Eben Britton
Self - Former NFL Player (as Eben)

Eben Britton
Self - Former NFL Player (as Eben)
Dr. Wendy Brown
Self - Political Theorist, UC Berkeley
Ariana
Self - College Sophomore
Delaney
Self - College Junior
Jasper Holt-Teza
Self - College Senior (as Jasper)
Leigh
Self - College Senior
Anjan Chatterjee
Self - Chair of Neurology, University of Pennsylvania
Alan Schwarz
Self - Journalist, Author - ADHD Nation
Nicholas Rasmussen
Self - Author, On Speed
Nathanael
Self - Software Engineer
Sheila Britt
Self - Eben's Wife (as Brit)
Martha Farah
Self - Cognitive Neuroscientist, University of Pennsylvania
Carl Hart
Self - Chair of Psychology, Columbia University
Lawrence Diller
Self - Pediatrician, Author - Running on Ritalin
Steve Hinshaw
Self - Psychologist, Author - The ADHD Explosion

1936 Olimpiyat oyunlarının Berlin'de yapılması kararı alındıktan sonra, Almanya'daki Olimpiyat Komitesi oyunların perdeye aktarılacağı bir belgesel yapılması kararı alır. Yönetmen Leni Riefenstahl'ın yönetimindeki ekip, Olimpiyatlar süresince yarışmaları ve atletleri kameraya alır. Nazi yönetimi döneminde yapılan filmlerden biri olan belgesel, teknik alanda, özellikle de yakın çekim planlar anlamında önem atfedilen belgesellerden biri.

Berlin Olimpiyatları üzerine uzun metrajlı bir film yaratması için 1936 Olimpiyat Komitesi tarafından görevlendirildikten sonra Riefenstahl, hareket halindeki vücutların şiirselliği ile koşu yarışındaki atletlerin yakın plan çekimlerini birleştirerekinsan vücudunu öven bir belgesel çekmiştir. Yapım genç erkek bedenini göklere cikarmakta ve, bazılarına göre, atletik hünere yönelik Nazi bakış açısını ifade etmektedir. Riefenstahl, çim hokeyi, futbol, bisiklete binme, binicilik, su sporları ve jimnastik sporları yarışları sırasındaki atletlerin erdemlerini sunmaktadır. Hatırda kalıcı sahneler Amerikan Glenn Morris tarafından kazanılmış Pentatlon ve Dekatlon’dur. Film oyunların kapanış coşkusuyla sona erer.

Belgesel niteliğindeki film, ABD’de siyahi vatandaşların kanun önündeki pozisyonlarına ve hapishane koşullarına dikkat çekiyor. Son zamanlarda medyaya da sıkça yansıyan, Amerika’daki polislerin siyahilere karşı olan orantısız şiddet olayları tüm ülkede ve dünya çapında büyük tepki görmüştü. Hüküm giymiş mahkumların güçlü bir oranının siyahilerden oluştuğunu da belirten yönetmen bunun yalnızca suçla değil aynı zamanda Amerika’nın yargı sistemiyle de ilgisine dikkat çekiyor.

Amatör bir bisikletçi olan yönetmen Bryan Fogel, sporda yasa dışı dopingin etkilerini araştırmaya başladığında yolu ülkesinin “anti doping” programının başında ki Rus bilim adamı Dr. Grigory Rodchenkov ile kesişir. Bryan Fogel, Dr. Grigory Rodchenkov’un yardımı ile kendi üzerinde yapacağı deneylerle sporda doping kullanımı gerçeğini ortaya çıkarmaya çalışırken kendini bir anda dünyanın en büyük doping skandalının ortasında bulur.

Los Angeleslı sanatçılar Polonyalı unutulmuş heykeltıraş Stanislav Szukalski'nin eserlerini keşfeder. Bu çılgın dâhinin şaşırtıcı gerçek öyküsü ise adım adım açığa çıkar.

Film, 2010 yılında hayata veda eden ünlü İngiliz tasarımcı Lee Alexander McQueen’in efsanevi dünyasını anlatıyor. Tasarımcının çocukluk ve ilk gençlik yıllarını sarsıcı bir atmosferle aktaran belgesel, McQueen’in efsanevi şovlarının arkasındaki çarpıcı gerçeklere de odaklanıyor. 27 yaşında Givenchy‘nin başına geçen tasarımcının ikonik tarzı, onu endüstrinin gotik yüzü hâline getirirken; belgesel McQueen’i tanımak için de ideal bir ortam yaratıyor.

Destn (Tom Sullivan) şöhretin eşiğinde bir rock grubunun lideridir. Şimdiye kadar müzik kariyerlerini kokain kaçakçılığı ile sürdürüyorlardı. Müzisyenler ve onların menajeri Raf (Jack Palance) organize suç ile ilişkilerini kesmek, uyuşturucuyu geride bırakıp sadece müziğe konsantre olmayı isterler. Ancak mafya için son bir iş yapmaya zorlanırlar.

Ekonomik durgunluk sırasında ortaya çıkan ucuz bir uyuşturucu ırkçılık kokan ahlaki bir paniği tetikler. Taş kokainin 1980'lerdeki geçmişini keşfe çıkın.

90’lı yılların en çok konuşulan isimlerinden biri olan Kurt Cobain, genç yaştaki ölümüyle ardında büyük tartışmalar bırakmıştı. Şimdi aradan geçen yılların ardından Montage of Heck, Cobain’in hayatına hiç olmadığı kadar detaylı bir bakış atıyor.

Dizinin kamera arkasına bir bakış sunan bu yapımla, oyuncu seçimlerinden Jaskier'in dile dolanan şarkısına kadar "The Witcher"ın olağanüstü dünyasına seyahat edin.

This documentary follows three women — a fire chief, a judge, and a street missionary — as they battle West Virginia's devastating opioid epidemic.

Experience the iconic rock band's legacy in the first major documentary to tell their story. Directed with the era’s avant-garde spirit by Todd Haynes, this kaleidoscopic oral history combines exclusive interviews with dazzling archival footage.

An exploration of the heavy metal scene in Los Angeles, with particular emphasis on glam metal. It features concert footage and interviews of legendary heavy metal and hard rock bands and artists such as Aerosmith, Alice Cooper, Kiss, Megadeth, Motörhead, Ozzy Osbourne and W.A.S.P..

Jennifer Lopez'in bir ikon olmasını sağlayan azim ve kararlılığını gözler önüne seriyor. Jennifer Lopez'in hayatının ikinci yarısını simgeleyen film, Latin kökenli bir kadın, anne ve sanatçı olarak, Jennifer Lopez'in hayatına derinlemesine bir bakış sunuyor.

Filmde ünlü sanatçı Whitney Houston'ın olağan dışı hayatı ve trajik ölümü anlatıyor.

Jordan Belfort 24 yaşında genç ve hırslı bir adamdır. Para kazanma arzusuyla Wall Street borsasında önce komisyoncu ve ardından Stratton Oakmont adında bir yatırımcı firmasında zengin olmak için her şeyi yapmaya hazır bir CEO olur. 90’ların en hızlı günleridir ve New York işlem salonunda her şey olabilmektedir. Önemsiz tahvillerle birçok yatırımcıyı aldatarak Belfort kısa zamanda bir para makinasına ve aynı zamanda bir harcama makinasına dönüşür. Bir günde hesapları milyon dolarlarla doldururken o gece hepsini aynı hızda harcayabilir. Profesyonel hayatının yanı sıra uyuşturucu, fahişeler, son derece pahalı lüks fantezilerle dolu kirli bir oyunun içindedir. Bu karakterin hayatındaki her şey abartılı bir şekilde devam ederken çöküş ise çok uzakta değildir.

Şrek, oldukça korkutucu bir görünüme sahip, devasa, yeşil bir troldür. Yalnızlığın getirisiyle, hayatının geri kalanını beraber geçirebileceği, en az kendisi kadar çirkin bir yaratık bulmanın hevesindedir. Bir kahin, kehanetini açıklar. Şrek ile güzeller güzeli bir prenses olan Fiona arasında duygusal bir ilişki cereyan edecektir. Ancak Şrek ne kadar çirkinse Fiona bir o kadar güzeldir. Oldukça garip durumlar ve vaziyetler peyda olmak üzeredir.

1700'lerde geçen bu hikayede William Shakespeare ve eşi Agnes’in, oğulları Hamnet’i vebaya kaybeder. Şifacı Agnes, bu büyük acıyla başa çıkıp diğer çocuklarının yanında olmak için elinden geleni yapar.

Filmde arkadaşlarının düğününden iki gün önce bekârlığa veda partisi vermek için Las Vegas'a giden dört arkadaş, sarhoş oldukları parti gecesinin sabahında odalarında bir kaplan, tavuklar ve dolapta ağlayan altı aylık bir bebek ile uyanırlar. Ayrıca damat ortada yoktur. Bir gece öncesine dair hiçbirşey hatırlamayan üç arkadaş ip uclarını takip ederek işlerin nerede kontrolden çıktığını bulmak zorundadırlar. En önemlisi de damadı bularak zamanında Los Angeles'a düğününe yetiştirmeleri gerekmektedir.

Kırmızı filmi, annesinin sorumluluk sahibi minik kızı olmak ile ergenliğin karmaşası arasına kalan, kendine güvenen, 13 yaşındaki Mei Lee'yi bizlere tanıtıyor. Mei'nin baskıcı sayılabilecek kadar koruyucu annesi Ming, kızından asla uzaklaşmak istemez ki bu durum bir ergen için çok talihsizdir. İlgi alanlarındaki, ilişkilerindeki ve vücudundaki değişiklikler yetmezmiş gibi bir de ne zaman heyecanlansa (ki bu neredeyse her zaman olur) "puf" diye dev bir kırmızı pandaya dönüşür.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir