
Richard Dreyfuss
Dr. Jake Rainer

"Vahşi bir suç. Sessiz bir tanık."
Hiçbir ipucu, delil veya şüpheli yoktur. Tek görgü tanığı anne ve babasının vahşice öldürülmesinin anılarını içinde saklayan dokuz yaşında, otistik bir çocuktur... Azimli ve anlayışlı bir çocuk psikoloğu onları ortaya çıkarınca herşey birden değişir. Richard Dreyfuss'un psikolog rolünde oynadığı ve Bruce Beresford (Driving Miss Daisy) tarafından yönetilen bu filmde diğer rolleri Linda Hamilton, John Lithgow, Liv Tyler ve J.T Walsh paylaşıyor.

Richard Dreyfuss
Dr. Jake Rainer

Linda Hamilton
Karen Rainer

John Lithgow
Dr. Rene Harlinger

J.T. Walsh
Sheriff Mitch Rivers

Ben Faulkner
Tim Warden

Liv Tyler
Sylvie Warden

Zahn McClarnon
Deputy Bear
Brandon Stouffer
Halloween Kid #1
Treva Moniik King
Halloween Kid #2
John McGee Jr.
Deputy
Ron Tucker
Forensic Detective
Catherine Shaffner
Martha
Heather M. Bomba
Twin #1
Marianne E. Bomba
Twin #2
Jane Beard
Carol Simmons

Bir çocuk psikiyatrisi olan Dr. Crowe, yıllar önce bir saldırıya uğramış ve hayatı değişmiştir. Son ilgilendiği hastası, 6 yaşındaki bir erkek çocuğu olan Cole Sear'ın bir sırrı vardır. Çok az insana nasip olan bir yetenekle kutsanmış ya da lanetlenmiştir: Ölmüş ama huzur bulamamış insanların etrafımızda dolaşan hayaletlerini görüp onlarla konuşmaktadır. Crowe, güçlerinin sınırlarını bilmediği ve anlayamadığı için korku içinde olan Cole'un yalnızca sırrını paylaşan tek kişi olmakla kalmayacak, aynı zamanda onunla birlikte cesur bir yolculuğa da çıkacaktır. İkisi de, içlerindeki boşluğu, yine kendi içlerine yapacakları bir yolculukta bulacakları şeylerle dolduracaklardır. Unutmamak gereken bir nokta daha olduğunu hatırlatmadan geçmeyelim: Gerçekler, bulundukları zaman çok acıtabilir...

Zengin dul Violet Venable'ın tek oğlu kuzeni ile tatildeyken ölür. Kız gördüklerinden sonra delirir ve Bayan Venable gerçeklerin ortaya çıkması için Catherine 'e lobotomi yapılmasını istiyor...

13 Yaşındaki Rynn Jacobs'un büyük bir sır saklamaktadır. Meraklı ev sahibi ve onun cinsi oğlu küçük kızın ölümcül sırrını öğrenmek için harekete geçerler.

Altı atın gözlerini metal bir cisimle oyan 17 yaşındaki bir genç seyisin, vakasını incelemek için Psikiyatr Martin Dysart ortaya atılır. Nevrotik bir vaka olduğuna dair hiç şüphe edilmeyen genç seyis Alan Strang'ın öyküsü derinleştikçe, insanlığın sorunları da derinleşir. Masaya yatırılan aslında Alan ile insanlıktır. İnsanlık Alan üzerinden sorgulanır. Normal olan, olağan olan, hatta olması gereken nedir? Nedir bizim istediğimiz? Bizim gibi olmayanlara etiket vurup, ötekileştirmek ne kadar etik ya da gerçekçi? Tüm bu arayış için de Allen de kendiyle yüzleşir ve isyan eder, hatta tanrıya bile. Kim bilir onun tanrıları atlardır. İsyanı ve öfkesi de bunadır.

Steven Murphy başarılı bir cerrah, eşi Anna ise göz doktorudur. Çiftin iki çocuklarıyla beraber mutlu ve sağlıklı devam eden aile hayatı, Steven’ın babasını kaybetmiş bir genç olan Martin’i himayesine almasıyla raydan çıkar. Beraberinde bazı karanlık sırlar da getiren Martin aile fertleriyle giderek yakınlaşırken, Steven’ın çocukları ansızın yemeden içmeden kesilir ve yürüyememeye başlarlar. Doktorlar, çocukların rahatsızlığını bilimsel olarak açıklayamamaktadır. Steven kendisini Martin’in dediklerini harfiyen yapmazsa aile fertlerinin sırayla öleceği esrarengiz bir oyunun içinde bulur.

Mutlu ve huzurlu görünen bir kasaba, aslında onu çevreleyen ormanın verdiği dehşeti yaşamaktadır. Ormanda, tam olarak ne olduklarını bilemeseler de onlara korku dolu bir yaşantı sürdüren yaratıklar vardır. Bu yaratıklar ve kasabalılar arasında garip bir tür anlaşma vardır, kasabalılar ormandan uzak durdukça yaratıklar da kasabaya bulaşmamaktadır.Ancak bir gün, meraklı Lucius Hunt, ormanı keşfetmeye karar verir. Bu hareketi, taraflar arasındaki gizemli anlaşmayı bozacak ve yaratıkların kasabaya gelmesine sebep olacaktır.6. His, Ölümsüz ve İşaretler ile gerilim ve fantastik öğeleri başarıyla birleştirerek büyük beğeni toplayan yönetmen M. Night Shyamalan, Village ile de hem türün meraklılarını, hem de kendi takipçilerini oldukça heyecanlı bir bekleyişe soktu.

Her evin kendine has anıları olduğu söylenir...Başarılı bir editör olan Will Atenton (Daniel Craig), New York'taki işinden ayrılarak, hanımı Libby (Rachel Weisz) ve iki kız çocuğu ile New England'da bulunan bir kasabaya taşınır.Ancak yeni hayatlarına başladıklarında fark ederler ki; taşındıkları ev bir anne ve oğlunun trajik cinayetine sahne olmuştur. Kasaba halkı ise olaydan sağ olarak kurtulan kadının kocasını baş şüpheli olarak görmektedir.Bu korkunç trajediyi araştırmaya başlayan Will'in yardımcısı ise; öldürülen ailenin yakın dostu olan ve aynı zamanda kapı komşuları Ann Paterson'dan (Naomi Watts)'dan başkası değildir.Will ve Ann bulmacanın parçalarını tamamladıkça korkunç bir gerçeği açığa çıkaracaklardır...Gerçek katil aslında kimdir ve bir sonraki hedefi kimlerdir?..

Lizzie, kocası ile boşanma aşamasında olan bir kadındır. Genç kadın hayatını işine ve 11 yaşındaki oğlu Thomas’a adar. Ancak bir tesadüf eseri tanıştığı 7 yaşındaki Lola, genç kadının geçmişe yolculuk yapmasına neden olur. Lizzie, yıllar önce yaşadığı korkunç olayın etkisinden hala çıkamamıştır. Yıllar önce kızının doğumu sırasında çıkan yangın yüzünden çocuğunu kaybeden Lizzie, karşısında Lola’yı görünce onun kızı olduğunu düşünür. Lola’ya yakın olmak için küçük kızın annesi ile yakınlaşmaya başlayan Lizzie, bir süre sonra onların çevresinden ayrılmaz hale gelir. Lizzie’nin bu tavırlarından endişe duyan yakınları, onu engellemeye çalışsa da kimse başarılı olamaz. Saplantı haline getirdiği durum yüzünden ailesi ve oğlu ile arası açılan Lizzie, vazgeçmeden Lola’nın kızı olduğunu iddia etmeye devam eder.

Oscar ödüllü oyuncu Susan Sarandon, Juno’nun yıldızı Ellen Page ve Cillian Murphy’den olağanüstü bir psikolojik gerilim. John Skillpa Peacock, Nebraska’da kendi halinde yaşayan bir banka memurudur. Gözlerden uzak, izole edilmiş bir hayatı seçmiştir çünkü tüm kasabasadan sakladığı bir sırrı vardır: John çift kişiliklidir ve diğer yarısı bir kadındır. Bu arada kasabanın yakınlarında bir tren kazası meydana gelir. Olaylar öyle bir gelişir ki John istemeden bir şekilde kazaya dahil olur. Bu kaza hem kasaba hem de John için bir dönüm noktası olacak, bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Zoe Çipi, tüm hayatı kaydeden bir bilgisayar çipidir. Bu çip sayesinde, öldüğünüzde bir kurgu uzmanı cenaze töreninizde gösterilmek üzere hayatınızdan kesitleri birleştirerek bir film oluşturmaktadır. Bu filme de "Derleme-Hafıza" denilmektedir. Sektörün en iyi kurgucusu Alan Hackman'ın (Robin Williams) büyük rağbet görmesinin nedeni, genellikle yozlaşmış müşterilerini olduklarından çok farklı gösterebilme yeteneğidir. Alan bir gün önemli bir Zoe Tech çalışanı için "Derleme-Hafıza" hazırlarken, çocukluğundan bir görüntüyle karşılaşır. Bunun ardında tüm hayatı boyunca onun peşini bırakmayan büyük bir sırrı fark eder.

Ormanın yakınında kardeşi ile birlikte oynayan 11 yaşındaki Mark’ın bir intihara tanık olmasıyla başlar. İntihar eden kişi mafya avukatıdır. Cesedi bulan polis ve FBI, avukatın intihar etmeden önce Mark ile konuştuğundan şüphelenir. Hükümet adına çalışan Roy Foltrigg olayı aydınlatmakta kararlıdır. Ancak mafya Mark’ı tehdit eder. Eğer konuşursa ailesi ve kendisi öldürülecektir.

Filmin hikayesi, Libby Day'in ailesinin Kansas şehrindeki bir çiftlikte vahşi ve acımasız bir şekilde katledilmesiyle başlıyor. Yalnızca beş yaşında olan Libby, Ocak ayının ölümcül kar fırtınasının ortasında, bir şekilde buradan kaçıp kurtulmayı başarır. Ancak bu bir kurtuluş değildir. Zira yolda başından geçen çeşitli hazin olaylar ve talihsizlikler bir türlü hayatından silinmez. En sonunda medyanın baskısından kurtulamayarak ailesinin ölümüne dair talihsiz bir beyanatta bulunmak zorunda kalır. Aradan 25 yıl geçer ve bu süreçte her günü talihsiz geçmişini unutmaya çalışarak geçer. Ta ki Kill Club isimli, gizemli suç olaylarını araştıran gizli bir topluluğu keşfene dek... Şimdi geçmiş anıları tekrar canlandırmanın ve ailesinin başına gelen katliamı çözmenin zamanı gelmiştir. Gillian Flynn'in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Gilles Paquet-Brenner, başrolünde ise Chloë Grace Moretz ile Charlize Theron bulunuyor.

Dan Gallagher, evli, başarılı ve mutlu bir avukat. Karısının evde olmadığı bir gün, partiye giden Dan, burada cazibeli bir kadın olan Alex Forrest ile tanışıyor ve birlikte oluyor. Küçük bir kaçamak yaptığını düşünen Dan ertesi gün kadını unutmak niyetinde ancak Alex'ten kurtulmak sandığı kadar kolay değil.

Görme engelli bir piyanist olan Sofia'nın hayatı, üst komşusu Veronique'nin şüpheli bir cinayete kurban gitmesiyle altüst olur. Olayın sorumluları, cinayetin tek tanığı olan genç kadının peşine düşerler. Sofia, kendini bir anda acımasız bir suç örgütünün hedefi haline gelmiş halde bulur. Gizli ajanlar, suç ve şantajla örülü yeraltı dünyasında cinayetin perde arkasını çözmeye çalışırken Sofia'nın yolu, Veronique'nin eski bir savaş suçlusu olan babasıyla kesişecektir.

Damien Thorn (Sam Neill) artık 32 yaşındadır, serinkanlılıkla planlarını uygulayan kötülüğün dünyadaki temsilcisi olan varlıktır, amacı dünyayı ele geçirmektir ve sadece kendisi ve hizmet ettiği babasına karşı sadıktır. Amaçlarına ulaşmak için yoluna çıkan herkesi öldürecektir, bu kişi arkadaşı, düşmanı, yardımcısı ya da sevgilisi olsa bile. Damien ve dünyayı kaosa sürükleme ihtirası arasında sadece, hedefi Anti-İsa'yı yoketmek olan kendini bu amaca adamış ve emrinde Megiddo'nun yedi hançeri bulunan bir rahip durmaktadır.

Claire Spencer sesler duymaya ve ürkütücü görüntüler görmeye başladığında, dünya dışı bir ruhun onunla iletişim kurmaya çalıştığını düşünür. Bu sırada, kocası ona gördüğü her şeyin kafasında olduğunu söyleyerek güven vermeye çalışır. Ancak Claire araştırdıkça, sevdiği adamın bu konu hakkında düşündüğünden çok daha fazlasını bilebileceğini keşfeder.

Christian Wolff, karmaşık problemleri çözme yeteneğine sahiptir. Eski bir tanıdığı öldürülüp "muhasebecinin bulunması" için şifreli bir mesaj bırakınca Wolff, olayı çözmeye yardım etmesi için uzak ve oldukça ölümcül erkek kardeşi Brax'i dahil etmek zorunda kalır. ABD Hazine Müdür Yardımcısı Medina ile birlikte ölümcül bir komployu ortaya çıkarırlar ve acımasız bir katil şebekesinin hedefi olurlar.

Christine'nin hafızası geçirdiği bir kaza sonrası her gece adeta sıfırlanır. Kendisini 27 yaşında sanıyorken, aynada 40 olduğunu görür; fotoğraflarda "bu senin kocan" yazan adamı hatırlayamaz. Christine bir tarafta karanlık geçmişine ulaşmaya çalışırken, diğer yandan da kendisini öldürmeye çalışan kişiyi aramaktadır. Dürüstlüğü konusunda şüpheye düştüğü kocası Ben, şüpheliler listesinin en tepesindedir. Fakat hafızasını geri kazanma derdinde olan Christine, aslında kimseye güvenmemesi gerektiğini kısa sürede anlayacaktır.

Senaryosunu Quentin Tarantino'nun yazdığı filmi Oliver Stone yönetmiş ve bunun yüzünden araları açılmıştı. Mickey ve Mallory birbirlerini seven ama 'doğuştan katil' olan iki aşık. Yaşadıklarını öldürerek hissedebiliyorlar belki de. Ancak 90'ların giderek çığrından çıkan medyası da onları kahraman gibi göstermekten geri kalmıyor. Böylece iki doğuştan katil yolculukları sırasında arkalarında onlarca ölü bırakarak yollarına devam ediyorlar. Yakalandıklarındaysa medya yine kurtarıcıları olarak çıkıyor karşılarına...

6 kişi uyandıklarında kendilerini garip bir yerde bulurlar. Burası içiçe geçmiş küp şeklindeki odalardan oluşan bir hapishaneye benzemektedir. Dışarıya çıkmak için birlikte çaba sarfetmeleri ve ölümcül tuzaklardan kurtulmaları gerekecektir. Farklı karakterlerdeki insanlar için, üstelik korkunun pençesini enselerinde hissederlerken bu hiç de kolay değildir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir