
Vic Carmen Sonne
Jenny

Viktoria is an odd and extremely self-disciplined researcher in the field of suicide. She is invited to a psychiatric ward to treat the suicidal patient Jenny. Through intimate night conversations, they form a tight bond. Viktoria slowly opens up to experience closeness with another person for the first time in her life, but the closer the two women get, the more it becomes clear that something is not as it seems.

Marquis de Sade, sapkın yazılarıyla tanınan bir Fransız yazar ve filozof, Charenton Akıl Hastanesinde mahkum edilmiştir. Ancak burada bile yazmayı bırakmaz. Marquis’in eserleri, genç bir çamaşırcı olan Madeleine (Kate Winslet) aracılığıyla dış dünyaya sızdırılır ve büyük bir sansasyona yol açar. Bu durum, Napolyon’un dikkatini çeker ve Marquis’in susturulması için Dr. Royer-Collard (Michael Caine) hastaneye gönderilir. Dr. Royer-Collard, Marquis’in yaratıcılığını bastırmak için sert ve baskıcı yöntemler kullanır. Öte yandan, rahip Coulmier (Joaquin Phoenix), Marquis’in yazma özgürlüğünü savunur, ancak bu durum onun ahlaki ve dini inançlarıyla çelişir.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

In this story inspired by real characters, three girls from America, Nigeria and India are trafficked through an elaborate global network and enslaved in a Texas brothel, and must together attempt a daring escape to reclaim their freedom.

Tess ve ailesi hayal edilemez bir kayba uğradığında, beklenmedik bir kaynaktan destek bulur: biyolojik babası - yanlış tarafta olan sevimli bir tembel - ve yan apartmandaki çekici fakat tehlikeli suçlu genç.

Boksör olan Lion, kardeşi Stan’ın bir suç patronuna olan borcunu ödeyebilmek için son kez bir dövüş turnuvasına katılmaya karar verir. Kardeşler bunun için ülkeyi dolaşmak zorunda kalır ve bu süreçte onlara beklenmedik biri eşlik eder. Stan, Lion'u hayatının dövüşü için eğitirken bir dizi olay kardeşleri parçalamakla tehdit eder ancak birbirlerine olan sevgileri ve daha iyi bir hayata kavuşmak için olan inançları onların bir arada yol almasını sağlar.

Jahkor, asla babası gibi olmak istemeyen bir gençtir. Suça bulaşıp hapse düşen babası da asla oğlunu hapiste görmek istemez. Ancak Jahkor da kendisini parmaklıklar ardında bulur. Annesiyle birlikte yaşayan ve sevgilisinin hamile olduğunu öğrenen Jahkor, Oakland’da rap yapma hayalleri kuruyordur. Dünyadaki sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken yanlış yola sürüklenen Jahkor tıpkı babası gibi hapis cezasına çarptırılır. Hapishanedeyken babası ile kendi hayatı arasında bir bağ kuran Jahkor, bu süreçte kendisini suça iten insanları, koşulları düşünür ve kendini keşfetme yolculuğuna çıkar.

II. Dünya Savaşı'nda Fransa'da savaşmış olan Jimmy Picard, savaş sonrasında çektiği şiddetli baş ağrıları, ani görme ve işitme kayıpları üzerine hastaneye yatar. Doktorlar Jimmy üzerinde çeşitli testler uygulamalarına rağmen rahatsızlığının nedenini bir türlü bulamazlar. Bunun üzerine Jimmy, Fransız bir antropolog, psikolog ve Yerli Amerikan Kültürü Uzmanı George Devereux'a yönlendirilir. Normal şartlar altında asla tanışmayacak, hiçbir ortak noktaları olmayan bu ikilinin arasında ilk seanslarından itibaren karşılıklı güven ve saygıya dayalı samimi bir ilişki kurulur. İkisi birlikte Jimmy'nin anılarını ve düşlerini keşfetmeye başlarlar.

Film, kariyerinin son fırsatını yakalayan bir boksörün, aşırı kilo verme süreciyle birlikte yaşadığı fiziksel ve ruhsal çöküşü ile kazanma hırsını anlatıyor.

Zurich gelecek vaat eden bir öğrencidir. kardeşlik kulübüne kabul sırasında felaketlerle dolu bir geceye adım atar. Onu zorlu bir sınav beklemektedir.

David Amram'ın güçlü müziğinin ilk notalarından ve Bud'la (ilk rolündeki Warren Beaty) Deanie'nin (Natalie Wood) gürüldeyen bir şelalenin yanı başında bir arabanın içinde öpüştükleri ilk görüntülerden itibaren, Aşk Bahçesi, en başarılı Hollywood melodramlarının cazibesinin bir özeti gibidir. Toplumun baskıladığı tutkular (öykü 1928'de Kansas'ta geçer), her şiddetli renk, ses ve hareket patlamasında, yeri değiştirilmiş biçimde ifade bulur. Duyguların bastırılması bu filmin her anında mevcuttur, insanları korkunç, işlevsiz yönlere sürükleyen bir güçtür bu. Erkekler başarılı ve maço olmak zorundayken, kadınlar bekaretle fahişelik arasında seçim yapmak zorundadır. Tıpkı Barbara Loden'in unutulmaz biçimde canlandırdığı, Bud'un kalender, özgür kız kardeşi Ginny gibi.


Veronica 20'li yaşlarında ve güzel görünmek, iyi bir işe sahip olmak ve ortalama bir standartta yaşamak gibi gereken herşeye sahip görünen bir kadındır. Ama bir gün intihar etmeye karar verir. Başarısız olur ve gözlerini bir akıl hastanesinde açar. Doktorunun ona sözLediği ilk şey ise 1 hafta gibi kısa bir ömrü kaldığıdır. Bu süre zarfında ise akıl hastanesinde kalacaktır. Hastanede geçirdiği zamanlar Veronica için bir yeniden uyanış niteliğinde olacaktır, bildiğini zannettiği gerçekleri tekrar gözden geçirecek, kendisini ve aşkı yeniden keşfedecektir...

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.


Bu film, dönüm noktası niteliğindeki hukuk mücadelelerinden korkunç kaçırılmasına kadar, açık sözlü ateist Madalyn Murray O'Hair'in tartışmalı hayatını anlatıyor.


Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Sweeney Todd İngiltere'de berberlik yaparak yaşamını sürdüren, çok güzel bir eşi olan, hayata umutla bakan bir adamdır. Fakat kasabanın önde gelenlerinden birinin güzel eşinde gözü vardır. Yersiz bir suçlama ile hapse atılır ve ardından sürgüne gönderilir. Hayatı darmadağan olan Sweeney Todd kurtulup geri dönmek ve intikam almak için yemin eder. Yıllar sonra geri geldiğinde her şey çok değişmiştir fakat onu hatıralar içerisinde sabırla bekleyen biri vardır, Bayan Lovett... Şeytan Berber Bayan Lovett'ın da yardımıyla suçluyu bulana kadar acımasız bir cellada dönüşecektir; bu arada kasabayı birbirinden güzel kek ve çörek kokuları kaplarken şüphelenmek kimsenin aklına gelmeyecektir...

Profesör Goodman doğaüstü olaylara, hayaletlere ve ölümden sonraki yaşama hiç inanmayan bir akademisyendir. Aynı zamanda şüpheci bir psikolog olan Profesör Goodman, bu düşüncesini sarsacak türden çeşitli olaylar yaşadığında ise her şey bir anda değişmeye başlar. İçinde üç farklı ürpertici hikâyenin bulunduğu, uzun süredir kayıp olan bir dosyaya rastlar ve bu hikâyeler profesörün mantığını sınamaya başlar.

Şövalye ruhlu mahkum Sam Gillen(J.C.Van Damme)'in de bulunduğu tutukluları taşıyan bir konvoy saldırıya uğrar. Saldırıyı düzenleyen Sam'in ortağı ölürken Sam kaçmayı başarır. Sam ise oğlu Mookie ve kızı Bree ile birlikte yaşayan dul Clyde(Rosanna Arquette)'ın yanına sığınır. Clyde ve çocuklar Sam'in kimliğini bilmezler. Sam aileyi, topraklarını ele geçirmek için canice yöntemlere başvurmaktan çekinmeyen toprak ağası Franklin Hale(Joss Ackland) ve adamlarından korumak üzere kolları sıvar...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir