
Adam Sandler
Sandy Wexler

Hikaye 1990'lı yıllarda geçmektedir. Sandy Wexler şansız bir yetenek avcısıdır, bir türlü doğru kişiyi bulup işinde ilerleme gösterememiştir. Birgün parkta amaçsızca gezerken, Courtney Clarke isimli kadının sesinden çok etkilenir ve onu yıldız yapmak için ikna eder. İkili gerçekten de başarılı olup şöhret basamaklarını hızla tırmanırlar. Uzun zamandır Clarke'e olan aşkını gizleyen Sandy artık gemileri yakmaya karar verir.

Adam Sandler
Sandy Wexler

Jennifer Hudson
Courtney Clarke

Kevin James
Ted Rafferty

Colin Quinn
Kevin Connors

Nick Swardson
Gary Rodgers

Jackie Sandler
Amy Baskin

Terry Crews
'Bedtime' Bobby Barnes

Rob Schneider
Firuz

Lamorne Morris
Bling

Aaron Neville
Willy Clarke

Jane Seymour
Cindy Marvelle

Sandy Wernick
Peter Marvelle

Luis Guzmán
Oscar

Sadie Sandler
Jesse

Sunny Sandler
Lola

Film, annesinin cenazesi için New Jersey'de doğduğu kasabaya dönen, iş bulmakta zorlanan aktör Andrew'ün öyküsünü anlatıyor. Andrew eski arkadaşlarıyla karşılaşıyor, geçmişiyle yeniden bağlantı kuruyor, psikiyatrist babasının yazdığı ilaçları bırakıyor, sonunda onunla yüzleşiyor, biraz tuhaf ve rahatsız bir kız sayesinde yeniden hissetmeyi öğreniyor.

Film Juliet'in kuzeni Rosaline’in bakış açısından anlatılan çağdaş bir versiyondur. Rosaline, Rob ile birbirleri için yaratılmış olduklarından emindir. Yıllardır ondan alacağı tek bir öpücüğün özlemi ile beklemektedir. Bu hayali nihayet gerçek olduğunda mükemmel bir his yaşar. Ancak sonrasında eski en iyi arkadaşı Juliet'i de şehre çağırır ve o da Rob'a tutulur.

İlişkileri başladıktan bir yıl sonra Calie ve Joseph, çiftliklerinde mandıra ve şarap işleri ile uğraşırken, San Francisco'daki aile işlerini yürütmek için çiftlikten ayrılır. Callie bu değişiklikten memnun olmasa da yeni hayatına alışmaya çalışır. Bu süreç Callie ve Joseph'i zorlu bir teste tabi tutar. Callie ve Joseph arasındaki bağ, karşılaştıları zorlukların üstesinden gelmeye yetecek midir?

Kaygısız yaşam tarzı tehlikede olan zengin ve çekici Joseph ( Josh Swickard ), Noel'den önce ailesinin arazisini satması için, çalışkan bir çiftçi olan Callie'nin ( Lorynn York ) yanında çiftlik hizmetlisi olarak işe başlar.

Güzelliği, yeteneği ve servetiyle efsaneleşen diva Julia Lambert, kariyerini yöneten sadık kocasıyla mükemmel bir hayat sürerken derin bir can sıkıntısına kapılır. Aradığı heyecanı, genç Amerikalı hayranı Tom'la yaşadığı yasak aşkta bulur. Ancak bu kaçamak, beklediğinden daha tehlikeli bir hal alınca Julia'nın hayatı kontrolden çıkar. İronik bir şekilde, bu karmaşa onu hayatının en büyük rolüne hazırlayacaktır: Gerçek bir trajediyi sahne ışıklarında yaşayacaktır.

İki romantik tükenmişlik, Jane ve Will, ortak bir arkadaşlarının düğününde hemen birbirlerine çekilirler. Vestiyerdeki feci bir birlikteliğin ardından ikili, sonraki 24 saati birlikte geçirir, bu kaçışın gerçek olma ihtimaline karşı, karışık geçmişleri ve kalp kırıklıklarını içtenlikle itiraf ederler.

İlk görüşte aşk başka şeye benzemez; öyle değil mi? Genç mizah yazarı Jerry Falk (Jason Biggs), özgür ruhlu ve zor bir genç kız olan Amanda’ya (Christina Ricci) aşık olur. Ama ilişkilerinin yürümesi için tahmin ettiğinden çok daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğini kısa sürede keşfedecektir. Üstelik 60 yaşında mizah yazarı olmaya kalkan akıl hocası David (Woody Allen) ve Amanda’nın gürültücü annesi Paula ( Stockard Channing) işini hiç de kolaylaştırmayacaktır.

Oscar ödüllü oyuncu Ben Affleck ile eski nişanlısı Jennifer Lopez'in birlikte rol aldığı romantik komedi filmi Jersey Girl, yaşamı beklemediği bir anda tepetaklak olan bir adamın hikayesini anlatıyor.

A broadway playwright is burning the candle at both ends. He is dealing with pressure from a production nearing premiere, a wife who is leaving him, and 5 children 4 of which belong to her.

Alfie, Helena'yı kaybolan gençliğini bulmak adına terk eder ve kendisinden oldukça genç bir kadın olan Charmaine (Lucy Punch) ile evlenmeye karar verir... Helena ise hayatını şarlatan bir falcının sözlerine göre yönlendirmeye başlamıştır. Mutluluğu evliliğinde yakalayamayan Sally çalıştığı sanat galerisindeki yakışıklı patronu Greg'e (Antonio Banderas) aşık olmuştur. Kocası Roy ise heyecan içinde son yazdığı romanına yayınevinden cevap beklemektedir... Fakat karşı pencereden kendisine bakan gizemli bir çift göz Roy'u hayatının aşkı Dia'yı (Freida Pinto) bulduğuna inandıracaktır. Mutluluğu bulmaya çalışan karakterlerimizin önüne her defasında problemleri çıkacak aşkı bulma çabaları onları sadece kalp ağrısına ve umutsuzluğa sürükleyecektir... Acaba aşk bir falcının sözlerindeki "Karşına uzun boylu esmer bir adam çıkacak" kehaneti ile mi kalacaktır... Hayallerimizdeki ilüzyonlar bizi hep komik durumlara mı düşürecek...

Manhattan'lı avukat Diane (Catherine Keener), haftasonu tatili için oğlu Jake (Nat Wolff) ve kızı Zoe (Elizabeth Olsen) ile birlikte annesi Grace'in (Jane Fonda) çiftlik evine gider Amacı, çocuklarını hiç görmedikleri anneanneleri ile tanıştırmaktır Diane de 20 yıldır annesi ile hiç konuşmamıştır İlerlemiş yaşına rağmen tam bir hippi olan Grace, kızı ve torunlarına kucak açar Kırsalda geçirdikleri zaman, Diane ve çocukları için hiç unutamayacakları bir tatil olacaktır.

Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian Wilder geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia Dolan ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.

Dışarıdan bakıldığında Cal Weaver'ın (Steve Carell) kusursuz bir hayatı vardır: mükemmel bir işe, harika bir eve sahiptir ve gençlik aşkı karısı olmuş, ona sevimli çocuklar vermiştir. Fakat Cal'in gördüğü Amerikan rüyasından karısı Emily'nin (Julianne Moore) onu aldattığını ve dahası ayrılmak istediğini öğrenerek uyanır.Artık 40'ında yalnız bir adam olan Cal çapkınlıkta ve flörtleşmekte genç Jacob (Ryan Gosling), o kadar iyi değildir. Bir barda taşıtığı Jacob'ta gerçekten şeytan tüyü vardır ve Cal'a bekar bir hayat sürdürmenin püf noktalarını bu adam öğretecektir. Bir yandan da ergenliğe giren çocuklarıyla ilişkisini dengelemeye çalışan Cal kendini bir aşk üçgenini çözmeye çalışırken bulur!

Birbirlerini çocukluktan beri tanıyan Dre (Taye Diggs) ve Sidney (Sanaa Lathan), birden aralarında çekim hissetmeye başladıklarında ortam yavaş yavaş ısınmaya başlar. Fakat ortada bir problem vardır, Dre, Reese (Nicole Ari Parker) ile nişanlıdır ve Sidney'de yakışıklı bir basketbol oyuncusu olan Kelby (Boris Kodjoe) ile çıkmaktadır. Sonsuza kadar arkadaş mı kalacaklar ya da sevgili mi olacaklar? Bu komediyle bir randevuya gelin, onu en iyi anlatan cümle de "zekice ve seksi bir When Harry Met Sally"!


Bir yetişkin olmasına rağmen hala ailesiyle yaşayan bir 'kaçık' olan Rupert Pupkin, pek yetenekli olmadığı halde bir gün ünlü bir komedyen olacağına inanmaktadır. İdolü ise komedi yıldızı Jerry Langford’dur. Pupkin, eğer bir gün Langford’un TV programına çıkmanın yolunu bulursa, şöhretin kapısının önünde açılacağına dair bir saplantıya da sahiptir.

Benny And Joon, keyifli bir romantik komedi. Araba tamircisi Benny ve akıl hastası kız kardeşi Joon birlikte yaşamaktadır. Benny günün birinde poker masasında bir iddiayı kaybeder ve Sam adında tuhaf bir genci de yanına almak zorunda kalır. Sam ve Joon arasında bir aşk başlar ve Benny ilk kez kıskançlığın ne demek olduğunu anlar. Johnny Deep ve Mary Stuart Masterson bu filmdeki performanslarıyla En İyi İkili dalında MTV Sinema Ödülü kazanmıştı.

1940'lı yıllarda New York'lu sosyalist bir oyun yazarı olan Barton Fink, Los Angeles'a gelip bir film senaryosu yazma ihtimali belirdiğinde durumu kabul etmek zorunda kalır. Bir otele yerleşir ve burada film stüdyosunun başkanı Jack Lipnick'le tanışır. Lipnick'ten, yazacağı senaryonun kaba saba bir B filmi için olduğunu öğrenir. Daktilosunda sadece tek bir cümle yazmayı becerse de, içinde bulunmaya hiç alışık olmadığı durum sebebiyle bir türlü ilham gelmez ve tıkanır.Oteldeki kapı komşusu Charlie Meadows, geveze bir pazarlamacı ve tam bir orta sınıf insanıdır. Fink'in hayatına giren diğer insanlar da (ünlü bir senarist olan Mayhew ve onun kız arkadaşı Audrey gibi) genç entellektüel yazara ilham gelmesine ve senaryoda ilerlemesine yardımcı olamazlar. Stres doruğa çıktığında Fink kendisini doğaüstü tabloları andıran bir cehennemin içinde bulur.

Fransa'daki Paris'te bir flört programına katıldığını düşünen Dawn kendini Teksas'taki Paris'te bulur. Yarışmadan çıkmayı planlasa da kovboy erkek adaydan hoşlanınca işler karışır.

Broadway'de yönetmenlik yapan Arnold Albertson fazlasıyla çapkın bir adamdır ve karısı Delta ile olan evliliği dahi bu durumu değiştiremez. Son zamanlarda birlikte olduğu Isabella"Izzy" Patterson ise umut vaat eden bir oyuncu olabilecek bir hayat kadınıdır. Arnold, Izzy'e yardımcı olmayı ister. Ona göre şu an yaptığı işi bırakıp oyunculuk alanında kariyer yapabilecek yeteneğe sahiptir. Ancak bu kararı hem iş hem de özel hayatında büyük karışıklıkların yaşanmasına neden olacaktır. Başrollerinde Jennifer Aniston, Owen Wilson ve Kathryn Hahn'ın olduğu komedi filminin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen isim Peter Bogdanovich.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir