
Robert De Niro
Alfredo Berlinghieri

“...1900'ün yalnızca siyasal bir film olarak anılmasını istemem. Bu, daha geniş olarak yaşam, yazgı, aşk ve siyaset üzerine bir filmdir. Çünkü siyaset de gündelik yaşamımızın bir parçasıdır...” - Bernardo Bertolucci Mekan, 19. Yüzyılın sonunda siyasi birliğini sağlamayı ancak başarabilmiş, bu nedenle de sömürgecilik yarışında geri kalmış İtalya. İtalya’nın en ünlü toprak sahiplerinden Berlinghieri ailesinin oğlu Alfredo ve babası çiftçi olan Olmo, 1900 yılında aynı gün doğarlar. Adaletsizliklerle ve ekonomik sıkıntılarla dolu olan 20. Yüzyıl İtalyası’nda iki yakın arkadaş olan Alfredo ve Olmo’nun arasındaki ilişki, yaşları büyüdükçe keskinleşen sınıf farklılıkları ve ülke içi-dışında yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle arkadaşlıktan düşmanlığa dönüşür. Savaşa gidip gelen Alfredo, artık Marksist Olmo’nun gözünde, yok edilmesi gereken faşist bir liderden başka bir şey değildir.

Robert De Niro
Alfredo Berlinghieri

Gérard Depardieu
Olmo Dalcò

Dominique Sanda
Ada Fiestri Paulhan

Stefania Sandrelli
Anita Foschi

Donald Sutherland
Attila Mellanchini

Burt Lancaster
Alfredo Berlinghieri the Elder

Francesca Bertini
Sister Desolata

Laura Betti
Regina

Werner Bruhns
Ottavio Berlinghieri

Stefania Casini
Neve

Sterling Hayden
Leo Dalcò
Anna Henkel-Grönemeyer
Anita the Younger

Ellen Schwiers
Amelia

Alida Valli
Signora Pioppi

Romolo Valli
Giovanni Berlinghieri

1994 yılında Ruanda'daki Hutu ve Tutsi kabileleri arasında yaşanan iç savaşta Hutular 3 ay içinde 800.000 Tutsiyi katletmişlerdi. İnsanlık tarihinin bu en büyük soykırımlarından biri esnasında, Birleşmiş Milletler korumasındaki bir Hristiyan misyoner okul ve okulda bulunan 40 kadar Avrupalı kendilerini bir anda katliamın ortasında bulurlar. Okulda eğitim gören Tutsilerle birlikte, çevreden 2500 civarında Tutsi okula sığınırlar. Okulda görevli idealist genç öğretmen Joe ve Katolik rahip Christopher, bu halk için ne yapabileceklerini sorgulamaya başlarlar. Dışarıda onları öldürmek için bekleyen Hutulara karşı korkunç bir süreç işlemeye başlar.

In 17th-century Tuscany, a church play is performed for the benefit of young aristocrat Cosimo. In the play, a grotesque old woman gives birth to a beautiful baby boy. The child's older sister is quick to exploit the situation, selling blessings from the baby, and even claiming she's the true mother by virgin birth. However, when she attempts to seduce the bishop's son, the Church exacts a terrible revenge.

Hitler ve yakın arkadaşları kendilerini sığınaklarda güvene almışlardır. Aralarında Führer'in özel sekreteri Traudi Junge de vardır. Berlin artık düşmüş bir kaledir fakat Hitler, şehirden çıkmayı ve teslim olmayı kabul etmemektedir. Halkının tüm fertleri dışarıda yok edilirken o, son yolculuğuna hazırlanmaktadır. Birlikte intihar etmeden birkaç saat önce Eva Braun ile evlenirler. Cesetleri düşman eline geçmemesi için yakılır. Führer'in peşinden yıllarca sadık bir şekilde gitmiş birçok insanın durumu da farklı değildir. Berlin düşerken herkesin ölümle yaşam arasında seçim yapma saati giderek yaklaşmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce, yoksul bir ailenin kız çocuğu bir geyşa evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Gizemleri günümüze kadar korunan, saklı ve bir o kadar da büyülü bir dünyada büyüyen kız çocuğu, rekabetin bitmediği, hataların affedilmediği bir dönemde efsanevi geyşa Sayuri’ye dönüşür. Dönemin en güçlü erkeklerini parmaklarında oynatan Sayuri, rakiplerinin tuzaklarına aldırmaksızın gerçek aşkın hayalleriyle yaşamaktadır.

1970'lerin ortalarında New York Times muhabiri Sydney Schanberg Kamboçya'da hüküm süren iç savaşı gazetesi adına takip edip yazmak için bu ülkededir. Kendisine gazetenin bölge muhabiri olan, arkadaşı ve tercümanı Dith Pran yardımcı olmaktadır. Amerikan ordusu Vietnam yenilgisinden sonra geri çekilirken Kamboçya'lıların da bölgeden tahliyesini sağlamaktadır. Ancak ailesini helikoptere bindiren Dith Pran görevini terketmeyerek Sydney Schanberg'le birlikte bölgede kalır ve haber yapmayı sürdürürler. Bir dizi trajik habere imza atan ekip ülkedeki durumun daha da vahim bir hal alması ile ABD'ye dönme kararı alır. Ancak bir Kamboçya'lı olan Dith Pran kaçamaz ve korktuğu şey başına gelir,ülkeyi kana bulayan Kızıl Kmerlere esir düşer.

İkinci Dünya Savaşı'nın Avrupa'yı kasıp kavurduğu yıllar... 130.000 Kuzey Afrikalı, Fransız ordusuna katılarak ülkeyi Naziler'den korumak için savaşırlar. Daha önce hiç adım atmadıkları bu toprakların özgürlüğü için savaşan bu insanlardan Said, Mesud, Abdülkadir ve Yaser kazandıkları zaferlerle kahraman ilan edilirler.

Gerçek olaylar üzerine kurulu bu dram, çatışmanın ve politik anlaşmazlıkların ayırdığı iki kardeş ve Rwanda"lı insanların sergilediği olağanüstü cesaret ve dayanıklılığın detaylarını yansıtıyor.

Nasıralı İsa, havarileriyle birlikte yediği son akşam yemeğinde kendisine ihanet edileceğini açıklamıştır. Tıpkı onun söylediği gibi Judas, İsa'yı Romalılar'a ihbar eder. Roma valisinin tereddütlerine karşın, Yahudiler'in dini liderlerinin kışkırtmasıyla İsa'ya tahammül edilemez işkenceler yapılır.

14-20 Ağustos 1971 tarihlerinde Stanford Üniversitesi’ndeki psikoloji bilim dalı öğretim görevlisi Philip Zimbardo, bir deney yapmaya karar verir. 24 erkek öğrenciden oluşan bir grubu, mahkumlar ve gardiyanlar olacak şekilde ikiye ayırıp onları üniversite binasının bodrum katında oluşturdukları bir hapishane simülasyonunda bir haftaya yakın süre “rollerinin” içine bırakır. Deneyin sonuçları dünyayı şok ettiği gibi, Abu Ghraib Hapishanesi’nde yaşanan insanlık dışı işkencelerin de ortaya çıkması ve daha sonra değerlendirilip incelenmesinde büyük rol oynar.

Savaşmaya pek de hevesli olmayan bir kahraman olan Benjamin Martin, İngilizler Benjamin'in değer verdiği insanları tehdit etmeye başlayınca kendini Amerikan Devrimi'nin içinde buluverir. İdealist bir vatansever olan oğlu Gabriel ile birlikte silah kuşanıp Amerikan milislerinin başına geçer ve "kırmızı urbalılarla" göğüs göğüse çarpışır. Bunlar olurken kendi ailesini korumasının tek yolunun genç Amerikan ulusunu topyekün bağımsızlığa taşımak olduğunu keşfeder fakat karanlık geçmişi, savaşta da peşini bırakmaz.

İkinci Dünya Savaşı'nın insanlık dışı öykülerinden bir kesit... Auschwitz kampında kurulan gaz odalarında ölüme gönderilen Yahudilerin yaşadığı korkunç trajediye ek olarak bir de, onları ölüme göndermeleri için seçilen bir grup Yahudi'nin trajedisi de yaşanmaktadır.Sonderkommandos adı verilen grup büyük bir ahlaki ikilemle karşı karşıya bırakılır. Grubun kendi aralarında örgütlemeye çalıştıkları, Auschwitz tarihindeki ilk silahlı eylemi harekete geçirmeye hazır oldukları bir sırada, gaz odalarında hayatta kalmayı başarmış 14 yaşındaki bir kzı çocuğunu bulurlar. Grup, belki de hayatlarının en büyük ikilemi ile karşı karşıya kalacaktır. Bu kızı kurtarmak uğruna ya hazırladıkları başkaldırı eylemini bir kenara bırakacak ve diğer binlerce insanın kurtarılma umudunu hiçe sayacaklardır ya da onca eziyete rağmen hayatta kalmayı başarabilmiş olan bu ufak kızı ölüme terkedeceklerdir.

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

Mussolini'nin faşist hükümetini sorgusuz sualsiz kabullenen Marcello gizli polise katılır ve yeni bir eşi de kapsayan yeni bir yaşama başlar. Ama çıktıkları balayının gizli bir amacı vardır. Antifaşist hareketin öncülerinden yaşlı bir profesörü öldürecektir. Ancak Marcello bastırılmış çocukluk anılarının da etkisiyle görevinin meşruluğundan kuşku duymaya başlar.

A group of Italian villagers struggle to survive during a tumultuous time in 1943, debating how much assistance to give the partisans with the impending arrival of the Germans. Based on True Events.

Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. 'Titanic' adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu Düşler Gemisi'nin yolcuları arasında Avrupa'da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika'ya dönmekte olan, Jack Dawson adlı genç ve fakir bir ressam ile nişanlısı ve annesiyle Philadelphia'ya giden Rose DeWitt Bukater adlı zengin bir genç kız da vardır. İki genç şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912'de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

On December 12, 1969, a bomb kills 17 people at the Piazza Fontana national bank in Milan, Italy, marking the beginning of the Years of Lead. Local anarchists are scapegoated for the massacre by police and the media, but a lone prosecutor uncovers a conspiracy of far-right groups, corrupt secret services, and other interests that seek to undermine democracy.


Regent Horthy is the leader of Hungary and a German ally, but his favorable standing with Hitler changes as the war comes to an end. Forced to cede Hungary’s power or else witness the execution of his son, Regent Horthy gives up control of his country to the Nazis, who quickly move Hungarians to ghettos and death camps, with no hope in sight. But the despair changes when a young man named Elek emerges. Separated from his family during the relocations and aided by the woman he loves , Elek defies the enemy by becoming one of them. In a race against time, disguised as a Nazi Officer he embarks on a mission to save his family and thousands of his countrymen.

Based on the writer/director's childhood, FARMING tells the story of a young Nigerian boy, 'farmed out' by his parents to a white British family in the hope of a better future. Instead, he becomes the feared leader of a white skinhead gang.

1975 yılında Roma'daki bir Katolik erkek lisesinin üç öğrencisi, sınıf arkadaşlarını ve toplumu dehşete düşüren korkunç bir suç işler. Gerçek olaylardan uyarlandı.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir