
Murat Boz
Engin
Engin, başarıya, güce ve lüks yaşama değer veren bir iş insanıdır. Orta sınıf bir ailenin kızı olan hayalperest Pelin ise, kendisini olduğu gibi kabul edecek doğru kişiyi beklemesi gerektiğini düşünür. Engin ve Pelin’in yolu bir partide kesişir. Gecenin sonunu hatırlamayan ikili, kendilerini iki yıldır evli oldukları bir rüyanın içinde bulurlar. Tamamen farklı karakterlerde olan Engin ve Pelin, birbirlerine tahammül etmekte zorlanır. İçine düştükleri kabustan kurtulmanın yolunu arayan Engin ve Pelin, bu süreçte birbirlerine yakınlaşmaya başlar. Onlar, kabus olarak düşündükleri rüyanın artık sonsuza dek sürmesini isterlerken eski hayatlarına uyanır. Birbirlerinden uzakta olan iki aşığın, aşklarını gerçek bir hikayeye dönüştürebilmeleri kendilerine bağlıdır.

Murat Boz
Engin

Burcu Özberk
Pelin

Ekin Mert Daymaz
Emre

Devrim Yakut
Pelin's Mother

Şerif Erol
Engin's Father

Feridun Düzağaç
Psikolog

Kubilay Karslıoğlu
Pelin's Father

Hivda Zizan Alp
Merve

Selen Soyder
Eda

Uğur Uzunel
Cihan

Ezgi Tombul
Pelin's Boss

Nilüfer Gürkonak
House Owner

Kirkor Dinçkayıkçı
Doorman
Yaren Vera Salma
Zeynep

Kızının nişanlandığını söylemesi ile son davetlinin düğünden ayrılmasına kadar geçen sürede kızını çok seven bir babanın ayakta kalma çabasını anlatan bu klasik komedide Akademi Ödüllü Spencer Tracy ve Elizabeth Taylor başrolleri paylaşıyor. Kızı Kay, Buckley Dunstan ile nişanlandığını ilan ettiğinde avukat Stanley T. Banks böyle bir şeye hiç hazırlıklı olmadığını fark eder. Buna karşın, Kay'in evleneceğini öğrenmek karısı Ellie ile oğlu Tommy'yi son derece mutlu eder. Bir "oğul" sahibi olması, artık büyümüş ve kendi hayatını yaşayan minik kızını kaybedecek olan Stanley için bir teselli değildir. Belki her şey yoluna girecek, tabii eğer Stanley, Buckley'yi kabul edebilir ve düğünü atlatabilirse. Peki, düğün masraflarını kim karşılıyor? Tabii ki, gelinin babası.

Extrovert Corinne convinces Jane, a shy, talented baker, to commit to a year of bringing cakes to bars, to help her meet people and build confidence. But when Corinne receives a life-altering diagnosis, the pair faces a challenge unlike anything they've experienced before.

Bir kaç çiftin seks hayatındaki açmazlara odaklanan film, onlara olmadık sorular soran doktorları ve gizli kalmış fantezileri ile ilgileniyor. Kadınların ne istediklerine dair sevgi, aşk, bağlılık gibi kavramları da ele alan The Little Death orjinal senaryosu ile keyifli bir durum komedisi.

Les, ünlülerin fotoğraflarını çekme işi ile uğraşmaktadır. En büyük arzusu büyük işler başarmaktır. Bir gün sokaklarda yaşayan Toby ile tanışır ve yakın arkadaş olurlar. Toby’nin de en büyük arzusu oyuncu olmaktır. Şans eseri Toby o zamanın en ünlü pop yıldızı K’Harma ile romantik ilişki yaşamaya başlar. Les’te buna bozulur ve intikam almaya karar verir.

Justine, onu çok seven kocası Phil'le birlikte artık çocuk yapma zamanı geldiğini düşünen evli bir genç kadındır.Bütün denemelerine rağmen hamile kalamaması sonucunda Justine, bunu kocasının esrar kullanıyor olmasına bağlar. Bir gün işyerinden arkadaşı Holden ile arasında bir elektriklenme olur ve Justine, onunla tutkulu ve cinsel açıdan doyurucu bir ilişki yaşayabileceğine karar verir. Fakat ilişkileri Holden'ın saplantıları yüzünden kısa sürede tehlikeli bir hale gelir. Aşk, hırsızlık ve şantaj dolu aşk üçgeninde Justine'in güvenilir kocası ve rahatsız sevgilisi arasında doğru tercihi yapması gerekecektir...

After workaholic Kevin has a drunken one night stand with the beautiful train-wreck Madeline, he's horrified to discover that she's actually his boss' jilted ex-mistress. When she takes a bottle of sleeping pills, Kevin is forced to keep her awake... and over the course of the night the two begin to fall for each other.

Two successful women, sick and tired of dating and relationships, decide to keep two young men in their pool house for strictly sexual purposes.

Hildy’nin duygusal iniş çıkışlardan uzak dengeli devam eden yaşamı, lisedeki aşkı Frank Getchell ile yeniden aşk yaşamaya başlamasıyla değişmeye başlar, dahası her şey birinin pervasız davranışları yüzünden içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Uzun süredir saklı kalan duygularını hatırlayan ve ailesi hakkında sırları ortaya dökülen Hildy, onlarca yıldır yüzleşmekten kaçtığı tek insanla yani kendisiyle hesaplaşmak zorunda kalır.

Besteci Steven Lauddem, büyük geri dönüş operasının müziklerini tamamlayamamasına neden olan yaratıcılık konusunda bir engel yaşıyor. Eşi olan eski terapisti Patricia, şehirde kaybolarak yaratıcılığını yeniden canlandırmasını önerdiğinde Steven ilham arayışına çıkar. Onun aydınlanması, Katrina adında canlı bir kadınla tanıştıktan ve hayatının umduğundan ya da hayal edebileceğinden çok daha fazla potansiyele sahip olduğunu keşfettikten sonra gelir.

Karısından yeni boşanmış, hayat boyu kaybetmeye mahkûm John, bir partide gayet hoş, seksi Molly’yle tanışır. İşler iyi gider, sonra Molly’nin 21 yaşındaki oğlu, filme adını veren Cyrus, sahneye çıkar. Ana-oğul arasında öyle sıkı bir ilişki vardır ki John epey rahatsız olur, ama ikisi arasında kendine bir yer açmak için mücadeleyi elden bırakmaz.

Hudson Milbank başarılı bir senaryo yazarıdır. İlginç bir şekilde aniden hiç bir duygu hissetmediğini fark eder. Doktorlara ve psikiyatristlere gider fakat kimse ona yardımcı olamaz. Golf kanalı, lezbiyenler için egzersiz sınıfları ve her çeşit ilaçla günü kurtarmayı başarır fakat tam anlamıyla sorununu çözülmez. Beraber senaryo yazdığı ortağı da ona yardımcı olmaya çalışır fakat halen bir sonuç alamamıştır. Bir gün Sara ile tanışır ve sonunda tekrar hissedebilmek için ihtiyacı olan motivasyona kavuşur.

Kral Mongkut'un çocuklarına İngilizce öğretmek için oğluyla birlikte Siyam'a gelen öğretmen Anna Leonowens'in saraydaki kralla ve çocuklarla başından geçenler.

Arkeolog olan Jack, büyük güçleri olan bir taşın peşindedir. İnanışa göre bu taş, yerçekimini ortadan kaldırmaktadır. Yardımcısı ile birlikte bu taşı bulmak için dünyanın her yanına yolculuk yapmaktadır. Jack'in farklı bir yaşamı daha vardır. Rüyalarında Çin Hanedanı'nın baş generali Meng-yi olarak, güzeller güzeli prensese aşıktır. Arkeolojik araştırmaları sırasında rüyalarındaki prensesin resmi ile karşılaşan Jack'in rüyaları ve gerçek yaşamı artık bir noktada kesişmiştir. Rüyalarında General Meng-yi karakterindeyken prensesin kendisine gösterdiği şelaleyi gerçek yaşamda bulur. Şelalede yaptığı araştırmada ise, prensese ve rüyalarındaki dünyaya ulaşacaktır.

60'larda masum bir hippiyken 80'lerde para peşinde koşmaya başlayan George Jung'un (Johnny Depp) en büyük isteği hayalindeki Amerikan Rüyasını yaşamaktır. California'ya taşınarak güneşi, seksi ve marijuana satmanın kârlı zevklerini keşfeder. Uyuşturucu satmak ilk başta özgür hayatını rahatça yaşamasını sağlayan bir geçim kaynağıyken, bu iş zamanla onu dünyaca ünlü kokain ithalatçısına dönüştürür.

Gerçek olaylara dayanan "Argo" altı Amerikalıyı kurtarmak için düzenlenen, İran rehine krizinin sahne arkasında ortaya çıkan ve halkın yıllar sonra öğrendiği gizli bir operasyonu anlatıyor. İran devriminin kontrol edilemeyecek noktaya ulaştığı dönemde, 4 Kasım 1979'da militanlar Tahran'daki ABD elçiliğine saldırırlar ve içeride bulunan 52 Amerikalıyı rehin alırlar. Ancak tüm bu kaosun ortasında altı Amerikalı kaçmayı başarır ve Kanada büyükelçisinin evine sığınır. Bulunmalarının ve büyük olasılıkla öldürülmelerinin an meselesi olduğunun farkında olan Tony Mendez (Ben Affleck) adında bir CIA "sızma" uzmanı altı Amerikalının ülkeden sağ salim çıkmasını sağlayacak riskli bir plan yapar. Böylesine inanılmaz bir plan ancak filmlerde olmaktadır...

Brian's Song, ölümcül kansere yakalanmış bir Chicago Bears futbolcusu olan Brian Piccolo'nun takım arkadaşı Gale Sayers ile olan arkadaşlığına odaklanarak hayatını anlatan 1971 ABC Filmidir

Bağımsız auteur yönetmen Richard Linklater'ın bu yıl Mavi Ay ile birlikte büyük bir film festivalinde prömiyerini yapan ikinci filmi Yeni Dalga, tam da adının çağrıştırdığı gibi, Fransız Yeni Dalgası’nın en bilindik filmi, Jean-Luc Godard'ın À Bout de Souffle / Nefes Nefese’sinin fikir ve yapım sürecini, üstelik zamanında devrim yaratan aynı tarz ve teknikleri kullanarak anlatıyor. Linklater, “Bu, bir adam ile etrafındakilerin önderlik ettiği kişisel bir sinema devriminin hikâyesi” diyor. Bir sinefilden bir diğerine saygı duruşu diyebileceğimiz film, Cannes'da dünya prömiyerini yaptı ve Altın Palmiye için yarıştı.


1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir