Juan "Doc" Restrepo
Himself

Directors Hetherington and Junger spend a year with the 2nd Battalion of the United States Army located in one of Afghanistan's most dangerous valleys. The documentary provides insight and empathy on how to win the battle through hard work, deadly gunfights and mutual friendships while the unit must push back the Taliban.

Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.

As the Russian invasion begins, a team of Ukrainian journalists trapped in the besieged city of Mariupol struggle to continue their work documenting the war's atrocities.

Dünyanın biyoçeşitliliği en yüksek yerlerinden biri olan Kongo Virunga Milli Parkı M23 silahlı isyancıları tarafından tehdit edilince, küçük ve yorgun bir korucu ekibi karşılarına dikilir. Eski bir çocuk asker, yetim gorillerin bakıcısı, bir doğa koruma uzmanı ve film ekibi de iki ateş arasında kalır. Kahramanları, kötü adamları, gorilleriyle bu benzersiz aksiyon-belgesel, daha güzel bir dünya için kendi hayatını hiçe sayanların inanılmaz öyküsünü anlatıyor.

Film, anavatanlarının 2014 yılında IŞİD terör örgütü tarafından ele geçirilmesinin ardından bir araya gelen bir grup isimsiz aktivist tarafından hazırlanan, "Rakka Sessizce Katledildi" başlıklı bir belgeseli konu alıyor. Filmde, savaşla derin ve kişisel temasta bulunan cesur yerel gazeteci grubunun hayatın saklı yüzü ile karşılaştıkları anları ve dünyadaki en kötü güçlere karşı kendi hayatlarını nasıl riske attıkları anlatılacak.

Korengal picks up where Restrepo left off; the same men, the same valley, the same commanders, but a very different look at the experience of war.

They Shall Not Grow Old, I. Dünya Savaşı döneminde çekilen ve daha önce hiç görülmemiş görüntüleri kullanarak, Büyük Savaş'ın askerlerine ve etkilerine dair olağanüstü bir bakış sunuyor. Fantastik sinemanın baş tacı serilerinden “The Lord of the Rings” ve “The Hobbit” üçlemelerinin 3 Oscar’lı yönetmeni Peter Jackson da, 2014 yılında vizyona giren “The Hobbit: The Battle of the Five Armies”ten beri ilk kez beyaz perdeye geri dönüyor. Belgesel için İmparatorluk Savaş Müzeleri’nin film arşivindeki görüntüler günümüz teknolojisi kullanılarak restore edildi ve BBC Arşivleri’nden alınan sesler sayesinde Büyük Savaş’ı yaşamış insanları kendi sesleriyle dinleyebileceğiz. Filmin yapımcılığını da yönetmenle birlikte Clare Olssen üstleniyor.

Aptallık Çağı (Age of Stupid), 2055 yılında yaşayan bir adamın kendi ağzından anlattığı hikayeyi konu alıyor. Fırsatımız varken iklim değişimini neden durdurmadığımızı sorgulayan film, dünyanın yardım çığlıklarını duymazdan gelen insanların yaşadığı bir çağı ve sonunda pişmanlığı gözler önüne seriyor.

Filmin konusu Fransız ordusundaki komuta kademesinin savaşmak istemeyen askerlere gözdağı verip korkutmak amacıyla suçsuz askerleri kurşuna dizmesidir. Fransız Ordusu da savaş sırasında diğer müttefik orduları gibi korkaklık suçundan dolayı infazlar gerçekleştirmiştir. Ancak filmin merkezinde duran sorun, verilen emre karşı gelerek saldırıya geçmeyen tüm cephenin yerine rastgele seçilen askerlerin kurşuna dizilmesidir. Bu tür cezalandırma tarihte Romalılar tarafından yaygın olarak uygulanmıştır. Onuncunun cezalandırılması olarak dilimize çevrilebilecek decimation cezasında suçlular arasından her on kişiden bir tanesi öldürülerek ceza uygulanır. Bu ceza Fransız Ordusunda, Flanders yakınlarında 15 Aralık 1914 tarihinde geri çekilen Cezayir Alayı 8.Tabur 10. Bölük askerleri hücum emrine uymayınca uygulanmıştır...

When Allied forces liberated the Nazi concentration camps in 1944-45, their terrible discoveries were recorded by army and newsreel cameramen, revealing for the first time the full horror of what had happened. Making use of British, Soviet and American footage, the Ministry of Information’s Sidney Bernstein (later founder of Granada Television) aimed to create a documentary that would provide lasting, undeniable evidence of the Nazis’ unspeakable crimes. He commissioned a wealth of British talent, including editor Stewart McAllister, writer and future cabinet minister Richard Crossman – and, as treatment advisor, his friend Alfred Hitchcock. Yet, despite initial support from the British and US Governments, the film was shelved, and only now, 70 years on, has it been restored and completed by Imperial War Museums under its original title "German Concentration Camps Factual Survey".

Yönetmen Stanley Kubrick, Full Metal Jacket filminde savaşın ve askerliğin, insanların duygularını nasıl yok ettiğini gün yüzüne çıkarıyor. 18 yaşındaki acemi bir askerin gözünden, acemi askerlerin Deniz Kuvvetleri'ndeki ilk günlerinden başlayarak nasıl insani duygularının yok edildiğini ve bireysellikten çıkarılıp Deniz Piyadesi olarak nasıl tekrardan yaratıldıklarını anlatıyor. Film, 1968 yılında Vietnam harekatı için yetiştirilen askerlerin ruhlarında bıraktığı zarar ve savaşın nasıl insanlık dışı bir şey olduğunu açığa çıkartıyor. Gustav Hasford'un "The Short-Timers" isimli romanından uyarlanmıştır.

An in-depth look at the torture practices of the United States in Afghanistan, Iraq and Guantanamo Bay, focusing on an innocent taxi driver in Afghanistan who was tortured and killed in 2002.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

Hitler ve yakın arkadaşları kendilerini sığınaklarda güvene almışlardır. Aralarında Führer'in özel sekreteri Traudi Junge de vardır. Berlin artık düşmüş bir kaledir fakat Hitler, şehirden çıkmayı ve teslim olmayı kabul etmemektedir. Halkının tüm fertleri dışarıda yok edilirken o, son yolculuğuna hazırlanmaktadır. Birlikte intihar etmeden birkaç saat önce Eva Braun ile evlenirler. Cesetleri düşman eline geçmemesi için yakılır. Führer'in peşinden yıllarca sadık bir şekilde gitmiş birçok insanın durumu da farklı değildir. Berlin düşerken herkesin ölümle yaşam arasında seçim yapma saati giderek yaklaşmaktadır.

1943'te Burma'da bir Japon esir kampının komutanı olan Saito, kampa yeni gelen İngiliz Albay Nicholson'dan adamlarına Kwai nehri üzerine bir köprü kurmalarını emretmesini istemektedir. Saito'nun amacı bu köprüyü kullanarak Japon birliklerine cephane taşıma konusunda avantaj sağlamaktır. Saito'nun işkencesine dayanamayan Albay bir süre sonra köprünün emri altındaki mühendisler için de bir moral kaynağı olacağını düşünerek onun isteğini kabul eder. Nicholson düşmanının esiri konumunda da olsa, onun ve adamlarının yapabileceğinden daha iyi bir köprü yaparak onu psikolojik seviyede altetmiş olacağını düşünür. İnşaat ilerledikçe Nicholson köprünün düşmanına avantaj sağlayacağını tamamen unutur ve onu mükemmelleştirmek için elinden geleni yapar.

II. Dünya Savaşı sırasında müebbet hapis ve ölüm cezaları almış bir düzine mahkûmun özgürlükleri karşılığında eğitilerek tehlikeli bir imha görevine gönderilmeleri anlatılmaktadır.

1917 Sovyet Devrimi öncesi ve sonrasını yaşayan bir burjuva aydını Dr. Jivago'nun öyküsü. Devrimle birlikte inandığı tüm değerler silinip yerine yeni sistemin gelişi Dr. Yuri Jivago'nun hayatını alt üst eder. Savaşın acımasızlığını yaşayan Dr. bir yandan da iki kadın arasında kalır.

1970'lerin ortalarında New York Times muhabiri Sydney Schanberg Kamboçya'da hüküm süren iç savaşı gazetesi adına takip edip yazmak için bu ülkededir. Kendisine gazetenin bölge muhabiri olan, arkadaşı ve tercümanı Dith Pran yardımcı olmaktadır. Amerikan ordusu Vietnam yenilgisinden sonra geri çekilirken Kamboçya'lıların da bölgeden tahliyesini sağlamaktadır. Ancak ailesini helikoptere bindiren Dith Pran görevini terketmeyerek Sydney Schanberg'le birlikte bölgede kalır ve haber yapmayı sürdürürler. Bir dizi trajik habere imza atan ekip ülkedeki durumun daha da vahim bir hal alması ile ABD'ye dönme kararı alır. Ancak bir Kamboçya'lı olan Dith Pran kaçamaz ve korktuğu şey başına gelir,ülkeyi kana bulayan Kızıl Kmerlere esir düşer.

1993'te birleşmiş milletlerin Somali'ye yiyecek yardımı yapmasının ardından gelen yardımları adamları tarafından toplatan Mohamed Farrah Aidid, on binlerce insanın ölmesine yol açmıştır.Bu olaya bir son vermek için özel eğitimli bir ekibin, Aidid'in iki önemli adamını şehir merkezindeki bir binada yakalamasına karar verilir. Plana göre şehre helikopterle gidilecektir binada 2 adam yakalanılarak sıcak çatışma olmadan geri dönülecetir.

Ünlü radyo Dj’i Adrian Cronauer, askeri radyoda Dj’lik yapması için Saigon’a getirilir. Sabahın erken saatlerinde yayın yapan Cronauer, “Günaydın Vietnam” sözleriyle açtığı programını dinleyen askerlere eğlenceli dakikalar yaşatır. O güne kadar son derece sıkıcı yayın yapan radyo, Adrian’ın mizah anlayışı ve hippi tavırlarıyla kökünden değişir. Bu yeni durumdan oldukça memnun olan askerler, savaşla ilgili herhangi bir kötü haberin yayınlanmadığı bu programda, Adrian’ın sayesinde uzun zamandır sahip olmadıkları mutluluk ve morali bulurlar. Savaşın acımasızlığını göstermeden, bir radyo yayını sayesinde askerlerin nasıl iyimser bir şekilde etkilenebileceklerini gösteren Günaydın Vietnam, savaşa dair son derece eğlenceli bir yapım. Adeta bu rol için yaratılmış gibi duran Robin Williams, buradaki rolüyle de Oscar’a aday olmuştu.

Alman işgalinin sona erdiği süreci, bir dizi renkli anektodu peşpeşe getirip bir çok yönde gelişen olaylara dayanarak hikaye eden Menzel, alışılmış kahraman direnişçi imajını da kıran, trajikomik bir üslup tutturur. Ana karakteri, karşı-kahraman özellikleriyle donatılmış, yeniyetme coşkusunu yitirmemiş, naif ve sempatik bir genç asker olan Milos Hrma'dır. Karşı cinse karşı tutuk, çekingen ve aşırı utangaç Milos, hem erkekliğini kanıtlama çabasındadır hem de taşıdığı üniformanın hakkını vererek aile adına halel getirmemekle yükümlüdür. Aslında dedesinin savaştan kaçmak için komutanını hipnotize ettiğini, babasının da savaşı, cephe gerisinde, tehlikesizce bir masa başı görevinde geçirdiğini pekala bilir. Bohemya'da bir tren istasyonuna atanan Milos'un amiri, güvercin meraklısı, saf biridir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir