
Glenn Salvage
Harris

During the last desperate months of World War II, an Allied mission to regain Ramree Island off the coast of Burma ends in horror when an embattled group of soldiers find themselves trapped in dense swampland infested with deadly saltwater crocodiles. As the men are picked off one by one by the hungry reptiles, those that remain resort to increasingly desperate measures to survive the onslaught of carnage and get off the island alive.

2. Dünya Savaşı'nın kaderini belirleyen olaylardan biri olan Dunkerque Tahliyesi'ni konu edinen film, yüz binlerce İngiliz ve müttefik askerlerinin etrafının düşman askerleri tarafından sarılması ile başlar. Arkaları deniz olan bir yerde sıkışan askerler, düşman saldırısına karşı çaresiz bir durumda kalırlar.

Vietnam Savaşı sırasında, kayıp bir birimi aramak için izole bir orman vadisine bir kurtarma ekibi gönderilir. Çok geçmeden askerlerin ortadan kaybolmasının nedeninin, kurtarıcıların hayal edebileceğinden çok daha korkunç olduğunu keşfederler: Et yiyen dinozorlar ormanda avlanmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Timor Denizi'ni geçerken tekneleri batan bir grup genç Avustralyalı asker, hızla küçülen bir salda hayatta kalma mücadelesi verir. Karadan yüzlerce mil uzakta, kendi aralarındaki çatışmalarla, düşman saldırılarıyla ve onlara musallat olan devasa ve aç bir büyük beyaz köpekbalığıyla yüzleşmek zorundadırlar.

Yıl 1924. Gecenin karanlığı çökerken Marsilya'nın nemli sokakları Jandarmanın düdük sesleri ile yankılanır. Gangsterler, araba ile kaçmaktadırlar. Tren istasyonunda, güzel bir kadın tek başına beklemektedir. Hemen yakınlarında ise Alain Lefevre dar sokaklardan geçmektedir. Çaresizce gölgelerde saklanan ve avlanmak üzere olan bir hayvan gibi kaçmaktadır.Gece olmadan önce bu genç boksör, bu bayanı mafyanın elinden kurtarmaya çalışırken yaptığı boks maçında tuzağa düşürülmüştür.İki kişinin katili olarak aranmaktadır. Kaçması ve yeni bir kimlik bulması gerekmektedir. Bu yüzden Fransız lejyonuna katılıp kendini kurtaracaktır. Fakat burada yaşayacakları hayatını akışını değiştirecek.

Julien Dandieu (Philippe Noiret), 1944 yılında Montauban’daki bir hastanede cerrah olarak çalışmaktadır. Alman ordusunun Montauban’a da girmesinden korkan Julien, arkadaşı François’dan karısı Clara (Romy Schneider) ile kızı Florence’ı savaşın henüz ulaşmadığını düşündüğü La Braberie’deki ailesinin şatosunun bulunduğu köye götürüp saklamasını ister. Sadece bir hafta sonraki hafta sonunda ailesini görmek için La Braberie’ye gelen Julien, karısı Clara’yla küçük kızı Florence’ın cansız bedenlerini bularak büyük bir şok geçirir. Alman ordusu çoktan köyü işgal etmiş ve hemen hemen tüm köylüler Naziler tarafından öldürülmüştür. Babasının kiliseye sakladığı av tüfeğini bulan Julien, bu katliamı gerçekleştirenleri öldürmeye ant içer. Alman askerler kasabaya partizanların geldiğini sanırlar, oysa onları birer birer ortadan kaldıran, aslında Hipokrat yemini etmiş bir doktor olan Julien’den başkası değildir.

İkinci Dünya Savaşı'nın eşiğinde, Norveçli genç bir adamın Nazilere direnme azmi hem kendisinin hem de ülkesinin geleceğine yeni bir yön verir.

Yıl 1945. Kanlı bir savaşın kanlı canlı devam etmekte olduğu anlar. Iwo Jima Adası, Japonlar’ın elinde ve Amerika, burayı kazanmanın peşinde. Ele geçirdikleri anda birkaç Amerikan askeri, oradaki dağın tepesine çıkarak zafer bayraklarını dikerler. Ancak bu askerler, kahraman olarak evlerine döndüklerinde kendilerini zorlayan bir takım çelişkili hislerin ve durumların ortasına düşerler.

II. Dünya Savaşı'nın en kızıştığı zamanda, 1942'deyiz. Alman U-Botları Atlantikte iki kıta arasında gidip gelen müttefik gemilerine aman vermiyor. Alman haberleşmesini bir türlü deşifre edemeyen Amerikan donanması eli kolu bağlı, yaralı bir boğa gibi hareket ediyor. İşte tam bu ortamda, müttefikler karaya oturmuş bir Alman U-Botunu tespit ettiklerinde, meşhur Enigma şifreleme cihazını ele geçirmek için bir umut doğar.I. Dünya Savaşı'ndan kalma ve ilkel silahlarla donatılmış bir denizaltı olan S-33 olay yerine yakın olduğu için bu gizli ve savaşın kaderini değiştirecek görev ona verilir. Mike Dahlgren yönetimindeki denizaltı, denizde çaresiz bekleyen Nazi U-Bot'una bir dost gibi yaklaşacak, mürettebat ise U-Bot'a girip batırmadan önce Enigma cihazını ele geçirecektir. Bunun için gerekli cesaret ve tecrübe S-33'ün mürettebatında olsa bile talih rüzgarlarının ne taraftan eseceği çoğu zaman belli olmaz...

Afrika'nın tamamen dünyadan kopuk bir köşesinde yaşamakta olan bir kabile, insan yiyen bir timsah tarafından tehdit altında yaşamaktadır. Bu ilginç yaratığın varlığını duyan bir grup Amerikalı haberciler bu timsah üzerine bir çekim yapmak ve de timsahı canlı yakalamak üzere Afrika'ya giderler. Fakat orada kendilerini bekleyen tehlikenin büyüklüğünden habersizdirler.


Yıl 1942. Naziler Rusya'da ölümcül bir harekata girişmiştir. Kruschev'in liderliğindeki Stalingrad vatandaşlarıysa cesur bir direnişe geçmiş, yerel halk kahramanı Vassili Zaitsev'in ışığıyla tek yumruk haline gelmiştir. Uzman bir keskin nişancı olan Vassili'nin gösterdiği kahramanlıklar en yakın arkadaşı politik subay Danilov tarafından yürütülen bir propaganda sayesinde efsaneleşmiştir. Vassili'yi durdurmak için Almanlar en iyi keskin nişancıları olan Albay Konig'i Stalingrad'a gönderirir...

Nazi işgali altındaki Fransa üzerindeki bir keşif görevinde, pilot David Holden bir B-17 bombacısı ile birlikte vurulur. Bunun ardından Holden bir havaalanının yakınına inmek zorunda kalır ve burada Almanların ABD işaretli uçağa, Mihver Devletlerin savaşı kazanmasına yardımcı olabilecek, şehri yok edebilecek bir süper bomba yüklediğini öğrenir. Holden, yakalanan mürettebatı kurtarmak ve kıyamet planını durdurmak için arama devriyelerinden ve intikamcı bir Nazi askerinden kaçmalıdır.

Vatandaşları tarafından hain olarak damgalanan Fransız uyruklu Marie DuJardin, Amerikan askerleri tarafından bir şartla kurtarılır. Marie'nin hayatta kalabilmesi için onları bir altın zulasına götürmesi gerekir.

Bir Kelt Savaşçısı olarak eğitim almış Boudica kocası Prasutagus ile birlikte modern ve kültürel anlamda oldukça gelişmiş olan Kuzey Britanya’da yaşamış Iceni kabilesini yönetmektedir. Kocasının ölümü üzerine tahtta oturacak bir erkek varis de kalmadığı için, Romalılar Boudica’nın tüm mal varlığına ve topraklarına el koyarlar. Boudica kararlılığın ve çılgınlığın eşiğinde intikam almaya yemin eder. Bütün etrafında toplanan farklı İngiliz ve Kelt kabileleri ile birlik olup güçlerini birleştirerek Roma İmparatorluğu’na karşı ayaklanıp savaş açarlar.

II. Dünya Savaşı sırasında müebbet hapis ve ölüm cezaları almış bir düzine mahkûmun özgürlükleri karşılığında eğitilerek tehlikeli bir imha görevine gönderilmeleri anlatılmaktadır.

Afganistan olayının üzerinden 20 yıl geçmiştir ve John Rambo artık Tayland'da, Myanmar sınırına yakın bir yerde teknede yaşamaktadır. Bir gün Sarah ve Michael Bennett önderliğindeki bir grup misyoner, insani yardım ulaştırmak için Burma'ya gelmişlerdir. Rambo'dan karayolları mayın döşenmiş olduğu için onları nehirden geçirip köylere ulaştırmasını isterler. Rambo başta reddetse de en sonunda kabul eder ve grubu istedikleri yere bırakır. Bir hafta sonra grubun bağlı olduğu kiliseden bir rahip, Rambo'yu bulur ve grubun kaybolduğunu, elçiliğin yardım edemediğini ve bu yüzden de paralı askerler tuttuğunu anlatır. Rambo'dan istediği ise askerleri nehirden geçirmesidir. Rambo tekrardan kendini savaşın içinde bulacaktır.

Amerikalı bir gezi yazarı olan Pete, Avustralya’nın yakın zamanda gözde bir turistik bölgeye dönüşen Kuzey Bölgesi hakkıdna bir yazı hazırlıyordur. Çıktığı bir nehir turu, güzel tur rehberi Kate sayesinden başlandıçta keyifli bir yolculuktan ibaretken; teknelerinin bölgede yaşayan timsahlardan birinin saldırısına uğraması ile tam bir kabusa dönüşür. Teknelerinin batan grup, yakındaki küçük bir kara parçasına sığınır. Ancak glegitli nehrin suları, gün batımı ile yükselecektir. Ve onları sadece birer av olarak gören timsah, sandıklarından hem çok daha büyük, hem de çok daha zekidir.

Yıl 2078. Sirius 6b gezegeninde bir maden kolonisi keşfedilmiş güneş sistemlerinin tümünde geçen 50 yıl boyunca, Maden İşletmeleri Yeni Ekonomik Blok yani N.E.B. loncası tarafından yürütülmüştü. 20 yıl önce N.E.B, Sirius 6b'de, dünyanın enerji problemini çözecek olan madeni keşfetti. Beryniyum. Ama hemen ardından, Beryniyum çıkarmanın ölümcül dozlarda radyasyon ve çevre kirlenmesi yarattığını gördüler. İttifak olarakda bilinen, Maden İşçileri Ve Bilim Adamları Federasyonu maden işletmelerinin derhal kapatılmasını talep etti. N.E.B.'in buna yanıtı, savaş ilanı oldu. İttifak ve N.E.B. arasındaki bu çatışma, dünya üzerinde yeni bir soğuk savaşın tetikleyicisi olmuştu. Ama Sirius 6b'de savaş başlar başlamaz bitmişti. N.E.B.'in büyük çapta giriştiği nükleer bombardımanlar sivil nüfusun büyük bir kısmını yokederken bir zamanlar cennet olan gezegenide harabeye çevirmişti. Kurtulanların binlerceside, ölümcül Beryniyum radyasyonu taşıyan bulutlar yüzünden ölmüşlerdi...

“...1900'ün yalnızca siyasal bir film olarak anılmasını istemem. Bu, daha geniş olarak yaşam, yazgı, aşk ve siyaset üzerine bir filmdir. Çünkü siyaset de gündelik yaşamımızın bir parçasıdır...” - Bernardo Bertolucci Mekan, 19. Yüzyılın sonunda siyasi birliğini sağlamayı ancak başarabilmiş, bu nedenle de sömürgecilik yarışında geri kalmış İtalya. İtalya’nın en ünlü toprak sahiplerinden Berlinghieri ailesinin oğlu Alfredo ve babası çiftçi olan Olmo, 1900 yılında aynı gün doğarlar. Adaletsizliklerle ve ekonomik sıkıntılarla dolu olan 20. Yüzyıl İtalyası’nda iki yakın arkadaş olan Alfredo ve Olmo’nun arasındaki ilişki, yaşları büyüdükçe keskinleşen sınıf farklılıkları ve ülke içi-dışında yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle arkadaşlıktan düşmanlığa dönüşür. Savaşa gidip gelen Alfredo, artık Marksist Olmo’nun gözünde, yok edilmesi gereken faşist bir liderden başka bir şey değildir.

Usta yönetmen John Frankenheimer'in imzasını taşıyan filmde, Paris her an Nazilerin kontrolünden çıkıp özgürlüğüne kavuşabilecek gibidir. En azından Alman subayı Albay Franz von Waldheim (Paul Scofield)'in aldığı istihbarat bu yöndedir. Yukarıdan ona gelen emir Jeu de Paume müzesindeki paha biçilmez sanat eserlerini anayurda getirmesi şeklindedir. Eserler Almanya'ya bir trenle sevk edilecek; demiryolu müfettişi Labiche (Burt Lancaster) de bu sevkiyata engel olmaya çalışacaktır. Tren sahnelerinde gerçek trenler ve istasyonlar kullanmakta ısrar eden Frankenheimer'in ne kadar haklı olduğu görülmüş, filme son derece gerçekçi ve heyecan dolu bir hava katan sahneler birçok yönetmeni etkilemişti.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir