
Karen-Lise Mynster
Sofie

Liv Ulmann's directorial debut also had her co-authoring the screenplay (with poet Peter Poulsen) as based on a Henri Nathansen's 1932 novel about an affluent late 19th century Jewish merchant family in Copenhagen. Ulmann focuses on strong-willed daughter Sofie's progress through life: a love affair with a gentile painter, an arranged marriage , childbirth and ever more fateful challenges.

Karen-Lise Mynster
Sofie

Ghita Nørby
Frederikke

Erland Josephson
Sofie's Father

Jesper Christensen
Hojby

Torben Zeller
Jonas

Henning Moritzen
Frederick Philipson

Stig Hoffmeyer
Gottlieb

Kirsten Rolffes
Jonas' Mother
Lotte Hermann
Aunt Pulle

Elin Reimer

Elna Brodthagen

Kasper Barfoed
Jacob Allon
David Naym
Jonas Oddermose

Bir aile: Meryem ve Yusuf. Bir Çocuk: Tanrı tarafından müjdelenen, Tanrıdan gelen Hz. İsa. İnsanlık tarihini değiştirecek bir yolculuk. Karanlık bir dönemin parlayan umut ışığı. İnsanlığa ışık tutan umut veren ve yeni bir dönemin açılmasının habercisi bir doğum. Karanlıkların aydınlığa kavuşması verilen büyük mücadele. Aşkın, ihanetin, hırs ve öfkenin çatıştığı, karanlıkların aydınlığa kavuşması için verilen büyük mücadele. Aşkın, sevginin, hırs ve öfke ile çatıştığı ibret verici bir öykü.


When Tragedy Strikes three Families, their Destiny forces them on a coverging path and mercy as the challenges of their fate could also resurrect their beliefs

Parası, işi ve geleceğe dair hiçbir umudu olmayan Erin Brockovich, çok zor bir durumdadır. Hiç suçu olmadığı bir araba kazasına karışan Erin, bir anda kendisini daha da kötü olayların içinde bulur. Hiçbir seçeneği kalmayan Erin, avukatı Ed Masry'nin hukuk bürosunda çalışmak için onu ikna eder. Burada çalışırken gayrimenkul dosyalarındaki bazı tıbbi kayıtlara rastlar. Kafası karışan Erin, aradaki bağlantıyı sorgulamaya başlar. Bu konuyu araştırmak için Ed'i ikna eden Erin, yöre halkının kullandığı suyun kirli olduğunu, bu gerçeğin onlardan saklandığını ve bu sebeple orada yaşayan insanların birtakım ciddi hastalıklara yakalandıklarını öğrenir.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Alone in her empty flat, from her window Anne observes the people passing by who nervously snatch up the personal belongings and pieces of furniture she has put out on the pavement. Her final gesture of taking a ring off her finger signals she is leaving her previous life in Holland behind. She goes to Ireland, where she chooses to lead a solitary, wandering existence, striding through the austere landscapes of Connemara. During her travels, she discovers a house that is home to a hermit, Martin.

A woman embarks on a journey alone across the United States after fleeing from her violent husband.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.


Paris, 1835. Çapkın ve ahlaksız Ryno de Marigny’nin, saf ve temiz aristokrat kızı Hermengarde ile gerçekleşecek evliliği herkesin dilindedir. Ancak iki sevgilinin aşkını görmezden gelerek dedikodu yapanlar, genç adamın zaafını bilmektedirler. Nitekim de Marigny, ateşli bir İspanyol fahişesi olan Vellini ile 10 sene süren tutkulu bir aşk yaşamıştır ve onun nefesini hala ensesinde hissetmektedir. Bu mahremiyet, gizem ve aldatma girdabından sadece bir çift kurtulacaktır...

Fransa kırsalında tatil yapan zengin bir Alman ailenin yolu uğursuz niyetleri olan genç bir otel çalışanıyla kesişir.

At the behest of an old and dear friend, playwright Lillian Hellman undertakes a dangerous mission to smuggle funds into Nazi Germany.

While investigating the global phenomenon of caste and its dark influence on society, a journalist faces unfathomable personal loss and uncovers the beauty of human resilience.

Liberty Wallace (Linda Fiorentino) silah satıcılığında çalışmaktadır.Kocası Victor(Oliver Platt) ile çoğu silah alış verişi yapar ve satarlar.Babasının şirketi kötüye gitdiğinden dolayı,Victora kendisini aşık ettirmeye çalışmışdır,kendisi Victoru sevmesede yinede şirketi kurtarıcağını düşündüğü için evlenir.Kendisi bir tiyatro aktörü olan Russelle(Martin Cummins) aşıkdır ve gizlice görüşmektedir.Bir gün Russel Liberty ile konuşurken kafasına silah dayanır ve kendisini bir bomba bağlanır.Bu bomba eğer ya Russell haraket ederse patlayacaktır yada 90 dakika sonra.

1700'lerde geçen bu hikayede William Shakespeare ve eşi Agnes’in, oğulları Hamnet’i vebaya kaybeder. Şifacı Agnes, bu büyük acıyla başa çıkıp diğer çocuklarının yanında olmak için elinden geleni yapar.

Sevilen romandan uyarlanan Son Gün Doğumu, kronik hastalığı olan üniversite öğrencisi Ry'ın, annesiyle Mallorca'ya yaptığı yaz tatilini konu alıyor. Ry, beklenmedik bir şekilde Julián'a âşık olup anı yaşamaya başlasa da kötüleşen durumu ve uzun süredir saklanan aile sırları, yaz bitmeden her şeyi altüst edebilecek bir tehdit oluşturur.

Carrie White okulda akranları tarafından sürekli dışlanan, evde ise dindar annesi tarafından sürekli dövülen yalnız ve tuhaf bir kızdır. Ancak Carrie’nin bir sırrı vardır: Telekinezi gücüne sahiptir. Sınıf arkadaşları mezuniyet gecesinde Carrie’ye eşek şakası yapmaya karar verirler. Ancak bunun karşılığında ölümcül bir ders alacaklardır. Çünkü ateşle oynarsanız yanarsınız.

Rumulus dahi zenci bir piyanist iken Stuyvesant adlı biri tarafından gözlendiği saplantısı ile paranoyak olmuş ve bir parktaki mağaranın içine yerleşmiştir.. Evsiz denmesine kızmaktadır zira evi mağarasıdır.. Bu arada mağarasının önündeki ağacın üstünde bir ceset bulur ve katilleri aramaya baslar..
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir