
Cafer Penahi
Self
"Sarı Taksi"
Taksi Tahran'ın hikayesi, İran'ın başkenti Tahran'ın sokaklarında gezinen, görünürde diğerlerinden hiçbir farklı olmayan bir sarı takside geçiyor. Tahran'ın renkli sokaklarında ilerleyen taksi, her türden yolcuyu konuk eder ve şoför koltuğunda oturan kişi her yolcuyla farklı bir konu üzerine çeşitli röportajlar gerçekleştirir. Direksiyondaki isim ise ünlü yönetmen Jafar Panahi'den başkası değildir. Panahi, taksisinin ön panosuna monte edilmiş kamerasını yolculara çevirerek farklı konular üzerinden yürüttükleri sohbetlerle, izleyiciye içerisinde dram ve komedinin bir araya geldiği zengin bir Tahran portresi sunuyor.

Truman küçük kasabasının aslında, yenilikçi bir yapımcı/yönetmen/ yazar (Ed Harris) tarafından kurulan devasa bir stüdyo olduğunun farkında değildir. Kasabada yaşayan herkes, hatta çok sevdiği güzel karısı bile sözleşmeli bir Hollywood oyuncusudur.

Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helskinki... Birbirlerinden ne kadar uzak olurlarsa olsunlar, bu şehirlerin birçok ortak öğeleri vardır. Bunlardan bir tanesi de elbette ki sokakları gündüz-gece turlayan taksi şoförleridir. Beş şehirde, beş farklı taksi şoförü, müşterileriyle ilginç bir yolculuğa çıkacaklardır. Los Angeles'ta taksiyle evine giderken iş bağlamaya çalışan bir menajer, aradığı yıldızı taksi şoföründe keşfeder… New York'ta palyaçoya benzeyen ve şair gibi konuşan Alman bir taksi şoförü direksiyonu müşterisine bırakır… Paris'te yakışıklı Afrikalı bir adamın taksisine binen kör bir kadın arasında beklemediği bir etkileşim olur… Roma'da arabasına binen rahibe günah çıkarmaya çalışan şoför, müşterisinin ölmek üzere olduğunun farkında bile değildir…

Hayatında tek bir gün el emeğiyle çalışmamış Vittorio Accattone, himayesindeki kadınları sömürerek parasını kazanır. Elindeki en başarılı seks işçisi Maddalena hapse düşünce, Accattone’nin talihi tersine dönmeye başlar ve kendiyle yüzleşmek zorunda kalır.

Son 24 saatinde yeni bir acil sağlık teknisyenine eğitim vermeye çalışan, tükenmiş bir paramediğin mücadelesini anlatıyor. Bu süreçte zorluklarla yüzleşerek hayatta kalmaya çalışıyor.

To get to know his girlfriend's son, a man volunteers to pick him up from a prep school... only to learn that her son's not the nicest kid.

Aralarında baba-kız ilişkisine benzer bir dostluk olan Bill ile Sue’nun öyküsü... Sonra Bill’in aşık olduğu kadının eski sevgilisi ortaya çıkacak. Sue’nun yaşamı derseniz bazen komik, bazen trajikomik. James Belushi ile Kelly Lynch oynuyor.

İşadamı olan Henri Roubier (Louis de Funès), İtalya’da çok karlı bir anlaşmaya imza atmış olmanın heyecanıyla Fransa’ya dönmektedir. Kamyoncuların grevinden dolayı trafikte sıkışınca, zor durumda kalmış olan genç bir kızla adamı istemesede arabasına almaktadır. Roubier onlarla tartışırken yoldan çıkmış olan otomobili, uçurumdan aşağı yuvarlanmaktadır. Fakat otomobil bir ağaçta asılı kalacak ve bu üçlünün açlık, susuzluk, sıcak ve ölüm korkusuyla baş edecekleri çılgın bir macera başlayacaktır.

Simin, kızının daha iyi şartlarda büyümesi için kocası Nader ve kızı Termeh ile birlikte İran'ı terk etmek istemektedir. Nader'in Alzheimer hastası babasını bırakmayı reddetmesi üzerine boşanma davası açan Simin, dava talebi reddedilince anne babasının evine gider. Termeh ise babasıyla kalmaya karar vermiştir. Nader kızına ve babasına bakması için genç bir kadın tutar; ama bu durum daha fazla soruna yol açacaktır.

1990’da Kuzey İran’ı sarsan depremin ardından, bir baba ile oğlu "Arkadaşımın Evi Nerede?" filminin iki çocuk oyuncusunun akıbetlerini öğrenmek için, yerle bir olmuş bölgeye doğru yola koyulurlar. Yolda birçok olaya tanık olurlar ve depremin yarattığı kaosu görürler. Ziyaretçiler, iki çocuğun memleketinde, bütün kayıplara ve her tarafı etkisine alan yıkıma karşın, felaketten kurtulanların yaşamının bütün görkemiyle sürdüğünü keşfederler... Toplumsal eleştiri ile bir trajedinin aktarımını birlikte harmanlayan bir yol filmi olan ve yaşamı öven bir film. Yaşamın alt edilmez gücünü ve insanın kendini gerçeğin gerekliliklerine açmasının önemini vurguluyor.

Film Rouhi'nin hikayesi ile başlar, Rouhi Tahran'ın güneyindeki fakir mahallelerden birinde yaşayan genç bir hizmetçidir ve kuzey Tahran'daki bir dairenin temizlik işini alır. Orta sınıf bir ailenin evi olan daireye geldiğinde, dairenin sahipleri Mojdeh ve Morteza arasındaki bir kavgaya şahit olur. Mojdeh kocası Morteza'nın kendisini kapı komşuları Simin ile aldattığını düşünmektedir.

Charles Chaplin'in çektiği bir kısa filmdir. Charlie, bir sokak serserisidir. Karnını doyurmak için gündüz geçici işler yapmakta, gece ise bir arsada uyumaktadır. Bir akşam bir sosis satıcısından gelen güzel kokularla uyanan Charlie satıcıya çaktırmadan bir sosis kapar, fakat bu sırada bir polis, yaptığını görür. Charlie, sosisi yerine bıraksa da polis onunla uğraşmaya devam eder. Charlie oradan kaçar. İşçi bulma kurumuna gelen Charlie,ilk sırada olmasına rağmen işi alamaz. Dışarı çıktığında ise sokak köpeği Scrabs'i diğer sokak köpeklerinden kurtarır ama bu sırada ortalık karışır. Bir sosis satıcısı daha bulur ve orada para vermeden hem kendini hem de köpeğini doyurur. Bir kulübe girmek isteyen Charlie, oraya köpek ile giremeyeceğinden Scrabs’i pantolonunun içine saklar. Buradaki utangaç şarkıcı şarkıcı Edna ile tanışır. Ama tabii ki bu kulüpten de atılacaktır. Charlie, Edna’ya aşık olmuştur, onu oradan kurtarmak ister…

In 1979, amidst censorship and religious extremism, a revolutionary literature professor in Tehran gathers seven of her most dedicated female students to immerse themselves in banned literary classics.

Bir yönetmen olan Behzad, film çekimleri için İran’da bir kırsala gelir. Bölgenin yaşlılarından biri ölüm döşeğindedir. Onun yanında gece nöbetine kalacaktır. Bu vesile ile film, kendisinin yerel topluluğa uyum sağlamak için harcadığı çabayı ve bunun sonucunda da kendi davranışlarını nasıl değiştirdiğini anlatır. Bu sırada bölgede telefonu çekmediği için çalan telefonlara cevap veremez. Sonunda Behzad, bir tepeye doğru yol alır. Bu tepede de bir adam hazine aramaktadır. Behzad hazine için çukur kazan adamla iletişim kurmak istemesine karşın adam çukurdan çıkmaz.

Canı sıkkın ve hüsrana uğramış Penny’nin, iş kaçkını bir taksi şöförü olan kocası Phil’e duyduğu aşk tükenmiştir. Phil yumuşak, filozof ruhlu bir adamdır, Penny ise bir süpermarkette kasiyer olarak çalışmaktadır. Kızları Rachel bir huzurevinde temizlik yapar, aşırı kilolu oğulları Rory ise işsiz ve saldırgandır. Phil ve Penny’nin hayatında neşe ve keyif kalmamıştır; ama beklenmedik bir trajedi gerçekleşince yakınlaşırlar, aşklarını yeniden keşfederler. Aynı Londra varoşunda yaşayan ve sorunlu ailenin hayatının bir parçası haline gelmiş komşuların çoğu, kendilerini onların duygusal yolculuğuna katılmış bulur.

16 yaşındaki Lilya, eski Sovyetler Birliği’nde varoşlarda yaşamaktadır. Annesi tarafından terkedilen genç kız, kendisine baskı uygulayan teyzesinin yanında kalmaktadır. Çıkış yolunu ise arkadaşlarıyla vakit geçirmekte bulur. Andrei'ye aşık olup onun peşinden İsveç’e gitmeye karar verir. Eski iğrenç yaşamından kurtulup cennet ülkede yeni bir sayfa açmayı planlamaktadır. Fakat, yaşam onu bir seks köleliğine doğru itecek ve hayatın her yerde aynı olduğunu kavramasını sağlayacaktır.

Çeşitli mesleklerden maceracıların, bir milyon dolarlık ödül için katıldıkları amansız yarış...

Bir inç boyunda sevimli bir deniz kabuğu Marcel, büyükannesi Connie ve evcil tüy birikintisi Alan ile renkli bir varoluş sürdürmektedir. Bir zamanlar büyük bir kabuk topluluğunun parçasıyken, şimdi gizemli bir trajedinin tek kurtulanları olarak yalnız yaşarlar. Ancak bir belgesel yapımcısı Airbnb'sinin dağınıklığı arasında onları keşfettiğinde, internette yayımladığı kısa film Marcel'e milyonlarca tutkulu hayranın yanı sıra eşi görülmemiş tehlikeler ve uzun süredir kayıp olan ailesini bulmak için yeni bir umut getirir.

Bloody Sunday filminin yönetmeni Paul Greengrass 11 Eylül saldırısının 5.yılında, o gün kaçırılan dört uçakta gerçekleştiğini düşündüğü olayları ve başkalarının hayatlarını kurtarmak için kendi hayatlarını feda eden yolcuların hikayelerini kuramsal olarak anlatıyor. Eş zamanlı biçimde anlatılıp gerçek hayatta bu travmayı yaşamış kişiler hakkında detaylı bir eğitimden geçirilen tanınmamış bir oyuncu kadrosu tarafından hayata geçirilen United 93 bu havada yaşanmış trajediyi yerdeki kişilerin gözünden yeniden kurmaya çalışyor, kule görevlileri, yolcular ve yolcuların sevdikleri insanların kaderini gergin bir biçimde bekleyen ailelerinin gözünden. Korkmuş yolcular ve kabin görevlileri altlarında şimdiye kadar gerçekleşen tarihi olaylardan haberdar olurlarken, gerçek hayatta yaşanan olayların yeninden yaratılması olan bu 90 dakika içerisinde rasgele bir araya gelmiş bu yabancılar kaderlerinin farkına varır ve düşünmedikleri bir tehdite karşı güçlerini birleştirirler.


Oyunbozan bir film yapımcısı, 14 yaşındaki Jason Shepherd'm okulda yazdığı bir kağıdı çaldığında bu durum büyük bir felakete dönüşür. Jason ve en iyi arkadaşı için yapılacak tek bir şey kalmıştır. O da Los Angeles'a uçmak ve gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamaktır. Artık o büyük an gelmiştir. Ödeşme zamanıdır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir