
Sandra Bullock
Linda Hanson

Linda çok güzel bir evde iki çocuğu ve onu seven kocasıyla yaşamaktadır. Mükemmel hayatı, bir gün kocasının trafik kazasında öldüğü haberiyle sarsılır. Ertesi sabah uyanıp kocasını yanında sağlıklı bir şekilde bulduğunda, yaşadıklarının bir rüya olduğunu düşünür. Kısa bir süre sonra aslında gördüklerinin rüya olmadığını anlar. Ailesini kurtarmak için zamana ve kadere karşı gözü dönmüş bir halde yarışır.

Sandra Bullock
Linda Hanson

Julian McMahon
Jim Hanson

Courtney Taylor Burness
Bridgette Hanson
Shyann McClure
Megan Hanson

Nia Long
Annie

Kate Nelligan
Joanne

Amber Valletta
Claire

Laurel Whitsett
School Aide

Marc Macaulay
Sheriff Reilly

Ritchie Montgomery
Funeral Attendant

Irene Ziegler
Mrs. Quinn

Phillip DeVona
Funeral Attendant

Peter Stormare
Dr. Roth

Jason Douglas
Emergency Room Doctor
Kristin Ketterer
Receptionist

Fotoğrafçı L. B. “Jeff” Jeffries, geçirdiği kaza sonucunda bacağını kırar. New York’taki apartman dairesinde zorunlu tatili sırasında arka penceresinden komşularını dürbünle seyrederek zaman geçirmektedir. Jeff, yine bir seyri sırasında komşusunun, karısını öldürdüğünden şüphelenir. Olayı araştırmaları için fotomodel sevgilisi Lisa Carol Fremont ve hasta bakıcısı Stella’dan yardım ister.

Hafızası ile ilgili sorunlar yaşayan yaşlı Zev’in acıklı hikayesini anlatan film bir dramı temel alıyor. Zev, 70 yıl önce Amerika’da sahte bir kimlikle yaşayan Nazi bekçisinin, ailesini katlettiğini keşfediyor. Tüm zorluklara rağmen Zev, bakım evindeki yaşlı arkadaşı Max’in de yardımıyla çok gecikmiş olan adaletin sağlanmasını görev ediniyor. Bu olayları ise şaşırtıcı tesadüflerle dolu kıtalararası bir yolculuk takip ediyor. Zira Zev bu süreçte en büyük düşmanının kendi hasarlı hafızası olduğunu öğreniyor.

1930'lu yıllarda İstanbul ve Paris arasında sefer yapan ünlü Şark Ekspresi' nde bir cinayet işlenir.Amerikalı bir milyoner trende ölü bulunur.Trende çok sayıda yolcu arasında ünlü Belçikalı dedektif Hercule Poirot' da bulunur.Trenin kara saplanıp durması, Poirot' ya yerel yetkililer duruma el koymadan önce cinayeti çözmesi için birkaç saat zaman verecektir.Türkiye' de bazı televizyon kanallarında Doğu Ekspresi'nde Cinayet adı ile de gösterilmiştir...

Charles Dobbs is a British secret agent investigating the apparent suicide of Foreign Office official Samuel Fennan. Dobbs suspects that Fennan's wife, Elsa, a survivor of a Nazi Germany extermination camp, might have some clues, but other officials want Dobbs to drop the case. So Dobbs hires a retiring inspector, Mendel, to quietly make inquiries. Dobbs isn't at all sure as there are a number of anomalies that simply can't be explained away. Dobbs is also having trouble at home with his errant wife, whom he very much loves, having frequent affairs. He's also pleased to see an old friend, Dieter Frey, who he recruited after the war. With the assistance of a colleague and a retired policeman, Dobbs tries to piece together just who is the spy and who in fact assassinated Fennan.

Rumulus dahi zenci bir piyanist iken Stuyvesant adlı biri tarafından gözlendiği saplantısı ile paranoyak olmuş ve bir parktaki mağaranın içine yerleşmiştir.. Evsiz denmesine kızmaktadır zira evi mağarasıdır.. Bu arada mağarasının önündeki ağacın üstünde bir ceset bulur ve katilleri aramaya baslar..

Tüyler ürpertici atmosferi ve güçlü oyuncu kadrosuyla Don’t Look Back, psikolojik gerilim türünün bildik öğelerini alışılmadık biçimlerde ve yine kadın ekseninde kullanırken yönetmen Marina de Van’ın önceki filmi Dans ma peau / Derimin Altında’yı hatırlatıyor. Başrollerini Monica Bellucci ve Sophie Marceau’nun paylaştığı filmde, bir yazar olan Jeanne, bir fotoğrafın izinde İtalya’ya gider, burada bir kadının peşine düşer ve bu kadına dönüştüğünü fark eder.Dönüşüm, Cannes Film Festivali resmi seçkisinde yer aldı.

İngiltere'ye yeni dönen bir kadın, daha ilk günün arifesinde küçük kızını kaybeder. arama tarama çalışmaları fayda vermeyince olaya polis de dahil olur. ancak sorun şudur ki kimse kadının yanında bir kız çocuğu görmemiştir. böylece insanların aklında yavaş yavaş böyle bir kız çocuğu gerçekten var mıydı şüphesi uyanmaya başlar... Hem Otto Preminger hem de eleştirmenler tarafından önemsiz bir film olarak kabul edilmiştir. Ama bir kült klasiği olmayı başarmıştır.

Violet tecavüze uğrar ve ikiz çocukları olur. Bu çocukları yıllarca herkesten saklar. Hastalanır, vücudunun bir tarafı felç olduğu halde yine de çocuklarını kimseye göstermez. İkizlerin biri on yaşında ölünce Nell'i (Jodie Foster) ormanda saklar. Ancak Violet de ölünce Nell'i bulurlar. Doktorlar onu akıl hastanesine kapatmak isterler çünkü Nell dünyayı bilmemekte ve kendine has bir dille konuşmaktadır. Konuştuğu dili kimse anlamaz. İki doktor da mahkemeden üç ay isterler. Üç ay zarfında Nell'i insanlara alıştıramazlarsa hakimin kararına uyacaklardır.

Flannan Deniz Feneri Gizemi olarak bilinen 115 yıllık efsaneden beyaz perdeye uyarlanan film, hala bir açıklaması bulunmayan bu çıkmaza kurgusal ancak ürkütücü bir çözüm öneriyor. Üç işçi, İskoçya kıyılarından uzakta ıssız bir adasında çalışmaya gider. İşçiler, 6 hafta boyunca deniz fenerinde bekçilik yapmakla görevlidir. Bekçiler adaya yerleştikten kısa bir süre sonra sessiz ve rutin yaşantılarına alışırlar. Ancak beklenmedik bir durum üçünün de hayatının değişmesine neden olur. Adanın kıyısına parçalanmış bir tekne vurur.

Tamkang Lisesi'nde müzik öğretmeni olan babası Chin (Antony Wong) ile birlikte yaşamaktadır. İkisi de müzik ve piyano da son derece iyidir. Tamkang Lisesi'nin ilk gününde, Lun kampüste sınıf arkadaşı ile yürürken gizemli bir piyano sesi dikkatini çeker. Müziği takip ettiğinde ise burda kız için ethereal (uhrevi, ruh gibi, semavi) tanımı geçiyor. Eski müzik odasında piyano çalan kızı bulur. Piyano çalan bu kız, Yu (Guey Lun-Mei), Lun'un sınıf arkadaşlarından biridir. Her zaman okula geç kalmaktadır ve bu nedenle daima Lun'un yanındaki sıranın en arkasına oturmaktadır. İkisi, zamanla yakın arkadaş olurlar ve vakitlerinin çoğunu birlikte geçirmeye başlarlar. "Seni ilk gördüğüm gün çaldığın melodinin adı neydi" diye sordu Lun. "Bu benim sırrım" diye fısıldadı kulağına Yu.

Hayatının baharında, genç ve güzel yüzlü Cesar (Eduardo Noriega) fazlasıyla güvendiği yüzünün şeklini bir kazada kaybedince yıkılır. Bir gün bir partide Sofia (Penelope Cruz) ile tanışır ve ona tutkuyla bağlanır. Lineer bir kurgu yapısına sahip olmayan filmde bir süre sonra Cesar korkunç kabuslarıyla yüzleşecektir * Vanilla Sky bu filmden kopyalanarak yapıldı

Ramon Sampedro’nun yaşamı, 30 yıldır bir yatakta geçmektedir. Gençliğinde geçirdiği bir kazadan sonra hayatla tek ilişkisi deniz manzaralı penceresidir. Hayatına iki kadın girer: avukat Julia ve köylü kızı Rosa. Bu iki kadından biri, boynundan aşağısı felçli adama hayatın anlamını tattırır ve onun kurtuluşunu sağlar. Alejandro Amenabar’ın bu çalışması Venedik’te ikinciliği, başrol oyuncusu Javier Bardem’e de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.

Los Angeles polis departmanından iki dedektif, genç bir kızın cinayetini araştırmak üzere güneşin hiç batmadığı ıssız bir Alaska kasabasına gönderilir. Gün ışığı yüzünden şiddetli uykusuzluk çeken dedektif Will Dormer, ana şüpheli olan yerel bir yazarla vicdan sınırlarını zorlayan tehlikeli bir kedi-fare oyununa sürüklenir.

Chicago Memorial Hastanesinin acil servisinin şefi olan Dr. Joe Darrow, travma ve yaralanma vakalarında tanınmış bir uzmandır. Kendisi gibi bir doktor olan eşi Emily Venezüella’daki bir yardım görevi sırasında, dağda geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını yitirir. Onun bu göreve gitmesine baştan beri karşı çıkan Joe büyük bir buhran içine girer. Olayın üzerinden altı ay geçmesine rağmen Emily’nin cesedi bulunmaz. İçine girdiği buhran nedeniyle hastanedeki davranışları kötüye giden Joe’ya yöneticisi bir süre izin alıp kafasını dinlemesini önerir. Joe kendisini Emily’den kalan anılarla beraber tüm dünyadan izole eder. Bunlar arasında karısının simgesi olan yusufçuk böceği de vardır. Bir gece evde yanlız başınayken yusufçuk şeklideki broşlardan birisi sanki biri tarafından itilmişcesine masadan yere düşer. Joe gittikçe daha fazla halüsinasyonlar görmeye başlar.

A tough detective who is part of an elite New York City unit is trying to find out who killed his partner, but uncovers a plot to kidnap mobsters for money.

Davey Gordon, a New York City boxer at the end of his career, falls for dancer Gloria Price. However, their budding relationship is interrupted by Gloria's violent boss, Vincent Rapallo, who has eyes for Gloria. The two decide to skip town, but before they can, Vincent and his thugs abduct Gloria, and Davey is forced to search for her among the most squalid corners of the city, with his enemy hiding in the shadows.

Ailesine ait restoranda çalışan Ian ile araba tamircisi Terry, orta halli bir aileye mensup iki kardeştir. Sürekli zengin olma hayalleri kuran iki kardeşin durumu Terry'nin kumarda yüklü bir para kaybedip borçlanması ile çıkmaza girmiştir. İki kardeş, içinde bulundukları zor durumdan kurtulmak ve hep hayal ettikleri gibi zengin bir hayat yaşamak için her şeyi yapmaya -cinayet işlemek de dahil- hazırdırlar.

Gerçekleştirdikleri yüksek profilli araba soygunlarıyla tüm Avrupa'nın suç dünyasında isimlerini duyuran Andrew ve Garrett Foster kardeşler, Fransa'nın güneyindeki son soygunlarında baltayı taşa vurmuşlardır. Bugatti'sini çalıp yakalandıkları mafya babası Jacomo Morier, son derece öfkelenmiştir. Hayatlarını bağışlamak için tek bir şartı vardır: Morier'nin en büyük rakibi olan Max Klemp'in çok değerli Ferrari 250 GTO'sunu direkt evinden çalmak. Önlerinde sadece 1 haftaları vardır. Foster kardeşler, güzel Stephanie'nin de içinde bulunduğu bir ekip oluşturarak bu zor ve aksiyon dolu görevi başarmaya çalışacaklardır.

Yakın gelecekte geçen film 86 yaşındaki Marjorie'nin üzerinden şekilleniyor. Ölümüne yaklaşmış olan Marjorie hafızasını her geçen gün kaybetmekte ve tutunduğu anılarını unutmaktadır. Hatıralarını unutmak istemediği için bir hologram hizmeti satın alır. Yaşlı kadına anılarını hatırlatmaya programlanan bu hologram tıpkı Marjorie'nin kaybettiği eşinin gençliğine benzemektedir. Marjorie bu süreçte neyi hatırlamak ve daha da önemli neleri unutmak istediğini öğrenecektir...

After two British Secret Intelligence Service agents are murdered at the hands of a cryptic neo-Nazi group known as Phoenix, the suave agent Quiller is sent to Berlin to investigate.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir