu evliliğinde yakalayamayan Sally çalıştığı sanat galerisindeki yakışıklı patronu Greg'e (Antonio Banderas) aşık olmuştur. Kocası Roy ise heyecan içinde son yazdığı romanına yayınevinden cevap beklemektedir... Fakat karşı pencereden kendisine bakan gizemli bir çift göz Roy'u hayatının aşkı Dia'yı (Freida Pinto) bulduğuna inandıracaktır. Mutluluğu bulmaya çalışan karakterlerimizin önüne her defasında problemleri çıkacak aşkı bulma çabaları onları sadece kalp ağrısına ve umutsuzluğa sürükleyecektir... Acaba aşk bir falcının sözlerindeki "Karşına uzun boylu esmer bir adam çıkacak" kehaneti ile mi kalacaktır... Hayallerimizdeki ilüzyonlar bizi hep komik durumlara mı düşürecek...

Rene Clement’in bu başyapıtı Nazi bombardımanı sırasında tüm ailesin yitiren beş yaşındaki bir kız çocuğu ile on yaşındaki bir erkek çocuğunu savaşın bunaltıcı atmosferindeki çocuksu hayatlarına bir bakış atıyor. Arka planda dönemin gündelik hayatıyla.

Kum Taneleri uyuyan bir dev olan Çin ve onun kanlı uyanışı esnasında orada bulunan Amerikalılar'ın hikayesidir. Hayata tamamen küsmüş denizci Jake Holman ve Çinli karısını bir açık arttırmadan kaçıran Amerikalı donanma görevlisi Frenchy'nin hikayesi anlatılmaktadır.

Bir grup müttefik kaçışa imkan vermeyecek şekilde tasarlanmış özel bir kampa hapsedilir. Üç farklı tünel kazarak kurtulmayı planlayan İngiliz asker (Richard Attenborough), usta Amerikalı hırsız (James Garner) ve Polonya’lı hendek kazıcısının (Charles Brosnon) bu planı başarılı olur. Ne var ki, bu 70 tutuklunun kaçışları burayla sınırlı kalmayacaktır...Film iki bölümden oluşuyor. İlk yarıda kaçış planları ve hazırlıklarını, ikinci bölümde ise Alman hükümeti ile esir Avrupa’nın sınırlarından dışarı çıkmaya çalışan kahramanların kovalamacasını izliyoruz.


İkinci Dünya Savaşı bitmek üzeredir. Almanlar, Fransa’da yenilmek üzerelerdir ve müttefikler güçler Normandiya çıkartması sonrası Ren Nehri üzerindeki bir köprüyü ele geçirmek için paraşütçü birliklerini sınıra indirirler. Fakat yapılan stratejik bir hata sonucu paraşütçüler köprünün çok uzağına indirilir. Market Garden adı verilen bu operasyon, bir takım yanlış istihbarat ve stratejiler sonucu tam bir felakete dönüşür. Çünkü askerler Alman Ordusu’nun en güçlü olduğu noktalardan birinin tam ortasına düşmüşlerdir. Cornelius Ryan’ın uzun araştırmaları sonucu yazdığı kitabından uyarlanan Richard Attenborough imzalı film, İngiliz FeldMareşal Bernard Montgomery’nin başarısızlıkla sonuçlanan planının müttefik askerlerini ne gibi bir zor durumla karşı karşıya bıraktığını anlatan İkinci Dünya Savaşı’na dair en gerçekçi savaş filmlerinden biri.

Wandered away from his asylum, an amnesiac World War I veteran falls in love with a music hall star but his amnesia makes it difficult to last.

İkinci Dünya Savaşı'nın en ateşli zamanlarında, Caine'in kitabına göre davranması yüzünden ikinci kaptan Maryk (Van Johnson) ve tayfası isyana başlarlar. Ancak asıl kırılma noktası bir çok sorgulanan emirinden sonra kaptanın tüm tayfayı Ölüm Tayfunu'na yöneltme emri olur.

A Naval officer, reprimanded after Pearl Harbor, is later promoted to Rear Admiral and gets a second chance to prove himself against the Japanese.

Germans kidnap an American major and try to convince him that World War II is over, so that they can get details about the Allied invasion of Europe out of him.

At the start of World War II, Cmdr. Ericson is assigned to convoy escort HMS Compass Rose with inexperienced officers and men just out of training. The winter seas make life miserable enough, but the men must also harden themselves to rescuing survivors of U-Boat attacks, while seldom able to strike back. Traumatic events afloat and ashore create a warm bond between the skipper and his first officer.

Göreve çağrıldığını duyan genç Tom Beddows (Brian Stirner) orduda eğitime başlar ve İkinci Dünya Savaşı'nın en büyük muharebelerinden biri olan D-Day çıkarmasına katılmaya hazırlanır. Yönetmen Stuart Cooper'ın düşündürücü dramasında, görüntü yönetmeni John Alcott'un uzman becerileri sayesinde otantik arşiv görüntüleri kusursuz bir şekilde filme entegre edilmiştir. Filmde, küresel çatışmanın enginliğine kıyasla bir adamın önemsizliği işlenmiştir.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir