
Reggie Bannister
Reggie


Serinin 3. devam filminde Tall Man Mike'ı kaçırır Reggie peşine düşer yolda pek çok badireler geçirir bir sürü dost ve düşman edinir.

Umbrella Şirketi'nin yol açtığı virüs felaketi Umbrella'nın gizli sığınaklarından Raccoon City'ye yayılmıştır. İkinci filmde alan genişliyor ve tüm şehir virüslü insanlarla doluyor. Kahramanımız Alice, Umbrella Şirketi tarafından yapılan deneyler sonucu insanüstü güçlerle donatılmıştır. Alice ile birlikte virüsten etkilenmeyen bir kısım insan da onunla birlikte mücadeleye girerler. Bu insanların arasında Umbrella'nın özel ekibi S.T.A.R.S'ın bir üyesi olan Jill Valentine ve bu ekibin lideri olan Carlos Oliveira gibi donanımlı kişiler de bulunmaktadır. Bu grup, bir yandan tüm şehre yayılmış virüslü yaratıklarla uğraşırken bir yandanda Umbrella'nın yarattığı ikinci felaket olan Nemesis ile mücadele etmek zorunda kalırlar. Bu cehennemden kurtuluşlarının tek yolu ise Umbrella'ya bağlı bilimadamı Doktor Ashford'a güvenmek ve kızını, ona sağ olarak ulaştırmaktır.

Mike Pearson(James LeGros),Tall Man'la (Angus Scrimm)mücadelesininden üzerinden 10 yıl geçmiştir. Mike yattığı akıl hastanesinden çıkmıştır ve telepati yoluyla Liz(Paula Irvine) isimli bir kızla bağlantı kurarak hem Tall Man'i durdurmak hemde Liz'i Tall Man'nin elinden kurtarmak için çocukluk dostu Reggie'yle(Reggie Bannister) birlikte yollara düşer.

A group of friends stumble upon a mirror that serves as a portal to a "multiverse", but soon discover that importing knowledge from the other side in order to better their lives brings increasingly dangerous consequences.

Gizemli bir vebanın gezegeni mahvetmesinin ardından yıllar sonra hayatta kalan bir grup insan intikamcı serseri ve aç "yaratıklardan kendini korumak zorundadır...Düşük bütçeli ama aksiyon dolu bir film.Bazı noktalarda 28. Gün ve Ben Efsaneyim gibi yapımlara benzerlik gösteriyor.Türün meraklıları mutlaka beğenecektir.

Küçük bir kasabada Keri Johnson (Sherilyn Fenn) isimli bir genç kız, bir çete lideri olan, şiddete düşkün, Keri'yi her şeye kıskanan, arabalarla ilgilenen Packard ile çıkmaktadır. Packard herkesi Keri'den kıskanır. Şehre yeni gelen motosikletli bir genç olan Jake Kasey (Charlie Sheen) Keri'ye rastlar ve ondan bir yere gitmek için yön sorar, Keri ise ona onun motosikletine binerek yolu göstereceğini belirtir ancak bu sırada gelen Packard sinirlenir ve Jake ile tartışır. Ardından gittikleri plajda yine Jake Kasey'i gören Packard ve çetesi için bardağı taşıran son damla denizde Jake ile Keri'nin konuşmaları olur. Jake Kasey ile olan tartışma bir cinayete dönüşür ve Jake öldürülür.

Mezardan çıkan Kurt Adam, üstündeki lanetten kurtulmaya çalışmaktadır. Sonunda çılgın bilim adamı Doktor Mannering'in yardımına muhtaç kalır. Doktor Mannering hem Kurt Adamın lanetine son vereceğine hem de Kurt Adamın buz kütlesinden çıkardığı Frankenstein'ın yaratığını yok edeceğine söz verir.

Adaletsizlik çıldırmış alternatif bir dünya bulur – Joker, Süpermen’i Lois Lane’i öldürmesi için kandırır ve Çelik Adam’ı ölümcül bir öfkeye gönderir. Superman insanlığın kendi iyiliği için Dünya’nın kontrolünü ele geçirmeye karar verir. Onu durdurmaya kararlı olan Batman, aynı fikirde, özgürlükle savaşan kahramanlardan oluşan bir ekip oluşturur. Ama Süper Kahramanlar savaşa girdiğinde dünya hayatta kalabilir mi?


In a remote Arctic community, a group of Inuit girls fight off an alien invasion, all while trying to make it to the coolest party in town.

1961 yılında Boston'da Warlock ölüme mahkum edilir ama inanılmaz bir şekilde ortadan kaybolarak günümüze geliverir. Hemen peşinden de cadı avcısı gelir. Warlock burada Şeytanın İncili adlı kitabın üç bölümünü aramaktadır. Peşine ise hem cadı avcısı hem de evine geldiği kadın vardır. Bu ikisi o şeytanı durdurmak zorundadır çünkü aradığı kitabı bulursa şeytan Warlock dünyayı yok edebilecek gücü eline geçirecektir...

Quinn (Scott Adkins), aniden Vietnam Fountain Park adı verilen bir parkta uyanır ve ne şimdiyi ne de geçmişi hatırlamaz bir halde kendini bulur. Fakat kısa bir zaman içerisinde Quinn kızının 2 hafta önce kaçırıldığını ve onu bulması gerektiğini hatırlar. Gizemli güçlerin devrede olduğunu anlaması uzun sürmez.

Korkunç “Kaiju”ya karşı insanlığı kurtarmak için hayatını veren efsanevi bir babanın oğlu, bir zamanlar umut vaat eden bir Jaeger pilotu olan asi Jake Pentecost, eğitimini bırakıp yeraltı suç dünyasına girmiştir. Ancak, durdurulması zor bir tehdit şehirleri yıkıp dünyaya diz çöktürürken, yıllardır ayrı düştüğü kız kardeşi Mako Mori, Jake’e babasının mirasına layık bir şekilde yaşaması için son bir şans verecektir. Tek umutları bir arada hareket etmektir.

Roland Deschain, bütün evreni bir arada tutan Kara Kule'nin yok olmasını engellemek için Siyah Giyen Adam olarak bilinen Walter O'dim'e karşı sürdürdüğü, sonsuz bir savaş içinde esir kalmıştır. Dünya'nın kaderinin pamuk ipliğine bağlı olduğu, iyi ve kötünün ters düştüğü bu son savaşta Roland, kaleyi Siyah Giyen Adam'dan koruyacak tek kişidir.

Süper markette çalışan Freddy (Tom Matthews) ve Frank (James Karen) marketin bodrum katında bulunan ve içinde bir cesedin bulunduğu, büyük bir tüpü incelerken yanlışlıkla tüpteki gazı boşaltırlar. Gazdan baygınlık geçiren Freddy ve Frank ayıldıktan sonra tekrar yukarı çıkarlar ve inanılmaz şeyler olmaya başlar. Tüpten sızan gaz havalandırmadan bütün markete yayılmıştır. Doldurulmuş hayvanlar, deney için dondurulmuş kobaylar ve derin dondurucudaki bir kadavra aniden canlanmıştır. Korku içinde marketin sahibi olan When’i (Clu Gulager) ararlar. Dondurucudaki kadavrayı parçalara ayırırlar ama yinede onu öldüremezler. Son çare olarak marketin karşısındaki morgun fırınında onu yakıp kurtulmak isterler ama yaktıkları zaman kadavradan çıkan dumanlar, hemen morgun yakınındaki mezarlığın üstüne siner. O sırada mezarlıkta eğlenen bir grup serseri genç ise kendilerini bir anda yaşayan ölülerin arasında bulurlar. Hepsi ayrılıp markete ve morga kaçarlar. Ölüler ise yavaş yavaş etrafa yayılmaktadır.

New England’ daki küçük bir kasaba olan Dunwich’ te bir rahip, güpegündüz mezarlıkta kendini asarak intihar eder. Hiçbir şahidi olmayan bu olay, aslında çok uzaklardaki New York’ tan an ve an takip edilmektedir. Bir grup psişik güçlerinin doruğundaki medyum, bu olayı yuvarlak masa toplantılarında canlı yayın izlemektedirler. Basit bir intihar olmayan bu olay, aslında bir kara büyü uygulamasıdır. Rahip, cehennemin kapılarını açmak için bir prosedür uygulamıştır ve neticesinde ölülerin ayaklanıp yürüyecekleri başka bir alemin hayali ile yanıp tutuşmaktadır.

After the death of his father, a brilliant college student returns to his family home where he learns that the horrors from his childhood aren't as dead and gone as he once thought.

Abisiyle yaşayan Mike abisinin terk etmesinden korkmaktadır . Bir gün abisinin arkadaşının cenazesinde orada çalışan görevlinin zorlanmadan tabutu cenaze arabasına soktuğunu görür ve olayı araştırmaya karar verir.

Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.

After the fall of civilization, the few survivors have been driven to cannibalism. A young man must confront a violent tribe that has murdered his father and stolen the medicine that keeps his girlfriend alive.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.











0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir