
Jack Palance
Eric Koertner


Jack Palance
Eric Koertner

Jeff Chandler
Karl Wirtz

Martine Carol
Margot Hofer

Robert Cornthwaite
Franz Loeffler

Dave Willock
Peter Tillig

Wesley Addy
Wolfgang Sulke
Virginia Baker
Frau Bauer

Richard Wattis
Major Haven
Nancy Lee
Ruth Sulke

Jim Hutton
Workman at Bomb Site
Charles Nolte
Doctor

Michael Pate
Narrator (voice)

Jim Goodwin
Hans Globke

“Memphis Belle”, İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılan bir bombardıman uçağıdır. Genç bir mürettebat tarafından, Avrupa'ya yapılan tehlikeli bombardıman saldırılarında kullanılmaktadır. Mürettebatın, görevlerini tamamlayıp evlerine dönebilmeleri için, son bir bombardıman saldırısı daha yapmaları gerekmektedir. Mürettebat, son uçuştan önceki brifingde, o günkü hedefin, çok sayıda müttefik kaybına neden olan, ağır savunma hattı olan Dresden olduğunu fark eder.

The lives of three young men, a German and two Americans, during WWII.

Albay William McNamara esir düşmüş ve bir Alman toplama kampına gönderilmiştir. Ama en üs rütbeli Amerikan askeri olduğu için kampdaki diğer Amerika'lıları yönetmekte ve gurur duygusunun çok kolay bir şekilde ayaklar altına alınabildiği bir ortamda askerlerin gururlarını ayakta tutmaya çalışmaktadır. Bir asker olarak görevini asla aklından çıkarmayan McNamara düşmana geri saldıracağı zamanı beklemektedir. Kampta gerçekleşen bir cinayet riskli planını uygulamaya koyma şansı verir. Yapılacak dava sırasında kampın yöneticisi Albay Visser ve diğer Alman askerlerin meşguliyetinden faydalanarak bir kaçış düzenlemeyi ve yakındaki silah fabrikasını havaya uçurmayı planlamaktadır.

A group of men parachute into Japanese-occupied Burma with a dangerous and important mission: to locate and blow up a radar station. They accomplish this well enough, but when they try to rendezvous at an old air-strip to be taken back to their base, they find Japanese waiting for them, and they must make a long, difficult walk back through enemy-occupied jungle.

Top gol çizgisinden ağlara doğru yuvarlanır ve 50.000 taraftar tezahürata başlar. Bu size maçın aslında olağan bir futbol maçı olmadığını gösterir. Bu bir savaştır! Savaş alanı Paris'te işgal edilen bir stadyumdur. Ordular: Alman yıldız takımı, P.O.W müteffiklerine karşı. Amaçları ise Yahudi ırkından olmayanların üstünlüğünü kanıtlamaktır. Tahmin edin, kim kazanır ? Daha doğrusu kim maçı bir kaçış yolu olarak kullanır? Sylvester Stallone, Michael Caine ve Max von Sydow, bu gerilim dolu filmde rol alıyorlar. John Houston tarafından çekilen film, savaşların kendine özgü kurallarına ve galibiyetin hem oyun sahasında, hem de savaş alanında elde edilebileceğini gösterir. Ayrıca Pele, Bobby Moore, Osvoldo Ardiles, Co Prins, Mike Summerbee gibi gerçek hayattaki futbol efsanelerinin muthiş yeteneklerini sergilemelerini keyifle izleyeceksiniz.

1940 yılında Fransa’da II. Dünya Savaşı’nın ilk işgalleri yaşanmaktadır. Genç ve güzel bir kız olan Lucile Angellier, üvey annesinin evde gözetiminde, savaşta esir düşen babasından haber almak için beklemektedir. Bir yandan Paris’ten gelen savaş mültecileri küçük kasabaya yerleşmeye çalışırken, diğer yandan Alman askerleri kasabalıların evlerini bir bir işgal etmeye başlar. Lucile evlerine yerleşen Bruno von Falk adlı yakışıklı askerden, başlarda hiç hoşlanmaz ve kendisini geri çeker. Fakat günler ilerledikçe iki genç arasında aşka sürüklenen bir çekim oluşur. Ama karşılarında savaşın en trajik yüzü durmaktadır.

Film, 2. Dünya savaşının sonlarına doğru, Teğmen Henry Mucci kumandasındaki 6. bölüğün bütün olanaksızlıklara meydan okuyarak başarılması neredeyse imkânsız olan kurtarma görevinin başarılış öyküsünü seyirciye sunuyor. 6. bölüğün askerleri, düşmana esir düşmüş 500 Amerikan askerini, düşman sınırlarından 30 mil içeri girip, kötülüğü ile ün salmış kamptan hayatlarını hiçe sayarak kurtarıyorlar.

Billy Pilgrim kendisini iyice dünyada, zamanlar arasında mahkum hissetmeye başlamıştır. Bazı anlarda kendi geçmişinde, bazı anlarda ise hiç yaşamadığı geleceklerdedir. Bir gün, aniden kendisini çok uzaklardaki bir gezegenin hayvanat bahçesinde, sergilenirken buluverir.

1946 kışı, Leningrad… Büyük bir yıkıma ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan ikinci dünya savaşı sona ermiş, Ruslar savaşı kazanmıştır. Savaş suçlusu olan Alman esirlerden bir grup, acımasız Rus komutanı albay Pavlov (John Malkovich) tarafından bir kadın nakil kampına gönderilir. Bir süre sonra kamptaki mahkumlara iyi davranıldığını ve kadın görevlilerin onlarla yakınlaştığını duyan Pavlov bizzat soruşturma için buraya gelir. Ayrıca albay mahkumların arasına yüksek rütbeli Nazi subaylarının da sızmış olabileceğine dair bilgiler almıştır ve Sovyet hükümeti bu konuda kesin bir sonuç istemektedir. Pavlov, kampın doktoru Natalia’dan (Vera Farmiga) esirlerin gerçek kimliklerini ortaya çıkarabilmek için onlarla samimiyet kurmasını telkin eder. Genç kadın kısa zaman içinde çaresiz Alman mahkumları ve katı Sovyet görevlileri arasında kalacak, delirmek üzere olan kocası ve ona duyduğu özlemin taşması sonucu bir Nazi subayına yakınlaşacaktır.

Fransız gangsterlerin sonuncusu Jacques Mesrine, yaşamı boyunca 1 numaralı halk düşmanı ilan edilmişti. Düzenli olarak kamuoyu anketlerinin zirvesinde yer aldı. Paris'in göbeğinde polisin yakın mesafeden yoğun ateşi altındaki görkemli ölümü onun efsane statüsünü taçlandırdı. Öyle ki, 1979 yılındaki ölümünden 30 yıl sonra bugün bile Jacques Mesrine efsanesi hala capcanlı. Onun hayatı sinema tarihinde ilk kez olarak tutkulu bir projeyle beyazperdeye getiriliyor. Aynı anda hem bir gerilim filmi, hem de biyografi çalışması olan projenin çekimlerinde tarihi gerçeklere olabildiğince sadık kalındı. Mesrine'den bir süper kahraman yaratmak gibi bir amacı olmayan filmde, en karanlık yönleri de dahil olmak üzere bir karakter portresi çizildi. Öykünün çıkış noktası ise, bir ikonun arkasındaki insan oldu.

Wladyslaw Szpilman, Polonyalı başarılı bir piyanisttir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların Polonya'yı işgal etmesiyle hayatı kâbusa döner. Musevi olduğu halde şans eseri toplama kamplarına gitmekten kurtulur ve Varşova'nın gettolarında yaşamaya başlar. Acı ve sefalet dolu yaşamı, bir gün bir Alman subayının ona yardıma gelmesi ve onu oradan kurtarmasıyla değişir.

1936'da Almanya'nın başkenti Berlin'de yapılan Olimpiyat Oyunları'na katılan ve erkekler 5 bin metre yarışında 8. olmasına karşın son 56 saniye içinde yaptığı atılımla Nazi Almanyası'nın lideri Adolf Hitler'in dikkatini çeken ve daha sonra onunla buluşan, ABD'nin II. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından 1941'de Hava Kuvvetleri'ne katılan, B-24 savaş uçağı bombacısı olarak Pasifik'teki Funafuti Adası'na gönderilen, içinde bulunan uçağı, 1942'de kayıp bir uçağı aramak için düzenlenen arama kurtarma operasyonu sırasında okyanusa çakılan ve kazadan kurtulan 3 kişiden biri olan Zamperini'ye şiddetli travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konuldu. Huzuru yaşamını Hıristiyanlık dinine adayarak bulan Zamperini, 1998'de 81. yaşgününde Japonya'nın Nagano kentinde düzenlenen Kış Olimpiyatları'nda da Olimpiyat Meşalesi'ni taşımıştı.

A group of army personnel and nurses attempt a dangerous and arduous trek across the deserts of North Africa during the second world war. The leader of the team dreams of his ice cold beer when he reaches Alexandria.

2. Dünya savaşında bir komando takımı, Ege adalarından birine bombaları imha etmek üzere gönderiliyor. Alman birlikleri burada bir kanalın kontrolünü elinde tutmaktadır. Komandoların amacı, topları imha edip İngilizlerin bölgeye girmesini sağlamaktır. Alistair MacLean'in romanından uyarlanan film, tüm zamanların en başarılı savaş filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunda senaryo kadar, parlak oyuncu kadrosunun da etkisi var. Ayrıca göz alıcı efektleriyle Oscar ödülü kazandığını da belirtmek gerek.


In the winter of 1944, the Allied Armies stand ready to invade Germany at the coming of a New Year. To prevent it, Hitler orders an all-out offensive to re-take French territory and capture the major port city of Antwerp.

Follow the perilous journey to freedom when a young boy and his dog attempt to escape a concentration camp during World War II. Based on true events.

Hans Fallanda'nın Otto and Elise Hampel romanından uyarlanan film; Nazi yönetimi altında ki Berlin günlerinde insanca yaşamanın cesaret ve onurunu etkileyici biçimde anlatıyor.

At the start of World War I, Paul Baumer is a young German patriot, eager to fight. Indoctrinated with propaganda at school, he and his friends eagerly sign up for the army soon after graduation. But when the horrors of war soon become too much to bear, and as his friends die or become gravely wounded, Paul questions the sanity of fighting over a few hundreds yards of war-torn countryside.

Gerçek bir hikâyeden esinlenerek hazırlanan etkileyici bir drama filmi olan "The Great Escaper", 90 yaşındaki bir İngiliz emekli asker olan Bernard Jordan'ın hayatına odaklanmaktadır. Bernard, 2014 yılında D-Day'in 70. yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere Fransa'ya gitmek için huzurevinden kaçma kararı alır. Bernard’ın bu cesur kaçışını ve ardından yaşadığı maceraları konu alan film, aynı zamanda yaşlılık, özgürlük arayışı ve geçmişle yüzleşme temalarını da işlemektedir. Bernard’ın yolda karşılaştığı zorluklar ve onun azmi, izleyicilere ilham verici bir hikâye sunar. Michael Caine, bu filmde Bernard Jordan karakterini canlandırarak, hem duygusal derinliği hem de mizahi unsurları bir araya getiren bir performans sergilemektedir. "The Great Escaper", yalnızca bir kaçış hikâayesi değil, aynı zamanda insan ruhunun gücünü ve hayatta kalma isteğini de gözler önüne seren bir yapım olarak dikkat çekiyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir