
Gerard Butler
James

Flannan Deniz Feneri Gizemi olarak bilinen 115 yıllık efsaneden beyaz perdeye uyarlanan film, hala bir açıklaması bulunmayan bu çıkmaza kurgusal ancak ürkütücü bir çözüm öneriyor. Üç işçi, İskoçya kıyılarından uzakta ıssız bir adasında çalışmaya gider. İşçiler, 6 hafta boyunca deniz fenerinde bekçilik yapmakla görevlidir. Bekçiler adaya yerleştikten kısa bir süre sonra sessiz ve rutin yaşantılarına alışırlar. Ancak beklenmedik bir durum üçünün de hayatının değişmesine neden olur. Adanın kıyısına parçalanmış bir tekne vurur.

Kız kardeşi ortadan kaybolunca Jill, kendisini iki sene önce kaçıran seri katilin geri döndüğünü anlar. Fakat polis de dahil hiç kimseyi buna ikna edemez. Jill şimdi herkesi karşısına alarak, kız kardeşini kaçıran adamın peşine düşecektir...

Amerikan Marşal'ı Teddy Daniels, (DiCaprio) Shutter Island’daki cani delilerin bulunduğu akıl hastanesine geldiğinde, rutin bir soruşturma şeytani bir nitelik kazanır. Soruşturma ilerledikçe, Teddy adaya dair çok daha şaşırtıcı ve çok daha korkutucu gerçeklerle karşılaşır ve bazı yerlerin insanın peşini hiç bırakmadığını öğrenir.

Lüks bir kiralık evde hafta sonu kaçamağına giden bir ailenin tatili, bir siber saldırının tüm cihazlarını bozması ve kapılarında iki yabancının belirmesiyle tekinsiz bir hâl alır.

1954 yılında inşa edilen heybetli transatlantik Antonia Graza, modern ve sofistike görünümüyle tam bir sanat eseri ve İtalyan Denizyolları'nın gururuydu. Yolcularına sınırsız lüks sunan gemi 1962 baharında Amerika’ya doğru yelken açtığında taşıdığı yolcular pek yakında üstlerine çökecek olan kabustan ve bunun son yolculukları olduğundan habersizdiler. Geminin, Labrador açıklarında kaybolduğu bildirildi. Olaydan 40 yıl sonra Kuzey Savaşçısı adlı bir römorkördeki kurtarma ekibi, Bering Boğazı açıklarında bu lüks İtalyan yolcu gemisini bulur. Uluslararası deniz kanunlarına göre terkedilmiş gemiler, onları bulan kişilerin mülkiyetine geçtiğinden ekip gemiyi karaya çekmeye karar verir. Ancak bu, hiç de kolay olmayacaktır; çünkü gemi artık şeytani bir gücün etkisi altındadır ve kurtarma mürettebatını bekleyen tehlike çok yakında kendisini göstermeye başlayacaktır.


After the mayor of an idyllic island village discovers a child with mysterious powers awash on their shores, the once peaceful community devolves into civil war, torn over the belief that the child is the next saviour.

1900 yılında, elit bir kız okulu, Hanging Rock adlı dağlık bir bölgeye sevgililer gününde gezi düzenler. Fakat üç öğrenci ve bir öğretmen, bu gizemli yerde kaybolur.Herkes onları bulmak için seferber olsa da, ne onlar ne de kaybolmalarının sebebi bulunamaz, bu sorunun cevabı izleyiciye bırakılmıştır. Fakat bu kayboluş toplumdaki herkesi etkiler. Kaybolan öğrencilerden biri bulunsa da başına ne geldiğini, ya da arkadaşlarına ne olduğunu hatırlamaz.Uluslararası alanda adı duyulan ilk Avustralya filmlerden biri olan Picnic at Hanging Rock, bu anlamda sinematik ve tarihsel açıdan büyük öneme sahiptir.

Alaycı üç arkadaş, görüşme yaptıkları bir sürü aday arasından sonunda yeni bir kiracı seçer. Ancak kiracıyı odasında ölü bulduklarında keşfettikleri tomarlarca para, ‘sorun’u polis karıştırmadan kendi aralarında ‘halletmek’ için bir mazeret olur. Peki bu yanlarına kalacak mıdır? Seyredin ve görün!

1929’da Almanya’dan kaçarak Galápagos Adaları’ndaki Floreana Adası'na yerleşen Dr. Friedrich Ritter ve eşi Dora, sade ve huzurlu bir yaşamı benimser. Ardından onlara Margret ve Heinz Wittmer katılır. Daha sonra kendisini “Barones” ilan eden Eloise gelir. Yanındaki iki erkek ve hizmetçiyle birlikte adada lüks bir yaşam kurmayı hayal eder. Başlangıçta bir ütopya gibi görünen bu hayat, zamanla kıtlık, vahşi doğa, içerideki entrikalar ve ahlaki zayıflıklar nedeniyle karanlık bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Kıskançlık, güç savaşı ve şüphe ile dolu olaylar, adada ciddi çatışmalara, ölümlere ve gizemli kaybolmalara yol açar.

Küçük Potter’s Bluff kasabasında her şey olağan gözükmektedir. Ta ki kimliği belli olmayan ama kasaba dışından olduğu tahmin edilen kişilerin cesetleri bulununcaya kadar. Şerif Dan Gillis, kendi deyimiyle “pul kadar” bir kasabada, kısa sürede bu kadar çok “şüpheli ölüm” görülmesinden rahatsız olur ve olayları araştırmaya başlar. Kasabanın asayişinden sorumlu tek kişi olduğu için işi kişiselleştirir ve kazaların cinayet, cinayetlerin ise anormal olduğunu farkettikçe yoğun bir strese girer. Görünen o ki olanlardan memnun bir kişi vardır o da cenaze evinin sahibi Dobbs’dur

1970'li yıllarda Amerika’da geçen ve gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde, Joe Pistone isimli bir FBI ajanının Donnie Brasco ismiyle New York mafyasına sızması ve zaman içinde kendisini sıradan hayatından çok mafya hayatıyla özleştirmesi anlatılmaktadır.

Robert Dean, tesadüfen önemli bir siyasi cinayetin delilerini ele geçirir. Bir anda hükümete bağlı bir istihbarat servisinin hedefi haline gelen Dean için hayat kabus haline gelir.Yüksek teknoloji ürünü haberalma cihazları ve tehlikeli ajanlar Dean'in peşine düşmüştür. Devletin sahip olduğu, insanları kolayca gözetleyebilmeyi sağlayan yüksek teknolojik imkanlar, ona neredeyse kaçacak nokta bırakmamıştır. Ama tüm bu imkansızlıklara rağmen Dean, hayatını, ailesini ve kariyerini kurtarmak zorundadır.Macera-aksiyon filmlerinde kendi tarzını yaratmayı başarmış yönetmen Tonny Scott, Devlet Düşmanı'nda, politik taşlamaların da olduğu seyir zevki yüksek bir aksiyon sunuyor.

Los Angeles sokaklarında geceleri yasa dışı yarışlara katılan Dominic Toretto, bir dizi soygunun şüphelisidir. Polis teşkilatının başarılı polislerinden Brian O'Conner da Toretto'yu yakalamak için onun sokak yarışı çetesine katılır. Ancak zamanla çete üyeleri ile samimi hale gelirken diğer yandan Toretto'nun kız kardeşine aşık olur. Artık Los Angeles polis memuru Brian O'Conner sadakatinin kime olduğuna karar vermelidir.

Dan Gallagher, evli, başarılı ve mutlu bir avukat. Karısının evde olmadığı bir gün, partiye giden Dan, burada cazibeli bir kadın olan Alex Forrest ile tanışıyor ve birlikte oluyor. Küçük bir kaçamak yaptığını düşünen Dan ertesi gün kadını unutmak niyetinde ancak Alex'ten kurtulmak sandığı kadar kolay değil.

Kaybedenler Kulübü tarafından yenilgiye uğratılmasından yirmi yedi yıl sonra, Pennywise, Derry kasabasını yeniden dehşete düşürmek üzere geri döner. Artık birer yetişkin olan Kaybedenler Kulübü üyeleri Derry'i terk etmiş ve kendi yollarını çoktan çizmişlerdir. Derry'de çocukların tekrardan ortadan kaybolmaya başlamasıyla, kulübün kasabada kalmış tek üyesi olan Mike diğerlerini kasabaya geri çağırır. Geçmişin deneyimlerinden dolayı yıpranmış olan kulüp üyelerinin Pennywise’ı bu kez sonsuza dek ortadan kaldırabilmek için kendi en derin korkularıyla yüzleşmeleri gerekecektir.

Zac Hobson, Flashlight Projesi üzerine çalışan bir bilim adamıdır. Dünyanın etrafını saracak yeni bir enerji dalgası üzerine deney yapmakta olan Hobson, bir sabah uyandıktan kendini sessizliğin ortasında ölü bir şehirde bulur. Etrafta yaşayan bir canlı kalmamıştır. İşyerine gittiğinde, Flashlight Projesi’nin tamamlandığını anlar * Craig Harrison'ın romanından uyarlanmış * filmde bilim-kurgu, psikoloji ve felsefe iç içe geçmiş. Tanrıcılık oynamak insanlara fazla gelen bir şey öte yandan merak duygusu ve anlam peşinde koşmaktan da kendini alamıyor.

Norveç'teki terör saldırılarının ardından olayı bizzat yaşayan bir genç, yaslı aileler ve bir ulus, adalet ve toparlanma için birlik olur.

Filmde Bodega sahiline saldıran farklı türlerden kuşların yol açtığı dehşet konu ediliyor. San Francisco’da bir evcil hayvan dükkanında başlayan ve bir aşk üçgeniyle ilerleyen film, bir doğumgünü esnasında kuşların saldırıya geçmesiyle devam eder. Yönetmen Alfred Hitchcock Kuzey Kalifoniya’da tatil yaparken gazetede gördüğü bir haberden oldukça etkilenir. Haberde kıyı evlerine doğru saldırıya geçen deniz kuşlarından bahsedilmektedir. Bu olay ile Daphne du Maurier’in kısa bir öyküsü yönetmenin kafasında birleşince, Kuşlar filminin temelleri de atılmış olur.

Matthew Bright'in yönetmenlik debutu olan bu kara mizah dolu gerilim, "Kırmızı Başlıklı Kız" masalını modern ve rahatsız edici bir şekilde yeniden yorumluyor. Reese Witherspoon'un genç ve başına buyruk Vanessa rolündeki çarpıcı performansıyla dikkat çeken film, Kiefer Sutherland'ın canlandırdığı sinsi psikopat Bob ile unutulmaz bir kötü adam portresi sunuyor. Oliver Stone'un yapımcılığını üstlendiği bu amoral yol hikayesi, geleneksel masal anlatılarını ters yüz ederken şiddet, karanlık komedi ve sosyal eleştiriyi bir araya getiriyor. "Natural Born Killers" ve "The Devil's Rejects" sevenlerin kaçırmaması gereken bir kült klasik. Film, izleyiciyi rahatsız etmekten çekinmeyen cesur anlatımıyla "politik doğruluk" sınırlarını zorluyor. Sundance'de yarattığı sansasyonun ardından underground sinema severlerin gözdesi haline gelen bu yapım, 90'ların en sıra dışı bağımsız filmlerinden biri olarak kabul ediliyor.

The Ring’in çıkış noktası, bir çok Hollywood geriliminde olduğu gibi bir şehir efsanesi..Fakat bu kez ortada kabus gibi görüntülerle dolu bir video kaseti vardır. Bu kaseti izleyenlere esrarengiz bir telefon gelmekte ve yedi gün içinde ölecekleri bildirilmektedir. Bayan gazeteci Rachel Keller önceleri bu konuya kuşkuyla yaklaşır. Ancak kaseti izleyen dört gencin arka arkaya esrarengiz biçimde ölmesi üzerine düşüncesi değişmeye başlar. Araştırmacı gazetecilik tutkusuna yenik düşen Rachel, bu video kaseti ele geçirip kendisi izler. Artık hayatı tehlikededir. Üstelik sadece kendisinin değil, oğlununun da hayatı tehdit altındadır. Arkadaşı Noah’ın yardımını isteyen Rachel’in önünde bu sırrı çözmek için sadece yedi gün vardır..
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.








0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir