Bill Cord
Christy 'Chris' Johnston


Tabu, tüm sessiz film yönetmenleri arasında belki de en büyüğü olan F.W. Murnau’nun son filmidir. Murnau’nun büyüklüğü stüdyo hilelerindeki başarısının yanı sıra Tabudaki gibi belgesel doğalcılığından kaynaklanıyordu. Bu çok yönlülük Almanya’da ve ABD’de çektiği filmler arasında köprü kurar. Doğal mekanlarda çekilen ve kesinlikle ne Almanca ne de İngilizce konuşulan Tabu, bu iki yeteneğin farklı yüzlerini sergiler. "Cennet" ve "Kayıp Cennet" şeklinde adlandırılan iki "bölüm"den oluşan basit senaryo, erotik bir aşk hikayesini konu alır. Genç bir kadın, köyün yaşlısı (Murnau’nun en ürkütücü kıyamet habercilerinden biridir) tarafından yeni ölen kutsal bakirenin yerine geçmek üzere seçilince cinsel tabu haline gelir. "Uygarlığın" (özellikle de paranın) ada sakinlerinin masum hazcılığı üzerindeki yozlaştırıcı gücü de yan tema olarak işlenir.

Dalgalara tutkun Anne Marie ile sörf tahtasının arasına kimsenin girmesi mümkün değil. Sahilde kızkardeşi ve arkadaşı ile küçük bir klübede yaşayan Anne, her gün güneş doğmadan önce uyanıp dalgalara meydan okumak için sörf tahtası ile denize açılıyor. Anne’in en büyük hayali bir sonraki sörf yarışında bir derece elde etmek. Hayal ettiği yarışma için gün sayarken karşısına çıkan futbol oyuncusu Matt Tollman’a aşık olunca yalnızca sörf tahtası üzerindeki dengesi alt üst olmayacak. Anne’in eski formunu yeniden yakalaması zaman alacak.

Faced with the suspicious death of their father, two brothers must motivate one another to get back on their bikes and take the Las Vegas Motocross Championships by storm.

Bir adam düşünün... Ömrü boyunca modern kent çevresinde yaşamış; 747'lerle dünyayı dolaşmış ve sürekli bilgisayar ortamında çalışarak yaşamını sürdürmüş. Ve bir gün bindiği uçak denize düşünce Fiji'de ıssız bir adada dört yıl tek başına yaşamak zorunda kalmış. Adada tek başına yaşayan bu adamın bilinç düzeyi tümüyle değişir mi yoksa modern dünyaya dönünce yine aynı kişi mi olur? Hayatının dönüm noktası olan bu olay yaşanmadan evvel sadece işine gömülü bir hayat sürdüren, kız arkadaşı dahil çevresinde sevdiği herkesi ihmal eden bu adam için eski hayatını sürdürmek mümkün olacakmıdır? Yoksa önünde yepyeni bir hayat mı durmaktadır?

Sır: Hayal Etmekten Korkma merkezine, üç çocuğunu tek başına ve çok çalışarak büyütmeye çalışan Miranda Wells'i ve ailesini alıyor. Güçlü bir fırtına hayatına yıkıcı bir meydan okuma ve gizemli bir adam, Bray Johnson'u getiriyor. Kısa bir süre sonra Bray'in varlığı ailenin ruhunu yeniden canlandırıyor ancak kendisinin taşıdığı bilmedikleri bir sır vardır ve bu sır her şeyi değiştirebilir.

Herman Melville'in aynı adlı unutulmaz romanından beyazperdeye aktarılan gösterişli bir film. Ünlü aktör Gregory Peck, büyük beyaz balinadan intikam alma tutkusuyla yanıp tutuşan kaptan Ahab rolünde, her zamanki harikalar yaratıyor. Yapıt, insanoğlunun tutkularının esiri olunca, sadece kendini değil etrafındakileri de yok edecek bir duruma gelişini gözler önüne seriyor.

Ernest Hemingway'in aynı adlı eserinden uyarlama Aleksandr Petrov'un yönettiği 1999 yapımı animasyon Yaşlı Adam ve Deniz . Günlerdir tek bir balık bile tutamayan Santiago yanına yardımcısı Manolin'i almadan denize balık tutmaya gider. Santiago geçmişte başarılar elde etmiş, kendinden çokça söz ettirmiş bir adamdır. Bu yüzden herhangi bir yenilgiyi kabul etmeye hazır değildir. Son Smeshnogo Cheloveka (Gülünç Bir Adamın Rüyası) adlı eseriyle tanıdığımız yönetmenin bu animasyonu da izlemeye değerdir.

Hiçbir yetişkinin hayatta kalmadığı bir uçak kazası sonrasında ıssız bir adaya düşen bir grup küçük çocuk, kendi küçük topluluklarıyla hayatta kalma savaşı verirler. Fakat çocuklar ister istemez iki gruba ayrılmışlardır: Ralph'ın başında olduğu bir grup sığınak yapmak ve yiyecek toplamak isterken, Jack'in grubu eğlenmek ve avlanmak isterler. Bu grup ayrılığı Ralph ve Jack arasında acı bir rekabeti başlatır. Aralarında gelişen bu düşmanlık da sonunda onları kanlı ve korkutucu bir noktaya getirir. William Golding'in Nobel ödüllü romanından uyarlanan bu film medeniyet ve ilkellik arasındaki ayrımı ortaya koyuyor.

Yapımcı ve yönetmen John Ford, bir John Wayne klasiğinde komedi ve romantizmi aksiyonla birleştirerek bir kez daha başarısını kanıtlıyor. İki eski donanma subayı (John Wayne ve Lee Marvin) Güney Pasifik'te bir adada zamanlarının çoğunu Donovan'ın Salonu'nda geçirerek rahat bir yaşam sürdürmektedirler. Bir gün Boston'lu genç bir kadın olan Elizabeth Allen babasını bulmak üzere bu cennet adaya gelir.

Bu yapmacık dünyada gerçek bir şey bulmak ve ona bağlanmak isteyen Amerikalı gezgin Richard, Thailand'a gelir. Bangkok'ta ucuz bir otelde kalan çılgın gezgin, Fransız bir çift ve Daffy adında ilginç bir adamla tanışır. Dünya üzerinde hiç kimsenin dokunmadığı, turistler tarafından işgal edilmemiş gizli bir cennetten, bir adadan söz eden Daffy, Richard'a elde çizilmiş bir harita bırakarak ortadan kaybolur. Fransız çifti de yanına alan Richard, keşfedilmemiş sahili bulmak üzere yola çıkar.

1970 yılında John Wayne canlandırdığı korkusuz ve tek gözlü Rooster Cogburn rolüyle Oscar® almış ve unutulmaz bir performans sergilemişti. Rooster Cogburn, genç bir kadın tarafından (Kim Darby), babasını öldüren ve ailenin tüm parasıyla ortadan kaybolan adamı bulmak üzere kiralanır. Genç kadın bu yolculukta Cogburn'e eşlik etmek konusunda ısrarlıdır. Yanlarına tecrübesiz bir Texas polisinin (Glen Campbell) katılışıyla işler iyice karışır. Bu sıradışı Western'e Robert Duvall ve Strother Martin de performanslarıyla katılmakta.

Hayatını kütüphaneci olarak idame ettiren Taylor, aniden işsiz kalır. Kendisine yeni bir hayat kurmak için Montana'daki küçük kasabasına geri döner. Şimdi Taylor, kardeşini ve kasabadaki küçük oteli, farklı fikirleri olan iş adamı Joel Sheenan'dan kurtarmak zorundadır. Böylece Taylor için mücadele dolu anlar başlar.

Avustralyalı azimli bir genç kız, tek başına yelkenle dünyayı dolaşan en genç kişi olma hayalinin peşinden giderken korkularıyla yüzleşir.

1930'larda, bir genç kız, 2.000 mil uzaktaki bekar babasının yanına gitmek için koruyucusundan kaçar ve orada iş bulur.

Genç ve öfkeli bir Marlon Brando, 50'lerin bu kült klasiğinde beyaz perdeyi fethediyor. Brando'nun canlandırdığı Johnny, küçük, uyuşuk bir California kasabasını ele geçiren motosikletli çetenin lideridir. Deri ceketli genç motorcu, kasabanın en güzel kızı Kathie'ye âşık olana kadar sadece yıkımla ilgileniyor gibidir. Ancak Johnny'nin şanssızlığı, psikopat rakibi Chino tarafından tehdit edilmesi ve bunun üstüne, kasaba halkının düşmanlığı ve önyargılarıdır.

A group of archaeologists asks Tarzan to help them find an ancient city in a hidden valley of women. He refuses, but Boy is tricked into doing the job. The queen of the women asks Tarzan to help them.

Antik çağlarda Okyanusya'daki Güney Pasifik adalarında yaşayan bir genç kız olan Moana, kuşaklar boyunca denizlerde yolculuk etmiş bir ailenin temsilcisidir. Ailesine yardım edebilmek amacıyla maceralı bir yolculuğa çıktığında hayran olduğu yarı-tanrı Maui ile iş birliği yapması gerekecektir.

Nick Nolte ve Jacqueline Bisset'in başrollerinde oynadıkları bir gerim/macera filmi. David Sanders (Nick Nolte) ve Gail Berke (Jacqueline Bisset), Bermuda'da tatil yaparken İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma batık bir gemi kalıntısına rastlarlar. Yaptıkları dalışlar ile gemi çevresinde ampül tüpler şeklinde garip sıvılar bulurlar. Bunların morfin olduğunun orta çıkması ile peşlerine mafya takılır. "Jaws"ın da yazarı olan Peter Benchley'in aynı isimli romanından uyarlamadır.

Çığlığınızı kimse duyamazken siz ne kadar dayanabilirdiniz? Bir grup eski arkadaş haftasonunu geçirmek üzere lüks bir yatta biraraya gelir. Ne zaman ki tekneye binmelerini sağlayan küçük merdiveni unutup yüzmek için okyanusa atlarlar kabus başlar. Tekneye tırmanmaları imkansızdır, üstelik rüzgarı etkisiyle kıyıdan hayli uzaklaşmaktadırlar. Eğlenceli bir arkadaş toplantısı olarak başlayan gezileri çok geçmeden bir hayatta kalma savaşına dönüşecektir.

Bu kez Alex, Marty, Melman, Gloria, Kral Julien, Maurice hatta penguenler ile şempanzeler, hep birlikte Madagaskar sahillerinde bir adadadırlar. Ortada aşmaları gereken bir sorun vardır ve bunun için çare arayışına girerler. Penguenler uçak tamirine başlar. Ancak uçağa binince yeterince havada kalma şansları olmaz. Bundan sonrasında da Afrika’da kendilerine benzeyen hayvanlarla birlikte olacaklardır. Tabii ki Central Park’taki evlerinden daha güvende oldukları epeyce şüphelidir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir