
Jeffrey Nordling
Tom Burnett

Bloody Sunday filminin yönetmeni Paul Greengrass 11 Eylül saldırısının 5.yılında, o gün kaçırılan dört uçakta gerçekleştiğini düşündüğü olayları ve başkalarının hayatlarını kurtarmak için kendi hayatlarını feda eden yolcuların hikayelerini kuramsal olarak anlatıyor. Eş zamanlı biçimde anlatılıp gerçek hayatta bu travmayı yaşamış kişiler hakkında detaylı bir eğitimden geçirilen tanınmamış bir oyuncu kadrosu tarafından hayata geçirilen United 93 bu havada yaşanmış trajediyi yerdeki kişilerin gözünden yeniden kurmaya çalışyor, kule görevlileri, yolcular ve yolcuların sevdikleri insanların kaderini gergin bir biçimde bekleyen ailelerinin gözünden. Korkmuş yolcular ve kabin görevlileri altlarında şimdiye kadar gerçekleşen tarihi olaylardan haberdar olurlarken, gerçek hayatta yaşanan olayların yeninden yaratılması olan bu 90 dakika içerisinde rasgele bir araya gelmiş bu yabancılar kaderlerinin farkına varır ve düşünmedikleri bir tehdite karşı güçlerini birleştirirler.

Jeffrey Nordling
Tom Burnett

Brennan Elliott
Todd Beamer

Kendall Cross
Deena Burnett

Ty Olsson
Mark Bingham

Monnae Michaell
Lisa Jefferson

Asim Wali
Ahmed Alnami

Anthony Harrison
Small Plane Pilot

Laura Mennell
Elizabeth Wainio

Dominic Rains
Ziad Jarrah

Eric Keenleyside
Stoddard

Meghan Heffern
Nicole Miller (uncredited)
Biski Gugushe
LeRoy Homer Jr.
Wanda Cannon
Debbie Welsh

Aaron Pearl
Boston Controller
Greig Thorlacius
Lou Nacke

Bob Barnes emekliliği yaklaşmış, görev başındaki son günlerini masasında kahve içerek geçirmeyi planlayan tecrübeli bir CIA ajanıdır. Ancak kendisine yapılan bir teklif planlarını bozar. Prens Nasir suikastini düzenlerse terfi alarak emekli olma şansı yakalayacaktır.Nasir, İran Körfezi’ndeki doğalgaz ve petrol zengini bir ülkenin, tahta geçmesine kesin gözüyle bakılan karizmatik varisidir. Babasının politikalarından farklı tutumlar sergileyen genç prens, ülkesindeki doğalgaz çıkarma haklarını büyük bir Amerikan şirketinden alıp Çinlilere verince enerji piyasasında dengeler bozulur.Bryan Woodman piyasalarda yıldızı yükselen genç bir adamdır. Eşi ve çocuklarıyla katıldığı Prens Nasir’in davetindeki bir kazada küçük oğlunu kaybedince, durumu hafifletmek isteyen prensten beklenmedik bir iş teklifi alır.Trafik’le Oscar’a uzanan Stephen Gaghan’dan siyaset, güç ve bu çerçevede eriyip giden sıradan insanlar üzerine çarpıcı bir yapım.

Beklenmedik bir trafik kavgası sonucunda oğlu ağır yaralanan öfkeli bir baba, duygusal çalkantılar ve intikam hırsı nedeniyle karanlık bir yola sürüklenir.

Amerika'nın en uyduruk havayollarından birinde hava hostesi olan Jackie Brown'ın emekliliği giderek yaklaşmaktadır. Hostesimiz ayın sonunu getirebilmek için silah kaçakçısı Ordell için çalışmaktadır. Polis durumdan haberdardır. Ordell de polisin haberdar olduğundan ve dolayısıyla Jackie'nin hayatının bıçak sırtında olduğundan.Olaylar ortaya çıktığuında Jackie ve Ordell cephelerine yeni yardımcılar katılır ve herkes yarım milyon doların peşine düşer.Yönetmen Tarantino, hayranı olduğu, 70'li yılların kült zenci dizisi "Foxy Brown"ın kadın oyuncusu Palm Grier'e Jackie Brown rolünü vererek tam onikiden vuruyor.

Amerikan tarihindeki önemli olaylardan birine güncel bir bakış açısı getiren Demir Çeneli Melekler, Amerikan kadınlarına oy hakkı kazandırmak için hayatlarını riske atmaktan kaçınmayan ve Hilary Swank'ın canlandırdığı cesur, başarılı ve genç eylemci Alice Paul ve Frances O'Connor tarafından canlandırılan Lucy Burns'ün gerçek yaşam hikayelerini anlatıyor.

Henüz onyedi yaşında genç bir kadın olan Maria Alvarez, tüm akrabalarıyla birlikte yaşayıp gitmekte olduğu küçük Kolombiya kasabasındaki bu hayatı oldukça ağır mesailerle çalıştığı bir çiçekçide geçmektedir. En büyük hayali haline gelen bu kasabadan kaçıp gitme şansı ise tehlikeli bir uyuşturucu çetesinden gelen teklifle gerçeğe dönmek üzeredir. Maria, midesinde taşıdığı uyuşturucu dolu paketlerle kuryelik yaparak Amerika'ya gidecek ve sonrasında burada istediği hayata kavuşacaktır. Yola çıktığında karşılaştığı şeyin ise kendisine vaat edilen yolculukla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Gösterime girdiği yıl Sundance ve Berlin film festivallerinde övgüyle karşılanan ve çeşitli ödüllere layık görülen filmin Yabancı Dilde En İyi Film Oscar'ına da aday gösterilmişti.

Eski bir New York Times muhabiri olan David ve garip yeni komşusu Robert kazara bisikletiyle bir kıza çarptığında kabus gibi bir akşam yaşanır. Vızıldayan ve kafası karışan David, Robert'ın kariyerini korumak için onu olay yerinden kaçmaya ve kızı ölüme terk etmeye ikna etmesine izin verir. Robert pişmanlık duymuyor ve dostluk adına sırrı korumak için ağza alınmayacak şeyler yapıyor. Artık polis vur-kaç katilinin peşine düştüğü için, David'in yerel gazetesi onu ölen kızın kız kardeşi Vanessa ile tanıştığı hikayeyi aktarması için gönderdiğinde işler kontrolden çıkmaya başlar. Koşullara ve kız kardeşinin katilini bulma konusundaki derin arzusuna rağmen, ikisi hemen romantik bir bağ kurar, bu da David'i şaşırtır ve peşini bırakmaz, Robert'ı yeni arkadaşını kendine saklamak için acımasız adımlar atmaya iter.

1972 Münih olimpiyatlar'ında 11 İsaril'li atlete yönelik inanılmaz katliamın perde arkasını anlatan filmde, İsrail Gizli Servisi Mossad üyelerinden oluşan bir grup, bu işe karıştıklarını düşündükleri Filistinli suikast komandolarını öldürmekle görevlendirilirler. Liderlerini izleyen İsrail'li grup bu operasyonu intikam almak adına yapmaktadır. Ama zamanla kendileri de bir hedef haline geleceklerdir.


With her husband away at work, and her son at school, Laura dreams of a home-renovation project to supplant her restless days. Elliott, her irresistibly hot private contractor, soon fulfills her more forbidden dreams.

New York’lu kuzenler Vincent ve Anton büyük paralarla oynanan ve kazanmanın milisaniyelerle ölçüldüğü Yüksek Frekanslı Alım Satım oyununu oynamaktadır. Milyoner olma hayali kuran kuzenler Kansas’tan doğruca New Jersey’e uzanan bir fiber optik kablo döşemek isterler. Ancak hiçbir şey bu ikili için kolay olmayacaktır. Ekibin beyni Anton, üçkağıtçısı ise Vincent’tır. Kuzenler bu Don Kişotvari maceralarında birbirlerini ve etraflarındaki herkesi kırılma noktalarına getirirler. Güçlü, zehirleyici ve kendi çıkarları için başkalarını kullanan bir tacir olan eski patronları Eva Torres ise sürekli enselerinde bitmekte ve onları kendi oyunlarında yenmek için elinden geleni ardına koymamaktadır.

Berlin'den Paris'e uçan bir uçağı teröristler ele geçirmeye çalışınca, tatlı dilli, genç Amerikan yardımcı pilot, uçağı kaçıranlardan biriyle sürpriz bir bağ kurarken, yolcuların ve mürettebatın hayatını kurtarmak için mücadele verir.


Halka, Halka 2 ve Karanlık Sular gibi korku şaheserlerinin yönetmeni Hideo Nakata, bu kez sanal dünyanın korkularına ve endişelerine dair, interneti canlı, yaşayan bir mekânlar dizisi olarak hayal eden bir psikolojik gerilimle beyazperdeye geliyor.Steve McQueen’in Açlık filminin de senaryosunu yazan Enda Walsh’ın bir oyunundan uyarlanan Chatroom, karizmatik William’ın açtığı bir sohbet odasında buluşan bir grup genci izliyor. Nowhere Boy filminde John Lennon’ı canlandıran Aaron Johnson’ın oynadığı William arkadaşça, yardımsever yaklaşımıyla saf gençleri kandırır. Kendi felaketine doğru ilerlerken, gerçek dünyadaki insanlara tahammülü yoktur William’ın. Yeni kurbanları Jim, Eva, Emily ve Mo, sanaldan gelen gerçek bir tehditle karşı karşıyadır.

Paul Greengrass'ın yönetmenliğini üstlendiği 'United 93'te, Amerikan topraklarında bugüne kadar gerçekleştirilmiş en büyük terörist saldırının yaşandığı 11 Eylül 2001 günü kaçırılan dördüncü uçak olan United Airlines havacılık şirketinin 93 sefer sayılı uçağında yolcuların, mürettebatın ve uçuş kontrolörlerinin yaşadığı korku ve dehşet ortamının öyküsü anlatılır.

Londra merkezli ordu istihbarat komutanı albay Katherine Powell, bir grup tehlikeli teröristi Nairobi, Kenya'daki karargahlarından canlı ele geçirebilmek için çok gizli bir operasyonu uzaktan komuta etmektedir. Görev, Powell teröristlerin bir intihar saldırısı planladıklarını anladığı anda "ele geçirme" değil "öldürme" operasyonuna dönüşür. Nevada'daki merkezden Amerikan insansız hava aracını kontrol eden pilot üsteğmen Steve Watts, karargahın yakınına 9 yaşında bir çocuğun geldiğini görünce hedefi vuramaz ve havada seyir etmeye devam eder. Saniyeler hızla akarken, bu imkansız karar, politikacıların ve avukatların ellerine kalır.

Witek, Varşova'ya giden trenin arkasından koşmaktadır. Film, bu koşunun 3 farklı olasılıkla sonuçlanmasının ardından Witek'in hayatının geri kalan kısmının nasıl gelişeceği üzerine varsayımları anlatır.İlki; trene yetişir ve orada dürüst bir komünist ile tanışır. Bundan sonra Parti'nin aktif bir üyesi haline gelir. İkincisi; trene yetişmek için koşarken istasyon görevlilerinden birine çarpar ve çıkan arbede sonucunda tutuklanır. Cezasını çekmek üzere çalışmak üzere gönderildiği parkta, kendisi gibi cezalandırılmış olan karşı görüşlü biriyle tanışır. Böylece karşı tarafın bir üyesi haline gelir.Üçüncüsü; treni kaçırır ve kimse ile tartışmadan yoluna gidecek iken okuldan bir kız ile tanışır. İleride bu kız ile evlenip, okulunu bitirip, bir doktor olarak huzurlu ve apolitik bir hayat sürmeye başlar.

Şövalye ruhlu mahkum Sam Gillen(J.C.Van Damme)'in de bulunduğu tutukluları taşıyan bir konvoy saldırıya uğrar. Saldırıyı düzenleyen Sam'in ortağı ölürken Sam kaçmayı başarır. Sam ise oğlu Mookie ve kızı Bree ile birlikte yaşayan dul Clyde(Rosanna Arquette)'ın yanına sığınır. Clyde ve çocuklar Sam'in kimliğini bilmezler. Sam aileyi, topraklarını ele geçirmek için canice yöntemlere başvurmaktan çekinmeyen toprak ağası Franklin Hale(Joss Ackland) ve adamlarından korumak üzere kolları sıvar...

George Bush'un 2003'te Irak'ı işgal etmeyi planlayan bir grup gazeteci, başkanların Saddam Hüseyin'in "kitle imha silahları" olduğunu iddia etmelerine şüpheyle bakıyor.

Martijn, iyi beslenemeyen çocuklara yemek sağlayan bir programa katılmak üzere Fas'a gider ve burada teröristlerce kaçırılır.İdealist bir Hollandalı olan Martjin teröristler tarafından kaçırılınca gerilim dolu, sürükleyici bir hikaye başlar. Kendisini kaçıran kişiyle silah zoruyla satranç oynamak zorunda kalan Martijn teröristin amacını öğrenmeye çalışırken sorduğu soruların karşılığını parmaklarıyla ödeyecektir.

Will Gerard (Nicolas Cage) kendini gerçekleştirmiş bir Amerikan rüyası gibidir. Mesleğini çok seven Will okulunda oldukça başarılı bir İngilizce öğretmenidir. Mutlu bir evlilik süürdürdüğü güzel eşi Laura (January Jones) ise saygın bir müzisyendir. Yaşamları konserler, mangal partileri hatta satranç turnuvalarıyla geçmektedir. Fakat bu mutluluk tablosu bir gece yaşadıkları korkunç bir olay sonrası yerle bir olur. Laura prova çıkışı cinsel saldırıya uğrar ve çok ağır yaralanır. Hastane içinde eşi için koştururken Will’in yanına hoş görünümlü bir adam (Guy Pearce) yaklaşır. Adam sistem olağan işleyişini ve mahkemelerde yıpranmak yerine kendi adaletini sağlaması için Will'e yardım edebileceğini söyler. Çok kısa sürede karar veren Will teklifi kabul eder ve kendisini yasa dışı yollarla düzeni sağlamaya çalışan bir yeraltı örgütünün içinde buluverir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir